Dünyanın Oluşumu Günceli

SW 0 - Giriş

Eylül 21, 2016
Çeviri,Düzenleme ve Kontrol için Yusaince00’a teşekkürler.Keyifli Okumalar…
Shura’s Wrath- Giriş

Tanıtım | Sonraki Bölüm
Çin Şehri’nin kenar mahallelerinin (sokağının) birinde,öğle vakti.
Burası normal sivil halkın,yanan güneşin zemini yaktığı ,oradan geçenlerin o havayı lanetlediği normal bir sokakdı.Orası sakin değildi,ama şehrin merkezi kadar da canlı değildi.
Sokağın kenarında bir vücut yerde yatıyordu.Yakıcı bir  güneş vardı fakat o tüm vücudunda siyah giyiyordu ve bu  çok güneşli havada onun siyah kiyafetinin aşırı derecede sıcak olduğundan söylemeye gerek yokdu.Zemin çoktan insanların dokunmaya cürret edemeyeceği derecede yanıyordu.Onun siyah kıyafetleri gibi,zeminin şuanki hali ile  insanlar ciltlerinin öyle bir durumda yanacaklarından korkuyorlardı.Fakat bu kişi orada çoktan bir gün ve bir gecedir duruyordu.
’Niçin bu adam hala orada?’’
‘’Muhtemelen çoktan öldü.’’
Yayaların bakışları oradan hızla ayrılmadan önce kısa bir süre için onda durmuştu .Burada yaşayan insanların çoğu iş hayatı geçimiyle her gün acele eden alt toplumdandı.Bu toplumda insan doğası soğukdu,yardım etmek onların için değersiz birşeydi.Aynı zamanda bu çağda,sokağa düşmüş birine kesinlikle yardım edilmemeliydi,bu fikir farkında olmadan soğuk bir fikir birliği olmuştu.
‘’Çabuk anne,bak,burada birisi var?O hasta mı?’’ Eli annesi tarafından tutulan küçük bir çocuk yerde yatan adama eliyle işaret edip konuşmuştu.
’Ona yaklaşma,annenin önceden söylediğini unutma,zemine düşmüş ,yani yatmış kişilerin çoğu ‘’Isrock’’ ile bağlanmış ve terkedilmiştir.Ona yaklaşmamalısın yoksa sanada bulaşır.Gel,biraz uzağa gidelim.’’
‘’Ahh!’’ küçük çocuk bağırmıştı,yüzü korkmuş gibi gözüküyordu,annesinin elini kendi tutarak  ileri doğru gitmeye başlamıştı.Artık yerde yatan adama bir bakış atmaya bile korkuyordu.
Altı veya yedi yaşındaki bir çocuk bile ‘’Isrock’’ ‘un korkutuculuğunu biliyordu.
<
‘’Isrock’’ insan vücudunun bağışıklık sistemini yok eden  ve yaşam gücünün yavaş yavaş bozulmasına neden olan ölümcül bir hastalıkdı.Bu hastalığın bulaşmasının tek yolu başka bir ‘’Isrock’’taşıyıcısıydı.Bunun doğası 20. Ve 21. Yüzyıllarda yaygın olan ‘’AIDS’’  benzerdi.Ancak bu ‘’AIDS’’ ‘den daha korkutucuydu.Şu anda Isrock bulaştıktan sonra dünyada en uzun yaşayan kişisi sadece 5 yıl için yaşamıştı.
30. yüzyıla girdikten sonra insanlar Doğa Ana’nın intikamını tatmıştı.Giderek sınırlanan kaynaklar için korkutucu savaşlar patlak vermişti.Savaşın dumanları dünyanın her yerinden yükselmişti.Nükleer ve manyetik kirlilik yüzünden ,savaşlardan sonra ‘’Isrock’’ hastalığı doğmuştu. Doğal olarak zayıf bağışıklık sistemine sahip olan kişilerin ‘’Isrock’’ hastalığını vücutlarına taşıması daha kolaydı. ‘’Isrock’’ virusunun ortaya çıkışı kısaca hayatının sonuna yaklaştın demekti.
Daha da korkutucu olan şey  ise ‘’Isrock’’ virüsünün bulaşıcılığıydı.Her türlü şekilde bulaşabilirdi.Kan,salya,hatta ter ile bile bulaşabilirdi.Hatta aileden birisi ‘’Isrock’’ virüsüne sahip olmuşsa,ailesinin onu acımasızca terketmesinden başka çare yokdu.Çünkü para veya çaba ne kadar olursa olsun onların yaşamlarını kurtarmayacakdı.O kişiyi tutmak diğerlerinede bulaşması demekti ve bu daha fazla enjekte edilmiş kişi demekti…
‘’Isrock’’  korkutucu bir iblis gibi insanlara  yayılıyordu.Bu insanlığın acımasız savaşlarına Cennet’in  cezası olarak görülüyordu.Çünkü nükleer ve manyetik savaşlardan geriye bırakılmış olmasaydı, ‘’Isrock’’ virüsü doğmamış olurdu.Böylece kritik durumlar ve dünyadaki insanlarının bağırışlarıyla , tüm dünya tarafından bilinen ‘’Yüz Yıl Ateşkes ’’  her ülke tarafından imzalandı.Ardından  ’’Kongre’’ terimi altında, insanlar ikinci bir dünyaya  savaş alanındaki sorunları çözmek için yönelmişti ,sanal gerçeklik oyun dünyası.
Ç.N: Kısaca savaşın sonuca ulaşması için her ülkede sanal gerçeklik oyun dünyası kullanılıyor.
Sorunları çözmek için oyun dünyasındaki kazanma veya kaybetmeler kulllanılıyordu.Bu yöntem dünyadaki çoğu insan tarafından kabul edilmiş ve onaylanmıştı.’’Yüz Yıl Ateşkes’’ imzalandıktan sonra,sanal dünya oyunlarıdaki gelişmelerde eşi görülmemiş bir yere ulaşmıştı.Aynı zamanda her ülke oyun dünyasının en iyi oyuncuları için özenli çaba ve büyük miktarda mali kaynak dağıtıyordu.
‘’Yüz Yıl Ateşkes’’ ‘den sonra nükleer ve manyetik kirliliğin düşmesiyle ,’’Isrock’’ taşıyanlar azalmıştı,ama insanlığa bıraktığı korkutucu gölge  asla dağılmamıştı.
Bu yüzden yerde yatan siyah kıyafetli adamın ‘’Isrock ‘’ virüsüne sahip olup öldüğünü düşünen insanlar bulaşmaması için yaklaşamıyordu.
Şimdiye kadar…
‘’Büyük Abi!Abi,çabuk uyan,zeminde böyle yatarsan korkutucu bir yanık alırsın.Abi…’’
Adamın önünde açık sarı etek giyen küçük bir kız vardı.O 10yaşlarında gibiyd. Bir çift yıldız kadar güzel gözleri ve kil bir bebek gibi dallı budaklı bir yüzü vardı.Onu gören herkes bilinçsizce dururdu ve yeryüzüne düşmüş bir meleğe mi bakıyoruz diyerek düşünürdü.
<
Küçük kız küçük elinde bir kısmını içtiği soğuk bir içecek tutuyordu.Diğer elinde ise güneş şemsiyesi vardı.Onun yıldız gibi gözleri endişe ile dolmuştu,sesi yumuşak ve nazikdi.
Belkide yerde yatan adam darbe almıştı veya başından beri baygın değildi.Küçük kızın onu çağırmasıyla adamın vücudu azıcık hareet etmişti ve yavaşça ,inanılmaz zor bir şekilde başını kaldırmıştı.Solgun bir yüze sahipti,ve adam 16-17 yaşından büyük gözükmüyordu.Dağınık saçlıydı ve dudakları tamamen çatlamıştı.Dahası tüm yüzü korkunç derecede soluktu.Gözlerini yavaşça açmıştı.Bulanık gözleri bir çift saf,kristal gibi gözlerle buluşmuştu.
Böyle güzel…gözlerle…
‘’Çok şükür.Tanrım,sonunda uyandın!’’ kız rahat bir nefes verdi ve mutluca gülümsedi.Genç erkek onun saf ve kusursuz gülüşüne baktı.Bir an için bakışlarını ayıramamıştı.Bugüne kadar soğuk bakışlarla karşı karşıyaydı ve buna alışmıştı.Bu dünya üzerinde hala böyle bir çift temiz göze sahip olan birini görmüş olmasına inanması biraz zor olmuştu.
‘’Abi,hasta mısın?Kalkabilir misin?Çok sıcak ve zeminde böyle yatmak…ah,sorun yok babam ve annem buraya gelmek üzereler.Onlar abiye yardım edecekler.Ah! doğru,benim babam burada bir doktor .O kesinlikle büyük abiyi yeniden iyi yapacak.’’ Küçük kız güneş şemsiyesini tuttu ve  üst vücudunu kapattı. Yumuşak ve hoş bir ses ile ona doğru konuşmuştu.
Adam çatlamış dudaklarını oynattı,boğazı sanki ateşde yanmış gibiydi.Uzun bir süre için denemişti ama sadece bir kelime söylemeyi başarmıştı…
‘’…Su…’’
‘’Su…’’ Kız gözlerini kırptı ve azıcık içilmiş soğuk içeceği onun dudaklarına yerleştirdi ve : ‘’Yanımda su yok…bu yeterli olur mu?Bu çok serinletici ve çok tatlı.’’ Dedi.
Küçük kız pipeti dikkatle onun ağzına yerleştirdi ve genç anında tüm enerjisini kullandı.Uzun bir içiş almıştı.Sonradan ağzını soğuk bir sıvı kütlesi doldurmuştu.Ardından ise ölü gibi bedeninin boğazından aşağı geçirmişti.O anda vücudunun olduğunu hissetmişti,görüşüde daha net olmuştu.Onu  ölümden döndüren pipeti sıkıca ısırmıştı.Gözleri aynı zamanda ona bakan kıza bakıyordu,ondan ayrılmak istemiyordu.
Ç.N:Pipeti ayrılmak istemediğinden ısırıyor.Ulan ben olsam soğuk içeceği içip tüm vücudunu toplamıştı der geçerim.Bana ne çevirttiriyorsun!
‘’Tatlı mı?Eğer bu tatlıysa o zaman kalanınıda iç hehe,eğer daha fazla içmek istiyorsan,babam ve annem bunu daha sonra satın alabilir.’’ Onun pipeti sıkıca ısırdığını görünce,kızın ince kaşları hilal şekli aldı ve süper kawaii(Ç.N: tatlı) bir görünüşü  max gülümsede yaydı.Gülümseme ek olarak kalbinde çok ağır şekilde yer almıştı…o bu yaşamında,bu anı ve özellikle bu kızıunutabilmesinin imkansız olduğunu biliyordu.
Tek tip ayak sesleri arkadan geliyordu vekız hemen arkasına dönmüştü.Elini sallamaya başlayarak bağırmıştı: ‘’Baba,Anne,Buradayım,burada yere yatmış büyük bir abi var.’’
<
Gelenler bir karı kocaydı fakat hala orta yaşlarındalardı.Normal kıyafet giyiyorlardı ve fazla zengin olmadıkları belliydi.Kızı ve zeminde yatan adamı görünce,ikiside günışığı korkmuştu.
‘’Ruo Ruo(若若),acele et ve ondan uzaklaş!’’ Kızın annesi ona dehşetle koşmuştu,aceleyle kızı taşıyarak biraz uzaklaşmıştı.Yumuşak bir çığlıkla,kızın elindeki soğuk içecek düşmüştü ve zemine soğuk sıvı damlaları sıçramıştı.
‘’Nn…anne…Beni niye buraya taşıdın,büyük abi susamış.O gerçekten su içmek istiyor…Anne,baba, Lütfen onu kurtarabilir misiniz?Baba,sen büyük bir doktorsun,onu kesinlikle kurtaracaksın değil mi?’’ Kız annesi onu kucaklarken,gözlerinde endişeli bir ifadeye sahipti ve genç erkeğe bakıyordu.
Ç.N: Beyler Shura’s Wrath’a sloganımızı söylüyorum;
Ruo Ruo Aşktır!Ruo Ruou Yaşamdır!
‘’Endişelenme, O ‘’Isrock’’ ‘a sahip değil.’’
Kızın babası bir doktordu.Bir çok defa ‘’Isrock’’ ‘a sahip hastalara bakmıştı.Gence birkaç defa baktıktan sonra onun Isrock ile bağa sahip olmadığını anlamıştı.Onun sözlerini duyan anne rahatlamıştı.Aşağı çömelerek gence özür dileyen bir gülümseme vermişti : ‘’Çocuk,o zaman Ruo Ruou hakkında çok endişelenmiştim.Bu yüzden…Adın nedir?Niçin buradasın?’’
Gencin dudakları hareket etmişti,bir süre sonra,zorla bir ses çıkarmıştı :‘’Benim…adım…’’
Şuanki adımın ne olduğunu…Bilmiyorum.
Çünkü çoktan geçmişteki adımı unutmaya karar verdim…Sonsuza dek unutmak istiyorum.

<
Ç.N: Evet arkadaşlar Shura’s Wrath’ın olduğu her gün bölüm saat 7-8 arası gelecektir.Bunu bilin.Gerçi böyle söylüyorum ama hala bölüm gelecek mi diye soran arkadaşlar var . Okumuyorlar sanırım.
Seriyi 10. Bölüme gelene kadar çevireceğim. Ardından Sizin düşüncelerinizi sorup devam edip devam etmeyeceğime karar vereceğim.
İlk bölümden sloganımızı söyledim !  Kısaca Ruo Ruo <3 <3 <3 . Bu arada diğer serilere göre geç gelmesinin sebebi MGA 1500 kelime . Fakat bu 3000 kelime falan sanırım . Tam bilmiyorum bakarım bi ara😀 . O yüzden niye geç geldi falan diye sormayın J.
Ayrıca Serinin adını Asura’nın Öfkesi diye mi yayınlayayım.Yoksa İngilizce Shura’s Wrath mı?

Yorum Yap "SW 0 - Giriş"