Kilimanjaro Günceli

TLT 60

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


 Bölüm 60: Kasırga Şehri (Drake’ye Meydan Okumak)

 “Ne? Komutan Drake’yi görmek mi istiyorsun?” Lin He şaşırmıştı.

Başımla onaylayıp “Evet. Ona bir şey söylemek istiyorum ve senin de yardım edeceğini umuyorum” dedim.

“Tamam beni takip et.” Lin He çok düşünmeden hemen kabul etti. Belki de o da isyancı hayatından yorulmuştur.


Altın Atlıların kampı devasaydı. Yanımdan geçen askerleri gördüğümde kalbim biraz titriyordu. Hepsi NPC olsa da kabaca bakarsak 10.000 den fazla şövalye vardı. Eğer oyuncular buraya saldırırsa olduğum yere gelene kadar ne kadar kişinin öleceğini bilmiyordum. Tüm Kasırga Şehrindeki oyuncular üçer kez ölseler bile Altın Atlıları yine de yenemezlerdi.

Komutanın çadırı da çok büyüktü. Dışarı da duran şövalyelerin seviyelerini göremiyordum. En az 37. Seviye olduklarını tahmin ediyordum. Kapıdakiler bile bu kadar güçlüyken liderleri Komutan Drake ne kadar güçlüydü?

Lin He çadırın girişinde ki perdeyi açtı ve bana dönüp “lütfen gir. Çoktan bilgilendirme için birini gönderdim.” Dedi.

Başımla onaylayıp içeri girdim. İçeride gördüğüm şey hayret vericiydi. Koyu mavi ve beyaz çizgili parlak zırhlı ve belinde parlak ışıklar yayan kılıcıyla donanmış biri vardı. Ne kadar bakarsam bak bunlar kesinlikle süper özellikli ekipmanlardı.

“Beni görmek istemişsin.” Drake enerjik ve biçimli yüzüyle bana bakarken sesi sakin ama karizmatikti. Gençken kesinlikle yakışıklı olmalıydı. Yılların verdiği savaş deneyimi yüzüne yansımış ve gözlerinde bir kaplanın inatçı ruhu gözüküyordu. Kendine güveni olan, samimi, parlak ve kapsamlı…

Hemen cevapladım. “Evet. Ben Kaptan Roger tarafından gönderildim.”

“Hmmph. Roger? O hala ölümsüzler tarafından öldürülmedi mi?” Drake’nin sözlerinde biraz küçümseme vardı.

“Hayır. Buraya sizden mektup alabilmek için geldim. Sizin ve kralın arasındaki meselenin çözebileceğini umuyorum. Sonuçta sizin birliğiniz krallığın en güçlü birliği. Ve şuan ölümsüzler insanlara bu kadar zarar verirken sizin gücünüz inanılmaz bir şekilde gerekli.”

“Haha. İhtiyaç  duyduğu için sadece seni mi gönderdi? Yaşlı adam Kevin çoktan bu kadar yaşlandı mı? O benim aptal olduğumu düşünecek kadar salak mı?” Drake alay eder gibi konuştu.

Biraz düşündükten sonra “Kral ve sizin aranızda ki konuyu duydum ve uzlaşılmayacak bir konu olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta krallığın kaderi sizin ve kralın ellerinde. Eğer krallığa geri dönerseniz ölümsüzlere karşı direnecek gücümüz olacak.” Dedim.

Drake aniden konuşmaya başladı. “Kevin kendi bencilliği yüzünden kendi kızını bile sürgüne gönderdi. Misha mezarlıkta tek başınaydı nasıl hissettiğini düşünebiliyor musun? Umutsuzluk! Antik Mezarı ararken yüzlerce asker kaybetsem de onu bulamadım. Çoktan ölmüş olmalı. Lanet ölümsüzler…”

Yumruğunu sıkıp dişlerini gıcırdatarak bana bakıyordu.

Hemen ciddi bir şekilde “Komutan yanlış anladığınızı düşünüyorum. Prenses Misha. O ölmedi.” Dedim.

“Ne? Misha…. O ölmedi mi?” Drake’nin umutsuz gözlerinde bir umut ışığı gözüktü.

“Evet usta şifacı Lance’nin talimatlarını aldıktan sonra prensesin ilacı için gerekenleri mezarlığın oradaki dağda buldum. Daha sonra mezarlığa girdiğimde Prensesi de buldum. Çoktan onu krallığa geri götürdüm.”

Drake’nin kederi zevke dönüştü ve yüksek sesle “Haha. Lance yaşlı tilki. Ölmemiş. Misha’yı kurtarmış. Haha. Misha’yı kurtarmış.” Dedi.

Aniden gülmeyi bıraktı ve bunun yerine kılıcını çekip bana doğrulttu. “Sen beni bu kadar kolay kandırmak mı istiyorsun? O zaman 1000 den fazla asker getirip onu aradım ama bulamadım. Krallığın büyücüsü bile yaşayan bir canlı tespit edemedi. O çoktan ölmüştü.”

Şaşkına dönüp apar topar açıkladım. “Bunun nedeni Kötü ruh çağırıcıların karanlık büyü kullanıp Prensesin ruhunu bedeninden ayırmaları. Bedeni bodrumda gizlenmişti. Bunun için onu tespit edememişsinizdir. Onu bodrumda buldum ve saraya geri götürdüm.”

Drake’nin öfkesi biraz azalsa da yine de hala tetikteydi. “Tek başına gerçekten o kadar ölümsüzün koruduğu bir yerden prensesi kurtardın mı?”

“Güçlü olduğumu nasıl kanıtlayabilirim?”

Drake güldü ve kılıcını gösterip “Kılıcımın saldırılarına 10 saniye dayanabilirsen sana inanırım.” Dedi. (Ç.N: Ezdi bildiğin 10 saniye 😀 )

“Bu çok çılgınca değil mi?” Gizlice gülsem de ciddi bir yüz takınıp “o zaman başlayalım.” Dedim.

Sistem bildirimi: Drake’nin meydan okumasını kabul ettiniz. Başarılı olmak için oyuncunun 10 saniye hayatta kalması gerekir.

Kalan Zaman: 10 saniye

Kalan Zaman: 9 saniye


7 saniye kala Drake saldırmaya başladı. Elektrikli kılıcıyla bana geldi ve çok kısa bir süre sonra vücudum uçuyordu. Gördüğüm sistem bildirimi beni umutsuzluğa düşürdü.

Kritik isabet aldığınız için 1420 canınız azaldı. (Ç.N: oha 😀 adamın 1.530 canı var lan 😀 tek yiyordu asdafasf)

Kahretsin! Tek vuruş yüzünden sadece 110 canım kalmıştı. Gerçekten beni öldürecek.

Hızlıca envanterimde ki tek büyük boy şifa iksirini çıkarıp içtim. Canım 800 yükselip 910 oldu. Ama sevinecek zaman yoktu. Drake’nin kılıcı yine bana isabet etti ve yeniden 670 canım azaldı. Sadece 240 canım kalmıştı.

Tanrım! Drake’nin saldırı hızı çok fazla…

Kılıcım buzla kaplandı. Yeniden saldıracağı sırada [Donmuş Bıçak]ı etkinleştirdim. Her ne kadar Drake beni öldürmek için son bir vuruş yapmak üzere olsa da oracıkta dondu.

Ortalama bir oyuncu bu durumda Drake’ye saldırmaya devam ederdi. Ama ben uzmandım. Hatta uzmanların arasında en iyisiydim. Böyle kirli hileler yapma zahmetine bile girmezdim.

0.01 saniye sonra dövüş sanatları dünyasında uzun süredir kayıp olan yeteneği kullandım. Yeteneğin adı…

Canım için kaçmaktı. (Ç.N: Erkekliğin 9/10 u sonuçta 😀 😀 )

Çadırdan koşarak kaçarken arkama bile bakmadım. Arkamdan bir rüzgar geliyordu. Drake donma etkisinden kurtulup hızlıca beni kovalıyordu.

Sistem geri sayıma devam ediyordu.

Kalan Zaman: 3 saniye

Kalan Zaman: 2 saniye


Son saniyede Drake’nin kılıcı üzerime gelirken 8 saniyelik bekleme süresi dolduğundan envanterden hızlıca can potu alıp içtim. Savaş bilgileri çıkmaya başladı.

(Orta boy) Kırmızı iksir kullandığınız için 485 canınız yenilendi.

Drake tarafından saldırıya uğradınız. XXX can kaybettiniz.

Bedenimi sanki uçuyormuş gibi hafif hissediyordum.

———————-ÇEVİRMEN NOTU————————-

Çok güzel yerde bitmedi mi? 😀 bu arada bir iyi bir kötü haber var yine benden 😀 pazar thief çevirmeye başlayalı tam 1 ay olacak. Bunun için ona özel toplu bölüm atacağım. Kaç bölüm gelir bilmiyorum. Ama elimden geldiğince gelir. Kötü habere gelirsek yarın bölüm gelmeye bilir ama net değil. En azından bundan sonraki bölüm gelebilir 😀

Lin Fan öldü mü? Savaş sonucu ne oldu? Drake kaçıncı seviye? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "TLT 60"