Dünyanın Oluşumu Günceli

MGA 3

Eylül 02, 2016
Bölüm Sınav Başlangıcı

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm



“Acaba ne olabilir?” Birisi merakla sordu.

“Yoksa Elder Surou vücudunu mu sunacak?” Bazılarının ahlaksız ve utanmaz düşünceleri bile vardı. Surou, Elder olmasına rağmen sadece 20 yaşındaydı. Diğer Elderler ile kıyaslanınca o daha uyumlu biriydi.

Bu yüzden bu tür düşüncelerini söylediklerinde endişelenmediler.
Surou kalabalığın tahminlerine sadece gülerek cevap verdi. 5 parmağını kaldırarak ”5 tane Aziz Ruhu Bitkisi.”

“ Ne? 5 tane Aziz Ruhu Bitkisi mi?”

“Yanlış duymadım değil mi? Bu Aziz Ruhu Bitkisi hem de 5 tane? “Bu kelimelerle ana salon şaşkına döndü ve kimse sakin kalamadı.

Aziz Ruhu Bitkisi son derece değerliydi ve Chu ailesi her kişiye yılda bir tane veriyordu. Sıradan insanlar için Aziz Ruhu Bitkisi paha biçilemez bir hazineydi. Hatta bazıları hayatları boyunca hiç görmemişlerdi. Yeşil Ejder Okulunda 5 tane bitki sunulduğunu anladıklarında herkesin gözü dönmüştü.

Ama birçoğu alamayacakları bu ödülün sadece hayalini kurabildi.
Fakat burada birinci olmayı düşünen kişiler de vardı. Çok istekliydiler hatta çok heyecanlıydılar.

Öğrencilerin şevkini görünce Surou memnuniyetle başını sallayıp eliyle işaret verdi. Arkasından gıcırdama sesleri duyuldu. Büyük bir kapı açıldı.

“Ne bekliyorsunuz? Sınavı geçmek istemiyor musunuz?” Surou, öğrencilere bakarak gülümsedi. “İleri…”

O anda onlarca alkış sesi duyuldu ve binlerce dış saha öğrencisi, vahşi bir at gibi koşmaya başladı. Hepsi kocaman kapıya doğru koşuyordu.

Chu Feng kalabalıkla beraber ilerlemeye başladı. Sonunda derin bir mağaraya girdiler.Mağara çok büyüktü ve içerisi çok karanlıktı. Görüş alanı son derece küçüktü ve herkes her an tuzaklara yakalanabileceklerini biliyordu.

“Koşun… 4.Seviye kitap için!… 5 Aziz Ruhu Bitkisi için!… koşun!”

Orada parayı düşünüp kendi yaşamlarına önem vermeyen insanlar da vardı. Tehlikeli olduğunu biliyorlardı. Yine de ileriye doğru koştular, arkalarına bile bakmadılar. Bunlar gibi birçok insan vardı.

“ Voşş… Voşşş… Voşş…”

100 metre gittikten sonra duvarlardan gümüş iğneler fırlamaya başlayıp, önlerinden vınlama sesleri duyuldu. Sanki kalabalığa doğru yağmur gibi yağıyorlardı.

“Ah..”

“Hayır….”

Bir anda çığlıklar her yerde yankılandı. Ön saflara aceleyle koşan öğrenciler gafil avlanıp yere düştüler. Ne olursa olsun insanlar ilerlemeye devam ettiler ve yüzlerinde geri çekilmeye dair hiçbir iz yoktu. Deli gibi mağaranın daha derinine koştular.

Gümüş iğnelerin güçlü olduklarını bilmelerine rağmen,bunların öldürmek için olmadığını da biliyorlardı. Sonuçta hepsi bir mekanizmaydı. Ve Ruh Aleminde 3.Seviye olanlar dikkatli oldukları sürece bunları engelleyebilirlerdi.

Derinlere indikçe, gümüş iğneler çoğalmaya başlayıp, insanları gafil avlamaya devam etti. Bu gibi durumlarda kalabalık kendilerini onlardan uzaklaştırırdı. Bundan sonra, insanların içinde artık sınavı geçme umudu kalmamıştı.

Koşmaya devam edenler birkaçı da Yang Tian Yu ve Duan Yu Xian gibi uzmanlardı sadece. Bu onların gerçekten sıradan biri olmadıklarını gösteriyordu. Fırtına misali iğnelerin içine yürürken son derece dikkatli olmaları gerekiyordu.

Ama onlar da zeminde zor ilerliyor gibiydiler. Mekanizmalardan kaçamıyorlardı. Chu Feng her zaman Ruh Aleminde 3.Seviye olanların arkasındaydı. Bunu iki sebepten dolayı yapıyordu.
Birincisi, o dışarı çıkmak istemiyordu.İkincisi, onun durumu çok özeldi ve gerçek gücünü erkenden göstermek istemiyordu.

Kimse bakmadığı zaman, herkesi geçeceği anı bekliyordu.
“Duan Yu Xian, zaten bu kadar yaşlısın ve yine de benim gibi bir çocuğa karşı kazanamıyorsun. Biraz utanç verici olduğunu düşünmüyor musun?”

“Hıh. Küçük Velet seni, dövüş sanatlarında sadece yaş önemli değil, güç de önemlidir. Övünmek istiyorsan, o zaman kazandıktan sonra övün.”

Biraz zamanda ileri gidelim. Önlerde sadece iki gölge vardı. Bunlar, Duan Yu Xian ve Yang Tian Yu’nun idi. Her ikisi de Ruh Aleminde 4.Seviyeydi. Bunlardan birinin tecrübesi çoktu, diğerinin yeteneği. İkisi epeyce ilerledi ve gerginlik daha da artmaya başladı. Çünkü birbirleriyle büyük rekabet içindeydiler. Rakibini yendikleri sürece birincilik ödülünün onlara ait olacaklarını düşünüyorlardı.
“Huuu..” Aniden önlerine doğru bir rüzgar esintisi geldi.
Yakından baktıklarında, ikisi de şaşırdı ve adımlarının hızını yavaşlatmaya engel olamadılar. Çünkü önlerinde yoğun bir sis belirdi.

Mağara zaten karanlıktı ve sis yüzünden daha da karanlıklaşmıştı. Bunun yüzünden mekanizmaları engellemek daha da zorlaşmıştı. Şuan onların bile dikkatli olmaları lazımdı.

“Güzel fırsat.”

Herkes yavaşlayınca, Chu Feng gizlice sevindi. Kocaman adımlarla ve vücudunu ok gibi fırlatarak ileriye doğru uçtu.

“Svoosh”

O zamanda Duan Yu Xian, gümüş iğneleri engellemeye çalışıyordu. Sonra aniden siyah bir gölge onu geçti.

Tepki veremeden o kişi bir anda kayboldu.

“Hayal mi gördüm yoksa?”

Bununla birlikte Duan Yu Xian biraz şaşırdı.
Başta, onun Yang Tian Yu olduğunu düşündü. Daha sonra Yang Tian Yu’nun arksında olduğunu anladı. Ve o kişinin kim olabileceğini düşünmeye başladı Herkesi başarıyla geçen kişi Chu Feng’di. Bu, onun umurunda olmadı ve hızını arttırdı.
Bu uzun koşudan sonra, Chu Feng herhangi bir yorgunluk hissetmedi. Vücudundaki Ruhsal enerji dantianından aralıksızca geliyordu.

Sadece bu da değil onun hızı ve gücü, işitme ve görme gücü, onunla aynı seviyede olan insanları çoktan aşmıştı bile. En azından, büyük ölçüde Duan Yu Xian ve Yang Tian Yu’yu geçmişti.
Bu durum Chu Feng’i çok şaşırtmadı. Bu onun özelliklerinden biriydi.

O bu özelliğini 5 yıl önce keşfetmişti zaten. Ve bu özellik geri döndüğünden beri ona eşsiz bir öz güven vermişti. Çünkü artık kimse onun önünde kendini dahi diye adlandıramazdı.

O uçma hızında koşarken, Chu Feng sonunda mekanizmalı alanı geride bırakıp karanlık mağaradan geniş bir salonun ortasına geldi.
Salonun sonunda, taştan yapılmış bir platform vardı. Taşın üstünde birkaç tanede eşya vardı. BUNLAR 4.SEVİYE KİTAP İLE 5 TANE Aziz Ruhu Bitkisiydi.

Bunları görünce, Chu Feng biraz duygusallaştı. Ama acele etmedi. Aksine salonun yanındaki taş kapıya baktı.

“Yani bunların arkasında Efsanevi Vahşi Yaratıklar var?” Chu Feng’in ağzı beklentiyle oynadı. O bu sınavın daha yeni başladığını biliyordu. Bu yaratıklar acımasız, kana susamış, korkunç denen Vahşi Yaratıklardı.

“Elder Surou bak, bu çok hayret verici.”

“Ben yıllardır burada Elderim, fakat ilk defa bir öğrencinin bu kadar hızlı ilerlediğini görüyorum.”

Yeraltı sarayında gizemli bir taş. Yaşlı bir Elder, taşa bakıyordu ve bir anda, şaşırmaya başlamıştı.Bu normal bir taş değildi. O yeraltı sarayında bir mekanizmaya bağlıydı. Ve mekanizmanın çalışmasını sağlıyordu.

Ona bakıldığında tüm taşlar düzensiz olmaya başladı. Hangisi mekanizmayı çalıştırıyordu acaba? Geçmişte mekanizma alanını en hızlı geçen kişi 2 saat de geçmişti. Fakat şuan sadece bir saatte geçilmişti.Bu herkesin ilgisini çekmişti. Taş odasındaki tüm Elderler çok şaşırmıştı.

“Anlaşılan bu yıl dış saha öğrencileri arasında ilginç biri var.”

Surou, düzensiz taşa bakarak şöyle dedi. “Böyle olduğu için onun bu kadar kolay geçmesine izin veremeyiz. Haydi bunu biraz daha ilginçleştirelim.”

Bunu dedikten sonra, taşa baktı ve onun üstünde üç taş daha olduğunu gördü.Aniden, garipçe gülümsedi ve 3 taşa birden bastı.

“Dokunma ona.” Bunu gören tüm Elderle panikleşmeye başladı.
Ama artık çok geçti. Surou zaten üç taşa basmıştı bile.

“Ne? Bu taşların tüm yaratıkları saldığını mı söylüyorsun bana? “ Panik içindeki Elderlere baktığında, Surou da yanlış bir şeylerin olduğunu hissetti.

“Bu üç taş yaratıkları serbest bırakıyor ancak aynı anda basılmazlar.”

“Eğer onlara aynı anda basılırlarsa, tüm vahşi yaratıklar serbest kalır.”

“Orada 30 tane 2.seviye, 9 tane 3.seviye 1 tane de 4.seviye var” Bunu söyledikten sonra Elder Li’nin yüzü solgunlaşmaya ve sesi titremeye başladı.

Vahşi hayvanlara bunca zamandır bekçilik yapan Elderler, bunu çok iyi bilirlerdi. Onlar acımasız ve korkunç yaratıklardı. Ve onlar, aynı seviyedeki insanlardan çok daha güçlülerdi.

Aynı anda tüm vahşi yaratıkların serbest bırakıldığını görünce, küçük bir katliam kaçınılmazdı. Yeraltı sarayında binlerce öğrencinin katledilme düşüncesi hiç hoş değildi.

“Neden bunu daha önce bana söylemediniz?”

O zaman Surou’nun yüzü büyük ölçüde değişti. Onun vücudu gül ve rüzgar oldu ve taş kapılar açıldığında, çoktan kaybolmuştu.

“Elder Li ne yapmalıyız?” Herkesin bakışı bu yaşlı adama çevrildi.

“Başka ne yapabiliriz? Çabuk olun ve yardıma gidin.” Öfkeyle bağırıp dışarı fırladı.

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Yorum Yap "MGA 3"