Otto Von Bismark Günceli

TLT 44

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


Bölüm 44: Bölüm Kasırga Şehri (Ruh Çağırıcı) 

 “Lin Fan…” Tam ilerlemeye başlamışken Shan Shan beni çekip aniden durdurdu.

Arkamı dönüp gülümseyerek “Dikkatli ol demene gerek yok. İyi olacağım.” Dedim.

Shan Shan kızardı ve “Tamam. Bu arada canavarların dikkatini çeksen iyi olur kırmızı iksirim kalmadı” dedi.

Yeniden gitmeye hazırlandığımda Shan Shan beni yeniden durdurdu. (Ç.N oyun mu oynuyorsun kızım bırak artık…) “Lin Fan dur. Baştan söyleyeyim eğer ekipman düşerse senin olacak. Benim sadece ün kazanmam gerek.”

“Bu olamaz… Ne zaman bu kadar iyi oldun?”

Shan Shan gülümseyen bir suratla “Hehe. Nede olsa sen bir profesyonel oyuncusun. Sen olmadan nasılsa bu canavarları kesemem ö yüzden eğer ekipman düşerse satabilir yada kullanabilirsin. Senden almayacağım.” Dedi.

Biraz düşündüm ve ona nazik olmama gerek olmadığına karar verdim. Kafamla onayladım ve kılıcımla beraber ilerlemeye başladım.

Ruh çağırıcının çok geniş görüş ve saldırı alanı vardı. İçeri girer girmez karanlık bir alev topu üzerime doğru geldi. Göz açıp kapayıncaya kadar 120 can kaybettim ve sistem bildirimi gördüm. “Karanlığın gücüne maruz kaldınız. Canınız saniye başına 5 azalacak. Etki 120 saniye sürecek.”

Lanet olsun. Ne acımasız bir saldırı.

Büyü direnci olan ekipmanlarımız olmadığından büyüsel saldırılardan çok fazla hasar alıyorduk. Aldığım hasarı görünce Shan Shan şaşırdı ve parti sohbetinden “dikkatli ol” dedi.

Ruh çağırıcının saldırılarında gecikme yoktu. Etrafım 5 tane iskelet savaşçıyla çevriliyken yeni bir saldırı için sözler söylemeye başladı. Aniden [Donmuş Bıçak]ı kullanıp ruh çağırıcının sözlerini kesmeye çalıştım. Shan Shan da beni takip etti ve [Kombo]’yu kullanıp büyülü sözleri 2.kez bozdum. 5 tane zırhlı iskelet savaşçı paslı kılıçlarını kaldırıp bana vurdular. “55”, “57”, “66”, “62”, “48” sayılar teker teker gözükmeye başladı. Çok güçlüydüler.

Bir saldırı dalgasından sonra 300 canım çoktan azalmıştı. Ruh çağırıcının saldırısını da eklediğimize 1100 olan canım anında 586 ye düşmüştü. Neyse ki savaşçıların saldırı hızları yavaştı ve ruh çağırıcının büyülü sözleri ben ve Shan Shan tarafından kesiliyordu. [Kombo]’nun 10 saniyelik bekleme süresi bizim büyülü saldırıları engellememiz için yeterliydi. Ama savaştaki bazı küçük hatalar yaşamak için kırmızı iksir içmeme neden oldu.

Acımasızca ruh çağırıcıyı çevreleyip ona saldırıyorduk. Bu şekilde aldığımız hasarı azaltıyorduk. Shan Shan da bu arada benim yükümü azaltmak için 2 tane zırhlı iskelet savaşçının kendisine saldırmasını sağladı.

“Shan Shan…. Yanlış hesapladığımı düşünüyorum.” Savaşırken konuştum.

“Neyi? Sorun ne?” Shan Shan bana şüpheyle baktı.

“Ruh çağırıcıyı yensek bile diğer 5 savaşçıyı yenmek için yeterli iksirimiz yok.”

“O zaman şimdi ne yapacağız?” Shan Shan paniğe kapıldı. Hareketlerimiz yavaşladığı anda başka bir karanlık alev tarafından vuruldum.

Lanet olsun. Envanterimi kontrol ettiğimde mal olmuştum. 7 iksirin hepsi kullanılmıştı ama Ruh Çağırıcının canı hala 1/5 civarındaydı. Shan Shan da gerilmeye başlamıştı. Yap ya da öl durumunda olduğumuzu görebiliyordu.

“Shan Shan görünüşe göre seviye düşeceğiz.”

Shan Shan oldukça sessizdi. [Ağır Darbe] kullanıp saldırırken mutsuzca “Saldırmaya devam edelim eğer ölürsek öyle olsun. Sadece bu ruh çağırıcıyı da bizle beraber götürüp götüremeyeceğimize bakalım. Eğer başarılı olursak görevde tamamlanır.” Dedi.

Kalan 600 canıma bakıp çaresizce [Donmuş Bıçak] ve ardından [Ağır Darbe] kullanıp saldırdım. Ruh çağırıcının canı neredeyse dibe vurmuştu.

Ve hiç beklenmedik boktan bir şey olmuştu. (Ç.N: sizin gidişatınız kötü gibi 😀 )

Sözde ölmesi gereken Ruh çağırıcını ellerini havaya kaldırdı ve etrafında mor ışıklar parlamaya başladı.

“Aman tanrım!!! Bu patron kendini yok edecek… Yakındaki canavarlar ve oyuncular etkiye 800 can kaybedecek…” Shan Shan’ın sözleri sanki ölümcül bir önsezi gibiydi.

“Boom~!”

Tüm dünya sessiz ve sakin olmuştu.

Kar beyazı yüzü toz ve kirle lekelenmişti. Shan Shan bana şüpheyle bakıyordu.

“Lin Fan ölmedin. Gerçekten ölmedin.”

Doğruydu. Nasıl ölmemiştim. (Ç.N: Gösterip vermeyen yazarlardan kim kaldı herkes seni öldü sandı dalgamı geçiyorsun 😀 )

Aniden savaş günlüğüne bakıp yazılanları okudum.

“[Diriliş Mücevheri]’nin gücü sayesinde yeniden canlandınız. 1100 can ve 462 mana yenilendi.” (Ç.N: İşte Şans böyle şey 😀 😀 😀 )

Bu kadar şeyden sonra hayatta kalmak mükemmel bir duyguydu.

Ruh çağırıcının kendini imhası 5 iskelet savaşçıyı da etkileyip onları öldürmüştü. Shan Shan oldukça şanslıydı sadece 23 canı kalmıştı. Eğer sınıfı can sıkıntısı çeken büyücü olsaydı kesinlikle ölmüştü. Birçok oyuncunun kendini imha yeteneğini şikâyet etmemesine şaşmamalıydı. Oyuncuların ekipmanları ve seviyeleri düşünüldüğünde çoğu buna karşı ayakta kalamazdı.

Mücevherin özelliklerini Shan Shan’a gösterdiğimde afalladı ve benim şanslı bir piç olduğumu düşündü.

Ruh çağırıcı sadece pelerin düşürmüştü. Ancak bunun yerine 5 tane savaşçıdan bir çift bot ve kolye kazanmıştık.

Shan Shan’ın ağzı sulanmaya başlamışken bana bakıp “Lin Fan hepsi senin çabuk git al” dedi.

Hemen gidip aldım ve özelliklerini ona da gösterdim.

[Karanlığın Pelerini] ( Mavi Ekipman )

Savunma: 32

Canlılık: +12

Kuvvet: +16

Çeviklik: +14

Ekstra etki: Karanlık büyü savunması %25 artar.

Seviye gereksinimi: 26

[Ölümsüzün Savaş Botları] ( Yeşil Ekipman )

Savunma: 28

Kuvvet: +8

Çeviklik: +12

Seviye gereksinimi: 24

[Ölünün Kolyesi] ( Yeşil Ekipman )

Canlılık: +12

Kuvvet: +8

Seviye gereksinimi: 22


Shan Shan çenesi düşecek kadar şaşırmıştı. 3 ekipmanda savaşçı sınıfı için uygundu. Görünüşe göre karakterim olağanüstü olmuştu.

Pelerin ve botları giydiğimde avatarımdaki 2 boşluğu da oldurmuştum. Kolyeye biraz baktıktan ve düşündükten sonra onu Shan Shan’a verdim. O mest olmuş bir şekilde “Bu kolye benim için bir hediye mi?” Dedi. (Ç.N: bende daha iyisi var sana çöpleri veriyorum desene 😀 )

“Tabi ki. Seni bu savaştan bir şey kazanmamış şekilde bırakamam.”

Kolyenin özellikleri gerçekten özel değildi. Aslında çokta düşünmemiştim. Bu kolye en az 1000 RMB ( 456 TL ) ederdi ama ben sadece onu Shan Shan’a vermek istedim.

“Ucuz~~” kendime sövdüm. (Ç.N kendimi lanetledim güzel olmuyor dedim.)

Shan Shan kolyeyi taktı ve sevinçle “Şimdi avatarımda ki tüm ekipman bölümleri doldu. Lin Fan teşekkür ederim.” Dedi.

“Görevimizi tamamlamaya gidelim. Yorgunluktan ölüyorum. Katillik durumumun ne zaman kaybolduğunu bile bilmiyorum.”

“Tamam hadi gidelim.”

————————ÇEVİRMEN NOTU————————-

Geldik büyük sürprize beyler … Açıklıyorum sürprizi. Bu bölümden itibaren çevirmenliği bırakma kararı aldım. Çok şaşıracaksınız demiştim. Büyük ihtimal öyle olmuştur.

Useless neden bıraktı? Useless yerine kim gelecek? Ne zaman gelecek? Thief’e ne olacak? Merak mı ediyorsunuz? Valla yapcak bir şey yok o zaman bekleyin öğrenin ne diyeyim 😀


Yorum Yap "TLT 44"