Kilimanjaro Günceli

TLT 104

Eylül 04, 2016



Bölüm 104: Silvermoon Şehri (Herkes Telaşlandı) 

 Eleştirici bir şekilde sordum . “Xin Yu böyle bir yerde ne yapıyorsun? Buranın ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor musun?”

Gülümsemesi yavaş yavaş kayboldu. Bunun yerine soğuk bir şekilde konuştu. “Neden bunu umursuyorsun? Senden gerçekten hoşlandığımı düşünmüyorsun değil mi? Bu benim sorunum sormaman daha iyi. “

Sanki berrak bir gökyüzünde gök gürültüsü duymuş gibiydim önümde ki Xin Yu tamamen farklı bir kişi gibi görünüyordu. Bir an için şaşırdım ve onun ellerini bıraksam mı bırakmasam mı bilemedim.

O anda sarı saçlı adam yanında bir kaç kişi getirerek yanımıza geldi ve omuzuma vurdu.


“*Tutunma sesi*” “*Tınlama sesi*”

Birkaç bardak yere düşerek sert bir kırılma sesine neden oldu.

“Hey velet bu piliç seni istemiyor. Eğer aklın varsa hemen toz olursun. Bu kızla eğlenirken beni rahatsız etme. Kardeşlerim lütfen bana yardım edin ve bu kızı VIP odasına getirin.”

Gangster tipli birkaç kişi hemen yanımıza geldi. Bardaki kimse onları durdurmuyordu. Herkes sadece oturup sanki bir drama sahnesi izliyorlarmış gibi izliyorlardı.

Bankonun üzerine yumuşakça eğilmiş neredeyse çılgına dönmüş Xin Yu’ya baktım. Gangsterlerden birkaçı çoktan ellerini onun beline uzatmışlardı.

(Ç.N : Lin Fan saldırı yap artık kız gidiyor bak.)

“Swish~.”

Onların ellerinden birine tekme attım ve Xin Yu’yu kendi kollarıma çektim. Ve Xin Yu hala şaşkınken başka bir gangsterin yüzüne sert bir yumruk attım. Bu sert yumruk onu arkaya devirerek arkadaki cam masanın üzerine düşürdü. Aniden başka bir cam kırılma sesi duyuldu.

Diğer gangsterler oldukları yerde donmuşlardı. Muhtemelen uzun süredir onlara karışmaya cesaret edebilen birisiyle karşılaşmamışlardı.

Bu nadir fırsatı görünce Xin Yu’yu hızlıca çektim ve dışarı  doğru koştum. Garsona benzeyen biri önümde durdu. Hiç tereddüt etmeden yakınlardaki bir boş şişeyi kaptım ve onun kafasında kırdım.

(Ç.N : Deli etmeyin lan adamı 😈)

“Bang~”

Garson bağırarak söverken benim sırtımda sertçe tekmelendi. Tekmenin kuvvetini kullanarak ileriye doğru koşmaya ve Xin Yu’yu barın dışına çekmeye devam ettim.

Bu gangster grubu pes etmek istiyormuş gibi görünmüyorlardı ve ayrıca dışarı çıkıp bizi takip etmeye devam ettiler. Sokaktaki kalabalık insanların kavga ettiğini görünce dağılmıştı. Xin Yu’yu koruduğum için birkaç saniye içinde birkaç ağır yumruk yemiştim. Lanet olsun bu gangsterler boş değil. Xin Yu’yu koruyup bir tekme yediğimde sanki göğsümün patladığını hissettim. Ayrıca sırtımda yakıcı bir acı vardı. Ancak o zaman bu gangsterlerin sopa tuttuklarını fark ettim. Bu kadar acı verici olmasına şaşmamalıydı…

Dışarıda esen soğuk rüzgarı hissedince Xin Yu alkolün etkisinden kurtulup ayılmıştı. Çaresizce yumruk yiyordum ve vahşice tekmeleniyordum. Bu sefer kaçmak için umutsuzca Xin Yu beni çekti. İleride çiçek bahçesinin yanında bir polis kulübesi vardı.

Ye Qiu ile yıllar önce ünlenmemiz boşa değildi. Xin Yu ile birlikte ileri doğru koşarken zaman zaman arkamızdaki dönüp biraz tekme atıyordum. Ne yazık ki attığımdan daha fazla darbe yiyordum. Yüzüme yediğim darbelerin acısı yüzünden birkaç damla göz yaşı dökmüştüm.


Önümüzde polis kulübesi olduğunu görünce gangsterler döndü ve kaçtı. Xin Yu beni çiçek bahçesinin içine çekti ve bir banka oturttu.

Ay ışığının altında Xin Yu üzüntülü bir şekilde bana bakıyordu.  “Lin Fan iyi misin?”

Rahatlamış hissederken iç çektim. “Ben iyiyim. Xin Yu böyle bir şey bir daha asla yapma. Ne kadar endişelendiğimizi biliyor musun…”

“Lin Fan daha fazla bir şey söyleme. Ben üzgünüm.” Sıcak ve ıslak bir gözyaşı boynuma düştü. Xin Yu sessizce hıçkırarak ağlıyordu.

“Gülmeye çalıştım. “Demin barda neden öyle şeyler söyledin?”

“Ben...ben…” Xin Yu aniden bana doğru yaslandı. “Lin Fan özür dilerim. Ben gerçekken üzgünüm...”

Onun yumuşak saçına dokunmak için elimi kaldırmayı denedim ve sevimsiz bir şekilde gülümsedim. “Xin Yu ne oldu? Bana anlatabilirsin.”

Xin Yu hıçkırarak ağlamaya devam etti ve ağlarken konuştu. “Lin Fan özür dilerim. İnan bana seni seviyorum. Seni seviyorum…”

(Ç.N : yardır Xin Yu 😆😆😆😅😆😆😆)

Parlak ay ışığı altında Xin Yu’nun göz yaşları ile kaplanmış kar beyazı yüzünü görmek kalbimi ağrıtıyordu. Elimi uzatıp onun göz yaşlarını silmesine yardım etmeden duramadım. Gülümsedim ve konuştum. “Aptal neden ağlıyorsun? Ben ölmedim.”

“Ama...Ama sen ağır yaralı gözüküyorsun.” Xin Yu hala ağlarken konuştu.

Kafamı salladım ve bedenimi aşağı taşıdım. Xin Yu’nun sıcak bedeninin benimkine sıkıca bastırılması hissinden zevk almaya başlamışken bir kadın ve erkek çiçek bahçesinden aceleyle ayrıldı. Erkeğin isteksiz sesi duyulabiliyordu. “Ne kadar talihsiziz her zamanki yerimiz bu çift tarafından alınmış…”

Uzakta ki çiftin sözlerini duyduğunda Xin Yu’nun güzel yüzü biraz kızardı. Benden ayrıldı ve ayağa kalkmama yardım etti. Ardından endişeli bir şekilde konuştu. “Şey, çok kötü yaralanmış gibi gözüküyorsun. Hadi hastaneye gidelim.”

Hızlıca kafamı salladım. “Gerek yok sadece birkaç morluk. Eve döndüğümüzde biraz uzansam yeter. Lin ablayı arayalım onlar çok endişelendi. Oh doğru senin telefonuna neden ulaşamadım? “

Xin Yu dudaklarını ısırdı. “O telefonu çöpe attım.”

Hayal meyal o telefonun erkek arkadaşından hediye olduğunu hatırlıyordum. Onu 2 yıldır içtenlikle tutmuştu ve şimdi onu atmıştı.

Biraz sıkıntılı şekilde telefonumu çıkardım. Neyse ki demin kavga ederken kırılmamıştı. Xu Lin’in numarasını aradıktan sonra konuşması için telefonu Xin Yu’ya verdim. Şuan benim için konuşmak biraz zordu.

“Merhaba Lin abla. Benim Xin Yu. Şuan Lin Fan ile birlikte XX yolundaki çiçek bahçesindeyiz. Lütfen gelip bizi alın. Lin Fan yaralı…”

Xu Lin belli ki tedirgin olmuştu. Hemen telefonu kapatıp sadece birkaç dakika sonra Lu Xue Han ile birlikte koşarak yanımıza geldiler.

“Lin Fan sana ne oldu?” Lu Xue Han ve Xu Lin neredeyse aynı anda aynı şeyi sordular. İkisi de hemen biraz utandı ve kızarmış yüzleri ile orada durdular.

Gülümsedim. “Eve gidelim orada konuşuruz. Xue Han lütfen bana yardım et. Lin abla Xin Yu’ya lütfen yardım et o çok fazla şarap içti.”

Xin Yu şaşkınca bana baktı ama yine de sözlerimi uyguladı. Eğer onlar bana sağ ve sol yanımdan yardım etselerdi bu sadece daha çok soruna neden olacaktı. Demin Lu Xue Han’ın sanki bir şey doğru değilmiş gibi bana baktığını fark etmiştim. Herkes demin Xin Yu’nun ağladığını görmüştü ve kör olmayan herkes göz yaşlarının yakamı lekelediğini açıkça görebilirdi. Ben onun hayal gücüyle birlikte taşkınlık yapmasını istemiyordum bu yüzden de ondan bana yardım etmesini istemiştim. Eğer onu rahatlatmaya çalışmazsam ilişkimiz soğuklaşabilirdi.

“Ouch~.”

Daha önce tekmelenen sağ bacağım tökezleyince bedenim aniden düştü. Lu Xue Han panik içinde aniden bana yardım ederken nefes nefese kaldı. Ve planladığım gibi onun narin ve yumuşak bedeni kucaklamamın içine düşünce bu bana gerçekten güzel bir his vermişti.

Xin Yu görünüşe göre çoktan benim niyetimi görmüştü. O bana baktı ve bir şey demeden gülümsedi…

----------ÇEVİRMEN NOTU---------

Hızlandık sanki bu hafta 1 bölüm daha gelecek diye biliyorum. ATG de gelecek bu bölümü okurken gelmiş bile olabilir. Gelmemiş ise bugün gelir. Yakında harem oluşacak diye duydum ilişkiler ne olacak bilmiyorum. Xin Yu itiraf da etti 😆

Lin Fan evde ne anlatacak? Xin Yu ile evde konuşacaklar mı? Xue Han neler yapacak? Oyuna ne zaman girecekler? Xin Yu’ya tam olarak ne oldu? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin. . . 


Yorum Yap "TLT 104"