Otto Von Bismark Günceli

MGA 312

Eylül 25, 2016
Bölüm 312 – Buna Zorladın


Şu anda Lin Chong sefil bir şekilde acı çekiyordu. Saçları tavuk kümesine dönmüş, burnu maviye dönene ve yüzü şişene kadar dayak yemişti. Havada Chu Feng tarafından boynundan tutulurken acıyla mücadele etti, ama kaçamayacak kadar güçsüzdü.

ÇN: Ölmemiş mi lan bu :(

“Chong’er!” Lin Chong’u gördükten sonra yüzü değişen kişi, Lin Moli’den başkası değildi. Chu Feng’i işaret etti ve şiddetle: “Chu Feng, hızlı bir şekilde Chong'er’imin gitmesine izin ver, ya da  bedenini on bin parçaya ayırırım!!” dedi.

“Oh? Konak lordu, sen kimi korkutuyorsun şimdi? Gitmesine izin vermezsem bedenimi on bin parçaya ayıracaksın; gitmesine izin verirsem, beş at ile bedenimi parçalamazsınız değil mi?”

ÇN Atlarla Parçalama: Mahkum kol ve bacaklarından, (bizde 5 at var 5. malum yere :D) 4 ayrı yöne koşturulacak olan atlara bağlanırdı. Ardından atlar koşturulurdu.

“Lanet. Seni daha önce görmedim bile, yine de beni öldürmeye çalışacağını söylüyorsun. Benim ve benimle ilgili olan insanların öldürülmesi için emir verdin. Nihayet, karşınızdayım ve lanet olsun, hala aynı saçmalıkları bırakmadınız mı?”

“Sana şunu söyleyeceğim. Saçmalığı bırak ve kardeşim Qi Fengyang’ı bırak yoksa değersiz oğlunun derisini canlı canlı yüzerim.”

Chu Feng konuşurken, belinden bir hançer çıkardı. Hançer soğuk bir parıltıyla parladı. Son derece keskindi. Chu Feng onu Lin Chong’un yatak odasından almıştı. Bu hançer, nsanları korkutmak için, her an yoğunlaşabilen Yüz Dönüşüm Yayı’ndan daha kullanışlıydı.

“Cüret edemezsin!?” Bunu görünce,  Lin Chong ile ilgili son derece endişeli olan Lin Moli’nin yüzündeki büyük korku anında değişti ve öfkeli bir feryat ile tehdit etti.

“Hmph. Nasıl cüret edemem? İyi Bak. Bak da, cüret edip edemeyeceğimi gör!”

Ardından Chu Feng soğukça homurdandı ve kolunu aniden aşağı indirdi. Elindeki hançer bir dizi beyaz ışığa dönüştü ve Lin Chong’un elinden bir çizgi ile geçti.

“Ahh~~~”

Çizgi geçtikten sonra,  Lin Chong, kurt ulumasına veya hayalet ağlamasına benzer bir şekilde sefilce ağlamaya başladı çünkü Lin Chong’un üç parmağı Chu Feng tarafından kesilmişti.  Acı yüzünden alnı ter olmuştu, sümükleri ve gözyaşları dışarı akıyordu çünkü yüksekte yaşayan o daha önce hiç böyle bir acı hissetmemişti.

“Chu Feng, seni öldüreceğim!” Bu olay onu çok öfkelendirdi. Onun yaşlı yüzü öfkeden mora döndü ve Chu Feng’e canlı canlı işkence yapmak istedi.

“Ne dedin sen? Ben net duyamıyorum!” Chu Feng soğukça gülümsedi ve hançerini tekrar aşağı indirdi. Bu kez, Lin Chong’un kalan parmaklarını da kesti.

“Ahh~~~~~~~” O anda, Lin Chong yüksek sesle Lin Moli’ye bağırdı: “Baba, hızlı bir şekilde Kıdemli Qi Fengyang’ı serbest bırakın yoksa oğluna, bana, öldüresiye işkence yapacak!”

“Onu serbest bırakın! Qi Fengyang’ı serbest bırakın!” Kıymetli oğlunu böyle sefil ve acıklı bir durumda gördükçe, Lin Moli’nin kalbi daha da çok ağrıyordu ve hızlı bir şekilde serbest bırakılmasını emretti.

“Hayır, serbest bırakamazsınız!” Yanıt olarak, Yan Yangtian hızlı bir şekilde bağırdı.

“Burada ben ne dersem o olur! Onu bırakın dedim! Çabuk bırakın onu!!” Lin Moli sinirlendi. Onun için, hiç bir şey, oğlundan daha değerli değildi.

Doğal olarak, Qilin Prens Konağı Muhafızları, Lin Moli’nin emirlerine karşı gelmeye cesaret edemediler. Aceleyle Qi Fengyang’ın iplerini çözdüler ve giyotin altından sürükleyerek çıkardılar.

“İdam alanından uzaklaşın! ” Chu Feng öfkeyle uludu.

Oğluna zarar geleceğinden derinden korkan Lin Moli yavaş olmaya cesaret edemedi. Hızla idam alanından herkesin gitmesini emretti ve kendisi de hızla idam alanını terk etti.

Herkes idam alanından uzaklaştıktan sonra sadece Chu Feng kaldı, tek eliyle Lin Chong’u tutarken idam alanına yürüdü. Chu Feng o anda Qi Fengyang’ın ne kadar güçsüz olduğunu hissetti. Geçen günlerde, katlandığı acının çok da küçük olmadığı görülebiliyordu. Şu anda Qi Fengyang’ın, önceki savaş gücünün minicik bir parçası bile kalmamıştı.

“Kardeşim, senin küçük kardeşin, ben, geç geldim!” Chu Feng Qi Fengyang’ı destekledi ve yüzü suçluluk doluydu.

“Ho...lanet olası çocuk, Geleceğini biliyordum, ama şimdi böyle rol yapmamın zamanı değil. Madem geldin, beni canlı tutman gerek aksi halde hayalet olsam bile seni affetmeyeceğim

Qi Fengyang çok zayıftı, Chu Feng’e yardım edemiyordu ama yine de mutluydu. O, Qi Fengyang, yanlış kişiyi seçmemişti.

“Endişelenme. Bir hayalet olsan bile, ben, küçük kardeşin de seninle birlikte hayalet olacak.”

Chu Feng sakin bir şekilde gülümsedi, sonra bakışları anormal derecede keskin oldu. kalabalığa baktı, sonra bakışları havada duran Yan Yangtian’ın üzerine sabitlendi ve yüksek sesle söyledi: “Hareket et!”

“Bugün, buradan canlı ayrılmayı düşünme bile!” Ama Yan Yangtian hiç hareket etmedi. O pozisyonunu korudu ve bakışları öldürme niyeti doluydu.

“Sana kaybol dedim!” Bunu görünce, Chu Feng merhamet etmedi. Elini kaldırdı, Lin Chong’un kolunu yakaladı, sonra geriye doğru büktü. Bir çırpıda, Lin Chong’in kolu “V” şeklini aldı.

“Ahh~~ Lanet Yan Yangtian, çabuk toz ol!” Lin Chong acı ve öfkeyle yüzünü buruşturup lanet etti.

“Yan Yangtian, hareket et! Bu bir emirdir!” Aynı zamanda, oğlunu seven Lin Moli de Yan Yangtian’a son derece endişeli bir şekilde kükredi.

Lin Moli'nın baskıcı tutumu karşısında, Yan Yangtian sıkıca kaşlarını çattı ve zor durumda kalmış oldu. Ama sonunda, iş birliğine yanaşmasa da, itaatkarca uzağa çekilmek zorunda kaldı.

Bunu görünce, Chu Feng bir eliyle Qi Fengyang’ın göğsünü sıkıca kavradı ve diğer eli ile Lin Chong’u yakaladı. Bundan sonra, ışık ayakları altında parladı ve bir şaklama ile, patlayarak bir göktaşı gibi fırladı. Delice uzak ufka doğru koştu. Hundred Bends vadisine doğru kaçıyordu.

“Ayrılmak mı istiyorsun? O kadar kolay olmayacak!” Lin Moli ve Yan Yangtian neredeyse aynı anda harekete geçtiler ve onu kovalamaya başladılar, hızları Chu Feng’den daha yüksekti.

“Gökler! Chu Feng, Qi Fengyang’ı sadece kendi gücü ile kurtardı!”

“Bu çocuğun cesareti gökyüzünü kaplayabilir. Ama bu konuda, o kendi gelişimiyle havada uçabiliyor, İmparator Gökyüzü Bilgesi’nin mirasçısı olması mümkün mü?”

Chu Feng ve diğerleri gittikten sonra, aslında tamamen sessiz olan idam alanı anında bir kargaşa içine girdi ve herkes şimdi olan olaydan dolayı şaşkına döndü.

Chu Feng, sadece on altı yaşında genç bir adam, cesaretle ve kendi gücüyle Qilin Prens Konağının idam alanına girip çıkarak, iki gökyüzü alemi uzmanının arasından,  Lingyun Okulu Başkanı Yan Yangtian ve Qilin Prens Konağı Lordu Lin Moli’nin elinden Qi Fengyang’ı aldı. Bu başlı başına bir efsane gibiydi.

Chu Feng bunu yapmak için özel yöntemlere güvenmemesine rağmen,  bu beceriklilik, bu cesaret, bu güç  birçok insanda bulunamazdı.

Çok sayıda insan o an, Chu Feng'in hiç haksızlık yapmadığını hissetti.Bunun yerine, birçok kişi hayranlık duydu. Özellikle genç nesil. Hatta biraz idolleştirdiler çünkü Chu Feng'in şimdiki yaptıklarını onlar anca rüyalarında yapabilirlerdi, şu an cesaret edip yapamazlardı

İnsanlar Chu Feng yaptığı çeşitli şeyler yüzünden şok olurken, Chu Feng havada hayatı için koşuyordu. O koşarken Yan Yangtian ona doğru daha da yakınlaşmaktaydı: “Eğer beni takip etmeye devam ederseniz, Lin Chong öldüreceğime inanmıyor musunuz?”

“Öldür! Devam et ve öldür!” Yan Yangtian korkmuyordu, hatta soğuk sözlerle onunla alay bile etti.
DN: Senin çocuğun değil tabi :)

“Lin Moli, ona uzaklaşmasını söyle yoksa burada oğlunu öldürürüm.” Yan Yangtian’ın, Lin Chong’un yaşamasını ve ölmesinı umursamadığını Chu Feng de biliyordu, bu yüzden Yan Yangtian’ın arkasındaki kişiye, Lin Moli’ye doğru bakış attı.

“Konak lordu, bu çocuğun sizi tahrik etmesine izin vermeyin. Bugün, onu kaçırmamız gerekli yoksa gelecekte sorunlar hiç bitmeyecek. Tüm klanının yok olması, sadece oğlunun ölmesi kadar basit olmaz!”

ÇN tahrik: Cinsel isteği, duyguları uyandırma.
Bir kimseyi kötü bir iş yapması için ileri sürme, kışkırtma.
Yola çıkartma, hareket ettirme, kımıldatma.
Bk. kışkırtma
Atlarda, bağırsaklarda patolojik vaziyet değişimi sonucu oluşan sancılar.

Bunu görünce, Yan Yangtian da hızlıca ikna etmeye çalıştı ve  konuşurken, Chu Feng’e yaklaşmaya devam etti. Aynı anda, korkunç bir gök alemi basıncı da gizlice Chu Feng’i sarmalamaya başladı.

Yan Yangtian’ın önerilerini dinledikten sonra, Lin Moli bile tereddüt etmeye başladı. Değerli oğlu onun için çok önemliydi, ancak tüm Qilin Prens Konağı ile oğlunu karşılaştıracak olsaydı, bu kararı vermek onun için zor olmazdı.

Lin Moli’nin zaten sarsılmış olduğunu ve Yan Yangtian’ın acımasızca peşinde olduğunu görünce, Chu Feng sıkıca kaşları çattı ve durumun iyi olmadığını fark etti. Yüzünün uğursuzlaşmasını önleyemedi ve gözlerinde kararlılık belirdi.

Tek elle Lin Chong’u yakaladı ve sonuna kadar onu yukarı kaldırdı. Bundan sonra, bilge gücü katmanları durmaksızın avucunda toplandı ve vahşice Yan Yangtian ve Lin Moli şöyle dedi:

“Beni bunu yapmaya ikiniz zorladınız. Bu gün beni elinizden kaçırmasanız iyi olur, yoksa gelecekte gökyüzünün sonuna da okyanusun derinliklerine  de saklansanız sizi bulur ve öldürürüm.”
Konuşurken Chu Feng aniden avucunu sıktı ve korkunç bilge gücünü Lin Chong’un bedenine yaydı. O, şişti ve daha da şişti, en sonunda büyük bir patlamayla havada süzülen bir kan sisine dönüştü.


Yorum Yap "MGA 312"