Tankların Tarihi Günceli

Tmw 5

Eylül 30, 2016


Lian Chengyu

Yi Yun’un ince ve çelimsiz vücudu Jiang Xiaorou’dan bile kısaydı.Çocuk gibi görünmesine rağmen Jiang Xiaorou’nun kalbinde o, evin erkeğiydi ve gelecekte aileyi koruyacak kişiydi!


Yi Yun Jiang Xiaorou’nun elini tutuyordu ve elindeki hafif titreme ve sıcaklıktan gerginliğini hissedebiliyordu.Yaklaşan ölümleriyle ve kabilenin adaletsizliğiyle yüzleşirken,Jiang Xiaorou kimsenin onu desteklemesini beklemiyordu.Bunu sadece kendisi için yapıyordu,15 yaşındaki bir kız olarak,bir grup güçlü adama karşı duruyordu.

Ortam bir anda sessizleşmişti ve herkes onlara bakıyordu.Kısa bir sessizlikten sonra erzak dağıtımından sorumlu birkaç adam kahkaha atarak gülmeye başladı.

“O senin evinin erkeği mi? Hahaha!”

“Genç kız,daha önce hiç erkek görmedin mi? Sana gerçek bir erkeğin nasıl olduğunu göstermemi istermisin?” Adamlardan biri iffetsizce konuşmuştu.

“Daha sakalı bile çıkmamış çelimsiz bir velet.Çocuk,bebek bezi kullanmayı bırakalı kaç gün oldu ?”

Adamlar kahkahayla gülüyorlardı.Jiang Xiaorou utanarak kızardıkça yumruğunu dahada sıkıyordu.Arkasındaki kalabalıktan bir kişi bile ona destek çıkmaya gönüllü değildi.

Kabilenin yönetici sınıfı tamamen güçlü ve tecrübeli savaşçılardan oluşuyordu.Zayıf olduklarını bildikleri için hiçkimse onlarla ters düşüp aldıkları azıcık yiyeceğide riske atmak istemiyordu.

“Eh bir dakika şimdi hatırladımda bu velet birkaç gün önce ölmemişmiydi?”

Küçük bir kabilede birisinin ölümü sıradan birşeydi.Yi Yun,kendisi gibi birinin ölümünü nasıl hatırladıklarını anlayamamıştı.

“Bu doğru.Ben onu biliyorum.O çok hastaydı.Vücudu bir rüzgara bile direnemeyecek kadar zayıftı.” başka biriside ona destek verdi.

“Kim demiş kardeşim öldü diye!” Jiang Xiaorou adama panter gibi bakıyordu.Jiang Xiaorou ile adamın vücutlarını karşılaştırınca bir serçe ve bir akbaba karşı karşıya gibiydi.Yine de Xiang Xiaorou dişlerini sıktı ve geri adım atmaya niyeti yoktu.Gözlerinde adeta vahşi hayvanlardaki gibi kana susamışlık vardı.

Onun gibi zayıf bir kızın böylesine tavır sergilediğine inanmak güçtü.Jiang Xiaorou elindeki uzun ince değnek gib bir eşyayı sımsıkı tutarak arkasında saklıyordu.O, oklardan birini vermeyerek savunma amaçlı yanında tutmuştu!

Jiang Xiaorou’nun bakışlarını görünce adam kaşlarını çattı.Şimdi o da sinirlenmişti.Kabilenin papazı ve savaşçı hazırlama kampı üyesi olarak onun kabiledeki pozisyonu yüksekti.Yani durum kedinin kaplana kafa tutmasına benziyordu.

“Aptal kız ne bakıyorsun öyle? Senin gözlerini oyarım!” Adam sinirlenmişti ama Jiang Xiaorou dişlerini sıkmaya devam ediyordu ve geri adım atmıyordu.Eğer bugün yeterince yiyecek alamazlarsa zaten öleceklerdi.elindeki oku iyice sıkıyordu.

“Bu kız çok enteresan!” Temiz ve yüksek bir evin penceresinden,gümüş zırhlı bir delikanlı,Jiang Xiaorou ile adam arasında yaşananları sırıtarak izliyordu.

Bu gümüş zırhlı delikanlının ezici bir duruşu vardı.Üzerindeki parlak giysi onunla çilekeş halk arasındaki farkı tamamen ortaya koyuyordu.

“O bir ok saklıyor.Bütün yapılmış hazır okların toplandığı gibi,arızalı oklarında toplanması gerekiyor.Bu kız o oku saklamayı nasıl başardı bilmiyorum ama görünüşe göre o oku saldırı amaçlı kullanacak kadar cesur.”

“Eğer onu saldırı amacıyla kullanırsa,kötü sonuçlara yol açabilir.” Gümüş zırhlı delikanlının yanındaki yaşlı adam kibarca konuştu.

Gümüş zırhlı delikanlı lakayt bir şekilde “Bu doğru ama eğer saldırmazsa muhtemelen açlıktan ölecek.” dedi.“Kız hakkında birşeyler söyle.”

Yaşlı adam eğilerek cevap verdi “Genç efendi,onun adı Jiang Xiaorou.Lian kabilemizin düşük sosyal seviyesinden bir kız.O ve kardeşi orjinal olarak bizim kabileden değil.Klanımızda yer edinmeyi başarabilen bir sığınmacı.Bir kaç yıl önce,kardeşi Yi Yun’nun annesi öldü.Kardeşler yetim kaldı.Annesiz bu iki çocuğun hayatta kalamayacağı düşünülsede,bu Jiang Xiaorou,küçük olmasına rağmen,Süpriz bir şekilde kardeşiyle birlikte hayatta kalmayı başardı.”

Yaşlı adam oldukça kibardı.Lian kabilesindeki binlerce kişi hakkında herşeyi biliyordu.

Tipik bir büyük kabile genellikle sığınmacıları kabul etmezdi ama küçük kabileler ederdi.Bu popülasyonu ayakta tutmanın bir yoluydu.Sığınmacılar yerlilere göre daha düşük statüde olurlardı.

“O kızın buralı olmadığı belli.” Delikanlı yüzünde hafif sırıtmayla beraber kendi kendine mırıldandı.

Delikanlı,Jiang Xiaorou’nun tanımlayamadığı çok farklı bir havası olduğunu farketmişti.Fakir bir ailenin kızı gibi değildi.Ayrıca,Jiang Xiaorou zarif ve asil bir görünüşe sahipti.Çile dolu küçük bir kabilede böyle güzel bir kız nadir bulunurdu.Bilinmeyen bir geçmişi olan böyle cesur ve güzel bir kız Lian Chengyu’nun ilgisini çekmişti.

“Genç efendi,kız dikkatinizi mi çekti?” Yaşlı adam kendini tutamadı ve sordu.Genç efendi Lian Chengyu kabilede son derece prestijli bir yere sahipti!

Tüm kabilede çok az sayıda savaşçı vardı hatta sadece uzmanları sayarsak 3 kişiydi.Birisi şuanki reis sarı cübbeli ihtiyar,diğeri savaşçı hazırlama kampının hocası Yao Yuan,sonuncusuda Lian Chengyu idi.Reis,Lian Chengyu’nun büyük amcası idi.Reis 60 yaşlarındaydı ve Lian Chengyu daha 17’sindeydi yani önünde parlak bir yol vardı.Lian Chengyu hiç şüphesiz bir sonraki reis olacaktı.Ayrıca şuan “Mor Kan Savaşçısı” olmaya en yakın kişiydi.

Lian Chengyu’nun doğum statüsüne göre,dışardan düşük statülü kimseyle evlenemezdi.

“Eğer ilgilenirsem ne olur?” Yakında bu küçük kabile beni engelleyemeyecek.Gidip vahşi doğada büyük bir maceraya atılacağım!Lian kabile kurallarını kullanarak beni zaptetmeye mi çalışacaksın?

Lian Chengyu’nun sakin ama soğuk kelimeleri karşısında yaşlı adam irkilmişti ve hızlıca “Şaka yapıyordum genç efendi.Bu yaşlı adam sadece sordu.Bu yaşlı adam çok konuşuyor lütfen beni dikkate almayın!” dedi.

Dediği şeylerin üzerine yaşlı adam nerdeyse kendini tokatlayacaktı.Lian kabilesi küçük bir kabileydi ve kuralları çok katıydı!

Bu vahşi dünyada,güçlüler güçsüzlere hükmederdi.Birçok ülkede askeri kanunlar dayatılmıştı.Kabilelerde savaşçılar gücü elinde tutar ve halkı çok katı kurallara tabi tutarlardı.

Zayıfların hayatı tamamen güçlülerin elindeydi.Kabilesinde güçlü bir aileden olan Lian Chengyu bir kişinin kaderine karar verebilecek güçteydi.

Üstelik Lian Chengyu’nun merhameti yoktu.Daha genç olsada,Şimdiye kadar sayısız sıkıntı yaşamıştı ve dövüşteki zalimliği ilk elden tecrübe etmişti.

İhtiyarın kendini tokatlamak üzere olduğunu gördü ve sakince “Pekala.Önümde saçmalamayı kes.Bu kız hala genç.Onu sadece hizmetçi yada cariye olarak istiyorum.Bu yüzden endişelenme.Kabilenin kurallarını ihlal etmeyeceğim.” dedi.

“Evet… affınıza müteşekkirim,genç efendi.” İhtiyar başını hızlıca salladı.

“Pekala… bu Jiang Xiaorou neden kardeşiyle soyisimleri farklı?” Lian Chengyu gözlerini kısarak meydanda olanları izliyordu.Jiang Xiaorou’nun kardeşine karşı oldukça korumacı olduğunu farketmişti.Kardeşi hasta ve zayıf olmasına rağmen kardeşiyle gurur duyuyor gibiydi.

“Bu… duyduğuma göre Jiang Xiaorou zor durumdayken Yi Yun’un annesi tarafından evlat edinilmiş.Büyük ihtimalle annesine olan minnetinden dolayı çocukla bu kadar ilgileniyor.” “Ah,demek öyle…” Lian Chengyu kaşlarını çatarak ayağa kalktı.

“Kaybol burdan!” Adam, Jiang Xiaorou’nun yerinden kımıldamamasına iyice sinirlenmişti.İleri doğru geldi ve Jiang Xiaorou’ya tokat atmak üzereydi!

Jiang Xiaorou gibi zayıf bir kız böyle iri bir adamla karşılaştırılamazdı.Eğer tokat gelirse onu muhtemelen bir kenara savuracaktı!

Jiang Xiaorou arkasına sakladığı oku çıkarmak üzereydi.Yi Yun hemen Jiang Xiaorou’nun kulağına yaklaşarak “Aceleci olma!” dedi.

Bunu demesiyle birlikte Yi Yun çevik bir hareketle Jiang Xiaorou’nun önüne geçmişti.

Yi Yun ellerini kaldırarak “Bekle!” dedi.

“Ne yaptığını sanıyorsun?” adam sinirlenmişti.Bu zayıf sıska maymunuda uçuracaktı!

Yi Yun adamın kasıklarına tekme atmamak için kendini zor tutuyordu.Ama biliyordu ki akıllı bir adam ihtimaller aleyhinde olan bir savaşa asla girmezdi.sakinleşmeliydi,bu durumda ihtiyatsız davranırsa sonuç felaket olacaktı.

“Gerçek bir erkek kadınlara vurmaz.Üstelik sen savaşçı hazırlama kampından değilmisin? Gerçekten güçlü olmalısın.Böyle genç bir bayana nasıl dokunabilirsin? Bu ne tür bir şaka böyle?”adamın şiddet eğilimli hareketlerinden sonra,Yi Yun hızlı ve net bir şekilde konuşmuştu.İzleyen herkes duymuştu.

Adam önündeki çocuğa bakarken duraksadı.

12 yaşlarındaki bu çocuk onu azarlamak için mi yoksa ablasının yerine tokatı yemek için mi ablasının önüne atlamıştı?

Ama onun öne çıkıp bu sözleri söylemesi,basit ama oldukça etkili bir iğnelemeydi.Adamın eli havada kalmıştı ve indirmekte tereddüt ediyordu.

Adam havayı yumrukluyormuş gibi hissetti.Gerçekten,savaşçı hazırlama kampının bir üyesi olarak birsürü insanın gözü önünde iki çocuğa vurmak gurur duyulacak birşey değildi.Üstelik şu aralar savaşçı hazırlama kampıyla sıradan insanlar arasında sorunlar vardı.O yüzden kelimelerle onları alaşağı etmek daha iyiydi.

Adam küstah olabilirdi ama arkasındanda konuşulmasını istemiyordu.

“iyi en azından yerini biliyorsun!” adam elini indirdi ve kardeşlere bakarak “Bugün iyi günümdeyim.Sizinle uğraşıp canımı sıkmayacağım.Kaybolun şimdi!”

Yun-er!” Jiang Xiaorou Yi Yun’un elinden çekti.Çaresiz hissediyordu.Bu adamla zıtlaşarak hiçbirşey kazanamayacağını biliyordu ama böylece bırakıp giderlersede açlıkla boğuşacaklardı.

“Xiaorou abla… endişelenme.”Jiang Xiaorou’nun elini tuttu ve ona sakinleşmesini işaret etti.”Pekala.Gidiyorum.Ama önce sana danışmam gereken bir konu var…”



Yorum Yap "Tmw 5"