Otto Von Bismark Günceli

MGA 35

Eylül 04, 2016

Xu Tianyi

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Çeviri için Nishaven kontrol/düzenleme için Wertyul arkadaşlara keyifli okumalar …

Savaş sahnesinde, iki kardeş birbirlerine bakıyorlardı.

Chu Feng’in yüzü son derece çirkinken Chu Guyu’nun yüzü gülüyordu.

Sanki bakışları duygularını iletiyormuş gibi ikisi de hiçbir şey söylemediler.

Chu Guyu Chu Feng için mutluydu. Bu yaşta Ruh Âleminin 6. Seviyesine ulaşabildiğine göre yeteneği kendininkini aşıyordu.

Aniden, Chu Guyu’nun dudakları hafifçe aralandı, kafasını döndürdü ve sahnenin dışındaki Chu ailesi büyüklerine karşı konuşmaya başladı.

“Pes ediyorum.” Ama o iki sözcük duyulduğunda, Chu Guyu’nun gülümsemesi anında dondu. O sözler kendi söylemek istediği sözler olsa da onun tarafından söylenmemişti.

“Kardeşim sen…” Chu Guyu Chu Feng’e doğru baktı, bakışı kızgınlıkla doluydu. Esasen kendisi Chu Feng’e şans vermek istemişti ama Chu Feng bir adım hızlıydı.

Chu Guyu’nun yanına doğru yürürken Chu Feng’in yüzü çoktan daha iyiydi, gülümsedi ve söyledi, “Kafana takma. Sadece ikiniz de birinci sınıf okulların öğrencileri olduğunuz için senin onun rakibi olmaya daha uygun olduğunu hissediyorum.”

“Onu yen ve o yıldan kalan utancımızı temizle. Onu döv ve kimin Chu ailesinin genç neslindeki 1. Kişi olduğunu anlamasını sağla!”

Bunu söyledikten sonra Chu Feng zarifçe sahneyi terk etti. Ama hareketleri şüphesiz başka bir büyük sarsıntı yarattı.

Bazı insanlar Chu Feng’in şefkatli olduğunu ve ağabeyine şans verdiğini düşündü.

Ama Chu Feng’in kendi sınırlarını bildiğini hisseden bazı kişiler de vardı. Chu Guyu ya da Chu Hongfei’ye rakip olamayacağını biliyordu bu yüzde pes etmişti.

Başkaları ne düşünürse düşünsün, Chu Guyu’nun kalbi kardeşinin demek istediklerini açıkça anlamıştı.

Chu Feng pes edince yarışma final sahnelerine girdi. Chu Guyu ve Chu Hongfei. İkisi de Ruh âleminin 6. seviyesindeydiler ve ikisi de birinci sınıf bir okula girmişlerdi. Daha fazla erteleme olmadan final rakipleri oldular.

Yarışmanın en heyecanlı anı gelmişti. Neredeyse herkesin bakışı iki genç insanın vücutlarında yoğunlaştı ve Chu ailesinin en güçlü genci için dövüş başladı.

*whoosh whoosh*

İkisi yumruklaştılar ve her çeşit göz kamaştırıcı dövüş becerilerini çekinmeden kullandılar.

Gerçekten de birinci sınıf bir okulun öğrencileriydiler. Sadece becerileri güçlü değildi ayrıca dövüş teknikleri de üst kaliteydi.

Görkemli beceriler ve güçlü rüzgâr sahnede aşağı yukarı uçuşurken, ikisi de herkes için görsel bir şölen sundu.

“Ağabey, kazanmalısın.”

Ancak çoğu insan takdir etme havasındayken,  Chu Feng sadece Chu Guyu’nun kazanmasını umut etti.

Bu dövüş sadece unvan için değildi. Ayrıca Chu Feng ve Chu Guyu’nun o yıl Chu Hongfei tarafından damgalanan aşağılanmalarının silinip silinmeyeceğini temsil ediyordu.

“Ah-“

*bang*

Ancak Chu Guyu Chu Hongfei’nin ağır yumruğuyla ağız dolusu kanla birlikte sahneden düştüğünde Chu Feng’in tüm umutları anında tozla birlikte kayboldu.

“Ağabey.”

Chu Feng çıldırmış gibi Chu Guyu’ya doğru koştu ve ağabeyinin ağır yaralanmasından derin endişe duyuyordu.

Chu Guyu’nun önüne vardığında, Chu Guyu’nun göz yaşları akarken sessizce ona baktığını gördü. Aşırı mahcup bir tonla söyledi, “Ağabeyin işe yaramaz ve seni hayal kırıklığına uğrattım.”

Bunu söyledikten sonra Chu Guyu gözlerini kapadı ve bayıldı. Ağabeyinin yaralarının çok ağır olduğunu gören Chu Feng aniden panikledi.

“Hehe, söylediğim gibi, siz kardeşler yarışmada benimle buluşmasanız iyi olur yoksa geri kalkamayana kadar sizi döveceğim”

“Yani? Dediğimi yapmadım mı?” Sahnedeki Chu Hongfei soğukça gülümsedi ve Chu Feng’e baktı. Sesi alayla doluydu.

“Adi herif, seni yok edeceğim!” Bunu gören Chu Feng öfkeli bir kaplan gibiydi. Sahneye atlamak ve kimin üstün olduğunu görmek istiyordu.

“Feng-Er, dur.” Ama Chu Feng daha atlayamadan güçlü bir el sıkıca Chu Feng’in omuzlarını tuttu. Arkasını döndü ve baktı. Babası Chu Yuan’dı.

“Maç çoktan bitti. Başkaları tarafından alay konusu olarak görülme.” Chu Yuan’ın sesi sakin olmasına rağmen, Chu Feng bakışlarından ne kadar öfkeli olduğunu söyleyebilirdi.

Doğruydu. Hangi baba oğlunun böyle dövüldüğünü görünce öfkelenmezdi? Ama böyle bir durumda duygularını kontrol etmek zorundaydı.

“Bu doğru, itaatkâr olan, babanı dinle yoksa efendi pozisyonu için şansını kaybedecek.” Chu Hongfei alay etmeye devam etti.

“Hongfei, sana daha düzgün konuşmanı öneriyorum.” Kendini beğenmiş Chu Hongfei’yi gören Chu Yuan’ın yüzü soğuklaşmadan edemedi.

amca, nerde yanlışım? Sözde “Kazanan kral, kaybeden hırsızdır”. Kazanan olarak kaybedene hakaret edebilirim. Bu benim hakkım.” Chu Hongfei beğenmeyerek söyledi, “Bu doğru 5. Amca, efendi pozisyonundaki şansını çoktan kaybettiğini düşünüyorum.”
“Kızmaya gerek yok. Eğer birini suçlamak istiyorsan sadece iki oğlunu suçlayabilirsin. Eğer beni yenebilselerdi efendi pozisyonu senin olabilirdi.”

“Ama, ne yazık. Kazanan benim, Chu Hongfei ve senin oğulların değil. Haha…” Chu Hongfei yürürken çılgın kahkahasını da attı.

O anda, Chu Feng’in öfkesi artıyordu ama sadece dayanabilirdi. Chu Hongfei’nin bıraktığı borç er ya da geç, hepsini faiziyle ödeyecekti. Ancak şu an yapamazdı çünkü toplantının kurallarını çiğneyebilirdi.

Özellikle de şimdi. Aile efendisini seçmedeki babasının kritik anıydı bu yüzden herhangi bir şekilde Chu Yuan’a yük olamazdı.

Ve böylece, yarışmanın perdeleri kapandı. Chu Hongfei yarışmanın birincisi ve halkın da onayıyla Chu ailesinin genç neslinin 1.si oldu.

Doğal olarak, Chu Hongfei ve babası Chu Nanshan toplantının en büyük galipleri oldular. Herkes Chu Hongfei yarışmada birinci olduğundan Chu Nanshan’ın ailenin efendisi pozisyonunu almasının daha da büyük olduğunu hissetti.

Aslında gerçekten de öyleydi. Chu Yuanba Chu Hongfei’ye yarışmada birinci olduğu için şahsen ödül verdi.  Toplantının devamını izlemek için Chu Hongfei’nin yanına oturmasına bile izin vermişti. Gözleri sevgiyle boğuluyordu.

Chu ailesinden küçüklerin bazı yetenekleri var, ama ne yazıkki, sadece Chu ailesine sınırlı.” Chu ailesi tam yarışmanın sonunu ilan ederken alayla dolu bir ses duyuldu.

İnsanlar bakışlarını odakladı ve boş boş bakmadan edemediler. İzleyici kalabalığın arasında genç bir adam ayakta duruyordu.

Genç adam sadece 17 ya da 18 yaşındaydı ama gözleri oldukça ciddiydi. Şu anda o gözlerini Chu Yuanba’nın yanındaki Chu Hongfei’ye bakmak için kullanıyordu.

“Kimsin sen? Nasıl benim Chu ailemde böyle berbat bir şekilde davranmaya cüret edersin?!” Birisi yüksek sesle sordu.

“Ben birinci sınıf Yüz Değişim Okulundan iç saha öğrencisiyim. Xu Tianyi, Armut Ağacı Kasabası’nın Xu ailesinden Xu Qiang’ın oğlu.”

“Ayrıca berbat davranmak için burada değilim. Sadece Chu ailesinden yaşıtlarımla dövüşmek ve biraz öğrenmek istiyorum.” Xu Tianyi’nin herkesin ortasında Chu ailesinin genç nesline meydan okuması Chu ailesinden büyükleri oldukça hoşnutsuz etmişti. Birbiri ardına Xu Qiang’ı eleştirdiler.

“Neden hepiniz bu kadar gerginsiniz? Oğlum açıkça söyledi. Sadece antrenman dövüşünden biraz öğrenmek, ölümüne bir dövüş değil.

“Ama eğer emin değilseniz ve Chu ailenizde ki gençlerin oğlum Xu Tianyi’ye karşı kazanamayacağını düşünmüyorsanız, hemen terk edebiliriz.” Xu Qiang zayıfça güldü ve söyledi.

Bu sözler Chu ailesini tamamen tuzağa düşürmüştü. Eğer meydan okumayı kabul etmezlerse gelecekte maskara olacaklardı. Bu yüzden önlerinde seçecek sadece bir yol vardı.

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Yorum Yap "MGA 35"