Tankların Tarihi Günceli

MGA 317

Eylül 25, 2016
ÇN : Bu bölüme başlamadan önce bu şarkıyı açın https://www.youtube.com/watch?v=TWmZUCHvdaU

Martial God Asura 317 : Kapsamlı Katliam

*Bom bom bom*(Patlama sesleri)

Azure Ejderha Sıradağları içerisindeki Azure Ejderha Okulu'nda, savaş ateşi ile tutuşan kişiler vardı ve patlamaların sesi her yöne dağılıyordu.

Yüz mil içindeki tüm kuşlar ve hayvanlar korkuyordu. Azure Ejderha Sıradağları dışında çok kalın bir duman vardı ve sanki hiç bitmeyen bir deprem gibi yeryüzü sürekli hafif bir şekilde titriyordu.

Bu durum, Azure Ejderha Okulu çevresindeki dahileri ve vatandaşları şok ediyordu. Onlar dumanla sarılmış sıradağlara bakıyorlardı ve dahi olarak anılan birçok güçlü kişi dahil normal halk dağa bakarak iç geçiriyordu.

"Ahh, bin yıl önce inşa edilmiş okul bu şekilde tahrip ediliyor. Gelecekte, benim çocuklarım ve torunlarım için başka okullara güvenmem gerekecek anlaşılan.”

"Bu, bizim karışabileceğimiz bir olay değil ne yazık ki. Azure Ejderha Okulu’nun, Lingyun Okulu’nu rahatsız etmenin bedelini ödemesi lazım. Bu savaşın biz masum halkı etkilememesi için dua etmekten başka bir şey yapamayız."

O anda, insanların yüzleri farklı farklı duygular içerisindeydi. Bazıları, savaş onları etkileyeceği için endişeli ve pişmanlık hissederken, bazıları acıma hissetti. Ama gerçek olan tek bir şey vardı ki, gelecekte, Azure Ejderha Sıradağları ve Azure Ejderha Okulu diye bir şey olmayacaktı.

Halktan birçok genç, dövüş yoluna girmek istiyordu. Ama diğer okullar onlara çok uzaktı ve çok fazla yürümeleri gerekiyordu. Yani Azure Ejderha Okulu'nun yok olması onlar için çok büyük bir kayıptı.

Azure Ejderha Okulu içerisinde hemen herkes istediğini yapıyordu şu an. Lingyun Okulu ve Qilin Prens Konağı’ndaki insanlar Azure Ejderha Okulu'nun içindeki her şeyi yok etmişti. Azure Ejderha Okulu şu an içi boş bir şehir gibiydi.

Ölüm kalım savaşına niyeti olanlar nerede? Lingyun Okulu ve Qilin Prens Konağı’ndaki insanlar her şeyi yıkarak kalplerindeki öfkeyi dışarı çıkarabilirdi sadece.

Özellikle oğlu Chu Feng tarafından öldürülen Lin Moli çok sinirliydi. Gök aleminin gücü ile, Azure Ejderha Okulu’nun çekirdek bölümünü  yok etmişti. Muhteşem yapılar onun saldırısı karşısında  çok kolay bir şekilde yıkılıyordu.

"Oyuna getirildik. O Chu Feng veledi tarafından oyuna getirildik. Başlangıçta, hayatını ortaya koyarak bizimle savaşmayı asla planlamamış ama yine de biz ona inandık." Yan Yangtian havada duruyordu, kasvetli ve acı içinde bir gülümseme yüzünde asılıydı.

O kandırıldığı için kasvetli değildi. Bugün yaptığı felaket, panzehri olmayan bir zehir gibi veya iyileşmesi imkansız olan gizli bir hastalık gibiydi. Bunun için kasvetliydi, Chu Feng geri döndüğünde, öleceğini biliyordu.

*Ahhh~~~~~~~~"

Aniden, Yan Yangtian delicesine kükredi. O titriyordu, kulak delicisi sesi gökyüzünü titretti. Lingyun Okulu öğrencileri hatta Qilin Prens Konağı muhafızları dayanamadı, bazılarının kulak zarı patladı ve yere düştü acılar içerisinde.

Uzun bi süre kükremeye devam etti.  O, şu anda Lin Moli'ye benziyordu. Bakışlarını Azure Ejderha  Okulu’na çevirdi ve huzursuz duygularını sakinleştirmek için yayından fırlamış bir ok gibi,  Azure Ejderha Okulu'na ait her şeyi yok etmeye başladı. Öfke doluydu şu an.

Aynı zamanda, Lingyun Okulu ana salonu içerisinde, cesetler dağlar şeklindeydi ve kanlar nehir gibi akıyordu. Uzun boylu birisi tüm cesetlerin üzerinde duruyordu. Değil bir yara tek bir damla kan bile giysilerinin üzerinde yoktu, o, şu an cesetlerin üzerine otururken gülümsüyordu. Bu Chu Feng'ti. (ÇN : Zuhahaha :D :D :D :D)

Chu Feng tek başına bir kaç on bin insan öldürmüştü. Bazıları orta yaşlı, bazıları çok yaşlıydı, bazıları da Chu Feng ile yaşıttı. Hepsi dahi olarak anılan kişilerdi ve çok iyi dövüş yöntemleri vardı ve çok güçlü potansiyele sahip elitlerdi.

Ama şu anda hepsi Chu Feng'in elleriyle öldüler. Chu Feng ölülere bakarken en ufak bir acıma bile hissetmedi.

Bu, kişinin olduğu konumla ilgiliydi. Ahlak veya merhamet ile ilgili değildi. Savaşta düşmanın askerine merhamet edilmezdi.

Chu Feng bir asker değildi ama bu onun savaşıydı. Düşmanlarına karşı merhamet gösteremezdi, yani Lingyun Okulu öğrencilerine. Onlar, Chu Feng'in düşmanıydı ve Chu Feng'in düşmanı olan kişiler, Chu Feng'in kalbinde, yaşamayı hak etmiyordu. Onları öldürürken en ufak bir tereddüt yaşamıyordu.

*Hmm* Aniden, Chu Feng'in bir düşüncesi ile çok fazla miktarda ruh gücü, Chu Feng'in vücudundan dışarı çıkmaya başladı.

Chu Feng'in emri ile fazlaca garip sembollere sahip bir şekilde dışarı yoğunlaşmıştı Ruh Gücü. Özel desenleri ile cesetlerin etrafında dolaşmaya başlamıştı. Bu iki kelime ile, ‘çok büyüktü’!

Yıldırım kadar hızlı bir şekilde Ruh Oluşumu koymuştu, Ruh Oluşumunu koyduktan sonra Chu Feng, ceset dağının üzerinden aşağıya atladı ve ana salona yavaş bir şekilde yürümeye başladı. Ana salondaki Ruh Oluşumunu kaldırdı ve hafifçe: "Düşman olsak bile, hepinize hak ettiğiniz gibi onurlu bir cenaze yapacağım."

*huu*

Chu Feng ana salonda yürürken, Ruh Oluşumu aktifleşti ve göklere yükseldi. Tüm cesetler ve tüm saray hızlı bir şekilde alev aldı.

"Bakın! Ana salon yanıyor! Ne oluyor?"

"Bu iyi değil! Hemen yangını söndürün hemen!!" Sarayın dışındakiler panikledi, gördükleri alev basitçe çok büyüktü. Birçok elder ve öğrenci, azgınca yandığını görünce ana salona koşmaya başladı, hatta büyük çanı bile çaldılar. (Burada acil bi durumda çalınan çandan bahsediyor)

Ama onlar bir anda çok yoğun bir kana susamışlık hissettiler, sanki formsuz bir iblis tanrının ölüm orağını eline almış gibiydi. Chu Feng kapsamlı katliama hazırlanıyordu.

Lingyun Okulu son derece büyüktü ve Chu Feng'in öldürmek istediği kişi sayısı sınırlıydı. Yani Chu Feng sadece okulun elitlerini ve büyüklerini öldürmek istiyordu. Ama öyle bile olsa hepsini öldürmeyecekti.

Chu Feng hepsini öldürmeyecekti çünkü Chu Feng, Lingyun Okulu’nun en önemli yerini imha etmişti. Orası lüks salondu, her türlü gizemli dövüş teknikleri ve yüksek seviye dövüş teknikleri vardı  ve hepsini yakmıştı Chu Feng.

İki gün sonra, Lingyun Okulu'nun doğusunda birkaç yüz beyaz başlı kartal ortaya çıkmıştı. Onlar Lingyun Okulu'nun elitleriydi ve onlar Azure Ejderha Okulu’nu yok eden Yan Yangtian ile birlikte zaferle dönüyorlardı.

O anda, Yan Yangtian uçmuyordu, kendisine ait olan beyaz başlı kartala oturmuştu. Gözlerini dinlendiriyor ve hiç konuşmuyordu, kimse onun ne düşündüğünü  bilemiyordu.

Öte yandan, elderlerin ve öğrencilerin hepsininde memnun yüz ifadesi vardı ve onlar başarı hakkında övünmeye başlamıştı bile.

"Ama bu Azure Ejderha Okulu gerçekten söylentilerdeki gibi büyüktü. Gerçekten kimse ikinci sınıf bir okul olduğunu düşünemez."

"Hıh. Büyük olsa ne olur?  Bizim tarafımızdan arkasında tek bir şey kalmadan yıkılmadı mı sonuçta?"

"Doğru. Azure İli içinde kim bizim Lingyun Okulumuz’u rahatsız ederse sonu böyle  olur. Chu Feng çok saygısızdı, bu sefer kuyruğunu bacaklarına alarak kaçmadı mı? Hatta gölgesini bile kimse göremedi."  Bir kaç genç öğrenci gururla övünüyordu.

Elderler, öğrenciler gibi konuşmasalar da konuşulanları duyunca yüzleri  gururla gülümsüyordu.

Bu konu yayılacaktı ve herkes, Azure ili’nde kim Lingyun Okulu’na bulaşmaya kalkar ise sonunun böyle olacağını öğrenecekti.

"Bu ne?" Ama o zaman keskin gözlü bir öğrenci ayağa kalktı. Lingyun Okulu’nun yönünü göstererek son derece heyecanlı bir şekilde bağırdı.

"Ne oluyor, neden böyle yaygara yapıyorsun!" Bazıları sinirli bir şekilde konuştu ama o tarafa bakınca, "Bu.." yüzleri anormal derecede bir dehşete büründü.

Yan Yangtian, gözlerini açmıştı ve Lingyun Okulu’na doğru bakıyordu. Onun başlangıçtaki sakin tavrı tamamen tedirginliğe dönüşmüştü. Hiçbir şey söylemeden havaya yükseldi ve Lingyun Okulu’na doğru uçtu.

Aynı zamanda diğer herkes de hızlı bir şekilde Lingyun Okulu’na doğru ilerlemeye başladı.

Onların kalpleri huzursuzluk ile dolmuştu, açıkça fazla bir şey görememelerine rağmen Lingyun Okulu’nun saldırıya uğradığını anlamışlardı.


ÇN : Ahh çok uzun bir bölümdü :D


Yorum Yap "MGA 317"