Otto Von Bismark Günceli

TLT 61 Useless Özel

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


 Bölüm 61: Kasırga Şehri (Tanrı Galiba Beni Seviyor) (Useless Versiyonu)

 Sistem bildirimi: Drake’nin testinde başarısız oldunuz.

Sistem bildirimi: Öldünüz. Seviyeniz 1 düştü. canlanma için gerekli olan 1 saatlik geri sayım başladı.

Lanet olsun. Çok yakındı. Sapık yazılımcılar Drake gibi bir canavarı neden yarattı ki…

Oyuna giremediğim için kaskı çıkardım. Odada  boş boş etrafa bakıyordum. Ne yapacağımı bulamadığım ve büyük ihtimal evdeki kızlar hala oyunda olduğundan Shan Shan’ı aradım.

Biraz sonra telefon açıldı ve Shan Shan konuşmaya başladı.

“Lin Fan ne oldu? Senin beni araman çok tuhaf. Başını bir yere mi vurdun?” Shan Shan’ın sesi şaşırmış gibi geliyordu.

“Sadece senin sesini duymak istedim. Dışarı çıkalım mı sana yemek ısmarlarım?” (Ç.N: Lin Fan sen misin olum. Sen o olamazsın bir öyle bir böle karar ver artık. )

Shan Shan bir süre konuşmadı. Sanırım şaşırmıştı. Daha sonra gülerek “Tamam olur. Ne zaman buluşalım?”

Sinirimi gidermek amacıyla aradığım için kötü hissetsem de cevapladım. “Fark etmez. Şimdi olursa daha iyi olur seni görmek istiyorum.”

“Lin Fan yoksa bana aşık mı oldun?” Shan Shan’ın sesi çok mutlu geliyordu.

Cevap vermek istemediğim için konuyu hemen değiştirdim. “Neyse okulda mısın? Gelip alıyım.”

“Evet”

“Tamam geliyorum” Dedikten sonra telefonu kapadım.

Hala sinirliydim. Üzerimi değiştirip şık giyindikten sonra dişlerimi fırçalamak için banyoya doğru gittim.

Banyonun kapsının önüne gelip kapıyı açtığımda gördüğüm şey beni büyüledi. Önümde ıslak saçları, kar beyazı teni, buhardan kızarmış tatlı yüzü ile bornoz giyen Xue Han vardı. Xue Han kapının açıldığını görünce şaşkınlıkla bakıyordu. Herkesin oyunda olduğunu ve çıkmayacaklarını düşündüğünden güvenle duş almıştı. Kimseyi beklemiyordu. Özellikle evde ki tek erkek olan beni…

Xue Han’ın yüzü kıpkırmızı oldu ve utancından yere çömelip “Lin Fan. Burada ne yapıyorsun? Ne kadar daha bakmayı düşünüyorsun?” Dedi.

Onun sözlerinden sonra sonunda kendime gelebilmiştim. Apar topar açıkladım.

“Oyundayken bir görev sırasında öldüm. Seviye düşüp 1 saat oyuna giremediğim için şuan buradayım.”

Xue Han şaşırmıştı. Sanırım benim ölebileceğimi düşünmüyordu.

“Sen öldün mü? Nasıl oldu? Pusu mu kurdular?”

“Hayır oyuncular tarafından öldürülmedim. Görev gereği patron sınıfı bir canavarla dövüştüm ama yenemedim ve öldüm.”

Xue Han biraz tereddütten sonra “Peki neden böyle giyindin?” Dedi.

Biraz düşündükten sonra “Shan Shan ile buluşacağım.” Dedim.

Xue Han’ın tatlı yüzünde üzüntü belirtileri ortaya çıktı. Bana güzel gözleriyle bakarak “Lin Fan onu seviyor musun?” Dedi.

Vereceğim cevabı iyi düşünmeliydim. Çünkü bu sorunun cevabı bazı şeyleri etkileyebilirdi.

“Hayır o sadece müşterim o kadar.”

Verdiğim cevaptan sonra Xue Han rahatlamış gözüküyordu. Daha sonra sadece bornoz giydiğini sonunda yeniden fark etti ve kıpkırmızı yüzüyle kapıya doğru koşmaya başladı. Ama bazen her şey beklenildiği gibi gitmezdi. Ve bazen insanlar böyle şeylerin olmasını isterdi.

Xue Han koşarken ayağı takıldı ve bana doğru uçtu. Ani reflekslerimle onu korumak için tutsam da ikimizde yere düştük. Yerdeyken hissettiğim şey galiba son 3 yıldır hissettiğim en güzel duyguydu. Düşmenin etkisiyle bornoz açılmıştı. Xue Han kasığımda oturuyordu ve onun mükemmel kalçalarını hissedebiliyordum. Dolgun ve dik göğüsleri hiç bir şey tarafından örtülmüyordu ve göğsüme baskı yapıyordu. Hissettiğim yumuşak ve sıcak his tam anlamıyla mükemmeldi. Ama hissettiğim en güzel his bu değildi. Sağ elim onu korumak için tutarken onun kalçasına gelmişti ve hala da oradaydı. Elimde sanki insanı kendinden geçirecek bir haz hissediyordum. Bu şekilde yaklaşık 10 saniye kaldık.

Daha sonra Xue Han kıpkırmızı yüzüyle bana baktı ve biraz tereddüt etmesine rağmen “Lin Fan. Şey… Sensen sorun etmem.” Dedi. (Ç.N: :O bunu beklemiyordum iste 😀 )

Ne? Xue Han düşündüğüm şeyi mi dedi? Hayır kesinlikle yanlış duymuş olmam lazım. Xue Han gibi iffetine bu kadar düşkün biri bana neden bunu desin ki?

Şaşkınlık içinde “Xue Han ne dedin? Galiba yanlış anladım.” Diye sordum.

Xue Han’ın yüzü şuan çok tatlı gözüküyordu. Eğer düşündüğüm şeyi duymuşsam kendimi nasıl durdurabileceğimi bilmiyordum.

Xue Han kırmızı yüzüyle bana bakıp çekici bir sesle “Sen olursan sorun etmem diyorum. Senden önce başka biriyle olmadım. Senin bunu önemsediğini biliyorum. Ama yine de eğer sensen ve istiyorsan bir şey demem.” Dedi.

Zihnim bulanıklaşmaya ve içimde bastırılmış canavar dışarı çıkmaya çalışıyordu. Dayanamayıp “Xue Han emin misin?” Dedim.

Xue Han bana kararlı gözlerle bakarak “Sensen evet.” Dedi.

Shan Shan ile buluşmayı tamamen unutmuştum. Yavaşça kafamı ona doğru yaklaştırıp yumuşak dudaklarını öptüm. Sanki tüm bedenim gökyüzünde uçuyordu. Onun kokusu dudaklarının tadı vücudunun rengi ve yumuşaklığı beni kendimden geçiriyordu. Bu durumda söylenecek tek bir şey vardı

Tanrı galiba gerçekten beni seviyor.

Tam her şey güzelleşirken dışarıdan gelen ayak sesleri tüm mutluluğumu bittirdi. Sesler yakınlaştı ve kapıda biri belirdi.

Şuan içinde bulduğumuz durumu kim olursa olsun açıklayamazdım. Ve kapıda şuan gelebilecek en kötü kişi vardı.

Ciddi gözlerle kendimden geçmiş bana ve utanıp kızaran Xue Hana baktı ve “Lin Fan, Xue Han ne yapıyorsunuz? Böyle bir şeyin olması çok saçma eğer ben bunu yapmasaydım böyle bir duruma belki de hiç giremeyecektiniz.” Dedi.

Konuşan ve tüm bu şeyleri planlayan Useless’dı. Aslında böyle bir bölüm yoktu ve tamamen kafasından uydurmuştu.

———————ÇEVİRMEN NOTU——————-

İnandınız mı bölümü okurken bilmiyorum ama yazması zor beyler 😀 bugün bölüm gelmeyecek duygularınızla oynamış olabilirim üzgünüm ama bunu benden güzel bir şaka olarak kabul edin. bunun yerine yarın çok güzel telafi edeceğim 😀

Lin Fan’a gerçekte ne oldu? Yarın kaç bölüm gelecek? Görev tamamlandı mı? Useless ibne mi? 😀 Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "TLT 61 Useless Özel"