Dünyanın Oluşumu Günceli

TLT 5

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


Bölüm 5: Sessiz Köy (Tecrübe)

 Kaskı elime aldığımda kalbimin daha hızlı attığını hissedebiliyordum. Sadece 6 ay geçti ve şimdi bir kez daha bir online oyunu fethetmeyi seçtim. Hem de diğer oyunlar gibi değil bir sanal gerçeklik oyunu. Her ne kadar <Moon Monochrome> ‘un üstesinden gelmek için oyuncuların yeteneğinin büyük bir rol oynadığını duysam da acaba benim böyle bir oyun için yeteneğim var mı? Bu sadece bir hayal olabilir.

Kaskı taktığımda bilincimin rahatlatıcı bir şekilde gittiğini hissettim. Bilincimi geri kazandığımda soğuk bir gecenin ortasında bir uçurumun kenarında duruyordum. Aşağıya doğru baktığımda ellerimi görebiliyordum. Bu benim avatar*ım mıydı?

Basit kıyafetler giymemden dolayı garip bir duygu hissettim. Uçurumun kenarında elbiselerimi bile hareket ettirebilecek kadar güçlü bir rüzgâr olsa da aslında bu çok güzel hissettiriyordu. Kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda dünyaya parlak mavi ışık yayan parlayan ayı görebiliyordum. Ancak birden ayın altındaki bölge trajik bir savaş sahnesine dönüşmeye başlamıştı.

Bir borazan sesi duyduktan sonra insan ordusu kare şeklinde bir düzene geçerek cesurca ilerlemeye başladı. Şövalyelerin beyaz ışıklar yayan kılıç ve mızraklarını görenler korkuyordu. Onların arkasından yürüyen büyücüler büyüsel sözleri gizemli bir dilde okuyarak düşman ordusuna devasa ateş topları gönderiyordu. Demin karanlık olan bölge şimdi parlıyordu.

Ateş toplarının parlak aydınlığının altında insan ordusunun Buzul Kemik Ejderi ile savaştığını görünce şaşırmıştım.

‘tsing-tsing’ sesleriyle birlikte ateş topları ejdere vurdu. Kasvetli büyük kırmızı kanatlarıyla görülebilen Buzul Kemik Ejderi kaybolmadan önce kasvetli büyük kırmızı kanatlarında insan askerlerinin bedenleri ve ejderin kemiklerinin birbirlerine karıştığı gözüküyordu.

Devasa ejder bedeninin altında tuttukları paslı kılıç ve kemikten kalkanlarını sallayan iskelet savaşçılarını görebiliyordum. İnsan ordusuna doğru öldürme arzusuyla dolu savaş naraları atıyorlardı.

İnsan şövalyeleri kare şeklindeki düzenleri olan iskelet savaşçılara doğru hücum etmeye başladı ve bu iskelet savaşçılarının düzenlerinde bir açıklık oluşmasına neden oldu. Ancak kısa bir süre sonra kafaları kopmuş iskelet savaşçıların bedenleri yeniden birleşerek açıklığın derhal kapmasına ve insan şövalyelerinin etrafının çevrilmesine neden oldu. Şövalyeler hayatları için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlardı. Bedenleri ölümcül yaralardan akan kanlarla kaplanmıştı. Yere düşen savaş atları bile doğranmamak için kalkmaya uğraşıyorlardı. İskelet savaşçılar her yerdeydi. Ne zaman bir insan askeri yere düşse bedeni iskelet savaşçılar tarafından parçalanıyordu ve sadece iskeleti kalıyordu. Ardından göz çukurlarından kasvetli yeşil bir ışık parlamaya başlıyordu. Bir süre sonra bu iskeletler iskelet savaşçı olarak yeniden canlanıyordu.

Aniden iskelet savaşçıların etrafında bir madde dalgalanmaya başladı. Bu madde ne zaman iskelet savaşçılara dokunsa onlar toz haline gelip yok oluyorlardı. Yaralı insan askerlerinin vücutları beyaz parlak bir ışık yayıyor ve hızla iyileşiyorlardı. Sonunda bir grup rahip savaşa katılmıştı.

Devasa ejder bedenin ve iskelet savaşçıların çok uzaklarında 10 tane karanlık ruh çağırıcıdan oluşan gizli bir grup vardı. Belli ki bu kanlı savaşta ölümsüz ordusunu onlar kontrol ediyorlardı.

Ruh çağırıcılar 2. devasa ejderi çağırmak için sihir yapmaya başladığı sırada saldırı yapmak için şans bekleyip saklanan birkaç kimliği belirsiz kişi aniden ruh çağırıcıların yanında belirdi. Siyah elbiselerin altında görülen soğuk uçlu hançerlerini savurmaları ruh çağıranların boyunlarından kanların fışkırmasına neden olmuştu.

Onların ölümüyle beraber ölümsüz ordusu kısa bir süre içinde yenilgiye uğradı. Hırsların varlığı savaşın gidişatının değişmesine neden olmuştu.

İnsan ordusunun çok uzağında bir grup yaşlı köylü bu kanlı savaşı izliyordu.

Görünüşe göre bazı kılıç ustaları onların köylerini koruyorlardı.

Gökyüzünde hafifçe iki büyük kelime gözüktü ; “Moon Monochrome” . Yazının altındaki savaş sahnesi de bitmişti.

“Phew”

Şaşkınlık içinde nefes almadan edemedim. Bu fragman kesinlikle mükemmeldi.

Açılış sahnesi yavaş yavaş soldu belirmeye başladı. Şuan büyük bir ormanlık alanda duruyordum. Bir süre sonra gözümün önünde hizmet politikası ve ipuçları belirdi. Doğruyu söylemek gerekirse sanal oyundaki kontrol normal online oyunlardaki geleneksek klavye kontrolüne göre %70 daha zordu. Neyse ki oyunlar konusunda doğuştan yeteneğe sahiptim. 2 saat sonra şaşırtıcı bir şekilde klavyeyi kullanmakta ve beyin dalgalarıyla hareket etmekte ustalaşmıştım. Oyun resmi olarak çıktığında canavarları öldürmek artık problem olmayacaktı.

Oyunun orijinal sitesindeki bilgilere göre ekipmanlara adapte olup hareketlerde ustalaşmak 3 gün aldığı söylense de benim sadece 2 saatimi almıştı. Gerçekten doğuştan gelen yeteneğim bu kadar mükemmel mi?

War3 oynadığım zamanları düşündüğümde sürekli olarak saniyede 6 hamle yapıyordum. Böyle reaksiyon hızları olan insanlar bu oyuna kolayca adapte olabilirlerdi. Eski arkadaşlarımın bu oyundaki ekipmanlara adapte olup hareketlerde ustalaşmaları ne kadar zaman alacağını birazda olsa merak ettim. Ye Qiu’un reaksiyon hızı birazda olsa benimkinden daha iyiydi. Eğer o Warcraft oynamayı bırakıp <Moon Monochrome>’a başlarsa büyük ihtimal benimki gibi 2 saat gibi bir sürede ustalaşabilirdi.

“Ding! Sistem Duyurusu.”

“Sekiz saattir onlinesınız. Lütfen sağlığınıza dikkat ediniz.”

“Kaskı ilk kez kullanıyorsanız göz taramasıyla kilitlemek ister misiniz?”

Hızlı bir şekilde oyundan çıkmaya karar verdim. Kaskı çıkardığımda saat çoktan sabah 3 olmuştu. Aniden uyumaya gittim. Eğer Xu Li beni bu saatte ayakta görürse kesinlikle hoş olmayan bir bakış atardı.

Yatakta uzanırken bile hala oyunda elde ettiğim deneyimi düşünüyordum. Böyle gerçekçi bir oyun insanların hevesle oynamasına neden oluyordu. Şuan girdiğimizde oyunun birçok işlevi devre dışıydı. Avatarımız bile oyuncuyu temsil etmiyordu. Kasklar oyuncuların yüzlerini tarayacağı için oyundaki avatarların yüzleri oyunculara oldukça benzeyecekti. Ufak değişikler yapılabilse bile güzel bir kadını dinozora benzetmek mümkün değildi.

Tabi ki buda iyiydi Xin Yu gibi utanmaz kadınlar kesinlikle erkekleri daha kolay cezbetmek için görünüşlerini daha çok güzelleştireceklerdi. Ancak Xin Yu herhangi bir değişiklik yapmasa bile erkekleri kolayca cezbedecek kadar güzeldi. Lu Xue Han’ı ondan daha güzel olduğunu düşününce büyük ihtimal erkekler ona baktıklarında ağızlarının suyu akacaktı.

Xu Lin de güzeldi ama Lu Xue Han ile karşılaştırıldığında daha farklı bir stili ve cazibesi vardı. Ayrıca daha olgundu. Eğer ruhu taransaydı kesinlikle gece elflerine benzerdi. Kesinlikle oyunda birçok zengin erkeği kendisini takip etmeye karar verdirecekti.

6 aydır burada olmama rağmen onun geçmişi benim için belirsizdi. Hic bir müşteriye hizmet vermemişti ( Cinsel anlamda ). Her ne kadar müşterilerden böyle istekler alsa da her zaman onları nazikçe reddediyordu. Çalışanlarını yönetme şeklide oldukça iyiydi. Hiçbir zaman maaşlarını düşürüp geciktirmedi ya da onlara ekstradan iş vermedi.

Böyle şeyleri düşünürken uyuyakaldım. Kalktığımda saat çoktan öğlen 3 olmuştu. Neyse ki herkes gece geç saatlere kadar oynamıştı bu yüzden şaşırtıcı bir şekilde ilk kalkan ben olmuştum.


——-ÇEVİRMEN NOTU——-


Avatar: oyundaki karakteriniz, oyunda oynadığınız vücut diyebilirsiniz.

WAR3 ( Warcraft 3 ) :daha önce açıkladım mı bilmiyorum ama bir tür strateji oyunu.

Bu bölümü işlerimin yoğunluğu nedeniyle 2.5 günde falan bitirdim. Bu büyük ihtimal sizin okumanıza yansımaz ama yine de eğer romanla ilgili sıkıntılarınız yâda düşünceleriniz varsa yorum olarak yazarsanız bildiğim kadarıyla cevaplarım.


Yorum Yap "TLT 5"