SW 4 - Abilere Sahip Küçük Kız Kardeşler Gerçekten Kutsanmışlar

Yazı Boyutları
Yazı Renkleri

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Çeviri: Yusaince00 Düzenleyici: Malatyalı

Bölüm 4: Abilere Sahip Küçük Kız Kardeşler Gerçekten Kutsanmışlar

‘’Oh?’’ Ling Chen‘in gözlerinden ilgilendiği okunuyordu.

Yun Fen ifadesini sakinleştirdi ve nefes aldı: ‘’İşte böyle… Senin gibi benden 2 yaş küçük bir kız kardeşim var. Belki sizler üst sınıf insanların yaşamının lüks ve zengin olduğunu düşünebilirsiniz…Evet, çoğu zaman diğerlerinin kazanabileceğini ümit bile edemeyecekleri şeyleri kolayca kazanabiliyoruz. Ama bizimde sizin kolayca kazanabildiğiniz birçok şeyden uzak durmak gibi bir sorumluluğumuz var… Evliliğimiz gibi. Bu bağlamda, sayısız fayda zincirinin altında hiçbir özgürlüğe sahip değiliz.’’

Ling Chen: ‘’…’’

‘’Küçük kız kardeşimin adı Yun Meng Xin. 3 yıl önce çok güçlü siyasi bir ailenin en büyük oğlu gözlerini ona dikti. Babamın önünde ondan başkasıyla evlenmek istemediğine yemin etti. O aile gerçekten çok fazla güce sahip ve eğer bizim ailemizle ilişkili olurlarsa, bu durum ailemize büyük yararlar sağlayacaktı. O zamanlar babam ve ailenin kıdemlilerine bu büyük bir sürprizdi. Babam orada Meng Xin 21 yaşında olduğunda evleneceklerine söz verdi… İşte bu yüzden kız kardeşimin evliliği böylece, onun görüşü sorulmadan ve gerek görülmeden karar verildi.’’

‘’Kardeşin istemiyor mu?‘’ diye sordu Ling Chen.

Yun Aile Finansına bu evliliği yemin ettirerek ve onları ezecek gibi hissettiren bu grup kim bilir ne kadar büyük bir güce sahipti? Sessizce kendi kız kardeşi Shui Ruo’ya zorla bir evlilik kararı verildiğini hayal etti… Onu düşündüğünde, bakışları soğuğa büründü ve güçlü bir öldürme hissi gözlerinde büyüdü.

Karışık bir ürperti Yun Feng’i doğal olmayan bir şekilde titretmişti. Fazla düşünmeden devam etti: ‘’İsteksiz olmaktan daha fazlası pratik olarak ölmeyi tercih ediyor. O zamanlar onun reaksiyonu çok güçlü değildi, ama tüm bu yıllar o kişiyi gözlemledi. Gerçekten onun görünüşüne, geçmişine, yeteneklerine ve gösterdiği davranışlara dikkat edersen, o gerçekten mükemmel bir insan olarak kabul edilebilir. Ama bu kişi çok ikna edici ve hedeflerini ne uğruna ve ne feda ederse etsin tamamlıyor… Özellikle o, kadınları birer oyuncak olarak görüyor. Kız kardeşim %100 olarak hayatının geri kalanını bu kişiyle böyle harcamayı red ediyor. Ama ebeveynlerimiz tüm ailenin kıdemlileriyle evliliği ayarladığından, onu dinlemiyorlar… Eğer evlilik başarılı olursa, bu birçok yıl boyunca klana büyük faydalar getirecek. Eğer başarısız olursa, bu klana karşı intikam bile getirtebilir. Böyle bir durum altında kız kardeşimin karşı çıkmasına dikkat bile etmiyorlar…Sonuçta, kardeşimi büyük faydalar getirebilecek bir ticaret ürünü olarak görüyorlar.’’

‘’Bu olayın beni sokmaya çalıştığın ‘’Mistik Ay’’ oyunundaki oyun loncasıyla nasıl bir bağlantıya sahip?’’ diye sordu Ling Chen.

Ç.N: İngilizce çevirmen burada bir şey belirtmemiş ama söyleyeyim. Önceki bölümlerde ‘’Shen Yue‘’ olarak yazıyordu. Bu bölüm Mistik Ay yapmışlar. İkisi de aynı yani.

‘’Orada, orada büyük bir ilişkisi var.’’ dedi hızla Yun Feng: ‘’Çünkü bu lonca kız kardeşim tarafından kuruldu. Bu evliliğe karşı gelmek için onun son ümidi… Gerçi, senle görüşmeden önce şansı çok düşüktü.’’

‘’Demeye çalıştığın…?’’

‘’Kız kardeşimin kişiliği küçüklüğünden beri inatçı olmuştur. Yoğun baskı altında bir ay önce babam ve o bir bahis yaptılar. Onun için, kazanması imkansız olan bir bahis. Koşullar babam tarafından ayarlandı. Yun ailesinin finansal grubunun tamamının sahip olduğu servet ve şöhrete 2 yıl içinde sahip olursa, o zaman onun güce ve özgürlüğe sahip olduğuna karar verip ona kendi geleceğinde karar verme özgürlüğünü vereceğini, onun yaşamına kimsenin karışmayacağını söyledi. Eğer kabul etmiyorsa klanının düzenlemelerini kabul edecekti, o kişiyle 2 yıl sonra evlenecekti ve daha fazla şikayet ya da direnç göstermeyeceğine dair bahse girdiler.’’

‘’Yun ailesi finansal grubu bugün ki durumuna gelmek için 100 yıl çabalamıştı. Babanın böyle ağır bir yükü bahis şartı olarak bir kıza 2 yıl içinde ulaşması gerektiğini söylediğini düşünürsek, dünyada böyle bir bahis olduğunu kim bilirdi.’’ Küçümseme ile dolu bir kahkaha attı Ling Chen.

‘’Kesinlikle, sadece bu değil, klandaki herkes… Ben dahil, tüm mali ve siyasi işler olarak ona hiçbir finansal yardım ve kolaylık veremiyoruz. Her şeyi kendi yapmak zorunda. Babamın böyle yapmasının sebebi, kız kardeşimin tüm umutlarını yok etmesini istemesindendi. Ama benim inatçı küçük kız kardeşim yine de kabul etti. Aile ona verdiği tüm gelir kaynaklarını kesti. Onun son kararı ve tek seçimi olarak söylenebilecek şey daha yeni açılacak olan ‘’Mistik Ay’’." Konuşmasını bitiren Yun Feng’in yüzü ortaya acı dolu bir ifade çıkardı. O hala, küçük kız kardeşinin her zaman gösterdiği güçlü, inatçı, fakat içinde gizlenmiş olan çaresiz ifadesini unutamıyordu.

‘’Kız kardeşine yardım etmemi mi istiyorsun?’’ şu noktada, Ling Chen neden Yun Feng’in kendisine yaklaştığının sebebini anlamıştı.

‘’Evet.’’ dedi başını sallayarak Yun Feng.

‘’Ona Yun ailesi finansal grubuna eşit bir ün ve servete sahip olmasını sağlamak, sırf benim olmamla bunun yapılabileceğini mi düşünüyorsun?’’ diye ifadesiz bir şekilde sordu Ling Chen.

‘’Yapabileceğine inanıyorum… Eğer dünyada bunu yapabilecek tek bir kişi varsa. Bunun sen olacağına inanıyorum.’’ diyerekten ciddiyetle konuştu Yun Feng.

‘’Ve sen bana bu kadar inanıyorsun!? Beni ne kadar anlıyorsun? Çünkü basitçe 3 yıl önceki Eve’ye karşı olan dövüşü gördüğünden mi?’’

‘’Gözlerime inanıyorum. Özellikle insanları yargılamaktaki yeteneklerime inanıyorum. Dürüst olmak gerekirse kız kardeşimin loncasına seni katmakla, bende birkaç nedene sahibim… Her zaman senin o görüntülediğin, Çin’de Eve’ye eşit olan tanrı sınıfı bir oyuncu olduğunu herkese kanıtlamak, batı oyuncularının artık bize yukarıdan bakmayı bırakmasını istedim… 3 yıl boyunca bu hayalim asla kaybolmadı.’’ Son bölümden bahsederken Yun Feng’in gözleri daha da ateşli oldu.

Ç.N: Böyle bir millet sevgisi ve milliyetçilik… Neredeyse gözlerimi yaşa boğacak.

Ling Chen’in inanılmaz derecede işitmesi, yan odadan birkaç nefes alma duymuştu. Uyuyan Shui Ruo’nun çoktan uyandığını biliyordu. O: ’’Şimdi anladım, doğru zamanda, beni onu görmeye götür. Onun loncasına katılacağım ve istediğin gibi ona yardım edeceğim.’’

Ç.N: Bu satırlara dikkat edin. Ana karakterin 5 duyu organının ne kadar güçlü olduğunu ve kız kardeşine yaptığı bakıcılığın ne derece olduğunu gösteriyor 😀 .

‘’Tamam!!’’ Yun Feng başını salladı. Elini cebine soktu, metal küçük bir kutu çıkardı ve onu Ling Chen’in önüne koyarak; ‘’İçindeki 13223 ilacı, kod 08177180, onurum ve gururum üzerine yemin ederim ki, bu kesinlikle sahte değil.’’

Küçük metal kutu Ling Che’in ellerindeydi. Yun Feng onun ellerinin heyecanla titrediğini tamamen görebiliyordu. Kutuyu o kadar dikkatli tutuyordu ki, sanki dokunursa çatlayacak kadar kırılgan bir cam parçasıydı.

Onun, kız kardeşini kendi hayatından daha değerli olduğunu görmüştü… son derece öldürücü bir hastalığa yakalanmış olsa da, babası ölse de, böyle bir abiyle o hala mutluydu. Yun Feng içinden böyle düşünüyordu.

Ling Chen başını kaldırdı ve Yun Feng’e baktı. Gözlerindeki soğukluk gitmişti ve ağzını açarak sormuştu: "Bunu bana şimdi vererek, sözümden geri döneceğimden korkmuyor musun? Kibarlığını kötülükle ödeyecek kötü bir adam olmamdan korkmuyor musun?’’

Yun Feng gülerek: ‘’Eve ile eşit kapışabilen bir usta, Isrock ile enfekte olmuş kız kardeşine, onun yanından ayrılmayarak bakan bir kişi, sence o sözünü bozan nankör ve alçak biri olabilir mi? Sana, görüş yeteneğime ve kalbime inanıyorum.’’

Ling Chen ayağa kalktı ve elini Yun Feng’e doğru uzattı. Ona mutlak bir söz verdi: ‘’Bugün söylediğin sözlerden pişman olmayacaksın.’’

Yun Feng elini uzattı ve Ling Chen’in elini kavradı. Sözünü alınca, kalbi çok heyecanlanmıştı: ‘’Bende, bugünkü kararlarıma pişman olmayacağıma inanıyorum.’’

‘’Ama bundan önce, iki ek şartım var.’’ dedi Ling Chen.

‘’Huh?’’

Ling Chen’in ifadesi ciddileşti: ‘’Birincisi, senin kız kardeşinin loncasına katılsam da, onunla görüşmeyeceğim. Ayrıca, insanlarla görüşmek için gerçek yüzümü kullanmayacağım. Ayrıca kimseye benim hakkımda bir şeyler söyleyemezsin. Benim ve kız kardeşimin huzurunun rahatsız edilmesini istemiyorum.’’

‘’Sorun değil.’’ dedi Yun Feng. Buraya gelmeden önce Ling Chen’in böyle bir isteğinin olacağını çoktan düşünmüştü. O yetenekleriyle eğer o ‘’Mistik Ay’’ dünyasına girseydi, onun adı kesinlikle kısa bir sürede tüm dünyada yayılırdı. Eğer kimliğini saklamazsa, yaşamı huzurlu olamazdı. Belki bunu göz ardı edebilirdi, ama kız kardeşine olan dikkati ve kaygısının düzeyine bağlı olarak, böyle bir şeyin olmasına kesinlikle izin vermezdi.

‘’İkincisi, ben ve kız kardeşim loncaya beraber katılacağız.’’ diyerek konuşmasına devam etti Ling Chen.

‘’Bu…kesinlikle bu daha az sorun çıkartır.’’ diyerek Yun Feng rahatlamayla küçük bir nefes aldı. Ling Chen’in söylediği iki koşul, koşul olarak bile sayılamazdı. Ek olarak bir kişi eklenmesiyle, o daha mutlu olamazdı. ’’Bu öğleden sonra, senin ve kız kardeşini saçından bir tel veya onun gibi bir şey ver. Kişisel olarak oyun ekipmanlarını getireceğim. Oh doğru, kolye veya bilezikten hangisini tercih edersiniz?’’

‘’Mistik Ay’’ için olan oyun ekipmanları iki türe ayrılmıştı. Bilezik ve kolye. Onu direk boynuna koyabilirdin veya bileğine takabilirdin. Görünüşü küçüktü ve karmaşık bir aksesuardı. Oynarken internet bağlantısı veya karmaşık kontrollere gerek yoktu. Oynarken, tek yapman gereken düz bir şekilde yatıp gözlerini kapatarak oyuna girme komutunu söylemekti. Aynı zamanda oyun cihazı için şarj etmek gerekmiyordu. 7/24 oyunda olsan bile, iç şarjı 50 yıl veya daha fazla bir süre dayanabiliyordu.

‘’Bilezik.’’ diye yanıtladı Ling Chen.

‘’Tamam!’’ Yun Feng parmaklarını çıtlattı. Başlangıçta buraya gergin gelmişti, ama konuşması beklenenden daha başarılı olmuştu. O sadece Ling Chen’in kabulünü kazanmamıştı, sözünü de kazanmıştı… Kabul ve söz, bunlar tamamen farklı kavramlardı. Hepsi, Ling Chen’in her şeyi aşan kız kardeşine olan sevgisi yüzünden oluşmuştu. Elbette, Ling Chen’e doğru olan koşulsuz güven göstergeside vardı.

‘’Bu um, numaranı alabilir miyim?’’

‘’…Yok ki.’’

‘’Oh. Tamam, öğleden sonra iki tane cep telefonuda göndereceğim. Endişelenme, onlar elektromanyetik radyasyonu çok küçük olan ve tamamen yok sayabileceğin türden olacaklar.’’

Ling Chen’in verdiği DNA örneklerini alan Yun Feng saate baktı ve ayağa kalkarak konuştu: ‘’O zaman, hemen şimdi gidip hazırlanacağım. Kız kardeşimi kurtarabileceğine inanıyorum… Ve tüm dünyanın Çin’e karşı olan ifadelerini değiştireceğine de.’’

Ç.N: Ne millet sever bir adam. 😀

Ling Chen gülerek: ‘’Git ve yapman gerekenleri yap.‘’

Yun Feng evden çıkarken başlangıçtan sona kadar, Ling Chen her zaman 13223 ilacının olduğu metalik kutuyu dikkatlice tutuyordu. Sanki elinden ayrıldığı an yok olacağından korkar gibiydi. Yun Feng kapıdan çıkarken döndü ve yavaşça bir cümle söyledi: ‘’Sigh. Abilere sahip küçük kız kardeşler gerçekten kutsanmışlar.’’

Ç.N: All Hail Big Brothers!! All Hail Little Sisters!! All Hail Ruo Ruo <3

Ling Chen: ‘’…’’

Ç.N: Yun Feng sonda beni acayip güldürdü 😀 . sis-con iki abi yan yana ne konuşuyorlar ya 😀 .

Bu arada üzgünüm ama yarın bölüm yok. Pazarları’nın benim tatil günüm olduğunu biliyorsunuzdur😀 .


  • Novel Listesi
    Link
Facebookta Paylaş Twitterda Paylaş Google+ Paylaş