Kilimanjaro Günceli

MGA 313

Eylül 25, 2016
                     MGA 313 - ŞEYTANİ KANATLAR
Taze kan dumanı havada süzülürken, sapık Lin Chong çoktan tamamen yok olmuştu. Chu Feng ona yaşaması için bir şans bile vermedi.
O anda, Lin Moli ve Yan Yangtian şaşkına döndüler ve Chu Feng’in hareketinden dolayı  afalladılar.
Yan Yangtian bunların olacağını asla tahmin edemezdi. Kırk yıl düşünse Chu Feng’in o andaki durumdan kurtulmak için tek şansı olan Lin Chong’u öldüreceği aklının ucundan geçmezdi.
Lin Moli’nin en büyük tepkiyi gösteren kişi olduğunu söylemek çok da yanlış olmazdı. O anda, o çok sevdiği, hayattaki en büyük hazinesi olarak gördüğü oğlu birisi tarafından öldürülmüştü. Hem de öyle bir öldürülmüştü ki ne bir cesedi ne de bir parçası kalmıştı. Böyle bir durumda nasıl sakin kalabilirdi ki?
“Chu Feng,  cesedini  10 bin parçaya ayıracağım!”
Birdenbire Lin Moli göğe doğru haykırdı. Onun hiddetli feryadı, gök gürültüsü ve hayvanlar kralının kükremesi gibiydi. Bu haykırıştan sonra, yer ve gök her an çökecekmiş gibi titremeye başladı. Kilometrelerce mesafedeki kuşlar ve yaratıklar dört bir yana kaçıştılar.
Aynı anda,  2 devasa Gök Alemi gücü belirdi ve yeri göğü kapladı. Bu güç Gök Alemi’nin belirmesinden çıkan bir güçtü. Bu özel güç havada belirdi ve gökyüzü bile bu yırtıcı güç dalgasından korkuyormuşçasına  titremeye başladı.
“Kahretsin, Gök Alemi’nin baskısı gerçekten çok güçlü.”
Güç dalgası ona ulaşmadan bile, Chu Feng bu devasa gücü hissedebiliyordu. Kanı kaynıyor ve organları büklüm büklüm oluyordu. Tüm vücudundaki kemikler çatırdıyor ve bütün bedeni dağılacakmış gibi sesler çıkarıyordu.
O anda Chu Feng, Eggy’nin gücünü ödünç alıyordu ve Bilge Alemi 3. Seviye’de olmasına rağmen, Gök Alemi’ndeki güçlü insanların karşısında, onlardan bir darbe bile alamayacak kadar zayıf olduğunu hissedebiliyordu.
Bu iki güç dalgası ona yaklaşırsa, herhangi bir beceri bile kullanılmadan, sadece baskısıyla bile onu ezip öldürebileceğine dair Chu Feng’in hiçbir kuşkusu yoktu. Onu öyle bir ezerdiki bütün kemikleri toza dönüşür, bütün bedeni kan bulutuna dönüşürdü.
Ama Chu Feng öyle oturup bu baskının gelmesini bekleyecek kadar aptal değildi. Lin Chong’u öldürürken, Eggy’yle birleşti ve vücudunun kontolünü ona bıraktı. Chu Feng gözlerini kırpıncaya kadar Eggy bedeninin kontolünü tamamen eline almıştı.
“Konak Lordu, onu öldürmeyin, sağ bırakın. Bu Chu Feng’in bedeninde çok fazla sır var. Sadece havada yürümesini sağlayan becerisi yok, korkarım efsanelerdeki gizli becerileri de öğrenmiş. Onu yavaşça işkence ederek öldürmeden önce vücudundaki sırları inceleyelim.”
Bu arada Yan Yangtian, Lin Moli’nin zihnine gizlice mesaj yolluyordu. Chu Feng’in elinden kurtulamayacağından adı gibi emindi. Aç gözlü karakteri, hedefinin Chu Feng’in sahip olduğu gizli becerilere çevrilmesine neden olmuştu.
Bu sözleri duyduktan sonra, biraz önce öfkeden deliye dönmüş olan Lin Moli dikkatini biraz toparladı. Doğal olarak, Chu Feng’e yaptıklarının bedelini ödetecekti, ama aynı zamanda Chu Feng’den sahip olduğu özel becerileri almak da istiyordu. Alabilirse bu hem ona hemde Quilin Prens Konağı’na çok yardımcı olacaktı.
“fışşşşş” ÇN: rüzgar sesi gibi bişey xD
Tam bunlar olurken, birdenbire Chu Feng’in bedeninde siyah  renkli bir gaz belirdi. Bu gazın görünüşü göğü kaplayan siyah bir bulut gibiydi. Aynı anda bu gaz beraberinde hayaletlerin feryatı ile kurtların uluması arasında bir ses ile insanın kanını donduracak kadar ürpertici soğukluk getirdi.
Bu soğukluk buz gibi bir soğukluk değildi, tarif edilemez şekilde garip bir soğukluktu. Gaz belirdikten sonra Chu Feng’in gücü hızla arttı ve öncesinden kat ve kat daha güçlüydü.
“Bu his…. Çok garip. Dünyada ki bütün karanlık güçler buraya toplanıyormuş gibi. Chu Feng’in bedeninde bir şeytan olabilir mi?” Olanlar karşısında, Yan Yantian’ın ve Lin Moli’nin bile yüz ifadeleri değişti ve çok korktular.
Çünkü o anda Chu Feng’in onlara verdiği his çok tuhaftı. İnsanların verebileceği bir his değildi. Vahşi canavarlar veya yaratıklar bile böyle bir korkutucu bir his vermiyorlardı.
Lin Moli’nin ve Yan Yangtian’ın şaşkına döndüğü anda, Chu Feng’in bedeni aniden öne atıldı, bedeni bir ışık hüzmesine dönüştü. Karanlık hazla beraber, ufuğa doğru çok büyük bir hızla hareketlendi. O kadar hızlıydı ki görenlerin dili tutuldu. İmparator’un Gökyüzü Tekniği’ni kullanırkenki hızından kat ve kat daha hızlıydı.
“Çabuk ol, yakala, kaçmasına izin verme, öldür hemen öldür onu. Sağ bırakamayız.”
Yan Yangtian ve Lin Moli korkuyorlardı çünkü siyah gazdan dolayı çok büyük bir korku hissediyorlardı. Bu tehditkar his insanın ödünü patlatıyordu ve soğuk soğuk terlemeye başladılar.
Böyle garip bir gaz Chu Feng’in bedeninde belirince, doğal olarak çok gergin hissetmeye başladılar. Chu Feng’i hemen öldürmeye karar verdiler. Durumu değiştirmesine fırsat veremezlerdi çünkü onun, bedeninde olayların akışını değiştirecek kadar mucizevi becerilere sahip olup olmadığını bilmiyorlardı.
Ama artık çok geçti. Siyah gaz şekil çoktan yoğunlaşmaya başlamıştı ve Chu Feng’in sırtından uzayan devasa bir çift siyah renkli kanatlara dönüşmüştü.
Siyah renkli kanatlar Chu Feng’in tüm bedeninden kat ve kat daha büyüktü. Her biri onlarca metre boyundaydı ve siyah tüylerle kaplıydılar. Tüylerin yanında, kanatlar siyah gazlarla kaplı ve alev almış gibiydi.
Kanatlar ortaya çıktıktan sonra en dikkat çeken şey, her bir kanat çırpışıyla beraber ortaya çıkan şiddetli kasırgaydı. Bu kasırga Chu Feng’in hızını arttırmakla kalmadı aynı zamanda Lin Moli’nin ve Yan Yangtian’ın da hızlarını kesti.
“Kahretsin, bu çocuk insan mı? Böyle garip güçlere nasıl sahip olabilir? Bunlar insanların kullanabileceği beceriler mi?”
Çok kısa süre önce mutlu bir şekilde sohbet eden Yan Yangtian, yaşlı bedenindeki bütün gücü kullanarak takibe başladı. Önceki rahatlığını kaybetti ve kendisini tek bir an bile kısıtlamaya cesaret edemedi.
Çünkü söz konusu olan o olmasına ve tüm gücünü kullanmasına rağmen yine de Chu Feng’e yetişmeyi başaramadı. Dahası giderek Chu Feng tarafından daha geride bırakılıyordu. Ve Chu Feng gitgide daha da hızlanıyordu.
“Şerefsiz, bekle sen! Bugün senin derini yüzeceğim!”
Yan Yangtian’a kıyasla, Lin Moli çoktan sinirden kendisini kaybetmişti. Daha önce içine attığı öfke tekrardan gün yüzüne çıktı ve tüm zihnini ele geçirdi.
Çünkü bu olanlara katlanamıyordu. Oğlunun gözünün önünde öldürülmesini ve katilinin böyle açık bir şekilde uzaklaşmasını izleyip, yapacak hiçbir şeyinin olmamasına dayanamıyordu. Chu Feng’i öldürmeliydi.
“Çok güçlü. Yani bu Eggy’nin gücü. Biraz fazla güçlü değil misin?”
Chu Feng, Eggy’nin becerileri karşısında afallamıştı çünkü onun kullandığı beceri, Chu Feng’in kullandığı İmparatorun Gökyüzü Tekniği’nden kat ve kat daha iyiydi. İkisi kıyaslanamazdı bile.
Bedeni Eggy tarafından kontrol edilmesine rağmen, Chu Feng hala peşinden gelen 2 Gök Alemi uzmanının gitgide geride kaldığını hissedebiliyordu. Aralarındaki mesafe zaman geçtikçe artıyordu. En azından hız açısından onlar Eggy’nin dengi değildi.
“Ahh!”
Ama tam o anda Eggy tarafından kontrol edilen Chu Feng aniden ağzını açtı ve büyük bir miktarda kan tükürdü. Etrafında dolanan siyah gaz da aniden azaldı.
“Eggy, sen iyi misin?” Bu durumu gören Chu Feng aniden gerildi çünkü Eggy’ye bir şey olduğunu biliyordu.
“Kahretsin, bu şekilde daha fazla devam edemem, bedenin de benim şeytani kanatlarımı uzun süre kullanamaz.” Eggy üzgünce söyledi.
“O zaman hemen dur, bırak bedenimi tekrar ben kontrol edeyim.” Chu Feng durumun kötü olduğunu fark etti ve bu yüzden hemen yüksek sesle bağırdı. Bedeninin kontrolünü tekrar kazanmak ve daha fazla mücadele etmek için Eggy’nin hayatını riske atmasını istemiyordu.

ÇEVİRMEN:  HTE

Yorum Yap "MGA 313"