Tankların Tarihi Günceli

TLT 83

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


Bölüm 83: Titanların Savaşı (Cesaret Müsabakası 12) 

 “Humph çok samimi. Birazdan seni rezil edeceğim!” Shan Shan dişlerini gıcırdatarak konuştu.

Cocoa ona şaşırmış bir şekilde bakarak “Ne oldu? Kim seni rahatsız ediyor?” Dedi.

Shan Shan kasvetli bir yüzle “Bir şey yok. Okçuyu lanetle ve tüm güçlerini onu öldürmek için kullan.” Dedi.

“…”

Güzel sunucu Fei Er elbiselerini değiştirip saf beyaz bir elbise giymişti. Sahnede kıçını sallayarak yüksek sesle duyuru yaptı. “Sırada ki maç 1. Cesaret mücadelesi takım turnuvasının finali olacak. Şuan Pekin’de saat 12.40. Biliyorum çoğunuz öğle yemeği yemedi ama bu maç kesinlikle harika olacak ve beklediğinize değecek.”

Fei Er bir süre durdu ve ardından konuşmaya devam etti. “Şimdi iki tarafta sahneye gelsin. Maç 30 saniye içinde başlayacak.”

“Swish~!”

Bizim ve Shan Shan’ın takımı neredeyse aynı anda sahneye transfer edildi. Her ne kadar iki tarafta birbirini tanıyor olsa da atmosfer gergindi. Shan Shan kılıcını sıkıca kavradı ve bir şey demeden soğukça bana baktı.

Xu Lin dudaklarını ısırdıktan sonra “bir kılıç ustası, bir hırsız, iki büyücü ve bir rahip. Lin Fan sen onları daha iyi tanıyorsun. Stratejimiz nedir?” Dedi.

Kafam karışık bir şekilde Shan Shan’a bakıp fısıldadım. “Shan Shan’ın zamanlama becerisi ve patlayıcı gücü çok korkutucu. Ayrıca hırsızın saldırılarını hafife almayın. Iki büyücü Shan Shan tarafından seçildiğinden ekipmanları kötü olmamalı. Sadece Cocoa ortalama. Xin Yu ve ben hızlıca Rahip olan Cocoa’yı öldüreceğiz. Lin abla ve Xue Han siz Shan Shan’ın [Kılıç Enerjisi] yeteneğine dikkat edin. 5 metre mesafeye ulaşabiliyor ve saldırı gücü de çok fazla. Anında ölmekten kaçınmalısınız.”

Daha sonra ekledim. “Li Qing canavarlarını kullanıp büyücülerin büyü sözlerini bozmaya çalış. Eğer şansınız olursa Lin abla ve Xue Han Shan Shan’ı yavaşlatın. Ama ne olursa olsun onla temas kurmaktan kaçının. Özellikle de sen Xue Han. Sen ölürsen kazanma şansımız büyük ölçüde düşer.”

Xue Han güzel gözlerini kırptı ve gülümseyerek “elimden gelenin en iyisini yapacağım.” Dedi.


Maçı başlatacak sistem geri sayımı başladı.

“3!”

“2!”

“1!”

“Başla!”

Başlar başlamaz Shan Shan lanetlendi ve hareket hızı azaldı. Ama yine de hala hızlıydı. Bende hemen Cocoa’ya doğru koştum.

“Poof~!”

Cocoa da beni lanetlemişti.

Kararlı bir şekilde [Çabukluk]u aktive ettim ve hareket hızım normalde döndü. Beni lanetleyen Cocoa Sonsuzluk akışıyla vuruldu ve sersemledi. Tereddüt etmeden [Ağır Darbe] ve [Kombo]yu kullandım.

Dört tane sayının gözükmesiyle Cocoa oyundan çıkan ilk kişi oldu.

Daha mutlu bile olamadan arkamdan bir çığlık sesi duydum.

Kimdi o? Kim ölmüştü?

Beyaz ışığın kalıntıları içinde sadece Xin Yu’nun gölgesinin kalıntılarını görebiliyordum. Buz izleri hala vücudunda hafifçe gözüküyordu. Mavi yanıp sönen hançerini iptal eden Stealing the Heaven uzakta olmayan Xue Han’a doğru koşmaya başladı.

Sikiyim! Xin Yu Shan Shan’ın buzul bıçağı ve Stealing the Heaven’in pusu yeteneğiyle anında ölmüştü.

Xue Han’ın durumu da tehlikedeydi.

Shan Shan’ın gece elflerinin kılıcından ışıklar parlıyor ve kılıcın kenarından mavi dalgacıklar akıyordu.

Durum kötü. Gurur duyduğu [Kılıç Enerjisi] yeteneğini Xue Han’a karşı kullanacaktı.

Xue Han’ kurtarmak için artık çok geç olduğundan sadece hedefimi değiştirip önümdeki iki büyücüye doğru koştum. Benim geldiğimi görünce büyücülerden biri hemen sola doğru kaçındı. Ancak çok geç kalmıştı. Buz kristalleriyle kaplı karanlığın kılıcı çoktan kaçış yolunu kapamıştı.

Turnuvada ilk kez [Donmuş Bıçak]ı kullanmıştım.

“724!”

1.5 kat hasar etkisi aynı değildi. Kılıcımı sallamaya devam ettim ve büyücü son nefesini verdi.

Arkama göz attım ve en çok görmek istemediğim sahne hala duruyordu.

Hırsızın hançeri yeşil ışıklarla parladı. Her ne kadar Xue Han kaçmak için akıllıca manevralar yapsa da zehirli hançer ona vurmuştu. Ve bir saniye sonra Shan Shan’ın [Kılıç Enerjisi] yeteneği de vücuduna çarptı.

“684!”

Tanrı bizim kaybetmemizi mi istiyordu? [Kılıç Enerjisi] bile kritik gelmişti ve Xue Han beyaz ışığa dönüşüp yavaşça kaybolmuştu.

“Çok korkunç. Çok hızlı öldürdüler.” Sessizce inledim ve kılıcımla diğer büyücüye yöneldim. O açıkça son saldırımı gördükten sonra dehşete düşmüştü ve hızlıca sağa doğru koştu. Ama yine de maksimum hasarını vuramamış olsam da [Kombo]mu kullanıp ona saldırdım. 3 vuruş sadece normal yarısı kadar hasar verdi ama bu hasar büyücünün canının yarısını kaybetmesini sağladı.

Diğer tarafta Xu Lin Shan Shan ve Stealing the Heaven tarafından arkaya itilmişti. Hırsız çoktan hızını %150 arttırmıştı ve bu onun bulanık gibi gözükmesini sağlıyordu. Xu Lin mükemmel bir zamanlama becerisine sahip olsa da yine de zehirli hançer tarafından hasar aldı. Hareket hızının %50 düşmesiyle birlikte önündeki 2 yüksek saldırılı oyuncu karşısında kesilmeyi benzeyen kuzuya döndü.

“Slap~!”

Karanlığın kılıcıyla büyücünün sırtını kestim. Biraz yalpaladıktan sonra beyaz ışığa dönüştü.

Neredeyse aynı anda Shan Shan da Xu Lin’i oyun dışı bırakmıştı. Her ne kadar Li Qing çağırdığı canavarlarla hırsıza saldırsa da saldırı gücü çok düşüktü. Uzun süre saldırmasına rağmen hırsızın sadece yarı canını azaltmıştı.

“İlk çağırıcıyı öldürelim.”

Shan Shan hızlıca yönünü değiştirip [Kombo] ve [Ağır Darbe]yi kullanarak Li Qing’a saldırdı. Düşük canı olan çağırıcı anında öldü.

Li Qing’i kurtarmak artık benim için çok geçti. Iki dakika içinde durum tamamen Shan Shan’ların lehine dönmüştü. Onlar dolu canlı bir kılıç ustası ve yarı canlı bir hırsıza sahipken bizim tarafımızda sadece ben kalmıştım. Buna ek olarak Stealing the Heaven’ın gizlilik yeteneğinin bekleme süresi dolmuştu. Boşlukta kaybolduğunda kalbim neredeyse çöküyordu.

Shan Shan saldırmak için acele etmedi. Kahkaha atarken kılıcını yere doğru eğdi ve nazikçe “Bunu hiç beklemiyordun değil mi?” Dedi.

Ona cevap vermeye cesaret edemedim. Hırsız muhtemelen çoktan benim arkamda gizlenmişti. Pusu ve Hainlik yetenekleri göz ardı edilemezdi. 363 olan yüksek savunmam bile tamamen üstesinden gelemeyebilirdi.

Sahne çok garip olmuştu. Shan Shan nazikçe gülümsüyor ama hareket etmiyordu. Sanırım benim güçlü saldırımdan korkuyor ve sadece hırsızın bana saldırmasıyla ölümcül vuruş yapacağı bir açıklığın oluşmasını bekliyordu.

“Woosh~!”

Sesle beraber hırsız sonunda harekete geçti.

———————–ÇEVİRMEN NOTU—————————

Güzel oldu dimi ama bu kadar bölüm peki bitti mi? Bitmedi 😀 devam hadi 😀

Final maçı ne olacak? Shan Shan vs Lin Fan vol.2 nasıl sonuçlanacak? Maç bitince kızlar kıskanarak Shan Shan’a mı bakacak yoksa Lin Fan’ın kollarına mı atlayacak? Yada hiç biri olmayacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "TLT 83"