Tank Tarihi Günceli

TLT 106

Eylül 04, 2016


Bölüm 106: Mağaranın Arkasındaki Sır  

Şaşkın şaşkın bakarak konuştum. "Bir sayı söyle."

"100." Xin Yu hemen cevap verdi o benim ne düşündüğümü bulmaya çalışıyor gibi görünüyordu.

Hemen 100 altın sikke çıkarıp Xin Yu'ya verdim. Xin Yu mutlu bir şekilde gülümsedi ve konuştu "Bu 100 sikkeyi nasıl geri ödemeliyim? Ben..."

Hemen onun daha fazla söylemesini engelledim. Etrafa bakıp çevremizde başka  birisinin olmadığını görünce alçak sesle konuştum. "Xin Yu eğer samimi olmak istiyorsan doğrudan gece odama gel, ben kapımı kilitlemiyorum. Ama Xue Han'ı uyandırmamaya dikkat et aksi halde ikimizde biteriz."

(ÇN: Lin Fan Xin Yu'yu kurtarma olayından sonra çok değişti çook :D )

Sanki benimle yeni tanışmış gibi bana bakarken küçük ağzı açık kaldı. Uzun bir aradan sonra sonunda büyüleyici bir gülümseme yaparak konuştu. "Lin Fan senin de böyle bir şaka yapabileceğini düşünmezdim. Sen gerçekten bozuldun oh~"

"Ben asla iyi bir insan olduğumu söylemedim."

Xin Yu gülümsedi ve konuştu. "Tamam tamam ben yeteneği öğreneceğim. Öğrendikten sonra Xue Han bizi seviye atlamak için canavar yakmaya götürecek."

"Ne? Xue Han seni ve Lin ablayı seviye atlamak için canavar yakmaya mı götürecek?" Ben şaşırmıştım. Nasıl bir Büyücü ve bir Okçu seviye atlamak için bir Rahibe güvenebilirdi?

Xin Yu belli belirsiz bir gülümseme ile konuştu. "Evet sen unuttun mu? Xue Han turnuvada "Yanan Yağmur Fırtınası" yeteneğini elde etti. O alan etkili bir yetenek ve yükseltilebiliyor. Kullanıldığında 60 saniye boyunca 10x10 yardalık[^1] alanı yakıyor. Büyü gücü yükseldikçe o daha güçlü ve daha uzun süreli oluyor. O yetenek gerçekten çok işe yarıyor."

Ben kasvetli bir şekilde sordu. "O zaman Xue Han kendi seviyesindeki canavarları yakabiliyor mu?"

"Tabi ki onun eklenmiş zekası Lin abladan fazla. Her ne kadar zeka Büyüsel Saldırı gücüne sadece küçük bir miktar ekleme yapıyor olsa da o yine de Lin abladan çok daha hızlı canavar öldürebiliyor. 2 gün önce sabah Silvermoon Şehrinin güneyindeki Kurt Ovalarında 4 saat boyunca kurtları yaktık ve bir seviyeden fazla deneyim kazandık. Bu ilerleme gerçekten çok hızlıydı."

4 saatte 2 seviye atlamak bu biraz abartı olmasın?

Ben hızlıca şehir sıralama listesini açıp üst sıralara baktım. Gerçekten de Lu Xue Han ve Xin Yu 35.seviyeyi geçmişlerdi, Xu Lin 34. Seviye olmuştu ve uzun süredir görmediğim Shan Shan 36.seviyeye gelmişti. Görünüşe göre bu kız dün gece boyunca kasılmıştı aksi halde bu kadar gelişmesi imkansızdı.

Görünüşe göre Lu Xue Han hızlı seviye atlamak için güvenebileceğin biri haline gelmişti. Oyun başlayalı 1 aydan daha az zaman olmuştu ve sadece bir avuç Büyücü alan etkili yetenekler elde etmişti ama bu yeteneklerin bir çok kısıtlamaları vardı. Örneğin Xu Lin'in alan etkili ateş yeteneği sadece 3x3 yarda alandaki canavarlara vuruyordu. Sınırlı alana sahip yetenekler çok iş yapmazdı. Örneğin dün öldürdüğün Gergedan Kral 5x5 yardalık alanı kaplıyordu ve onun gibi büyük canavarlara karşı Xu Lin'in yeteneği faydasını kaybediyordu.

Xin Yu çoktan yeteneği öğrenmeye gitmişti ve benimde hala henüz tamamlamadığım 2 tane görevim vardı. 100 ölümsüz kaburgasından sadece 80 tane toplamıştım. Ayrıca hala daha nerede bulacağımı bilmediğim gizemli cevher vardı. Dağ Çamı Ormanı’nı geçtikten sonra gözüken bölge sistem haritasında gösterilmiyordu. Tabiri caizse burası oyuncuların kendilerinin keşfetmeleri gereken keşfedilmemiş bir bölgeydi.

Saat şimdi 8.30’du. Öğleden önce en azından kaburga toplama görevini bitirmeliydim. Şuan da Murong Shan Shan ve Lu Xue Han çok hızlı bir şekilde bana yetişiyorlardı. Xue Han'ın yeteneği ve seviye atlama hızıyla birlikte sadece 3 gün içinde bana yetişebilirdi. Shan Shan'ın hızı da az değildi. Eğer onlar beni seviyede geçerlerse ben bir erkek olarak yüzümü kaybetmez miydim?


Geçen seferki gibi Dağ Çamı ormanı çok sessizdi. Ara sıra 42.seviye Yanan Korkunç Kurtlar gözüküyordu ama kurt derisi toplama görevini bitirdiğimden onlara çok fazla ilgim yoktu. Onlardan kaçınmak için çevrelerinden dolaştım. Bu noktaya kadar karadul örümceği gibi nadir canavarlar ile karşılaşmadım. Görünüşe göre onların yeniden doğması 1 ay alacaktı. Her ne kadar bu süreden emin olmasam da bunun çokta önemi yoktu, sonuçta bir ay sonra 30.seviye silahların değerleri büyük ölçüde düşecekti.

Tanıdık bir mağaranın içine bakmak için bir dönüş yaptım. Gergedan Kral henüz yeniden doğmamıştı. Doğrulanmamış bir bilgiye göre altın seviye Patronlar yarım ayda bir kere yeniden doğuyordu. Sadece 50.seviyenin altındaki Patronlar 1 haftada bir doğuyordu tabi ki sadece 6 saat sonra doğan 13. Seviye Kurt Kralı bir istisna idi.

Gergedan Kral’ın "yatak odasında" her şeyi alt üst etsem de hiçbir şey bulamadım. Sadece bir gevşek saman döşeği vardı ve o da görünüşe göre onu sıcak tutmak için kullanılıyordu.

Lanet olsun neler oluyor?

Kızgınlıkla gevşek saman döşeği tekmeledim. Eh, neden bir ışık parıltısı var ki? Uzandım ve birkaç kez çektim. Aslında orada yarım insan boyutunda arkaya giden bir mağara vardı.

Hazine! Bu kadar gizli kapaklı bir yerde böyle bir şey olduğuna göre kesinlikle içinde güzel şeyler olmalıydı.

Gözlerim parladı ve hızlıca küçük mağaranın içini deldim. Hayır, olay yeri gizlenmiş olmalıydı. Hızlıca deliği yeniden gevşek saman döşek ile kapadım ve sadece etrafta deliği gören kimsenin olmadığına emin olunca memnun hissettim.

Mağaranın dışındaki ileri giden yol yoğun bir sis ile sarılmıştı ve benim görüşümde büyük ölçüde azalmıştı. Ayrıca beklenmedik bir şekilde giderek daha soğuklaşıyordum. Ben ilerledikçe yerdeki otlar ve bitkilerde yavaş yavaş soğuktan kıvranıyordu. Uzun süre yürüdükten sonra kar izleri görebildim. Her ne kadar sıcaklık duygusu oyunda büyük ölçüde azalmış olsa da ben titremeden edemiyordum.

Lanet olsun o demirci piçi kızıl demir cevherinin Dağ Çamı Ormanının arkasındaki dağın derinliklerinde olduğunu söylememiş miydi?

Ben yarım saat yürümüştüm ama bırak bir dağı küçük bir tepecik bile gözükmemişti, sadece solmuş bitkiler ve kar izleri vardı. Hatta bir canavar bile bulamamıştım. Sanki kimseye ait olmayan bir toprağa girmiş gibiydim. Tahminime göre buraya gelen daha az sabra sahip oyuncular çorak arazide ayrılıp şehre geri dönmüşlerdir...

(ÇN: Daha önce gelen varsa o anlamda.)

Başka bir 10 dakika yürüdükten sonra sonunda yerde küçük bir taş gözüktü. Ardından kısa bir süre daha yürümeye devam ettikten sonra arazi yavaş yavaş eğimlendi. Yerdeki karda fazlalaşmıştı. Onlarca metre gittikten sonra artık siyah toprak kalmamıştı. Hatta gökyüzünden aşağı kar süzülmeye başlamıştı. Bu gerçekten büyük karlı bir dağda olmak gibi bir duyguydu.

20 dakika daha yürüdükten sonra sonunda bir şeylerin doğru olmadığını hissettim.




-----ÇEVİRMEN NOTU-------

Evet ilk bölüm hazır devam edelim bakalım. 10 bölümde thief gelse ne güzel olur değil mi :D

Lin Fan neyin yanlış olduğunu hissetti? Burası neresi? Lin Fan şimdi neler yapacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve okuyun :D


Yorum Yap "TLT 106"