Otto Von Bismark Günceli

TLT 32

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…



 Bölüm 32: Sessiz Köy (Ada Şehri)

 İletişim bölümünü kullanıp Xu Lin’i aradım. Şuan canavarlarla savaşıyordu ve kulağıma gelen nefes sesleri aklımda vahşi hayaller kurmama neden oluyordu. (Ç.N: bu çocuk arada sapıklaşıyor 😀 )

“Lin abla terfi görevi aldım ve belki birkaç gün kasırga şehrinde olmayabilirim. Yapmamı istediğin bir şey var mı?”

Xu Lin gülerek “Her şey yolunda. Xin Yu, Lu Xue Han ve ben iyi zaman geçiriyoruz. Görevinde iyi şanslar.” Diye cevapladı.

İletişimi kapatıp eğitmenle yeniden konuştum. Yeni yetenek öğrenemem çok yazık oldu. Acaba diğer oyuncularda benim gibi [Kılıç Ustasının Hiddeti] yeteneğini öğrenmiş miydi? Eğer öğrenmediyse diğerlerine göre %10 fazla saldırım olacaktı. Eğer bilinseydi diğer kılıç ustalarının ağızlarının suyu akardı.

Ekipmanlarımı tamir ettirdikten sonra güney limanına doğru yürüdüm.

Murong Shan Shan ile golemi öldürdüğümüz dağ geçidini geçtiğimde önümde yoğun bir orman vardı. Ormanda şuan ki halimle kolayca üstesinden gelebileceğim 24.seviye canavarlar vardı. Sahile yaklaşana kadar canavarları kestiğim için neredeyse 21.seviye olmuştum. Yolda yürürken canavar öldürdüğüm için fark etmeden 2 saat çoktan geçmişti.

Uzun sahil şeridi ve kumlu sahilin orda birçok yüksek savunma ama düşük saldırısı olan beceriksiz timsah vardı. Onlarla uğraşmak istemediği için çevresinde canavarların olmadığı sonradan eğitmenin bahsettiği gemiye gittim. Sığ sularda filikası olmayan tahta bir gemi vardı. Ancak yelkeninin boyutuna bakıldığında anca yelkenli olurdu.

Geminin güvertesine çıktığım sırada kabinden tüccar kılıklı biri çıktı.

“Genç adam bu gemi Asya köyüne gidiyor. Yolculuk ücreti 1 altın sikke. Gitmek istiyor musun?”

Envanterdeki 16 altın sikkeye baktıktan sonra hemen “Evet” dedim.

Biraz sonra gemi harekete başladı. Büyük mavi denizdeki dalgalar kırılma sesleri yapıyordu. ( Ç.N: Adamalar okyanusta sanırım okyanusun dalgası bile farklı biz bilmeyiz asdasd ). Ben güvertede oturup anakaranın yavaşça küçülüp yok olmasını izliyordum. Beklenmedik bir şekilde birden kalbimde üzüntü duygusu hissettim. Anakarada Xin Yu, Lu Xue Han, Xu Lin ile grubundaki diğer kızlar ve Murong Shan Shan vardı.

Farkında olmadan değişmiştim sanırım.

Yarım saat sonra gemi, okyanus şehri – Asya köyüne geldi.

Köyün çevresi kerpiç duvarlarla sarılıydı ve köyün içindeki evler dağınık şekilde yapılmıştı. (Ç.N: birbirinden ayrı yani ). Köyün girişinde biraz büyük ahşaptan yapılı kapısında “Hastane” yazılı bir ev vardı. Çocukların oyun oynadıkları yeri düşününce burası aynı zamanda başkanın ikamet yeriydi.

Eğitmenden aldığım mektubu çıkarıp eve girdim. İçerde oturan adam belediye başkanı Jake idi.

“Genç adam demek sen kasırga şehrinden gelen bir maceracısın. Bu meşaleyi alıp köyün doğusundaki vadide bulunan mağaraya gidip [Kaos]’u bul ve öldür. Şanını göster.”

Görev açıklaması: [Kaos]’u öldür ve Kılıç ustası denemesini geçtiğini göster. Mağarada meşale yolunu aydınlatacak.

Arkamı dönüp hasta yatağının orada ki hemşireye baktım. Ona baktığımı görünce “Merhaba savaşçı. Bu köy kasırga şehrinin yönetim alanının dışında kalıyor. Doğudaki mağarada vahşi bir yaratık saklanıyor ve sık sık köylüleri öldürüyor. Umuyorum ki bu sorunu bizim için çözersin.” Dedi.

[Kaosu öldür ve kalbini hemşire Mei Lin’e getir] görevi alındı.


Oldukça şaşırmıştım. 1 canavar öldürerek 2 görev tamamlıyordum.

Bu sefer turnayı gözünden vurmuştum.

Başkanın evinin dışında bir köy çocuğu beni görüp “Annem bana mağaranın içinde korkunç zombilerin olduğunu söyledi. Abi sende dikkatli olmalısın. Duyduğum kadarı ile eğer yeşim taşı tahtası yanında bulundurursan zombilerden korkmana gerek kalmaz. Büyük baba Hubble’nin evine gidip ondan isteyebilirsin. O çok nazik bir insandır.” Dedi.

Çocuğa teşekkür ettikten sonra bahsettiği adamın evine gittim. Evin içinde tahtaları oyan bir adam vardı. Bir marangoz…

Gelme nedeni mi açıkladıktan sonra bana bir tahta verip “Genç adam Bu yeşim taşı tahtasını al. Bu zombilerin zehrini etkisiz hale getiren bir özelliğe sahip. Bundan çok sana verebileceğim bir şey yok. Umarım tanrı yardımcın olur. Yolun açık olsun cesur savaşçı.” Dedi.

Tahtayı aldıktan sonra evden ayrıldım. Verilerden ibaret olan NPClere karşı iyi davranıp ikiyüzlülük yapamazdım.

Köyün dışında yeşil cayırlarda gezen birçok düşük seviye canavar vardı. Mağara çok uzakta değildi. 5 dakikalık yürüyüşün ardından mağaranın önüne geldim. İçeride inleyen zombileri duyabiliyordum.

Tüylerim diken diken olmuştu. Meşaleden yanmasın diye tahtayı belime bağladım. Hazırlıkları tamamladıktan sonra içeri girdim.

Bir grup zombi beni görüp yanıma gelmeye başladı. İnsanları hasta edecek kadar kötü olan leş kokusu nedeniyle neredeyse bayılıyordum. Yırtık pırtık elbiselerinin altında sallanan deri parçaları ve kemikler görünüyordu. Cansız gözleri ve keskin dişleri karanlıkta bile görünüyordu. Bu kasvetli ortam kesinlikle yaşayan herkes için çok korkunçtu.

Böyle bir gerçekçi sahne yaratan orospu çocuğu. Hong hong yapımı korku filmi “Mr. Vampire” ‘i izledikten sonra korkumdan Xin Yu’nun yanına gitmiştim. Böyle gerçekçi bir sahneden sonra kimin yanına gidecektim?

Zombiler…

Hızlıca geri adım atarak sırtımı mağaranın nemli duvarına verdim. (Ç.N: bu önemli beyler 😀 ). Daha sonra Koku ve Ses duygularını oyununun seçeneklerinden kapattım. Ardından kılıcımı çekip lanet ödümü bokuma karıştıran 24.seviye zombilere doğrulttum.

Zombilerin saldırı ve savunması düşük olmasa da hareket hızları şaka gibiydi. Benim hızımın yarısı bile değildi.

Şuan mağaradaki sahne gerçekten tuhaftı. Karanlık mağarada etrafı zombilerle çevrili genç kılıç ustası yaklaşan zombilere sürekli saldırıyordu. Mağaranın içinde sürekli hareket eden kılıcın ışığı ve zombilerin parlayan beyaz dişleri birbirine karışmış gibiydi.

1 saat sonra sayısız zombi ölmüş bende sonunda 21.seviye olmuştum. Risk alıp mağarada daha derinlere girdiğimde zombilerin sayısı azaldı duvarlardaki kapkara yosunlarda yerini alev kırmızısı renkli yosunlara bıraktı. Önüme çıkan uçurumun kenarına gittiğimde gördüğüm sahne beni beyninden vurulmuşa döndürdü.

————ÇEVİRMEN NOTU————

Sizce de çok güzel yerde bitmedi mi? Bu aralar bir sürpriz düşünüyorum sizce ne

Yapmalıyım? Aklımda bir şey var ama pazar yapacağım çok mükemmel bir şey değil ama elimden geldiğince yapmaya çalışacağım sizin fikirleriniz ne? Ne görmek istersiniz?

Lin Fan bu kadar şaşıracak ne gördü? Kaos ne? Görevi tamamlayabilecek mi? Görevin ödülü ne? Kasırga şehrine döndüğünde neyle karşılaşacak? Yeni yetenek öğrenecek mi? Hepsi yakında bekleyin okuyun öğrenin iyi günler 🙂


Yorum Yap "TLT 32"