Otto Von Bismark Günceli

TLT 105

Eylül 04, 2016


Bölüm 105 Silvermoon Şehri (Yıpratıcı Ok) 

 Xin Yu'nun büyüleyici suratında hala gözyaşı lekeleri vardı. Ben çoktan yeni satın aldığım ceketimi yorganın üzerine atmıştım. Birçok düşünceden sonra hala kafam karışık olduğundan en sonunda Xin Yu'ya sordum. "Neden kendi başına içmeye gittin? Eğer üzgünsen evde sana bayılana kadar içerken eşlik edebilirim. Oranın tehlikeli bir yer olduğunu bilmiyor musun?"

Xin Yu dudaklarını ısırdı ve fısıldadı "Özür dilerim..."
                                                                          
"Duymak istediğim şey özür dilemen değil. Neden içmeye gittiğini duymak istiyorum. Söyledikten sonra belki daha iyi hissedersin."

Xin Yu bana derinden baktı. Bir süre sonra hafifçe iç çekti ve konuştu. "Bu bilmek isteyeceğin bir mesele değil. Ayrıca bende bunun hakkında artık konuşmak istemiyorum. Lin Fan bu konu hakkında gerçekten özür dilerim..."

Artık ne diyeceğimi bilmiyordum. Xu Lin'in tahminine göre eski erkek arkadaşı yine Xin Yu'dan para istemiş ve onu incitecek bir şey söylemişti. Aksi taktirde onun kişiliği düşünüldüğünde o bu kadar tehlikeli bir yerde içmeye gitmezdi.

Bir şey söylemem gerektiğini biliyordum ama nereden başlayacağımı bilmiyordum. Biraz tereddüt ederek konuştum. "Xin Yu gelecekte biz..."

"Söyleme...." Xin Yu aniden sözümü kesti. O bana genişlemiş gözleriyle bakıyordu. "Bir şey söyleme. Lütfen."

Biraz ürktüm. Ne demek istediğimi biliyor muydu?

Sakinleşmek için biraz çalıştı ve hafifçe konuştu. "Söylemek istediğin şey ne olursa olsun kendini tut ve hayal etmem için bana bir şans ver tamam mı?"

Başımla onayladım ama yine de numaradan konuştum. "Ben sadece günlerimizi güzel geçireceğimizi söylemek istedim. Neden bu kadar gerginsin?"

"Gerçekten mi?" Dokunaklı bir gülümseme attı ve konuştu. "Lin Fan ben bunu enine boyuna düşündüm. Bırakalım geçmiş geçmişte kalsın. Biz geçmişte yaşayamayız. Hem geçmiş mutlaka daha iyi olacak diye bir şey yok değil mi?"

Gülümsedim. "Evet. Eğer enine boyuna düşündüysen o zaman iyi."

Xin Yu yüzümü yavaşça kar beyazı elleriyle kapladı. Çok sıcak hissettiriyordu ayrıca çok yumuşaklardı sanki sıcak su kaynağı suyu gibi rahatlatıcıydılar.

"Ben enine boyuna düşündüm ya sen?" Gülümsedi. Sanki kendi kendine konuşuyor gibiydi.

Ben sessiz kaldım ve cevaplamadım. Tam o sırada dışarıdan Xu Lin'in sesi geldi. "Xin Yu, Lin Fan'a akşam yemeğine gelmesi için yardım et. Biz yemek hazırladık."

Bana doğru belli belirsiz bir şekilde gülümsedi ve kolumu omzuna koydu. Biraz güç sarf ederek yataktan kalkmama yardım etti.

Odadan çıkmadan önceki sadece birkaç adımlık mesafeyi gitmemiz yaklaşık 2 dakika sürdü. Xu Lin ve Lu Xue Han aceleyle yardıma geldi. Beni masaya oturttuklarında Xin Yu ve Lu Xue Han'ın yüzleri kıpkırmızı olacak kadar yorulmuşlardı.

(Ç.N: Amma güçsüz çıktılar bunlar :D )

Masada gerçekten birçok yemek vardı ama ne yazık ki ben ellerimi bile kaldıramıyordum. Ben sadece zar zor sofrada bedenimi dengede tutabiliyordum. Beni böyle keyifsiz görünce o ağzını kapadı ve güldü. "Lin Fan seni beslememi ister misin?"

(Ç.N: She demişler ama Xue Han gibi bunu söyleyen. O desem de Xue Han olarak anlayabilirsiniz :D )

"Evet tabi istersen. Ama....Televizyon programlarında insanlar bunu ağızdan ağıza yapıyorlar. Ben gerçekten sana sıkıntı vereceğim."

(Ç.N: Böyle bir şey var mı Çin’de diyen olmuştur :D Yeni doğan bebeklere ve kolsuz insanlara yapılıyor ama bu durumda Lin Fan'ın isteği tamamen :D )

Lu Xue Han anında bana şaşkına dönmüş gibi baktı. O devam edip etmemesi gerektiğini bilemiyordu. Xin Yu cilveli bir şekilde gülümsedi ve konuştu. "Xue Han sıkıntıda gibi gözüküyor. Belki de ben yapmalıyım."

(Ç.N: Ağızdan kim yedirecek merak mı ediyorsunuz? Hepsi az sonra hemen okuyun asdasda )

Xu Lin şiddetli ter içinde atıldı ve hızla ara buluculuk yapmaya çalışarak konuştu. "Yemek soğuyor. Lin Fan'ı kimin besleyeceğine hızlı karar verin."

Lu Xue Han ve Xin Yu birbirlerine baktılar. Şimdi Xu Lin zaten ciddi konuşmuştu. İkisi de ne diyeceklerini bilmiyordu.

Gülümsedim ve işleri onlar için zorlaştırmak istemedim. "Tamam. Tamam. Sadece yemekleri tabağıma koymakta bana yardım edin. Beni yemek yiyemeyecek kadar kötü bir durumda olan biri gibi mi görüyorsunuz?"

….

Yemekten sonra hemen yatağa gittim. Sadece yastığa dokundum ve hemen uykuya daldım.


Sokaktaki canlı trafiğin sesi beni sabah uykumdan uyandırdı. Uykulu bir şekilde telefonuma baktım. Saat çoktan sabah 8 olmuştu. Ben gerçekten dün gece çok yorulmuştum. Ellerimi ve ayaklarımı oynattım. Biraz ağrı dışında başka bir problem yoktu. Hızlı bir şekilde öldürmesi zor bir karafatma gibi hissettim. Sadece bir gecede yeniden enerjik ve canlı olmuştum.

Çok geç kalktığımdan Lu Xue Han ve diğerleri çoktan oyuna girmişti. Oturma odasında kimse yoktu. Masadaki kahvaltı hala sıcaktı. Ve onun yanında bir not vardı. "Yemek çoktan soğumuşsa sadece ısıt." Bu el yazısı Lu Xue Han'ın ki gibi gözükmüyordu. Bu Xin Yu'nun olmalıydı. Onun el yazısının bu kadar güzel gözükeceğini beklemiyordum.

Kahvaltıyı bitirdikten sonra oyuna girdim. 14 saatten fazla süredir oyunda değildim. Çoktan oldukça fazla oyuncu ana şehirde olmalıydı. Listeyi açtığımda beklenildiği gibi Silvermoon Şehrinde dört yüzden fazla oyuncu vardı. Oyuncular gerçekten seviyelerini arttırmak için oldukça hırslılardı.

Ardından müzayede de tüm 55 parça yeşil ekipmanı ve 7 mavi ekipmanı açık arttırmada satışa koydum. Açık arttırma süresini 72 saate uzatmak için 2 kat fazla giriş ücreti verdim. 3 gün içinde Silvermoon Şehrindeki oyuncular bu yüksek seviyeli ekipmanları donanabilecekti. O zaman geldiğinde başka bir büyük miktarda para yeniden ellerime uçacaktı.

Hızlıca güzel NPC'ye 2 Gergedan Boynuzunu vermek için maceracı Loncasına gittim. Şaşırmış bir şekilde Gergedan Boynuzlarına baktı. Kendi kendine konuştu. "Ben gerçekten senin Gergedan Kralı öldürebileceğini beklemiyordum. Geçen ay biz düzenli ordudan 100 asker gönderdik ve onlar onu öldürmeyi başaramadı. İşte ödülün cesur kılıç ustası."

“Ding~.”

Sistem Bildirimi : Bir görev ödülü aldınız.....Yıpratıcı Ok

[Yıpratıcı Ok] : Okçunun hasarını saldırı başına 50 arttırır. Buna ek olarak düşmanın savunmasını 15 saniye boyunca zayıflatır. Yeteneğin etkisi seviyesi arttıkça artar.
Gereksinim: 30.seviye Okçu.

Bu Xin Yu için bir yetenekti. Her ne kadar kaç savunma azalttığı bilinmese de eğer çok azaltıyorsa gelecekteki Patron savaşlarında bu çok işe yarayacaktı.

Sanki geçen sefer Gergedan Kral mavi bir deri zırh da düşürmüştü. Bununla beraber onu da Xin Yu'ya verebilirim.

Arkadaş listesini açtım ve Xin Yu'ya mesaj gönderdim. "Tatlım şehirde misin? Sana verecek bir şeyim var. Benimle müzayede evinde buluş."

Kısa süre sonra Xin Yu geldi. Neredeyse tüm vücudu mavi ekipmanlar ile kaplıydı. Ama hala kaskı yoktu. Arkasındaki mavi pelerinin üzerindeki güzel uzun saçıyla birlikte son derece güzel gözüküyordu.

------------------ÇEVİRMEN NOTU-------------------

2 bölüm geldi hoş geldi :D bu haftada umarım İngilizce 3 atar bende 3 atarım :D güzel oluyor hele bu aralar Xin Yu vs Xue Han çekişmesi bekliyorum :D Tabi Shan Shan'ı unutmamak gerek :D

Xin Yu aldıklarından sonra ne diyecek? Lin Fan şimdi ne yapacak? Kızların arasında neler olacak? Lin Fan'ı en sonunda kim elde edecek? Açık arttırmada ki eşyalar kaça satılacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...


Yorum Yap "TLT 105"