Tankların Tarihi Günceli

SW 1

Eylül 21, 2016

Çeviri,Düzenleme için Yusaince00’a ve kontrol ve edit denilen şey için ben Useless’a teşekkürler.Keyifli Okumalar…


5 Temmuz 3100,Çin’in merkez şehri ,öğle vakti ateşli güneş  alev gibiydi.
Yun Feng(云风) tamamiyle ter damlaları ile dolu olan başını sallamıştı.Şu ana kadar bir saat boyunca acımasız güneşin altında duruyordu.Dört gözle yaklaştığı  tezgahı bekliyordu.Homurtuyla nefes almıştı ve alçak bir sesle konuşmuştu : ‘’Yazık,Eğer küçük inatçı kız kardeşim için olmasaydı,bu işkenceyi çekmek için gelmezdim.Küçük kardeşlere sahip erkekler onların kırgınlığını göze alamaz.’’
Ç.N : O değilde sen Chu Feng ile Yun Che ‘nin neyi oluyon amına koyayım. Yun Che’den Yun ‘u ,Chu Feng’den Feng’i aldığına dikkat eden tek ben miyim amk ? Aklımda deli deli düşünceler var amk senin orkun !  😀 .
Bugün ‘’Shen Yue’’(Mistik Ay) oyunu için ekipmanlarında çıkarıldığı 30. Gündü,doğal olarak ayın ilk yarısındaki insan kalabalığı başlangıçtakiyle karşılaştırılamazdı bile.Öyle olsa bile Yun Feng buraya geldiğinde insan kalabaığı onu neredeyse döndürüp geri götürecekdi.Sonunda dişini sıktı ve sıranın sonunda durmuştu.İleriye doğru adım adım hareket ediyordu.
‘’Yüz Yıl Ateşkes’’ imzalandıktan sonra savaşın  oyun dünyasındaki çatışmalarla çözüleceğinen karar verilmişti.Fakat  dünyada sayısız sanal gerçeklik oyunu olduğundan ,eşitlik için ‘’Kongre’’ her on yılda bir güncelleniyordu.Yani Güncelleştirilme  sadece sanal dünya oyunlarındakiydi.Kısaca bu gelecek on yılda , bir sorunu çözmek gerekirse  bu sadece oyun dünyasındaki sonuçla çözülebilirdi.Bu kısaca ‘’Kongre’’ tarafından yayınlanan oyunu tüm dünyaya yaymaya yaramıştı ve her ülke üst seviye oyunculara büyük miktarda finansal kaynak veriyordu ve daha güçlü oyuncular yetiştirmeye  çalışıyordu.Birkaç pasifik küçük ülke dışında,çoğu ülkeler böyleydi.Zaman içinde küçük ölçekli sanal gerçeklik oyunları yavaş yavaş iyiden uzaklaşıyordu.En sonunda belirlenen sanal gerçeklik oyunları dışında tüm diğer sanal gerçeklik oyunları sessizce yok olmuştu.Çünkü insanlık sadece bir ‘’ikinci dünya’’ ‘ya ihtiyaç duyuyordu.
‘’Kongre’’ tarafından belirlenen yeni güncellemelerde, belirlenen yeni oyun ‘’Shen Yue’’ idi.Hala yayınlanması için 2 gün vardı.Bu nedenle ‘’Shen Yue’’  ile ilgili tüm tanıtımlar dünyanın köşelerini kaplamıştı.Çin Hükümeti bundan büyük ölçüde kuvvet teşvik ediliyodu.Aynı zamanda ,önceden seçilen sanal gerçeklik oyunları gibi,’’Shen Yue’’ için olan oyun ekipmanı tamamen bedavaydı.Onu almaya gittiğinde saç,tırnak,v.b. gibi bir DNA örneği getirmen gerekiyodu.Aldığında ,ekipman sana bağlanıyordu .Yani bunu sadece sen kullanabiliyordun.
‘’Shen Yue’’ ‘nin adının böyle olmasına karşın açıklama :’’ Dünya Haritası neredeyse mükemmel bir Hilal Aydır.Doğulu oyuncular yeni ayın doğusunda,batılı oyuncular ise batısında başlayacaktır. Haritanın güzel şekilleri yüzünden bu ‘’Shen Yue’’ olarak adlandırılmıştır.
Yakıcı güneş ışığı Yun Feng’in sabrını test ediyordu.Eli kız kardeşinin bir saç telini tutuyordu.Sırayla beraber yürüdüğünde biraz kendini toparlamak için kafasını çevirerek hareket ederek acı yüzünü buruşturmuştu.Çin’in ikinci en büyük finansal grubunun başkanının en büyük oğlu olarak genellikle ne yapmak isterse ağzını açması yetiyordu.Çoculuğundan beri bu onun uzun süredir güneş altında böyle durduğu ilk seferdi.
5…4…3
Sonunda önünde sadece 3 kişi vardı.Yun Feng yeniden küçük bir nefes vermişti (Ç.N: Ulan bu hep veriyor.Aldığını hiç duymadım .).Resepsiyoniste baktığında o profesyonel bir güşümseme göstermişti.Sessizce mırıldanarak : ‘’Güzel gözüküyor,ama kız kardeşime kıyasla hemen hemen hiçbir şey.’’
Ç.N: Kız kardeşine aşık değil. Sadece yorum ve sorgulama yapıyor.Hemende aklınıza ensest ilişki gelmesin .Ne kadar fesatsınız 😀 .
Bir bakıştan sonra ilgisini kaybetmişti ve bakmaya devam ederek kafasını salladı.Bir anda Gözleri sabitleşti ,ağzı açıldı ve kontrolsüzce bir çığlık çıkararak : ‘’ Ne şirin bir kız ! ‘’ dedi.
Gördüğü şey saf bir güzelliğin yüzüydü,melek kadar güzel bir kızın.Onu kim görürse görsün o kişinin hayret edeceğini ve doğaüstü güzelliği tarafından kapılacağını düşünmüştü.Çoktan 15,16 yaşında gibi gözüküyordu.Onun teni kadar beyaz bir çubuk dondurma tutuyordu ve onu tatlı bir şekilde yiyordu.Ağzının köşeleri hafif bir gülümsemeyle kalpleri eritecek derecede yükselmişti.Zamandan zamana kırpılan gözleri parlayan kristaller gibiydi.Bu yaşam süresince böyle saf gözleri daha önce hayatında hiç görmemişti.
Gözlerinin önündeki görüntü gerçek dışı gibiydi.Yun Feng’in vizyonu bir süreliğine halsiz olmuştu…bir resimden çıkmış bir melek gibiydi.Onun güzelliği ve saflığı bu dünyaya ait olmamalıydı.Çünkü bu dünyanın kirli havası onu sadece kirletirdi.
Arkasından hafif bir itme gelmişti ve  o zaman Yun Feng dalgınlıktan uyanmıştı.Hızla küçük bir adım attı,onun önündeki iki kişinin arkasında geçti.Yun Feng kafasını çevirdi ve yeniden kıza bakdı…Küçük kızın tekerlekli sandalyede oturduğunu daha şimdi farketmişti.
Böyle güzel bir kız,büyüdüğünde Meng Xing’den bile üstün olabilirUn…tekerlekli sandalye?Bu kız hasta mı ,yoksa bir sakatlığı mı var?
Bekle…
Bu anormal derecede solgun yüz…
Isrock!!
Yun Feng’in gözbebekleri bellirginleşmişti…o  bu kızın dünyanın en korkunç hastalığı ile enfekte olduğundan emindi…Isrock!
‘’Sigh,Tanrının basitçe sadece zalim olduğunumu söylemelisin…ona şaşırtıcı bir güzellik olmaya aday sunan bir yüz vermek,ama onun yaşamını çok erken almak.’’ Yun Feng gizlice iç çekti,acıyan gözlerini geri çekmişti.Yaşamı erken bitecek olan kıza bakmaya dayanamasada yeniden bakmıştı.Tam o anda birisi onu ileri itmişti.
O an o kişinin yüzünü gördüğünde,o sırada Yun Feng sanki elektrik tarafından çarpılmış gibi orada hayretle duruyordu.
Bu 20lerinin başında olan genç bir adam gibi gözüküyordu.Uzun boyluydu, yüz hatları keskin ve tanımlanabilirdi.Hafifden baskıcı bir aura yayıyordu.Tekerlekli sandalyeyi ileri itmişti.Ayak adımları yavaş ve tek düzdü.Yun Feng’in bakışlarını keşfeder gibi  yüzünü anında döndürmüştü.Yun Feng bir çift ölü yıldız gibi soğuk gözler görmüştü.Gözleri ona odaklandığı an gözlerinin keskin bir kılıç tarafından delindiğini hissetmişti.
Adamın bakışı  odaklanmadan önce bir an için onda durmuştu.Önündeki kıza geri dönmüştü.Bununla beraber bakışları yumuşaklaşmıştı…Bu bakış bir kişinin hayatında en değer verdiği kişiye attığı bakıştı.
Bu kişi…bu görünüş…o…o…
‘’ Abi,dondurma.’’Kız arkasını döndürerek azıcık yenilen dondurmayı kaldırarak adamın dudaklarına yerleştirmişti.Adam biraz gülümseyerek başını azıcık indirmişti.Kızın dudak izi bıraktığı yerden küçük bir ısırık almıştı.Kız masumca gülümseyerek dondurmayı geri almıştı ve ardından adamın az önce ısırdığı alanı ısırmaya başlamıştı.
Ç.N: Nasıl bir dondurma fantazisidir bu ? .:D . ORKUN  bize iki dondurma kap deneyek kanka 😀 .Belki kız çekeriz 😀
Yun Feng dehşete düşmüştü ve neredeyse onlara doğru ilerleyemeyecekdi.Aşı gelişiminden sonra sürekli olarak Isrock kapmış daha az kişi olmuştu ve yayılması kontrol altına alınmıştı.Fakat aşıyı alsan bile %100 olarak güvende değildin.O kız açıkça Isrock Hastalığına sahipti .O adam enfekte olmaktan korkmuyor muydu…Isrock her türlü vücut sıvısından bulaşabilirdi.Hatta tükürü ile bile.Bu çocukların bile bildiği bir şeydi!
‘’Abi eve daha hızlı gidelim tamam mı?Bugün dışarısı çok sıcak ve abimin benim için yıkadığı gömleği terimin kirleteceğinden korkuyorum.’’
‘’Un(Peki),elbette.’’
İkilinin sesleri ve kendileri yavaş yavaş Yun Feng’den uzağa doğru gidiyordu.Yun Feng’in gözleri  o yönde gittikleri yönü ve onları takip ediyordu.O aşırı ince kıza değil adama bakıyordu.
‘’Onlar kardeş mi ?’’
‘’Bekle!Ben ne düşünüyorum!?’’
Yun Feng kafasına vurdu ve kendine geldi.Adam çoktan ondan uzaktaydı.sokağın köşesinden tekerlekli sandalyeyi itiyordu.
Kahretsin…
Önünde sadece son kişi duruyordu.1 saat boyunca çektiği acı bomboş olacakdı.Kafasındaki teri sallayarak,Yun Feng dişini bir kere ısırarak hızla adamın kaybolduğu yönde endişeyle koştu ve kuyruktan ayrıldı.
‘’Bu adam bir aptal mı?’’ bunca zamandır Yun Feng’in arkasında sıra olmuş şişko  biraz mırıldanmıştı.Neredeyse sırası gelmişti ve böyle bir işkence çektikten sonra sıradan ayrılmak gibi bir şey yapmıştı.Eğer onla ilgili bir şeyler yanlış değilse,başka ne olabilirdi?
Yun Feng sokağın köşesinden koşmaya başlamıştı ve yeniden adamın silüetini görmüştü.Uzun bir nefes vermişti ama onun son seferden anormal,keskin bakışlarını  düşünüyordu.Yaklaşmaya cesaret edememişti.Tam tersine tüm yolda onları uzaktan takip etmişti.Dikkatlice onların figürlerine bakarak takip ediyordu.
Yaklaşık 10 dakika sonra adam kızı iterek yüksek bir villa bölümüne girmişti.Yun Feng  biraz şaşırmıştı ama ardından kıkırdamıştı…onun seviyesinde bir adam nasıl para eksikliği çekebilirdi.
Hala çok yakından takip etmeye cesaret edemiyordu.Yun Feng hala oraya gitmemişti.İki figüründe görüşünden yok olmasına dek beklemişti.Ondan sonra güvenlik odasına ilerleyip kibarca sormuştu :‘’Amca,deminki kardeşler hangi numaralı villada oturuyorlar?Bilirsin ,Sadece o küçük kızı tanımak istiyorum,hehe….’’ Yun Feng utangaç bir kahkaha vererek konuşmuştu.
Yaşlı amca ona bakmıştı ve anlamış bir şekilde ifadeliydi.Yüzünü döndürdü ve başını sallayarak : ‘’Onlar numara 12 de yaşıyorlar.Fakat o kız hakkında düşünmeyi bırakmanı tavsiye ederim.Sigh,O kız aşırı güzel ama yaşamı çok sert.Babası bir doktor ve özellikle Isrock hastalarıyla etkileşimli.Eğer nehirde çok durursan ayakkabıların nasıl ıslanmaz.Birkaç yıl önce babası enfekte olmuş.Fakat ailesi ve kendisi bunu bilmiyormuş.Zamanla bunu öğrendiler . Kızın annesi ve kendisi de enfekte olduklarını anlamıştı… 2 yıl önce annesi ve babası arka arkaya öldüler ve geride sadece iki erkek kardeş ve bir kız kardeş bıraktılar.İki kardeş ebevenylerinin ölümünden sonra buraya taşındılar.Belkide babası ölmeden önce miras bırakmıştı.Sigh,herneyse. Eğer hala iki yıl daha yaşamak istiyorsan o kız hakkında hiçbirşey düşünme.Hiçkimse o kızın yaşadığı 12 numaralı villaya yaklaşmak istemiyor.Yakınlarında yaşayan villadakiler bile korkudan taşındılar ve geri gelmediler.O hastalık tarafından enfekte olduğunda ölüm garantidir.Aslında kızın abisinin ona bakması hala şaşırtıcı.Isrock hastalığına sahip kız kardeşine bakıp onu asla terketmedi.Onun hala enfekte olmaması sürpriz derecede takdire şayan.’’
Ç.N : Ne konuştun be amca !.
Yaşlı amca birçok kez iç çekti.Açıkça kızın kaderi için üzülüyordu.
Yani bu Isrock…Yun Feng başını salladı ve bağırarak : ‘’Teşekkürler amca.’’Dedi. Ardından amcanın garip bakışları için bekleyemeyerek oradan koşarak uzaklaşmıştı.
Ç.N: O değilde bu Yun Feng  = Yun Che + Chu Feng falan mı ? Reenkarnasyon falan mısın lan sen diyesim vardı. Neyse boşverelim bunu 😀 .
Evet arkadaşlar beni orkun’un sitede çoğunuz tanımıyordur. Tales of Demons and Gods ve Shura ‘s Wrath da Light novel Turkce sitemizde yayınlanırsa bunaltı ve karışıklık geleceğini düşündüm bu yüzden herkesi toplayarak böyle bir düşünce getirdim.O yüzden bu seri artık burada yayınlanacak.
Beni tanımak isteyenler ; Daha önce MGA,Arifureta,ATG,BTTH çevirisi ve düzenlemesi yapmış birisiyim 😀 . Sıradaki hedefimde bu oldu.
Son olarak bu sitede Hem Orkun Hem ben Varsak  ;
1 Aylık Orkun + 1 Aylık Yuşa = +40 bölüm demektir.


Yorum Yap "SW 1"