Tankların Tarihi Günceli

TLT 22

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…



 Bölüm 22: Sessiz Köy (Romantizm Duygusu)

 Şuan her zamanki gibi şaka yaptığını düşünmüyordum. Sanki tamamen kişiliği değişmiş gibiydi.

“Lin Fan kız arkadaşın güzel miydi?”

Xin Yu hafifçe bu soruyu sormuştu. Aniden aklıma uzun zaman önceki anılarım geldi. Chen Yu güzel ve zeki bir kız olsa da kalbimde derin bir acı bırakmıştı. Onun için üniversiteden ayrılmıştım. Hatta benim gibi iyi bir kardeş gibi olan Ye Qiu ile bile ilişkimi kesmiştim.

Kimin suçlanacağını bilmiyordum ama olanlar için onu asla suçlamadım. Herkesin seçme hakkı vardı. O bir kızdı ve onu sevecek birine ihtiyacı vardı. Ona başkasının yaptığı gibi istediği şeyleri veremedim.

Kendimle alay edercesine gülümsedim ve “Oldukça güzeldi. Seninle karşılaştırıldığında biraz daha iyiydi.” Diye cevapladım.

Xin Yu güldü ve beni arkaya itti. Saçını düzelttikten sonra “Yalan söylediğinde çok tatlı oluyorsun.” Dedi.

“Hey. İkimizde yetişkiniz. Tatlı gibi sözler söyleme.”

“Hadi ama. Eğer Lu Xue Han’a tatlı deseydim itiraz etmezdin değil mi?”

“O farklı bir şey. Bu arada çoktan 10.seviye oldun değil mi? Döndüğümüzde yayı sana veririm. Saldırısı oldukça iyi yayı kullandığında senden 3 seviye yüksek canavarları avlayabilirsin.”

Xİn Yu belli belirsiz bir gülümsemeyle “Bu bir hediye mi? Karşılığında ne istiyorsun? Bekaretim zaten gitti onun için sana en fazla son 6 aydaki ilk öpücüğümü verebilirim.” Dedi. ( Ç.N: kızın içi yanıyor beyler erkek arkadaşının yaptığı çok koymuş. )

“Kaybol. Son 6 aydaki ilk öpücüğün mü? Benimle takılma? Lin ablanın bana kadın ayartan sapık gibi davranmasını istemiyorum.”

“Haha. Nasılda yüzün kızarmış.”

Xin Yu sanki küçük mutlu bir kızmış gibi gülüyordu.

“Lin Fan söyle bana eğer böyle bir iş yapmıyor olsaydım şuan ne yapıyor olurdum.”

Xin Yu’nun yüzünün ay ışığı altındaki muhteşem görünüşüne baktım ve biraz düşündükten sonra “Belki aileni hala şımarık bir çocuk gibi rahatsız ediyor olurdun. Ya da belki kendi tesisini kurup orda çalışırdın. Ama senin tavırlarını göze alırsak en muhtemel şey kendine zengin koca araman olurdu.” Dedim.

“Sen gerçekten uyuzsun.” (Ç.N: zengin kocaya bozuldu sanırım 😀 )

“Hehe. Sadece bir tahmin oyunu. Artık dönmemiz gerekmiyor mu?”

Saatime baktım. Farkında olmadan Xin Yu ile 2 saat geçirmiştim. 2 saat boyunca sistem bakımdaydı bu arayı uyumak için kullanmalıydık.

Xin Yu başıyla onayladıktan sonra kolumdan ayrıldı. Yan yana bir şey demeden iki kavga etmiş aşık gibi yürüdük.

Eve geldiğimizde Lin abla hala oyun oynarken diğer kızlar çoktan uyumuştu. Bende gözlerimi ovuşturup yatağa uzandım. Xin Yu bugün çok güzel ve nazikti onu hiç böyle zayıf görmemiştim. Bazı yaralar çabucak iyileşmiyordu.

Uykuya kalmıştım. Rüyamda ailem, gözleri yaşlı Chen Yu, TOT takımındaki kardeşlerim ve unutmak için çok uğraştığım bir sahne vardı. Gece geç saatlerde Ye Qiu’un vücudu kanlarla kaplıydı ama gözlerinde hala inatçılık vardı. Neyle yüzleşirse yüzleşsin kardeşinden vazgeçmek istemiyordu. Ama ben yani yoldaşları olarak gören kardeşlerime ihanet edip onları terk ettim.

Onlar beni hiç suçlamadı hiçte şikâyet etmediler ama ben hala kalbimde çok büyük bir acı hissediyordum. Birçok kez kendime korkak desem de boşunaydı. Ve onu(Ç.N: Kızdan bahsediyor) beni içimden canlı canlı yiyen zehirli bir solucan varmış gibi bir hisle özlüyordum. (Ç.N: acı acı gibi bir şey bu sanırım.)

Korkunç bir uyku çekmiştim. Uyandığımda her yerim terlemişti. Yastığımın yanında beyaz bir havlu vardı. Belli ki biri ben uyurken terimi silmişti.

O anda Xin Yu elinde termometre ile gecelik giymiş şekilde odama girdi ve “Aman tanrım oda sadece 12 derece. Sen nasıl bu kadar terleyecek kadar sıcak hissediyorsun?” Dedi.

“Teşekkür ederim” diyecektim ama Xin Yu’nun gözümü ve ruhumu kışkırtan görünüşüne baktığımda tam anlamıyla ruh halim mahvoldu.

“34D Göğsünü desteklemek için sutyen giymelisin yoksa sarkmaya başlayacaklar.” (Ç.N: 34D ölçü isteyen google amcaya sorsun :D)

Xin Yu birden kızardı ki bu çok nadir olurdu. Bana rahatsız olmuşçasına bakarak “Kimin umurunda. Ben böyle seviyorum.” Dedi.

Cevap verecek havada değildim. Saatime baktığımda çoktan saat 6 olmuştu. 8 saattir uyuduğumu beklemiyordum. 2 saatlik avlanma süresi boşa gitmişti.

“Xin Yu neden kasılmıyorsun?”

Xin Yu tatlı bir gülümsemeyle “Seni bekliyordum. Sana omlet yaptım gel ve dene.” Dedi.

Dilimi yutmuştum. Karakteri mi değişmişti? Ne zaman böyle gayretli olmuştu.

Hızlıca dişimi fırçalayıp yüzümü yıkadım. Masada omlet çoktan hazırdı. Her ne kadar biraz yanmış olsa da tadına bir şey olmamıştı.

Xin Yu büyük beklenti içinde gözleri sonuna kadar açık şekilde bana baktı ve “Nasıl olmuş?” Dedi.

“Çok iyi. Çok umut verici” diyerek onu övdüm.

“Hehehe. İyi o zaman oyun oynamaya gidiyorum bana ulaşmayı unutma”

Xin Yu’nun odadan çıkmasını izledim. Kendi kendime “Tuhaf” derken oyuna girdim.

Dağın tepesindeydim 18.seviye kurt adamlar çoktan canlanıp etrafta geziyorlardı. Arkada hayvan-adamların sürgündeki şamanı Nicholas Dailily otunu koruyordu. Ama şuan ki gücümle en az 20.seviye olan bir patron sınıfı canavarla dövüşemezdim. Şuan 15.seviyeydim ve onun seviyesini göremiyordum.

Xu Lin ve Xin Yu ile temasa geçip onlarla şehrin doğu kapsındaki kapıda bekleyeceğimi söyledim. Ardından 10 gümüş sikke değerindeki [Şehir Parşömeni]’ni şehre dönmek için kullandım.

Şehirde demirci Xiu Si’nin yanına gittim ve görev için gerekli olan 20 cevheri çıkardım. Çok heyecanlandı ve “Bu gerçekten çok iyi. Artık bu cevheri elde ettiğimize göre salgının üstesinden gelebiliriz. Bu senin sayende genç adam. İşte ödülün.” Dedi.

“Ding~”

Sistem bildirimi: <Demircinin Sıkıntısı> görevini tamamladınız. 50,050 deneyim, 2 altın sikke, +150 Ün ve demirci küreği kazandınız. Madencilik yeteneği öğrendiniz.

Huh? Yani bu bir yan sınıf göreviydi. Küçük bir madenci olmak için zorlanmışım gibi hissediyordum.

Demirciden ayrıldıktan sonra doğu kapısına gittim. Uzakta Xin Yu ve Xu Lin’i görebiliyordum. Görünüşe göre kendilerine oldukça güveniyorlardı görünüşlerini değiştirmemişlerdi. Xin Yu bana bakıp “Ugh. Nasıl bizim Lin Fan’ımız daha az erkeksi oldu?” Diye şaka yaptı.

Onla laf dalaşına girecek havamda olmadığım için şakasını göz ardı edip ekipmanları verdim.

Xin Yu yayı kabul ederken tereddüt bile etmedi. Ardından yüzünde büyük bir gülümsemeyle yayı kuşandı.

—————ÇEVİRMEN NOTU————–

Duygu yüklü bir bölümdü eski sevgilinin adını öğrendik küçük bilgiler de öğrendik Lin Fan’ın geçmişi çok gizemli ama yine de bence böyle bir bölüm gerekliydi Xin Yu sonuçta önemli bir karakter.

Lin Fan’ın unutmak istediği hatırası ne? Kızlarla buluştuktan sonra ne yapacak? Xin Yu böyle devam edecek mi yoksa eski haline mi dönecek? Nicholas ile ne zaman nasıl savaşacak bekleyin okuyun ve görün 😀 hadi iyi günler 😀


Yorum Yap "TLT 22"