Otto Von Bismark Günceli

MGA 51

Eylül 05, 2016

World Spirit Pusulası


Çeviri için Team Spirit, kontrol / düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


Şu anda Su Mei pembe bir cheongsam(elbise) giymişti ve onun simsiyah saçları omuzlarına dökülüyordu. Başının üstünde büyük bir fiyonk vardı. Elbiseleri parlak, temiz, saf ve tatlı yüzüyle uyumluydu ve bu tam bir göz ziyafetiydi.

״ Bu da ne sevgilim? Ayrılalı çok kısa bir süre oldu ve sen hala beni düşünüyorsun demek?״ Su Mei’nin bu şekilde giyindiğini görünce Chu Feng ona sataşmaktan kendini alamadı.

״ Eğer bana bir daha sevgilim dersen ağzını ikiye ayıracağıma inanmıyor musun?״ Su Mei dişlerinin sıktı ve o tatlı suratı hemen canavara dönüştü.

Fakat Chu Feng’e göre o böyle olduğunda daha tatlı oluyordu ve gülerek dedi ki ״ Neden sana sevgilim dememe izin vermiyorsun? Ben senin sevgilinim!״

״ Alçak herif!״

Su Mei’nin kar beyazı elleri Chu Feng’in kollarına dokundu. Her bir çift parmağı sürekli iş yapıyormuş gibiydi ve aniden birbirine dolandılar. Chu Feng’in yüzü durmaksızın döndü, ağzı açıldı daha sonra kurtların uluması ve hayaletlerin feryadı gibi çığlıklar handa yankılandı.

״ ah—————————״

Bir saniye sonra ikisi Eski Şehir yolunda belirdiler.

Böylece birçok uzmanın burada toplandığı sonucu çıkarılmıştı. Bazıları iş imkânları buldu ve mezar için haber beklerken tuhaf ama değerli hazineler buldular ve onları sattılar.

Bunu duyduğunda meraklı Su Mei iyi vakit geçirmek istedi, Chu Feng’i sürükledi ve geldi.

O anda ikisi de eski yollardaydılar. Chu Feng gibi aptal bir çocuk Su Mei gibi bir güzelliği takip ediyordu, bu durum hayranlık ve kıskançlık dolu bakışlarını beraberinde getirdi.

Ama şu gerçek ki Chu Feng şanslı olduğu zamanlarda şanslı olduğunu bilmiyordu. Kollarındaki morluklara bakarak şikayet edercesine ״ Lanet olsun sana, çok güçlüsün. Bak şimdi mosmor.״ dedi.

״ Hmm. Hadi göreyim seni şimdi beni kızdırmaya cesaret edebilecek misin!״ Su Mei dudağını kıvırdı çünkü gerçekten memnundu ve memnun bir şekilde etrafa bakındı. Konuşurken Chu Feng’in elini yakaladı ve tezgâha doğru koştu.

Tezgâhta sergilenen eşyaların hepsi kızlar için mücevherlerdi. Materyaller eşsizdi ve olması gereken her renk oradaydı. Su Mei’yi son derece etkilemişti ve tezgâhın önünde diz çöktü daha sonra ciddi bir şekilde onları seçmeye başladı.

Tezgâhı açan yaşlı kadın son derece mutluydu ve gerçekten eşyaları Su Mei’ye göstermeye başladı. Chu Feng kadının şeytani suratına ve gülüşüne bakarak değerlendirme yaptı. Kurnaz işkadını!

Chu Feng sıkıldığı için bakışlarını köşeye çevirdi ve yakınlarda yaşlı bir adamın yere uzandığını fark etti.

Yaşlı adam oldukça kirliydi. Kim bilir kaç gündür saçını yıkamamıştır ve saçları topak toprak olmuştu.

Tamamıyla kirli bir yüze sahipti, elbisesinin her yerinde yama vardı ve yamanın içinde daha çok yama. Bir elbise çantası ve içinde sıkıştırılmış anlaşılmayan birkaç şey daha taşıyordu. Pantolonunun bir bacağı uzun diğeri ise kısaydı. Bir çift eskimiş ayakkabı giymişti ve önden ayak parmağı görünürken arkadan da topuğu görünüyordu.

Onun tezgâhı her yere tanıtım yapan diğer tezgâhlar gibi değildi. Aksine bir ayağını diğer ayağının üstüne atmış şekilde uzanıyordu ve biraz tembel gibiydi. Ortalıkta dolanan müşterilere bile bakmıyordu.

Yaşlı adam mal mülk satmamasına rağmen önündeki bir yığın kitap Chu Feng’i ilgisini çekmişti.

Aslında görünürde kitaplar özel değildi. Eskimiş, yırtık pırtık, yıpranmıştı ve üzerlerinde toz tabakası vardı. Kitabın isminin ne olduğunu bile söyleyemezdin.

Ama Ruh gücüne sahip olan Chu Feng kitap yığınının arasından garip bir dalgalanma içereni çıkardı.

״ Hey yaşlı adam bu kitapları nasıl satıyorsun?״ Chu Feng oraya gitti ve sordu.

Yaşlı adam kafasını bile kaldırmadı. Chu Feng’e 1 rakamını gösteren bir işaret uzattı.

״ 1 bakır para mı ?״ diye sorarak adamı yokladı Chu Feng.

״ Ha! Bir bakır para bir dilenciye yemek için yeterli.״ Chu Feng’in söylediklerini duyunca hızlı ve sinirli bir şekilde oturdu.

״ İhtiyar, yani sen bir parça gümüş mü istiyorsun ?״ Chu Feng görünürde kibardı ama aslında içinden sövüyordu, ״ Bu görünüşünle ben dilenciyim diyorsan dilencilere haksızlık olur.

״ Tek bir ruhsal boncuk ve her şey senin olabilir.״ Yaşlı adam bu sözleri çok net bir şekilde söyledi.

״ Lanet olsun! O zaman neden onu çalmıyorsun? Bu yırtık pırtık kitaplar için o kadar fazla fiyat mı talep ediyorsun?״ O anda Chu Feng sinirlenmişti de aynı zamanda.

Ama yaşlı adam ilgilenmedi. Bir defa daha yere uzandı ve sadece tek bir cümle söyledi ״ Al ya da bırak.״

Sonra kendi kendine söylenmeye başladı ״ Kitaplarım atalarım tarafından nesilden nesle aktarılır. Onların arasında bazı hazineler olmalı ama insanlar bu farkı göremiyor. Eğer katlanılması zor günler olmasaydı bu kitapları asla satışa sunmazdım.״

״ Atalar mı? Oldukça komiksin. Senin ataların da kim?״ Tam o anda Su Mei de geldi.

״ Benim atalarım oldukça iyi bir yerden. Onlar World Spiristleri!״ dedi yaşlı adam övünerek.

״ World Spiristi mi? Ne övünç ama!״ belli ki Su Mei ona inanmamıştı.

״ İnanırsın ya da inanmazsın. Eninde sonunda ne yaptığını bilen biri bunları alacak.״ konuşurken gözlerini kapattı.

Yaşlı adamın sözlerinin duyan Chu Feng’in kalbi sıkıştı. Eğer söyledikleri doğruysa World Spiristi olma şansı artacaktı.

״ Su Mei, Ruhsal boncuğun var mı? Bana bir tane ödünç versene!״ kendini sıktı ve söyledi.

״ Ne yapıyorsun sen? Gerçekten bu yaşlı adam tarafından dolandırılacak mısın?״ besbelli Su Mei isteksizdi.

״ Eğer sende varsa lütfen onu bana ver!״ Chu Feng elini Su Mei’ ye doğru uzattı.

״ Aptal! Hayatım boyunca senin kadar aptal birini görmedim.״ böyle söylemesine rağmen Su Mei belindeki cüzdanından Ruhsal boncuğu çıkardı ve Chu Feng’e verdi.

״ Sağol.״ Chu Feng Ruhsal boncuğu aldı ve yaşlı adama verdi. ״ İhtiyar, Kitaplarını alıyorum!״

״ Wow! Bu hakiki bir Ruhsal boncuk. Genç bayan sen oldukça zenginsin.״  Yaşlı adam Ruhsal boncuğu aldı ve dikkatle incelemeye başladı. Bir süre sol eliyle boncuğa vurduktan sonra onu sevgiyle kucakladı.

״ Görünüşe göre ilk defa Ruhsal boncuk görüyorsun, değil mi?״ Heyecanlı yaşlı adamı görünce Su Mei memnun olmamıştı.

Onun aksine Chu Feng hiçbir şey söylemedi. Bir düzine kitabı tezgah şeklinde kullanır gibi elbiselerine sardı ve omzuna koydu.

״ Hehe, delikanlı senin iyi gözlerin var. Seni takdir etmek için sana bir hediye vereceğim.״ fakat tam Chu Feng gitmek için hazırlanırken yaşlı adam yıpranmış elbise çantasından bir şey çıkardı.

Mor bir levhaydı. Özel bir ağaç türünden yapılmıştı. Dört köşesinde kuzey, güney, doğu ve batı yazıyordu. Solda ve sağda ölüm ve yaşam, iyi şans ve kötü şans kazınmıştı. Tahta levhanın tam ortasında da tuhaf bir sembol vardı.

״ Bu da ne ?״ Su Mei aldı ve merakla inceledi.

״ Heh, küçük hanım. Bu iyi bir yerden geldi. Bu World Spiristleri için gereklidir.״

״ Bu tahta levha ölüm ve yaşamı, kötü şans ve iyi şansı tahmin edebilir. World Spirist pusulası olarak adlandırılır!״ yaşlı adam onu biliyormuş gibi konuştu.

״ Oh! Bu oldukça inanılmaz. Bu şeyi nasıl kullanıyorsun?״ İlgiyle sordu Su Mei.

״ Bu… Bu World Spiristleri için ben nerden bilebilirim? Hehe, kendiniz öğrenmelisiniz. Tekrar görüşmek üzere!״

Yaşlı adam Chu Feng’in satışı geri çevireceğinden korkar gibi keskin bıyıklarına dokundu ve gözlerini devirdi. Daha sonra biraz dolandı ve kaçtı.

״ Bak! Üçkâğıtçı olduğunu anlamıştım!״ Su Mei yaşlı adamın adımlarının kayan bir yıldız gibi olduğunu görünce ayağını sertçe yere vurdu.


Yorum Yap "MGA 51"