Tankların Tarihi Günceli

TLT 21

Eylül 03, 2016
Çeviri için Useless, kontrol düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…



 Bölüm 21: Sessiz Köy (Akşam Yemeği)

 Xu Lin odaya gelen ilk kişi olmuştu. Yüzü kırmızıydı. Herkes toplandıktan sonra büyük haberi açıkladı.

“Sihirbazlar için +3 zeka veren bacak zırhı düşürdüm.” (Ç.N: büyük habere var bizimki onu düşürse beğenmez 3 ne ya der )

Lu Xue Han güldü ve “Bu sabah Lin Fan +7 zeka veren sihirbaz değneği düşürdü.” Dedi.

Xu Lin aniden bana doğru baktı ve ” Xiao Lin bu doğru mu?” Dedi.

Başımla onayladığımda Xu Lin elini salladı ve cömertçe ” Hadi büyük bir ziyafet çekelim. Kendini tutmadan gerek yok. Ne istiyorsan onu söyle. Her şey benden.” Dedi.

“Gerçekten mi. Ne zamandır istiridye yemiyordum. Büyük bir kase istiridye istiyorum.” Xin Yu ellerini ovuştururken heyecanlı bir şekilde bunları söyledi.

Kapıyı kilitledikten sonra Xu Lin’i takip ederek ilerlemeye başladık. Rezervasyon yaptırdığımız yere gidip sığır eti ve şişesi 88 RMB ( 39 TL ) olan şarap bile söyledik. Görünüşe göre Xu Lin bugün iyi acı çekecekti. Benim verdiğim 600(Ç.N: birkaç bölüm önce 600 RMB vermişti ya ziyafet için bu o) bile bu ziyafeti karşılamaya yetmezdi.

Garsona isteklerimizi söyledikten sonra Xu Lin bana döndü ve “Kaçıncı seviye oldun? Şuan ben 10.seviyeyim değnek sadece 8.seviye istiyor. Geri döndüğümüzde kasırga şehrine geleceğim ondan sonra bileklikle beraber değneği verirsin” dedi.

Başımla onayladım ve “Ben şuan 15.seviyeyim. Lu Xue Han da 13.seviye” dedim.

“Ne? Seviye 15 mi? Bu çok fazla değil mi?” Li Qing çok şaşırmış şekilde konuşmaya devam etti. “O zaman sen dünya 1.si olmalısın değil mi?” ( Ç.N: yok daha neler 😀 )

Xin Yu bana bakıp ” Şuan dünya 1.si Çinli ve 18.seviye 2.si yine Çinli ve 17.seviye” dedi. (Ç.N: bunlar uyumamış sanırım 2 gündür 😀 )

“Lanet olsun. Bu çok anormal” diye mırıldandım.

Xin Yun taburesini yanıma getirdi ve omzuma başını yaslayıp “Önemli değil bu insanlar belki başkalarıyla kasılıyordur. Ama sen tek başına oynuyorsun.” Dedi.

Xu Lin de başını salladı ve “Evet doğru. En 1.oyuncu ‘Na Lao Gong Huan Tang’ (Ç.N: bu Çin’de kesin nick seçme problemi var bunun anlamı da Şeker için koca takas etmekmiş.) belki kız oyuncu olabilir. Duyduğuma göre Pekin kökenli bir astronomi kulübünün başkanıymış. Büyük ihtimal üyeler ona kasılmasında yardım ediyordu. 2.olan ‘Ye Luo Zhi Qiu’ninde kim olduğu bilinmiyordu. (Ç.N: Sonbaharda düşen yapraklar buda 😀 )

Ye Luo Zhi Qiu? Bu Ye Qiu olabilir miydi?

Hızlıca telefonumu çıkarıp Ye Qiu’yi aradım.

“Ye Qiu benim Lin Fan”

“Lin Fan bunca zamandır neredeydin. Seni çok merak ettik.”

“Sana bir şey soracağım. <Moon Monochrome> daki Ye Luo Zhi Qiu nickli oyuncu sen misin?”

Ye Qiu şaşırmış bir şekilde “Eh? Sendemi <Moon Monochrome> oynuyorsun? Ye Luo Zhi Qiu ben değilim. Benim ismim Shu Ye Shang De Xiao Ma Yi (Ç.N: Ağaç yaprağındaki küçük karınca ). Hey telefonda konuşmayalım. Kullanıcı adın ne beraber oynayalım.” Dedi.


“Click~” (Ç.N: adam öküz ya ne kadardır görüşmüyor bide yüzüne kapatıyor çocuğun Lin Fan harbi öküz 😀 )

Telefonu kapattım. Ye Qiu’nun <Moon Monochrome>’da beni tanımasını istemiyordum. Zaten amatör bir oyuncu değildi er ya da geç karşılaşacaktık.

Telefonu kapattığımı görünce Xu Lin ” Bugün gece 12 de serverlar 2 saat bakıma alınacakmış. Duyduğuma göre ekipmanlar için online satış sistemi ekleyeceklermiş. Sistem direk banka hesabıyla ilgiliydi. Satılan şeylerin ücretleri direk olarak hesaba aktarıldığı için oyuncuların uğraşmaları gerekmiyordu. Herkes istediği ekipmanı satışa koyabilecekti. Transfer oyuncu adınla kaydedileceği için bize sadece her ayın sonunda sadece kimin ne kadar para kazandığını hesaplamak kalıyor.” Dedi.

Xu Lin’in dedikleri çok mantıklı ve makuldü. Şu anda yemekler servis edilmeye başlanmıştı.

Solumda oturan Lu Xue Han gözlerini kırptı ve ” Artık yiyebilir miyiz?” Dedi.

Xu Lin gülmemek için kendini tutamadı ve gülerken” haha. Tabi ki herkes istediği kadar yiyebilir.” Dedi.

Xin Yu kalkıp şarabı açtıktan sonra herkesin bardaklarına doldurdu. Ardından yanıma oturduktan sonra bana bakıp ” Hadi kadeh kaldıralım” dedi.

“Ne için kaldıracağız?

Xin Yu göğüslerini gösterdi ve sırıtarak ” Bu abla seni seviyor. Kadeh kaldırmak için yeteri kadar güzel bir neden değil mi?” Dedi.

“….”

Ne diyeceğimi bilememiştim ama yine de bardağı kaldırdım ve içtim.

Lu Xue Han şarap içmiyordu ve dokunmamak için ısrar ediyordu. Diğerleri pek üstelemeden aralarında içmeye başladılar. Xu Lin baya içmişti. 6’mızla da 4’er bardak şarap içtikten sonra kafası güzel olduğu için içmeyi bırakmıştı.

Xin Yu oldukça sıra dışıydı. Her bardağı dolduğunda şarabını içti. Sanki kafasından bir şeyleri atmak için içiyordu. Çok geçmeden güzel yüzü loş ışığın altında kırmızı

ama oldukça yalnız gözüküyordu. Kim onun böyle bir hanımefendi olduğunu düşünürdü.

Saat 20.00 olduğunda herkes yeteri kadar sarhoştu. Şuan dayılık taslayan Xu Lin, Li Qing’in yardımıyla hesabı ödedi. İçki içmeyen Lu Xue Han, Guo Zi ile beraber diğer iki sarhoş kızı tutuyordu.

Ne kadar tuhaf bir geceydi. Soğuk ve sessiz Liu Yun bile sarhoş olmuştu. Yolda Guo Zi’dan destek alırken bir şeyler mırıldanıyordu. Xin Yu, Xu Lin’den az içmemesine rağmen hala ayıktı. Lu Xue Han’a gitmesini söyledikten sonra koluma girdi.

Kafamı çevirdiğimde Lu Xue Han’ın endişeli gözlerini gördüm. Ona zoraki bir gülümseme verip Xin Yu ile birlikte dışarı çıktım.

….

Gökyüzü yıldızsız ve kasvetliydi. Xin Yu sessizce koluma girmiş hale yürüyordu. Sarhoş olduğu için bende konuşmuyordum.

“Abe yakışıklı abem şu güzel ablamıza bir çiçek almaz mısın bea” (Ç.N: böyle daha güzel olmuş bence sonuçta buralarda sokakta böyle satıyorlar orijinali abi çiçek alır mısın. )

Yolumun önünde küçük bir kız duruyordu. Yüzü soğuk rüzgardan mora dönmüştü ve ellerindeki çiçekler sallanmadan durmuyordu.

“Abem şu prenses gibi ablamıza bir çiçek almayacak mısın bea?”

Kıza cevap vermeden Xin Yu’yu yanıma çekip ilerledim.

Xin Yu hafifçe gülümsedi onun güzel yüzünde şuan karmaşık bir ifade vardı.

Evin yakınındaki büyük köprüye kadar yürüdük. Soğuk rüzgar Xin Yu’nun yumuşak saçlarını hafifçe dalgalanmasına yol açıyordu. Bir şey demeden korkuluklara doğru eğilip yıldızlara baktı.

Yumuşak bir sesle “Xin Yu burası soğuk hadi eve gidelim.” Dedim.

Omzumdaki kafasını kaldırıp bana baktı ve hafifçe vücudunu döndürüp benim önüme geçti. Yıldızların ışığının altında güzel gözleri bir şekilde kalbime dokunuyormuş gibi ışıl ışıldı.

—————–ÇEVİRMEN NOTU—————

Çok güzel yerde bitmedi mi sizce bölüm diğer bölümün başı buradan devam ediyor romantik bir bölüm olabilir çok ipucu vermeyim. O zaman klasik bölüme gelelim 😀

Lin Fan bu durumdan sonra Xin Yu’ya ne diyecek? İkisinin ilişkisi nereye gidecek? Diğer kızlar özelliklede Lu Xue Han onları bu şekil görecek mi? Görürse bir şey diyecek mi? Lin Fan’ın eski sevgilisi kim? Merak ediyorsanız diğer bölümü gelince okuyun 😀 iyi günler iyi okumalar


Yorum Yap "TLT 21"