Tankların Tarihi Günceli

MGA 83

Eylül 08, 2016

Kimse Benimle Alay Etmemeli


Çeviri için Çılgın Hamsi, kontrol / düzenleme için Wertyul, Dike arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


Gong Luyun soğuk bir gülümsemeyle:

“Ölümüne bir maç mı istiyorsun?”

Chu Feng:

“Öyle istiyorum uyar mı?”

Gong Luyun normalden daha sesli bir kahkahayla:

“Uyar mı? Şaka mısın sen velet?”

Sanki hayatındaki en komik şeyi duymuş gibiydi. Sonra arkasını dönüp kalabalığa:

“Bu gün ölümüne bir dövüş için bu kişiyle sözleştik. Bir yıl sonra yine yeniden burada bir savaş olacak ve bu kazananı belirleyecek. Eğer o benim üç tane saldırımı karşılarsa tek söz etmeden boğazımı keseceğim.”

Gong Luyun’un sözleri iğneleyici, doğrudan ve kibirliydi. Tamamen bir özgüven patlaması yaşıyordu. En garibiyse etrafındaki insanların onun kibirini oldukça yerli bulmasıydı. Sanki gözlerinin önünde bir yol sonraki Chu Feng’in ölümü canlanıyor gibiydi.

Bir yılda ne yapabilirdi ki? Chu Feng’in şu an ruh seviyesinde olduğunu söylemeye gerek bile yok hadi diyelim kök seviyeye ulaştı fakat hiç bir şekilde kaynak seviyeye giremez.

Bunlardan farklı olarak Gong Luyun zaten bir numaralı öğrenciydi yani bir yıl içinde onun gücü korkunç derecede artacaktı. Doğal olarak herkes Chu Feng’in kazanma ihtimalinin olmadığını düşündü.

Gong Luyun, Chu Feng’i işaret edip hararetli bir şekilde:

“Fakat bir yıl sonra benim üç tane saldırımı karşılayamazsan seni burada öldürene kadar döveceğim ve bil ki seni koruyacak hiç kimsede olmayacak.”

Bunları söyledikten hemen sonra arkasını dönüp gitti ve onunla gelen kişilerde Chu Feng’e aşağılayıcı bir şekilde bakışlar atarak gittiler.

Chu Feng’in yanındaki Su Mei, onun yüzündeki kan lekelerine bakarak yürekten bir ağlayışla:

“Chu Feng, üzgünüm hepsi benim suçum…”

Chu Feng Su Mei’nin gözyaşlarını silerek:

“Hiç bir şey değil sadece küçük yaralar.”

Bundan sonra Situ Yu ve diğerlerine baktı:

“Korkmanıza gerek yok artık bir birlik olmadığımızdan dolayı herhangi bir ilişkimiz yok ayrıca size de bulaştırmak istemem.

Bu sözleri duyan diğerlerinin yüzleri hemen değişti:

“Chu Feng,biz….”

Aslında Chu Feng’in yanına gitmeye korkuyorlardı çünkü belaya bulaşmak istemiyorlardı. Kim git de ona bulaş demişti.

Chu Feng diğerlerine elini sallayarak:

“Bana bu yapmacıklıkla bakmanıza gerek yok. Size borcum yok, sizde bana şimdiden itibaren sadece yabancılarız.”

Buna daha fazla devam etmeyen Situ Yu ve diğerleri Chu Feng’e dikkatlice baktıktan sonra yollarına gittiler. Chu Feng ile aralarında olan bağı silmeliydiler aksi halde kendilerine de bulaşacaktı.

O anda Kıdemli Li konuştu:

“Küçük arkadaşım nasıl bir özgüvenin var ki bir yıl içinde Gong Luyun’u yenebilecek hale gelebileceğini düşündün?”

“Doğruyu söylemek gerekirse bende o kadar emin değilim.”

“Ne madem nasıl olurda böyle bir ölümüne savaşa cesaret edersin yoksa bana tuzak mı kuruyorsun?”

Sonra sakalını kaşıyıp düşünceli bir bakış attı.

Kıdemli Li göz ucuyla Chu Feng’e bakarak:

“Küçük çocuk, bu özgüven patlaması nerden?”

Chu Feng gülerek:

“Özgüvenim baskıdan geliyor. Eğer bir yıl sonra kazanamazsam ölürüm bu yüzden kazanmalıyım.”

Kıdemli Li son sözünü söyledi:

“Ah zamane gençleri…”

Sonrada kozmos çantasından bir tomar kâğıt alıp duyuru tahtasının önüne yürüdü sonra kâğıtları açıp buraya yapıştırdı.

Tam bu sırada tahtanı etrafını bir sürü öğrenci çevirdi ve sınav sonuçlarını öğrenmek istediler. Fakat en çok öğrenmek istedikleriyse Chu Feng’in sınav sonucuydu çünkü Gong Luyun’a meydan okumaya cesaret etmişti.

Chu Feng’in sonuçları tahtaya asıldığı zaman herkes bakakaldı. Belirsiz yetenek. Buda ne demekti dostum hı? Bu kadar uzun yıllardır burada olduktan sonra ilk defa böyle bir şey görüyorlardı.

Kalabalığın kafasının karıştığını gören, gülüp şöyle açıkladı.

“Test taşını etkinleştiremedi bu yüzden yeteneği belirsiz.”

Herkes şok olmuştu:

“Ne? Ne yani bu kadar artistlik yaptıktan sonra düşük bir yeteneğe bile sahip olmadığı mı ortaya çıkıyor şimdi?”

Chu Feng’e karşı olan bakışları bile daha hakaret doluydu. Kalabalığın düşünceleri hakkında bir şey demeyen Kıdemli Li on iki kâğıdı da astıktan sonra kolunu sallayıp kendi mekânına doğru yürümeye başladı.

Chu Feng Kıdemli Li’ye gidip yürekten bir teşekkür etmek istemişti fakat Kıdemli Li’nin kendisine bakmadığını bile görünce gitmedi. Anladığı kadarıyla Kıdemli Li’nin bir planı vardı ve bu yüzden onu korumuştu. Fakat adamın planları hakkında henüz bir fikre sahip değildi.

Zaten minnettarlığını belirten kelimelerin hiç bir yararı olmayacaktı. Minnettarlık kelimelerle değil hareketlerle ifade edilmeliydi. Chu Feng’in yapması gereken Gong Luyun’u bir yıl içinde yenmekti. Bu ona teşekkür etmenin en iyi yoluydu. En azından insanlar anlarlardı Kıdemli Li’nin kendini kurtarması oldukça doğru bir karardı.

Sayısız fısıltı ve bakışın arasında Chu Feng çekirdek öğrenci simgesini taktı ve çekirdek kısmında kalacağı yere doğru yürümeye başladı.

En başından beri Su Mei, Chu Feng’in yanındaydı ve diğer insanların söylediği hiç bir şeyi takmamıştı. Sadece vicdanı çok sızlıyordu. Bu kız Chu Feng’in kalbini sıcacık tutuyordu.

“Chu Feng her şey benim hatam.”

Palasa girdikten sonra Su Mei hızlıca:

“Azure Ejder Okulunu bırak ve ailemin yanına kaç. İzin ver ailem seni korusun. Gong Luyun ile bir daha dövüşme.”

Chu Feng memnuniyetsiz bir şekilde:

“Ne demek istiyorsun? Bir kaplumbağa gibi kabuğumun içine saklanmamı mı istiyorsun?”

Su Mei sadece iyi niyetli olduğunu bilmesine rağmen huzursuz hissetmişti.

“Senin Gong Luyun’un ailesinden haberin yok. Onun ailesi Azure Ejder Okulundan daha büyük bir aile. Bu okula gelme sebebiyse bu okulun başkanı olarak okulu kontrol altına almaktı.”

“Neyse artık minicik olan senin onu yenme ihtimali hakkında konuşmayı keselim. Yendim diyelim öldüremezsin. Öldürdün diyelim ailesi kesinlikle seni öldürür.”

“Anlayacağın bu kavgada yenme şansın yok.”

“Haaa. Düşündüğün gibi değil onu yeneceğim sonrada ailesini yok edeceğim.”

“Biliyorum benim için endişeleniyorsun fakat. Ben, Chu Feng, hiç bir şeyden korkmam. Bu dövüşü ayarladıysak sözümde duracağım. Hatta ölecek kişi ben olsam bile yinede gideceğim.”

“Ölmekten değil korkak bir şekilde yaşamaktan korkuyorum. Bana yaptıklarının yüz katını ona ödeteceğim. Kısa süreli bir aşağılamaya dayanabilirim fakat ömür boyu olmaz. Bunu yapanların hepsi bedelini ödeyecek.”

“Eğer Gong Luyun beni aşağılamaya cesaret ediyorsa bende onu öldürmekte hiç tereddüt etmem. Eğer ailesi de aynısını yapacak olursa onlara da aynısını yaparım. Dünyadaki kimse beni aşağılayamaz.”


Yorum Yap "MGA 83"