Tankların Tarihi Günceli

TLT 108

Eylül 04, 2016
Çeviren : byLuffy  Düzenleyen : bebebiskuvisi


 Bölüm 108: Tanrıçanın Kalbi

Ha?
Bir şeyler tuhaf görünüyordu, şu an bulunduğu yerde gri bir bez parçası vardı.
Burada birisi olmalı, buradaki canavarların hiçbirinin üstünde kıyafet yoktu, bu bez parçası onlara ait olamazdı.
Gizlenme yeteneğini kullandım. Canavarlara 5 metre yakın olmama rağmen beni bulmaları hakkında endişelenmeme gerek yoktu, aramızdaki seviye farkı 5’ten az olduğu için beni bulmaları imkansızdı. Bu sayede canavarların yüzüne dikkatli bir şekilde bakma fırsatım olmuştu. Titreten Buz Şeytanı’nın yüzü yoktu ve Mavi Şeytan’ın kocaman bir burnu ve burun delikleri vardı. En garibi ise Yeti oldu. Genital organı yoktu.

“Whoosh~.”
Önümdeki buz duvardan, bir kılıç aniden saldırıya geçti, Neyse ki çabucak tepki gösterebildim, aksi takdirde kafamı kaybedecektim.
Çn: Burada Vücudumun üstünde bir kafaya sahip olmayacaktım kullanacaktım ama ing. çeviride direk kafamı kaybedecektim yazmıştı böyle durumlarda kendi düşüncemi mi kullanayım yoksa ing. çeviriye sadık mı olayım.
“Hey, Silvermoon Şehri Maceracı Loncası’nın rozetine sahip.” Dedi bir ses. Üstüme gelen kılıç geri çekilmişti. Sonra, küçük bir insan yapımı mağaranın önünde oturmuş 7 veya 8 kişilik bir grup gördüm. Böyle pürüzsüz duvarların arkasında, silahların gizlenmiş olduğunu kimse düşünemezdi.
“Sen, Silvermoon Şehri’nin ordusundan mısın?” Hayrete düşerek sordum. Hiçbirinin kafasının üstünde ismi yoktu, bu yüzden onlar NPC olmalı ve onların seviyelerini göremiyordum, seviyeleri yüksek olmalı. Mevcut durumda henüz bu kadar yüksek seviyeli oyuncu bulunmamakta.
Kaptan gibi görünen biri geldi ve konuşmaya başladı: “Biz, Silvermoon Şehri Üçüncü Devriye Birliğindeniz.Bir ay önce buraya Yeti Kralı öldürmek için bir göreve atandık. Ne yazık ki, bizim gücümüz çok zayıftı ve bu yerde sıkışıp kaldık. Neredeyse bir ay oldu ve biz açlıktan ölmemek için iğrenç Yeti eti yemek zorunda kaldık. Ama birkaç gün önce bizim büyücü ishal oldu. Yeti etinin bir yan etkisi olduğunu düşünüyorum…”
Kafamı dışarıya uzatıp genital organı olmayan Yeti’ye baktım. Bu askerler gerçekten zor zaman geçirmiş olmalı. Yoksa kim bu kadar iğrenç gözüken Yeti’nin  etini yemek isterdi ki?
“Efendim sizin adınız Kuma mı?Silvermoon Şehri Doğu Kapısı Muhafızları Kaptanı, sizin nerede olduğunuzu bulmamı istedi.”
ÇN : Burada İngilizce çevirmen 98 bölümde çeviri hatası yaptığını ve Süvari birimi olarak çevirdiğini söylemiş aslında orada bölüm Komutanının adını söylemiş burada düzeltiyor İsminin anlamını da yazmıştı  Kendime görmediğimden çevirmedim zaten aptalca anlamı var öğrenip ne edeceksiniz..
Kaptan başını salladı: “Ben Kaptan Kuma, bunlar da benim birliğim. Çok kötü bir şekilde sadece yarısı hayatta kaldı… Genç adam çok cesursun. Bu yere zaten geldiğinden, senden bir iyilik isteyebilir miyim? Askerlerimden biri Yeti tarafından zehirlemiş durumda, doktor sadece Yeti Kralı’nın kalbinin bu zehir için panzehir olabileceğini söyledi. Bana Yeti Kralı’nı öldürmemde ve kalbini almamda yardımcı olabilir misin?”
Hızlı bir şekilde “Evet” deyip, görevi kabul ettim.
Sistem Bildirimi : Kaptan Kuma’nın görevini kabul ettiniz. Yeti Kralı’nı öldürüp, kalbini Kaptan Kuma’ya teslim et.
Başka bir patron öldürme görevi. Yeti Kralı’nın yerini bilen yok ve etrafında çok sayıda canavar olmalı.
Gizlice ilerlemeye devam ettim. Etrafta çok fazla canavar yoktu. Yaklaşık 10 metre genişliğindeki yolda seyrek olarak etrafa dağılmış durumdaydılar. Bu çok tuhaf, buranın girişindeki canavarların seviyesi 42 idi. Buradaki canavarların seviyesi de 42. Acaba yolun aşağısındaki canavarların seviyeleri de mi aynıydı? Öyleyse seviye 40 olduktan sonra burada durmam mantıksız olur. Sonuçta verdikleri deneyim çok fazla değil.
Bunları düşünürken, aniden kafamın üstünde kırmızı bir “88” sayısı ortaya çıktı ve sağ tarafımda şeffaf bir siyah figür yavaş yavaş görünmeye başladı.  Soğuk yeşil bir ışık saçan bir çift zehirli hançeri yukarı aşağı  sallıyordu.
Lanet olsun. Yine başka bir gizli-tip canavar.
Bu, seviye 43 bir Suikastçi idi. Görünüş olarak Japon ninjalarını andırıyordu ve bu Suikastçi Uzun boyluydu ve gözleri hariç tüm yüzünü kapatan  bir maske takıyordu.
Hemen bir karşı saldırı için kılıcımı salladım ve beklenmedik bir şekilde bu, Suikastçi’nin sağlığını 1/3 oranında kaybetmesine neden oldu. Hemen [Donmuş Bıçak] kullandım. Böyle düşük savunması ve düşük canı olan Suikastçi [Ağır Darbe] ve [Kombo] yeteneğini kullandıktan sonra, seviye 43 olan bu canavar herhangi bir tepki gösteremeden öldü. Sadece 56 gümüş sikke düşmüştü, hiçbir ekipman düşmedi. Bir anda 56 gümüş sikke kazanmak, beni daha fazla memnun etti.
Tüm yol boyunca aşağı doğru devam ettim. Yeti Kralı görmedim. Karşıma çıkan canavarlar Yeti ve Suikastçi karışımıydı. Genellikle böyle  online oyunlarda Yeti Kralı  buranın en derin kısmında yer almalıydı ya da burası, bulunduğu yer değildi.
Canavarların sayısı çok fazla değildi. Kılıç kullandığım için, uzun menzilli saldırı yapan canavarlar yüzünden zor durumda kalıyordum. Zamanımı, öğleden sonra 3’e kadar canavar öldürerek geçirmiştim. Deneyimim %12 arttı ve şimdi %84 oldu. Önümüzdeki 3 saat içinde 40 seviye olmak sorun olmamalıydı.
Önümdeki son Yeti’yi kestikten sonra, uzun ve parlak yekpare buz duvar yolun ortasında önümde belirdi. Antik ritüelleri andıran  karmaşık desenler, totemler ve anıtlar oyulmuştu duvara. Merak ile yürümeye devam ettim ve çok gerçekçi gözüken post-modern yöntem ile çizilmiş  bembeyaz bir kuşun, zeminde durduğunu gördüm. Kardan oluşmuş iki büyük kanadını sallayarak gökyüzüne uçtu.
Garip bir duygu hissettim ve kuşu yakalamak için elimi uzattım ama ulaşamadım. Aniden bütün vücudumun titremesine sebep olan bir soğuk hava dalgası hissettim.
“Ding~.”
Sistem Bildirimi: Tanrıça Yazıtları’nı tetiklediniz. Snow Queen’i kurtarmak için Tanrıça’nın Kalbi’ni kullanın.
Görev duyurusundan sonra, dev yekpare buz duvar kayboldu. Soğuk mavi mücevher, yekpare duvarın önceden olduğu yerde ortaya çıktı. Bakmak için elime aldığımda görevde bahsedilen Tanrıça’nın Kalbi olduğu ortaya çıktı. Hızlı bir şekilde görevin detayını görmek için görev sekmesini açtım.
Tanrıça’nın Kalbi: Buz Tanrıçası’nın enerjisi kristal şeklinde, insan dünyasında kalmıştır. İki bin yıl önce, Buz  Tanrıçası’nın hizmetçisi, göklerin yasasını ihlal etti. Şiddetli bir ilahi ceza almaktan korktuğundan, gizlice ölümlüler dünyasına kaçtı. Silvermoon Şehri’nin dağlarının doğusunda gücünü yaydı ve Buzul Rüzgar yolunu yarattı. Kendi kendini Snow Queen olarak ilan etti. Sorumluluk hisseden Tanrıça’nın, ilahi gücünü kullanmasından korkan Snow Queen, Tanrıça’nın Kalbi’ni buraya mühürledi.
Görev: Tanrıça’nın mührünü serbest bırakmak için, Snow Queen’i yen ve Tanrıça’ya kalbini teslim et.
Bu soğukta için elimden bir şey gelmediği için hemen alanın dışına çıktım. Bu, bir ilahi görevdi. Görevin rengi koyu kan kırmızısıydı. Tek başıma başarabileceğim bir görev gibi görünmüyordu. Kim bilir, bu Snow Queen’in seviyesi ne kadar fazladır? Şu anda yapmam gereken ilk şey Yeti Kralı yenmek. Belki, Snow Queen için takım arkadaşlarımdan yardım alırım.
Çeviri Notu : Bazı İsimleri İngilizce bıraktım daha güzel geliyordu öyle bıraktım Türkçe olmasını isterseniz yorumda yazın….


Yorum Yap "TLT 108"