Otto Von Bismark Günceli

TLT 92

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, düzenleme için 1ghostdreamer, kontrol, edit için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


 Bölüm 92: Titanların Savaşı (Cesaret Müsabakası 21)

 Gün boyunca kaç tur savaştığımı artık hatırlamıyordum. Sistem ilk 64ün yarın sabah belirleneceğini söylemişti ve maçlar öğleden sonra şampiyon belirlenene kadar deva edecekti. Küçük stüdyomuzun 8 üyesi de bugünkü maçları geçmeyi başarmıştı. Ayrıca sistem bugünkü maçları geçenlerin turnuvadan sonra biraz deneyim kazanacaklarını haber vermişti. Bunun nedeni oyuncuların kasılmak için zaman bulamamalarıydı böylece sistem bunu onlar için bir tazminat olarak düşünüyordu.

Çevrimiçi olduğumda Shan Shan şaşırtıcı bir şekilde hala katedraldeydi. Dünkü maçlar bittikten sonra doğrudan katedrale gönderiliyorduk ve erken gelenler orada bekleyip geç gelenlerle dalga geçiyorlardı. Oradakiler akşama kadar hiç sıkılmadan ve yorgun hissetmeden birbiri ardında başka konulardan konuşmuşlardı.

Sabahki maçlarda da bir gerilim yoktu. Her ne kadar bazıları bu kadar şanslı olmasa da biz hiçbir uzmanla karşılaşmamıştık. Xin Yu, Xu Lin ve Lu Xue Han korkunç rakiplerle karşılaşsalar da üstesinden gelebilecek kadar güçlülerdi. Ama stüdyomuzun diğer 4 oyuncusu oldukça erken elenmişlerdi. Sonuçta Kasırga Şehrinde Jiangsu ve Şanghay bölgelerinden oyuncularda vardı. Bu kızların daha önceden böyle oyunları pek oynamayıp deneyim eksikleri olduklarından doğal olarak o bölgelerden gelen deneyimli oyunculara karşı pek şansları yoktu.

Sabahtan öğlene kadar yapılan maçlardan sonra ilk 32 sonunda belirlenmişti. Ye Qiu, Shan Shan ve Çatlak Savaşçı hiç şüphesiz ilk 32 ye girecek kadar niteliklilerdi. Stüdyomuzdaki 4 kişide ilk 32ye girmişlerdi. Shan Shan’ın hırsız arkadaşı da geçmeyi başarmıştı. TOT savaş ekibinden diğerleri elenirken Ye Qiu dışında sadece Fine ilk 32ye kalmıştı.

Öğle yemeğini yedikten sonra maçların başlamasını beklemek için Katedrale oturdum. Sabahki maçlar oldukça kolaydı. Karşılaştığım en güçlü rakip 27.seviye balta kontrolcüsüydü. Bana  attığı ilk baltanın 200den az vurması nedeniyle büyük bir şok yaşadı ve hemen maçtan çekildi. (Ç.N: İngilizce çevirmen barbarı balta kontrolcüsü yapmış bende değiştirdim o öyle yapınca.)

Klanımızdan 4 kişi ilk 32ye girmişti. 20,000 RMB (9.553 TL) çoktan cebimize girdiği söylenebilirdi. Para kazanmak çok basitti! (Ç.N: Şu oyunları yapsınlar 7/25 oynayacağım ekipman sat turnuvada derecelere gir baya kazanıyorsun 😀 )

İlk 32deki oyuncular aynı anda oyun mekanlarına transfer edildiler. İlk 8 belirlenene kadar maçlar rastgele olarak sistem tarafından belirleniyordu. Bireysel turnuvalar sırasında ev sahibi gibi davranan bir insan olamadığından daha az sıkıcı oluyordu ve böylece oyuncular daha iyi hissediyordu.

Sistem bildirimi: 14. Oyun alanına girdiniz. Maçınızı şuanda izleyen oyuncu sayısı 2,346,232.

Çok iyi, çok taktire şayan!

Ne olursa olsun ben şehrin 1 numaralı oyuncusu ve ayrıca turnuvada kırmızı isimli tek oyuncuydum. Benim oyunumu izleyenlerin sayısı Shan Shan’ınkinden çok fazla olmayabilirdi ama çokta az olmamalıydı.

Karşımda 28.seviye bir büyücü vardı. Ona yakından baktığımda onun takım turnuvasının çeyrek finallerinde elediğimiz takımdan olduğu fark ettim.

Rakibinin ben olduğumu fark ettiğinde aniden ölmek istedi. Yaşarmış gözleriyle bana bakıp “Neden? NEDEN? Bu gerçekten kader mi?” Dedi.

Beceriksizce gülüp “Bende böyle olmasını istemiyordum belki bu bizim kaderimizde vardır. Yani başka bir seçenek yok dedim…”

“Ah. Bu acınası hayatım yüzünden olmalı. Kardeş Qing Cai gelecekte lonca kuracak mısın? Kuracaksan tüm kardeşlerimi sana katılmak için getireceğim tamam mı?”

Bu iyi haberi duyduğumda hızlıca konuştum. “Her ne kadar lonca oluşturmayı düşünmesem de Shan Shan bir tane kuracak. Senin için mahsuru yoksa onun loncasına girebilirsiniz. Belki bende girerim…”

“Tamam o zaman anlaştık. Eğer lonca kurarsa beni onunla tanışmamda lütfen yardımcı ol.”

“Olur sorun değil.”

“Tamam o zaman başlayalım”

Tam konuşmayı bitirdiğinde kafama bir alev patlaması isabet etti.

Beni böyle bir şekilde beklenmedik bir şekilde tuzağa düşürmüştü…

Alev patlaması 300den fazla hasar vermişti. Görünüşe göre büyüsel saldırısı oldukça iyiydi. Ayrıca tuzağa düşürmekte bir yetenekti. Buna ek olarak o Çatlak Savaşçının grubundaki holiganlara benzemiyordu yani onun takımı bir serseri grubu gibi olmamalıydı. Shan Shan’a böyle bir iyilik yaptığımdan kim bilir bana nasıl teşekkür edecekti…

Benim onun oyununa yoğunlaşmamı sağladığına göre belli ki “Ateş ve Buz” taktiğinde uzmanlaşmıştı. Donmuş Bıçak ve Büyüsel korumayı kullanmadan sadece normal saldırılılarla ona saldırdım. Bunu onu küçümsediğimden yapmıyordum sadece bu 2 yeteneği bir büyücüye karşı kullanmak çok dengesiz bir şey olurdu. Karşıma büyücüler geldiklerinde çoğu ölü et gibi oluyorlardı.

Bir büyücü olarak oldukça iyi pozisyon alma becerileri vardı. Ancak benim pozisyon alma becerilerime karşı gittikçe daha fazla baskı altına giriyordu. Sadece birkaç adımda ona yaklaştım ve kılıcımı kaldırdım!

“754!”

Bu sadece normal bir vuruştu ve kritik bir vuruşta değildi. Düşük savunmalı büyücülere karşı benim 520-665 saldırımın bu kadar hasar vurması normal bir şeydi.

Canının yarısının gittiğini gördüğünde korku içinde geri çekildi. Tam ona yeniden yaklaştığımda aniden yerden bir buz patlaması oluştu ve bacaklarım buzla kaplandı.

Sistem bildirimi: Young And Frivolous’un “Donmuş Nova” yeteneği tarafından vuruldunuz. 3 saniye boyunca hareket edemezsiniz.

Orospu çocuğu! Hala kullanmadığı böyle yetenekleri varmış. Buraya kadar geldiğine şaşmamalı. Eğer benimle karşılaşmasaydı güzel bir performans sergileyebilirdi.

Ama şimdi onun gösteri zamanı sona ermişti!

“Swish” sesiyle birlikte kılıcımla Young And Frivolous’u oyun alanının dışına gönderdim ve ilk 16ya girdim.

Young And Frivolous ile çok vakit harcadığım için diğer tur yakında başlayacaktı.

Yine eski bir tanıdıkla karşılaştım. Karşımda duran Shan Shan’ın hırsız olan arkadaşı Stealing The Heaven’den başkası değildi.

Maç hemen başladı ve hiç konuşmadan direk harekete geçtik.

Hırsızların diğer oyunculara baş ağrısı verme sebepleri gizlenme yetenekleriydi. Oyuncular hangi sınıfı seçerlerse seçsinler bu tür “Ayak izi bırakmadan gölgesiz bir şekilde geliyor” tarzında yeteneğe karşı oldukça çaresiz kalıyorlardı. Bu yüzden hırsızlar oyuncu öldürmeleri zarif bir şekilde gerçekleştiriyorlardı. Hırsızlar 2. terfiden sonra gizlenme yeteneklerini daha fazla arttırıyorlardı. Bir tür toz kullanarak savaş sırasında istedikleri zaman gizlenebildiklerinden ince zırhlı oyuncuların kalplerinde teröre yol açıyorlardı.

“Woosh!”

Stealing The Heaven saldırısını yaptı!

———–ÇEVİMEN NOTU——

Bayadır gelmiyordu bugünde güncele gelelim bari 😀 Devam 😀 😀

Stealing The Heaven tek attı mı? Atacak mı? Yada atmayacak mı? Kızlar neler yaptı? Bu maçı şuan kaç kişi izliyor? İlk 8e kimler kalacak? Merak mı ediyorsunuz? Bunu okurken belki diğer bölüm gelmiştir hemen okuyun öğrenin…


Yorum Yap "TLT 92"