Kilimanjaro Günceli

MGA 77

Eylül 06, 2016

Faydasız Yalvarış


Çeviri için Çılgın Hamsi, kontrol / düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


Her adımla beraber Chu Feng Jian Fengyi’ye gittikçe yaklaştı. Chu Feng’in mor elbisesi rüzgâr olmamasına rağmen dalgalandı, gözlerinde çok tehditkâr bir bakış vardı, tüm vücudu ise dehşet verici bir öldürme isteği yayıyordu. Dehşet saçan bir canavar gibiydi.

Chu Feng ile bu durumda karşılaştıktan sonra Kılıç ve Dünya Birliğinden olan kişiler, korkuyla gerilediler. Bazıları yere düştü hatta yuvarlandılar. Fakat kesin olan bir şey varsa o da bazılarının kaçmaya çalıştığıydı.

Sadece Jian Fengyi yerinden hareket etmeksizin ayakta dikildi. Kaçmak istemediğinden değil kaçamadığından öyle kalmıştı. Kılıç Birliği ustası olarak nasıl olurda alt kıdemde olan birisinden kaçmak gibi utanılası bir şey yapabilirdi?

Onun önünde dururken Chu Feng’in sebep olduğu caydırıcılıktan dolayı onun kesinlikle kolay bir rakip olmadığını hissediyordu. Özellikle Chu Feng’in ötesinde duran, sefil haldeki Luowu’ya bakınca kendinin o kadar şansı olmadığını anlıyordu.

Jian Fengyi panik içerisinde sordu:

“Chu Feng, ne yapacaksın?”

Su Mei’den gelen “Parçala Onları” komutu gerçekten de onu baya bir ürpertmişti.

Chu Feng yüzünde hafif bir gülümsemeyle Jian Fengyi’ye yaklaşırken:

“Sana daha öncede söylemiştim seni Azure Ejder Çiçek Bahçesinde görürsem öyle bir döverim ki annen bile seni bir daha tanıyamaz.”

Jian Fengyi’nin bakış açısından Chu Feng’in yüzündeki gülücük soğuk ve kalpsizdi. Başka çıkış yolu olmadığını anlayan Jian Fengyi sinirli bir şekilde çığırdı:

“Eğer beni parçalamak istiyorsan yeterli gücün var mı yok mu görmeliyiz.”

Geri çekilmemekle kalmadı ve ilk saldırıyı yaptı.

Kılıcı arkasına çekti ve soğuk ışık parladığı anda çılgın bir şekilde kılıcını Chu Feng’e savurdu. Ruh gücünü kullanarak oluşturduğu kılıç şekilli gazlar vızıldayarak uçuştular ve havayı meteor gibi yardılar. Saldırının yoğunluğu Chu Feng’in neredeyse ileri doğru olan yolunu kilitledi.

Bu basit bir kılıç tekniği değildi. Bu dördüncü seviyeden bir kılıç tekniğiydi ve bu tekniği kullanan Jian Fengyi’nin ailesi de kılıç kullanıcılarından oluştuğundan dolayı tekniği gayet başarılı bir şekilde kullandı.

Havayı meteor gibi yaran kılıç şekilli gazları gördükten sonra Kılıç İttifakı öğrencileri içlerinden sevindiler:

“O gerçekten de böyle bir durumda bile Meteor Kılıç Tekniğini kullanma yeteneği olan bir Birlik ustası.”

O an dehşete uğramış olan öğrenciler sonunda kendi umutlarını bulmuşlardı. Kendi Birlik başkanlarının dehşet saçan bir canavar gibi olan Chu Feng’i yenebileceğinin düşünmeye başladılar.

“Hmmm”

Fakat yoğun kılıç şekilli gazlar Chu Feng’in önüne geldiğinde Chu Feng sadece bir düşünceyle vücudunu soluk şimşeklerle sarıp kendini korudu. Sanki bir odunun demirden bir duvara çarpması gibiydi. Bütün saldırılar bozulup havanın içine dağılıp yok oldular.

Jian Fengyi şok olmuştu diğerlerinden bahsetmeye bile gerek yoktu:

“Bu…”

Jian Fengyi çoktan Meteor Kılıç Tekniğinde ustalaşmıştı ve hatta kök seviye ustaları bile karşısında dikkatsiz olmaya cesaret edemezdi yoksa ağır bir şekilde yaralanırlardı. Fakat tam karşısında Chu Feng adımlarını bile yavaşlatmaksızın hepsini birden dağıtmıştı.

“İnanmıyorum.”

Jian Fengyi’nin cesareti kırıldı. Kılıcı tekrar savurdu ve tekrar etrafta gazlar uçuşmaya başladı. Fakat bu sefer gazların hepsi Chu Feng’e odaklanmış değildi. Bazıları Chu Feng’in arkasındaki Su Mei’ye de odaklanmıştı.

Bunu gören Chu Feng:

“Ölmek için kaşınıyorsun.”

Ardından kılıç gibi olan kaşlarını çatıp büyük eliyle sallayarak bir şimşek huzmesi fırlattı. Uzun bir kırbacı andıran şimşek bütün kılıç gazlarını dağıttı. Ardından Chu Feng tekrar elini sallayarak bir şimşek huzmesini Jian Fengyi’ye doğru çaktırdı.

Jian Fengyi şok oldu:

“Nesne yoğunlaştırma? Bu adam beşinci seviye bir tekniği kullanabiliyor mu?”

Çoğu dövüş tekniği ruhsal enerjiyi yoğunlaştırıp vücut dışındaki bir nesneye çevirebilirdi fakat ruhsal gücü şimşek gibi bir maddeye Chu Feng’in yaptığı gibi çevirmek gerek öz bakımından gerek görünüş bakımından çok zordur ve bunu ancak seviye beş dövüş teknikleri yapabilirdi.

“Kahretsin kim bu adam?”

Ve şu anda tek bildiği şey Chu Feng’in güçlü olduğuydu. Fakat kırbaç şimşekle yüzleşirken nasıl daha fazla düşünebilirdi ki? Aceleyle kılıcını kaldırdı ve Chu Feng’in yaklaşan saldırısını savuşturmak için kullandı.

*takır takır*

Kırbaç şimşek süpürüp geçtiği zaman parıltılar görülebilirdi. Jian Fengyi’nin kılıcı ikiye ayrıldı ve aynı zamanda şimşek tarafından çarpıldı.

“Ah” Jian Fengyi bir kaç metre uçtu. Durduğu zaman belinde ağırkanlı bir yara oluşmuştu. Hatta bir kaç kemiği bile görülüyordu.

*pat pat pat*

Chu Feng yine de şimşek kırbaçla ona saldırmaya devam etti. Bu onu sadece korkunç bir şekilde yaralamakla kalmadı kollarını da kırdı.

Eğer Jian Fengyi nefes almaya devam etmeseydi kimse onun yaşayıp yaşamadığını anlayamazdı. Ölmemişse bile bu yaraların iyileşmesi en az üç beş yıl alacaktır.

Aniden bütün Kılıç Birliği üyeleri dizlerinin üstüne çöktü:

“Büyük Chu Feng, biz hatalıydık lütfen bizi bağışla.”

Çünkü kendi birlik ustaları böyle bir şekilde dövüldüğüne göre kendilerinin sonunun nasıl olacağını bilemiyorlardı. Özelliklede Chu Feng’in yönteminin acımasız olduğunu bildiklerinden dolayı tek emin olabildikleri şey ölene kadar dövülecekleriydi.

Aynı zamanda Dünya Birliği üyeleri de dizlerinin üstüne çöküp:

“Usta Chu Feng lütfen bize kıyma. Bir daha asla Kanatlar Birliğiyle düşman olmayacağız.”

Aynı zamanda da önünde eğiliyorlardı. Çok korkmuştular. Chu Feng ile böyle karşılaşmak dehşet vericiydi.

Fakat önündeki kalabalığın ne kadar yalvardığı önemli değildi Chu Feng için:

“Eğer bağışlanmak için yalvarmakla ve yanlışlarınızı kabul etmekle olacak iş olsaydı daha önceden hata yapmış olan bütün insanlar cezalarından kaçabilirlerdi. Bu gün sizlere bana yakın olan insanlara saldırdığınızda ödeyeceğiniz bedeli öğretmek istiyorum.”

Chu Feng’in yüz ifadelerinde herhangi bir oynama yoktu. Aniden kırbaç şimşeğinin tekrar gürletti.

*ah*

O anda acı dolu ağlamalar dışında başka hiç bir şey duyulmuyordu Azure Ejder Çiçek Bahçesinde. Neredeyse hiç kimse Chu Feng’in saldırılarına dayanamadı buna rağmen Chu Feng herkesin bayılsa bile on kez kırbaçladı. En küçük bir merhamet bile göstermedi.

Sonunda Su Mei konuştu:

“Chu Feng,bu kadar yeter.”

Kalabalık yaralı insan topluluğunu görünce az önce onlar tarafından çileden çıkarılmış olmasına şimdi en küçük bir öfkesi bile yoktu. Daha çok onlara acıyordu.

Su Mei konuştuktan sonra doğal olarak Chu Feng durdu. Situ Yu ile arkadaş sayılmazlardı. Yani Jian Fengyi ve diğerlerine böyle davranma sebebi Jian Fengyi’ye olan kişisel kininden öte Su Mei’nin öcünü almak istemesiydi.

Fakat Su Mei’yi diğerleriyle karşılaştırdığımızda Situ Yu ve diğerlerinin yüreği hoplamıştı. Sonunda Chu Feng’in duracağını anladılar. Situ Yu dehşet verici bir korku hissetti Chu Feng’e karşı çünkü ne güç bakımından ne de metot bakımından ona denk değildi.

Serbest bırakıldıktan sonra homurdanan Su Mei Chu Feng’in bahçeye ruhsal ilaç aramak için gittiğini düşünerek:

“Yani yeraltı palasını çoktan geçmiştin. Neden beni burada beklemedin?  Yani ruhsal ilaçlar senin için daha mı önemliydi?”

“Eğer biraz daha geç kalmış olsaydın…”

Chu Feng Su Mei’nin iddialarını inkar etmeden kıkırdayıp uzaktaki bir çalılığa atladı ve hemen geri döndü işte o zaman Su Mei’nin yüz ifadesi dondu.

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Yorum Yap "MGA 77"