Otto Von Bismark Günceli

TLT 67

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


 Bölüm 67: Kasırga Şehri (Kalbin Mavi Koruması)

 Etrafta dolaştıktan sonra sonunda suçluyu gördüm. Dev bir ağaca benzeyen bir canavar ellerini sallıyor ve büyük kaya parçaları sürekli olarak onun 50 metrelik mesafedeki alana sürekli düşürüyordu. Her tarafa tozlar yayılıyordu.

Lanet olsun. Alan saldırısı olan bir Patronla karşılaşmıştım. Hemen canavarın bilgilerine baktım.

Bataklık Koruyucusu ( PATRON )

Seviye: ???

Saldırı Tipi: Büyüsel alan saldırısı

Savunma tipi: Büyüye karşı bağışıklık

Özel durumlar: Katılaştırma – Kaya saldırılarının 2 saniyelik felce uğratma şansı vardır.


Şaşkın şaşkın baktım. Gerçekten büyü bağışıklılığı olan bir canavar vardı.

Her ne kadar her vuruşu 60 hasar verse de sürekli olarak isabet aldığımdan bu durum devam ederse kötü olacaktı. En önemlisi Bataklık Koruyucusunun bedenini kökleştirmiş ve yolu tamamen kapatmıştı. Kökleri yerin derinliklerine kadar gittiğinden onu uzağa çekmemin yolu yoktu.

Artık burada olduğumdan 30 dakika harcayarak geri dönmek söz konusu bile değildi. Yani elimde ki tek seçenek önümdeki Bataklık Koruyucusunu öldürmemdi.

“121!”

Sayıyı gördüğümde diyecek bir şey bulamadım. Bu canavarın savunması Altın Şövalyelerden tamamen farklıydı. Bu canavarın arkasında seviye atlamak yada ekipman düşürmek için güzel bir yer olabilirdi. Böyle bir koruyucusu olduğuna göre kesinlikle öyle olmalıydı.

Bataklık Koruyucusu alan saldırısı olan bir canavardı yani tabiri caizse eğer 100 savaşçı ona saldırmaya gelirse o hepsine aynı anda vurabilirdi. Ben her vuruşta 60 hasar alsam da bu diğer savaşçılar için geçerli değildi. Benim %40 büyü direnci bonusum vardı ayrıca fiziksel savunma %30 büyüsel savunma ekliyordu. Yani yüksek savunmam ve %40 büyü direnci bonusum olmasına rağmen 60 hasar alıyordum. Başka savaşçıların tank olmadıkları sürece şuan ki savunmalarıyla en az 150 hasar almamaları imkansızdı. Tank olsalar bile saldırılarıyla bu canavara sadece biraz hasar verebilecekleri için bir işe yaramayacaklardı.

Büyüde ona zarar vermiyordu. Bataklık Koruyucusunun şuan ki konumu yüzünden yanına sadece beş yada 6 savaşçı gelebilirdi. Deyim yerindeyse eğer parti oluşturulup aynı anda saldırmaya kalkarlarsa sadece 6 kişi saldırabilecekti. Ve rahiplerin desteği olmadan canavarın aralıksız saldırılarına karşı koyamayacaklardı. Ve saldırıların gerçekleştiği alan olan 50 metre rahiplerin can basma mesafelerinden çok fazlaydı.

Bunları düşününce oldukça mutlu oldum. Yüksek saldırı ve savunmamla bu canavar benim için mükemmel bir hedefti.

Neredeyse her 30 saniyede bir orta boy can iksiri içmem gerekiyordu. Neyse ki geçen sefer müzayede evinden 4 set iksir almıştım yoksa bu canavarla savaşmam mümkün değildi. Her sette 30 iksir vardı. Bende 4 set aldığımda toplam 120 iksirim vardı buda 1 saat boyunca savaşmam için yeterdi. Oyuncuların seviyeleri yükseldiği için bu tür iksirlerin sayısı artmış ve fiyatları düşmüştü. Dün bu kadar iksiri almak için 12 altın sikke harcamıştım. Gerçekten ileri görüşlüydüm.

Sistem bana şaka yapıyor gibiydi. Bataklık Koruyucusuna 5 dakika boyunca saldırmamdan sonra canı sadece biraz azalmıştı. Bu bir şaka değil miydi?

Kesinlikle değildi. Bu koruyucunun arkasında bazı hazinelerin olduğunun kanıtıydı. (Ç.N: demin şaka diyor şimdi değil diyor kararsız valla 😀 )

Kılıcımı tekrar ve tekrar salladım. Bekleme süreleri bittiğinde 3 saldırı yeteneğimi kullanıyordum. 30. Seviyeye ulaştığımda yetenekler yine gelişmeye başlayacaktı. 4.seviye kombonun 3 ardışık saldırı yaptığı söyleniyordu. Bunu gerçekten dört gözle bekliyordum.

30 Dakika geçti…

Canavarın canı yarısından az kalmıştı ama ben iksirlerin yaklaşık yarısını kullanmıştım. Kollarım otomatik olarak sallanıyordu. Oyundaki eylemlerin gerçek fiziksel güç istememesi iyi olmuştu öyle olmasaydı şimdiye çoktan kaslarım kasılmışlardı.

60 Dakika çoktan geçmişti…

Koruyucunun canının neredeyse bittiğini gördüğümde hevesim geri geldi.

Bu oyunu oynamaya başladığımdan beri gördüklerim arasında bu Patron kesinlikle en yüksek can ve savunması olandı. Kendi başıma durmadan 60 dakika saldırmama rağmen ölmemişti. Kabaca hesaplarsak muhtemelen dakikada 20-30 kez saldırıyordum ve her saldırı 120 hasar veriyordu. Yani bir dakikada 2.000 den fazla zarar veriyordum. Yeteneklerin hasarını da eklersek yaklaşık 3.000 oluyordu. 60 dakika boyunca savaştığımı düşününce yaklaşık 180.000 hasar oluyordu. Aç tanrılar… Bu neredeyse Kara Ejder Leydi Onyxia ile karşılaştırılabilirdi. (Ç.N: WoW oynayanlar bilir orada bir Patron sınıfı canavar – http://hydra-media.cursecdn.com/wow.gamepedia.com/thumb/a/ae/LadyOnyxia.jpeg/300px-LadyOnyxia.jpeg?version=c11fd9161076a9a0aeba197cbd50c38a )

5 dakika daha geçti.

Sonunda Koruyucunun canı bitmişti. Gürültülü bir sesle bedeni çözünmüş ve yeşil yapraklarıyla çamurlu yere düzensiz bir şekilde düşmüş ardından da kaybolmuştu. 3 parça ekipman bir yetenek kitabı ve büyük bir yığın altın sessizce yerde duruyordu. Aynı anda sistem bildirimi aldım.

Sistem bildirimi: Tebrikler! Bataklık Koruyucusu’nu öldürdünüz. 40.000.000 deneyim, 50 altın sikke ve +2500 ün kazandınız.

Deneyim ve paraya çok fazla dikkat etmedim tek önemsediğim ekipmanlardaydı. Hemen ekipmanları alıp envantere attıktan sonra tek tek incelemeye başladım.

İlki mavi ışıklar yayan sanki okyanusun kalbi kadar güzel olan bir kolyeydi.

[Kalbin Mavi Koruması] ( Mor Ekipman )

Canlılık: +37

Zeka: +42

Çeviklik: +32

Ekstra: Şifa etkilerini %45 arttırır.

Seviye gereksinimi: 30


Aman tanrım. Gözlerim sırılsıklam olmuştu.

Sonunda ilk mor ekipmanını kazanmıştım. Ve bu büyük ihtimal tüm [Moon Monochrome] serverlarında ki ilk mor ekipmandı. Yanlış görmemiştim şifa etkisi 45 puan artmıyordu tam olarak %45 artıyordu. Bu nasıl bir kavramdı? Bana pek etkisi olmasa da kolyeyi Xue Han’a vermek kesinlikle beklenmedik bir etki yaratırdı. Belki de kendini benim kollarıma atardı…

Çok düşünmeden Xu Lin’e mesaj gönderdim. “Xue Han ve Xin Yu ile beraber misin? Haritanın karşısına gelin ve benle parti oluşturun.”

Xu Lin cevap vermedi ama birkaç dakika sonra sistemden parti için onay mesajı aldım.

Kabul ettikten sonra partide ki oyunculara baktım. Xin Yu, Xu Lin, Xue Han ve Li Qing vardı. Yabancı yoktu.

Hemen takım kanalından ekipmanın özelliklerini gönderdim.

“Ahhhh!!”

Kask giymeme rağmen odanın dışından gelen çığlık seslerini duyabiliyordum. Ve biraz sonra birisi odamın kapısını çaldı.

Hemen Bataklık Koruyucusunun koruduğu alana gidip etrafıma çok dikkat etmeden oyundan çıktım.

———————ÇEVİRMEN NOTU—————

Devam beyler dünkünün acısını çıkarın 😀

Kapıyı çalan kim? Mor ekipmanı kim kullanacak? Xue Han Lin Fan’ın kollarına atlayacak mı? Merak mı ediyorsunuz? Okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "TLT 67"