Tankların Tarihi Günceli

TLT 82

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


 Bölüm 82: Titanların Savaşı (Cesaret Müsabakası 11)

 “Swish!”

Shan Shan’ın küçük bedeni [Buzul Bıçak]ın dondurucu gücüyle beraber güzel bir hareketle Çatlak Savaşçının vücudunu kesti. Çatlak Savaşçının vücudu hemen buz tabakasıyla kaplandı ve hareket hızı da düştü. Shan Shan hızlıca geri adım atıp kılıç enerjisini kullandı.

“574!”

Bu kadar hasar aldığına göre Çatlak Savaşçının ekipmanları o kadar iyi değildi. Bu etkisine yakalandığında çaresiz bir duruma girdi. Böylece sadece büyücünün saldırısı tarafından tüm şehrin önünde karşılık bile veremeden öleceğini düşünüp boş boş baktı. Normalde kibirli ve despot davrandığı için birçok oyuncu ondan hoşlanmıyordu. Şuan ki yaşadığı durumdan kaç oyuncunun keyif aldığını bilmiyordum. Diğer tarafta da Ye Qiu’nin takımı yeni açan çiçekler gibi gülüyordu.

Maç bittiğinde Fei Er hemen Shan Shan’ların takımının finale yükseldiğini duyurdu. Şimdi ki maç diğer finalisti belirleyecekti.

“Swish” sesiyle birlikte arenaya transfer edildik. Karşımızda istekli bakışlarıyla maçın başlamasını bekleyen Ye Qiu’nin takımı vardı. Fine’nin yüzünde ** gülümsemesi gözüküyordu. Kahretsin. Kötü alışkanlıklar gerçekten zor değişiyordu. Bizim tarafımızdaki güzel kızları gördüğünde bu çocuk hareketsiz kalmıştı. Hayatı boyunca muhtemelen bu hiç değişmeyecekti. (Ç.N: bu yazar hasta ediyor orospu çocuğunu çeviriyor sesleri falan çevirmiyor hayal gücüne bırakıyor. Deli etme ulan adamı 😀 )

Xu Lin sessizce “28.seviye bir büyücü, 27.seviye bir rahip ve 3 tane 27.seviye kılıç ustası. Kombinasyonlarında öncelik fiziksel saldırıda. Lin Fan bir fikrin var mı?” Dedi.

Lanet olsun sadece durumu özetledi. Sanıyorum ki hiç önerisi yoktu. Sonunda hala benim konuşmamı istiyordu…

“Eski yolu yaparız. Xin Yu ve ben Rahibi öldüreceğiz. Üçünüz elinizden geleni yaparak kılıç ustalarından kaçınmaya çalışın. Ayrıca büyücüye dikkat edin. O karşılaştığınız tüm büyücülerden kesinlikle daha güçlü.”

“Abartmıyor musun?” Xin Yu şaşırmış gibi bakarak konuşmaya devam etti. “bizi indirmelerine izin verme. Maç yakında başlayacak. Bir çırpıda rahibi öldüremezsek başımız belaya girecek. Lin Fan ana gücümüz sensin.”

Gülümsedim. Gerçeği söylemek gerekirse bende çok gergindim. Muhtemelen Ye Qiu’nin oyun yeteneklerini ve becerilerini en iyi ben biliyordum. Şimdi bile teke tek savaşsaydık kazanabileceğime tamamen güvenmiyordum.

Geri sayım başladı. Kalp atışlarımı belli belirsiz duyabiliyordum.

“3!”

“2!”

“1!”

Nerdeyse maçın başlamasıyla aynı anda Ye Qiu hareket etti ve arkamdaki Xue Han’ı hedef alarak ateş topu gönderdi. Çok fazla uzun mesafeli dövüşçüleri olmaması çok kötü olmuştu. Çoktan Xue Han kaçması gerektiğini anlamıştı. Ama aynı anda başka bir büyük alev topu gelmişti.

Bu nasıl bir hızdı? Hızlıca rakibin rahibi olan Sai’nin önüne gittim ve herhangi bir sorun olmadan öldürmek için [Kombo]mu kullandım. Hehe bu utanmaz adam. Geçmişte Xiao Yu’nun düz göğüslerini onu kızdırmak için kullanıyordu. Şimdi ona bunu ödetmek için şansım vardı.

Sai’yi öldürdükten sonra ayaklarımı geri kaydırıp yönümü Ye Qiu’e doğru çevirdim. Bu çocuk büyülerini kullanarak Xue Han’ı Xu Lin’e şifa basmayı bile unutturacak kadar kargaşaya düşürmüştü.

“Aaagghh!”

Bir kadının çığlığını duyduğumda kötüleşmeden edemedim. Böyle oyunlara yeni başlamış Xu Lin’in üç eli varmış gibi oyun oynayan Fine karşısında hayatta kalma şansı yoktu.

Ye Qiu ona doğru hareket edeceğimi tahmin etmiş gibiydi. Saldırımdan kaçınmak için vücudunu çevirdi ve böylece sadece havayı kesebildim. Ancak başka bir saldırı yönetimim olduğunu bilmiyordu. Kılıcımı ters bir şekilde tutup sırtına sapladım. (Ç.N: bunun kılıçlısını hayal edin –http://i530.photobucket.com/albums/dd350/turan-tactical/9.jpg )

“Bam!”

467 hasar beni şaşırtmıştı. Ye Qiu’nin şaşırtıcı savunması yeşil ekipmanlarla donanmış bir şövalye kadar yüksekti.

“Whoosh~!”

Dönüp kaçarken buz oku atıp hareket hızımı yavaşlattı. Arkamı dönüp baktığımda Xue Han’ın 3 kılıç ustası tarafından kovalandığından oldukça büyük bir kriz içinde olduğunu gördüm. Xin Yu’nun sonsuzluk akışı sadece bir kılıç ustasını durdurabiliyordu ama sürekli saldırıları Rain’i oldukça korkunç bir duruma sokmuştu. Bir dakika içinde canı oldukça indi ve çaresizlik içinde sadece dönüp Xin Yu’yu kovalamaya başladı.

Xin Yu çığlık atıp bana doğru koşmaya başladı. Neredeyse silahını fırlatacaktı.

Ye Qiu’nin canı yarıya düşmüştü ama bana buz oklarıyla bana saldırmaya devam etmeyi başarıyordu. Büyüsel dokunulmazlığım olmadığından bu şekilde devam ederse büyük bir dezavantaja girecektim. Bu yüzden [Çabukluk]u aktive ettim ve saldırı ve hareket hızımı büyük ölçüde arttırdım. Birkaç adım sonra ona yetişip [Kombo]mu kullandım.

“357”

“364”

“382”

Süper zamanlama yeteneği olsa da benim ultra yüksek hasarım karşısında beyaz ışığa dönüştü.

“Aaagghh!”

Arkamda beni geren başka bir çığlık duydum. Arkama baktığımda Li Qing’in öldürüldüğünü gördüm. Yine de bu iyi bir şeydi. Xue Han yada Xin Yu ölseydi bitmiştik. 3 kılıç ustasının hiçbiri güçsüz değildi. Onlarla tek başıma dövüşseydim kesinlikle ölene kadar dayak yerdim.

“Xue Han buraya gel.”

Sesimi duyduğumda Xue Han aniden bir umut ışığı gördü. Hızlıca bana doğru koştu ve bende ona doğru koşuyordum. (Ç.N: aklıma sahilde birbirlerine doğru koşan aşıkların sahnesi geldi 😀 ). [Çabukluk]un etkisi hala bitmediği için hemen 2 kere kılıcımı salladım. Neredeyse yarı canı olan Seven hemen öldü. Bu aptal şu ana kadar yürürken neden önüne bakmıyordu?

Xue Han’ı kurtardığımda Xin Yu da buraya doğru kaçıyordu. Onun pişinde sanki güzel kadın okçuyu takip eden bir sapığa benzeyen Rain vardı.

İlerleyip kılıcımla Rain’i püskürttüm. Sadece bu kadarla kalmayıp [Ağır Darbe]yi kullandım. Çok az canı kalmış olan Rain anında cennete yükseldi.

Zaferi görebildiklerinden Xue Han ve Xin Yu sakinleşmişti. Lanetler ve Sonsuzluk akışı kalan tek rakip olan Fine’a vurmaya başlamıştı. Büyük bedeni iki kız tarafından perişan edildi ve işkence edilerek öldü.

Sistem bildirimi: Green Veggies Cocoa takımı finale yükseldi. Sıradaki maç 10 dakika içinde başlayacak.

Seyirci koltuğuna yürürken sonunda rahatlamıştım. Bu kadar güçlü TOT takımını yendikten sonra geriye kalan tek şey Shan Shan’ın takımını yenip şampiyon olmaktı.

“Lin Fan bu sefer her şey senin sayende. Sen olmasaydın çoktan bitmiştik.” Xin Yu gülümsedi ve samimiyetle kollarımdan birini tuttu. Büyük göğüsleri koluma baskı yapıyordu ve buda hemen tahrik edici **’ oluşturdu. (Ç.N: klasik hayal gücü ne oluştuysa size kalmış kullanın yaratıcılığınızı 😀 )

Yan tarafımdan gelen bir ısı hissettim ve dönüp baktığımda Shan Shan’ın güzel gözleriyle buraya doğru dik dik baktığını gördüm. Hızlıca Xin Yu’yu geriye itip fısıldadım. “gösteriş yapma. Çok sayıda insan bakıyor.” (Ç.N: Yani bakmasa sorun yok 😀 )

———————————ÇEVİRMEN NOTU—————————–

Nerelere geldik be 😀 neyse devam devam 😀

Final nasıl geçecek? Şampiyon kim olacak? Final maçında ilk kim ölecek? En son kim kalacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "TLT 82"