Tankların Tarihi Günceli

MGA 315

Eylül 25, 2016
Mga 315- HAZİNELİK
Yüksek kaliteli bilge ilaçları, orta kaliteli bilge ilaçları, düşük kaliteli bilge ilaçları.
En üst kalite köken ilaçları, yüksek kalite köken ilaçları, orta kalite köken ilaçları, düşük kalite köken ilaçları.
En üst kalite ruh ilaçları, yüksek kalite ruh ilaçları, orta kalite ruh ilaçları, düşük kalite ruh ilaçları.
Bu gelişim kaynaklarından başka, orada çok çeşitli iyileştirici ve güç verici kaynaklar ile özel malzemelerden yapılmış  özel zırhlar ve silahlar da vardı.
O anda Chu Feng’in etrafında son derece düzgünce düzenlenmiş bir hazinelik vardı ve Chu Feng ilginç bir şekilde bir devasa bir hazineliğin içerisindeydi.
“Bu yer de neresi? Böylesine yüksek miktarda kaynaklarla dolu. Zenginim, gerçekten zengin oldum.” Yaşadığı şaşkınlıktan Chu Feng’in ağzı kocaman açılmıştı çünkü o altın madenine düşmüştü.
“Haha, Chu Feng, zengin oldun. Burada çok fazla bilge ilacı var.” Aynı anda, Chu Feng’in kafasında Eggy’nin sesi belirdi ve sesinin tonuna bakılırsa bir ejderha kadar dinç ve bir kaplan kadar sağlamdı. Hiç de yaralanmış görünmemekle beraber, eskisinden çok daha sağlıklı görünüyordu.
“Eggy, uyanmışsın. Sana hiçbir şey olmamış, bu gerçekten çok iyi.”
Eggy’nin sesini duyduktan sonra Chu Feng tarif edilmez derecede mutlu olmuştu çünkü hatıralarında, Eggy onu kurtarmak için yasaklı beceriyi kullanmıştı ama sonunda gücü tükendiği için dağlık ormana düşmüştü.
“Evet, doğrusu çok iyiyim, bana hiçbir şey olmamış. Bu çok garip. Chu Feng, beni kurtaran sen değil miydin?” Aynı şekilde Eggy’nin de yüzü tamamen şaşkınlıkla kaplıydı ve kafa karışıklığı içinde ışıl ışıl gözlerini birkaç kez kırptı.
“Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. O andaki duruma bakacak olursak, biz kesinlikle ölmüş olmalıydık. Neden sana ya da bana hiçbirşey olmadı? Dahası böylesi bir hazineliğin içinde belirdik. Bu arada, Qi Fengyang abim nerede? Neden burada değil?”
Hafızasını kurcaladıktan sonra, Chu Feng’in aklına Qi Fengyang geldi. Hızla ayağa kalktı ve  her yeri aradı ama Qi Fengyang’ın izine rastlayamadı. Bu yüzden, endişelenmeden edemedi.
“Bu da ne?” O anda, biraz önce yattığı yerde bir kağıt notun olduğunu fark etti. Bakmak için eline aldı ve üzerinde birkaç dize kelime yazılıydı. Yine de, Chu Feng’in gergin kalbini rahatlattı.
“Qi Fengyang’yi çoktan kurtardım. Onun hakkında endişelenmene gerek yok. Nerede olduğunu, oradan ayrıldıktan sonra anlayacaksın. Fakat ayrılmadan önce sana tavsiyem, oradaki her şeyi toparlaman yoksa çok pişman olacaksın.”
“Bu notu kim bıraktı acaba?” Birisi tarafından kurtarıldığını fark ettikten sonra, Chu Feng çok şaşırdı.
“Bu konuda düşünmene gerek yok, eğer yanlışlım yoksa, Hundred Bends Vadisi’ndeki gizemli uzman seni kurtarmış olmalı. Qi Fengyang çoktan buradan uzaklaştırıldı ve eminim ki seni buraya getiren de oydu.” Eggy sakince açıkladı.
“Oydu ha?” Emin olmasının bir yolu yoktu ama biraz dikkatlice düşündükten sonra, tanıdığı insanlar arasında, gizemli uzmandan başka, onu kurtarabilecek birisi yoktu.
“Neyse ne, hemen buradaki şeyleri toparla ki o şahsın zahmetli çabaları boşa gitmesin.”
Chu Feng çok da dürüst bir beyefendi değildi ve kendi ve çevresindeki insanların çıkarları için yaşardı. Yani doğal olarak, böylesine büyük bir şans kapıyı çalınca, fırsatı elinden kaçırmadı. Ayağa kalktı ve önce duvarların birisine doğru yürüdü, çünkü o duvarda asılı duran şeyler evren çantalarından başka bir şey değildi.
Chu Feng çok fazla hazineyi toparlamak istiyorsa, evren çantaları olmazsa olmazdı ve açıkça göründüğü gibi hepsi Chu Feng’in kullanması için bırakılmıştı.
Söz ağızdan çıkar çıkmaz, Chu Feng tereddüt etmedi ve devasa rüzgarların bulutları toparlayıp götürdüğü gibi, hazineleri toparlamaya başladı. Bir seferde kullanabileceği eşyaları bir araya getirdi ve diğer seferinde kullanamayacağı eşyaları bir araya toparladı. En sonunda bunları iki büyük torbaya koydu ve bunları omuzuna attı.
Ortada sadece iki torba olmasına rağmen, içlerinde bir sürü küçük evren çantaları vardı. her bir çanta ağzına kadar hazineyle doluydu ve sadece bundan Chu Feng’in 2 büyük torbasındaki eşyaların değeri anlaşılmaktaydı.
Yine de Chu Feng, hazinelikteki bütün eşyaları almadı. Tabi ki de, geride bıraktıkları  ruh ilaçları ve ruhsal boncuklar gibi onun için kullanışı olmayan şeylerdi. Chu Feng’e pek bir yardımları yoktu, yani bırakılsalar bile sorun değildi.
“Haha, bu sefer baya bir kazanç sağladık. Bu kadar köken ilacıyla, belki de bilge alemine bile yükselebilirim.”
O anda Chu Feng çok heyecanlıydı. Küçük yüzündeki gülümseme güneşten bile daha göz alıcıydı. Hayatında ilk kez o kadar çok köken ilacını bir arada görüyordu.
Öz havuzunda Chu Feng 2 seviye atladı ve o anda Köken Aleminin 9. Seviyesi’ndeydi. Bilge aleminin sadece bir adım uzağındaydı. Ama Chu Feng dantianındaki kutsal şimşeğin doğası gereği, başarılı bir şekilde bilge alemine girebilmesi için çok büyük bir bedel ödemesi gerektiğini çok iyi biliyordu.
Önceden, Chu Feng çok zor bir durumdaydı, çünkü o aleme yükselmek için bilge ilaçlarını kullansaydı, gerçekten çok büyük bir miktara gereksinim duymaktaydı. Ama elindeki ilaçlarla, problem çözülmüş gibi görünmekteydi.
Bütün bu ilaçları kullandıktan sonra bile, bilge alemine yükselemese de, o alemden çokta uzakta olmayacağını hissedebiliyordu. Yükselmesi sadece bir zaman meselesine dönüşürdü.
“Haha, bana böylesine çok miktarda kaynağı sağlayanın kim olduğunu öğrenelim bakalım.”
Chu Feng her şeyi toparladıktan sonra oradan ayrılmaya karar verdi. Burasının belli bir gücün hazineliği olduğunun çoktan farkına varmıştı. Sadece hangi gücün böylesine geniş kaynaklara sahip olduğunu bilmiyordu.
Ruh formasyonu çok güçlü olsa da, Chu Feng’in becerileriyle, açması çok kolaydı ve içeriden dışarıya çıktı.
Hazinelikten dışarıya gizlice çıktıktan sonra, Chu Feng önünde yüzleri panik ifadesiyle kaplı 4 tanıdık yüz gördü.
Bunlar 4 yaşlı adamdı ve her biri enerjik görünen beyaz saçlara sahipti. Lingyun Okulu’nun 12 koruyucusunun parçalarıydılar.
“Sensin, ha?”
Hazineliğin büyük kapılarının açılma sesini duyduktan sonra, olayı incelemek için telaşla oraya koşturmuşlardı.
Onu gördükten sonra, Chu Feng’inkinden çok daha şaşırmış yüz ifadelerini kazandılar.
Chu Feng de sonunda tüm olanları anladı. Kağıt notu geride bırakan kişinin her şeyi almazsa pişman olacağını söylemesine şaşmamak gerekti. Gerçekten de söyledikleri mantıklıydı. Burası Chu Feng’in en büyük düşmanı olan, Lingyun Okulu’na aitti.
“Seni küçük baş belası velet, ormandan kaplanı uzaklaştırdıktan sonra, fırsattan istifade Lingyun Okulumu soymaya mı geldin? Bugün seni öldüreceğiz.” Dört yaşlı adamın bedenleri öfkeyle sarsıldı ve hemen Chu Feng’e doğru ölümcül saldırılar yollamaya başladılar.
“Hmph” Karşılık olarak, Chu Feng korkmamakla beraber, sadece soğukça homurdandı. Tüm bedeninde dolaşan Eggy’nin gücüyle beraber, Chu Feng hemen Bilge Alemi 3. Seviye’ye girdi ve sadece bir düşünceyle Void Ejderinin Bıçağının Haykırışı’nı kullandı.
“Gümm” Gökyüzünden gözle görülebilecek bir baskı indi ve sadece 4 yaşlı adamın saldırılarını yok etmekle kalmadı, dört yaşlı adamın bedenleri de aniden ezildi. Hemen öldüler ve hayatlarını kurtarmaya fırsatları bile olmadı.
Yolda yürürken, bazı Lingyun Okulu eğitmenleriyle de karşılaştı ama 4 koruyucu bile onu yenememişken, onu durdurma şansları var mıydı ki? İşin sonunda onlar da aynı durumla karşılaştılar ve hepsi Chu Feng tarafından öldürüldü.
Birkaç küçük sorundan sonra, Chu Feng sonunda hazinelikten dışarıya çıktı. O anda gözünün önünde beliren yer, geçmişte düzenlenen 100 Okul Buluşması’nın gerçekleştiği mekandı, Lingyun Okulu’ydu…

ÇEVİRMEN: HTE

Yorum Yap "MGA 315"