Tankların Tarihi Günceli

TLT 35

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


Bölüm 35: Kasırga Şehri (İskelet Büyücüsü) 

 Yeteneklerime baktığımda 3 aktif 1 pasif yeteneğim vardı. Xu Lin büyücü sınıfını seçtiği için 5-6 büyü öğrenmişti. Yakın dövüş kullanıcıları pek fazla yetenek öğrenemiyordu. Benim açımdan sorun yoktu görev ödüllerinden yetenek kazanmıştım ama çoğu kılıç ustası 1-2 yetenekle dolaşıyordu.

Terfi ettikten sonra öğrenebileceğim yeteneklerde bir farklılık olmuştu. Eğitmenle konuştuktan sonra yeni yeteneği sonunda görmüştüm.

[Baskı]: Pasif yetenek. Fiziksel bir saldırıdan sonra fazladan bir saldırı yapılmasını sağlar. Yetenek seviyesi arttıkça başarı oranı artar.

Yeteneği öğrenmek için 3 altın sikke gerekse de yine de öğrendim. [Baskı] ilk seviyede %3 başarı şansı vardı ve her seviye atladığında şans %3 artıyordu. Yani 10.seviyeye geldiğinde %30 şansım olacaktı. Yüksek olmasa da düşükte değildi. Oran mantıklıydı eğer %100 olsaydı diğer sınıfların pek şansı kalmazdı.

Yeteneği öğrendikten sonra şimdi sırada yeşil hançeri satmak vardı.

Müzayede evi her zaman ki gibi oyuncularla doluydu. Herkes satıştaki eşyalara bakıyordu. Eşyaları seviyelerine ya da türlerine göre filtrelemek mümkündü.

Envanterden hançeri çıkardım.

[Ruh Hançeri] ( Yeşil Ekipman)

Saldırı: 21-36

Kuvvet: +8

Çeviklik: +12

Seviye gereksinimi: 16

Verdiği kuvvet biraz düşük olsa da saldırısı birçok oyuncunun ilgisini çekecekti. Çeviklikten söz etmiyorum bile hırsızlar için bu oyuncu katletme ekipmanıydı.

Hançeri 6 saatlik açık arttırmaya başlangıç 3500 RMB (1555 TL ) olmak üzere satışa koydum. 6 saat sonra en yüksek fiyatı veren alacaktı. Kimse teklif vermezse hançeri geri alacaktım.

Hançeri koyduktan sonra satış listesindeki eşyalara bakarken gördüğüm şey beni çok şaşırttı. Normalde 1 altın sikke olan orta boy şifa iksirlerini “Rakipsiz Küçük Simyacı” isimli bir oyuncu tanesini 30 gümüş sikkeden satışa koymuştu. Hem de 1 tanede değildi.

Ne kadar nadir bir fırsat. Hemen 10 tane aldım. 3 altın sikke harcamış olsam da üzülmemiştim.

Eşyalarıma baktıktan sonra sonunda prensesi kurtarma görevini yapmaya karar verdim. Diğerlerinden yardım isteyerek diğerlerinin zamanını harcamayı istemiyordum. 10 tane iksirle beraber kendi başıma bitirme şansım vardı.


İskelet savaşçılar hala mezarlıkta devriye geziyorlardı. 21. Seviye olduğumdan çok fazla deneyim kazanmayacağım için sadece yolumdakileri öldürüp mezarlığın merkezine gittim.

Lanetli evin etrafında hiç iskelet savaşçı görünmüyordu. Bunun yerine etrafta seviye 26 iskelet büyücüleri vardı. Şanslıyım ki gruplar halinde dolaşmıyordu. Eğer öyle olsaydı görevi bitirme isteğim şuan için yok olacaktı.

Dikkat çekme mesafesini hesapladıktan sonra en yakın büyücünün yanına koştum. Beni gördükten sonra zaman kaybetmeden bana doğru bir alev topu göndermek için büyülü sözlere başladı. [Kombo]’yu kullanarak büyünün yapılmasını önledikten sonra [Ağır Darbe] ile düşük canlı büyücüyü öldürdüm. Şuan ki 120-155 saldırımla büyücüleri öldürmek için 2 vuruş yeterliydi.

Onlarca büyücüyü öldürdükten sonra 22.seviyeye ulaştım ve sağlığım 720 oldu. Alev toplarıyla vurulmam 40 canımı azalttığı için 18 vuruşa dayanabilirdim yani aynı anda 3 büyücü ile başa çıkabilirdim.

Girişin önüne gelip örümcek ağlarıyla ve tozlarla dolmuş kapıyı açtım. Ardından gördüğüm şey yüzünden arkama bakmadan kaçtım. (Ç.N: Ve bugün ki bölüm biter ashgasd burada bitse çok iyi olurdu 😀 )

“Swish~!”

40 dan fazla alev topu bana doğru geliyordu.

Şanslıyım ki sadece birkaç tanesi bana değmişti. Diğer türlü çoktan geri dönüş parşömeni kullanmadan şehre dönmüş olurdum. Ama sadece 100 canım kalmıştı. Hemen başlangıç yeteneğim olan [Pusu]’yu kullandım. (Ç.N: Al sana kötü yetenek kıçını kurtardı 😀 ) Birkaç dakika sonra büyücüler sakinleşti. Sanırım bu yetenek kullanışlıymış.

Her yerim korkudan terlemişti ve hala titriyordum. Oturup canımın dolmasını bekledim.

Canım dolduktan sonra kapıya yürüdüm. İskelet büyücüler gözleriyle bana doğru bakıyorlardı. Eeh. Pardon. Onların gözü yoktu. Göz yuvalarındaki siyah küçük boşlukla bana bakıyorlardı.

Şuan ki yeteneklerimle onların hepsini öldürmem mümkün değildi. Hepsi içerde gruplar halinde saklanıyorlardı. Teker teker dikkatlerini çekmek bile çok zordu.  [Moon Monochrome]’da grup canavarların ayarları benzersizdi. Birisi saldırıya uğrarsa diğerleri yardıma geliyordu. Ama saldırıya uğramazlarsa dikkatini çektiğiniz canavar dışındakiler hareket etmiyorlardı.

Yavaşça iskelet büyücülere yaklaşırken içerdeki tüm büyücüler kapıya doğru bakıyordu. Şuan çok gergindim. Her an bana alev topları atabilecek olmalarından korkuyordum.

En sonunda 3 tane büyücü ellerindeki alev toplarıyla harekete geçti.

Hızlı bir şekilde kaçmaya başladığımda arkamdaki 3 alev topu ve büyücü beni takip ediyordu.

3 büyücü dışarı çıktığı anda arkamı döndüm. [Kombo] ve ardından [Ağır Vuruş] kullanarak birini öldürdüm. Sonra ilk kez [Donmuş Bıçak] yeteneğini kullanarak bir tane büyücüyü sersemlettim. Daha sonra 1 kez vurup öldürdüm. En sonuncusu sorun değildi. İki kez normal saldırı sonrası öldü. Ve ekipman düşmüştü.

[Zeki Pantolonlar] ( Yeşil Ekipman )

Savunma: +16

Canlılık: +8

Zeka: +14

Seviye gereksinimi: 18


İlk defa +14 zeka veren ekipman görüyordum. Bunu gördüğünde acaba Xu Lin ne kadar sevinecekti.

Ekran görüntüsünü Xu Lin’e attıktan sonra beni takas için şehre çağırdı. Yoğun uğraşlar sonrası ilk görevimi bitirmem gerektiğini onu ikna ettim.

—————-ÇEVİRMEN NOTU——————-

SÜRPRİZ İÇİN KALAN ZAMAN: 4 GÜN

Evet, beyler havalar çok sıcak biliyorum hepiniz zorlanıyorsunuz. Serinlese de rahatlasak. Zor oluyor bu sıcakta cidden.

Lin Fan prensesi bulacak mı? Büyücülerden başka daha güçlü canavarlar var mı? Lin Fan korkudan ölecek mi? Shan Shan ne zaman gözükecek? Hepsi yakında. Bekleyin okuyun ve öğrenin 😀


Yorum Yap "TLT 35"