Otto Von Bismark Günceli

MGA 310

Eylül 25, 2016
Martial God Asura 310  -  Shh, Sessiz



Bazı hesaplamalardan sonra, Qi Fengyang’ın infaz gününün henüz gelmediğini farketmişti, öyle olsa bile Chu Feng, Qilin Prens Konağı’na doğru Küçük Beyaz’a bindi, hala başarabilirdi.

Acele etmesinin nedeni şimdiki hedefinin Qilin Prens Konağı değil de, Hundred Bends vadisi olmasıydı. Qi Fengyang’ı kurtaracaktı ama kesinlikle körü körüne kendi ölümüne gitmeyecekti.

Böyle bir durumda, Chu Feng’in ilk düşündüğü şey gerçekten ejderhanın havuzuna ve kaplanın mağarasına tek bir mızrak ve atla hücum etmek değildi. İlk önce Qi Fengyang’ın eski arkadaşından, Hundred Bends vadisinde gizli bir şekilde yaşayan gizemli uzmandan yardım istemekti.

“Ben, Chu Feng. Kıdemli, bir şey oldu ve sizi ziyaret etmek istedim. Kıdemli, benimle daha önceden tanıştığınızı hatırlamanızı umuyorum.”

“Kıdemli? Kıdemli? Kıdemli, burada mısınız? Sizinle görüşmek istediğim bir şey var!” Chu Feng, dağın zirvesine ulaştı ama girmek için ruh formasyonunu kırmadı. Uçsuz bucaksız beyaz bulutların önünde durdu ve son derece kibarca eve doğru saygılarını sundu.

Geçen sefer Qi Fengyang’dan dolayı umursanmıştı, bu durumu biraz anlamıştı.  Chu Feng, gizli bir şekilde inzivada yaşayan gizemli insanın büyük ihtimalle ilginç biri olduğunu hissetti. Böyle bir kişiye karşı görgü kurallarını izlemeliydi. Hafif bir dikkatsizlik ile tepesinin atmasına neden olabilirdi.

Ancak, bu kadar uzun süre bağırmasından sonuç alamadıktan sonra, zorla girmekten başka seçeneği kalmadı. Boyun eğdikten sonra söyledi: “Kıdemli, gerçekten bi şey için rica ediyorum. Lütfen kabalığım için beni bağışlayın.”

Chu Feng konuşurken, ruh formasyonunu kırdı ve bulutların içindeki evin önüne ulaştı. Biraz daha bağırdı ama hala cevap gelmeyince ruh gücünü yaydı.

Ancak, afallayarak evin yüzeyinde çok çok güçlü bir ruh formasyonu olduğunu farketti. Ruh formasyonu çok güçlüydü. Onu kırmayı bırak, kendi ruh gücünden bile mahrum olabilirdi.

“Kıdemli, şu anda burada olup olmadığını bilmiyorum ama buradaysanız, Kıdemli Qi Fengyang’ın başı belada. İki gün sonra Qillin Prens Konağı’nda idam edilecek. İkiniz arasındaki ilişkinin hatırına onu kurtaracağınızı umuyorum.” Bu durumda eve adım atmasının hiçbir yolu olmadığından sadece bağırabilirdi ama hiçbir yanıt alamadı.

“Chu Feng, ayrıl buradan. Artık ona yalvarma. Qi Fengyang söylemedi mi? Bu kişi Azure Eyaleti’nde olanları herkesten daha iyi bilir diye. Ona bilgi vermeden de Qi Fengyang’a ne olduğunu zaten bildiğine inanıyorum.”

“Burada olsa da olmasa da önemi yok, zaten Qi Fengyang konusunu bilmeli. Sessiz kalmayı seçti, yani bunun anlamı, küçük ilişkilerini umursamıyor ve Qi Fengyang’ın hayatı uğruna bile kimliğini açığa çıkaramaz.” Eggy gizli bir öfkeyle tavsiye verdi.

Chu Feng, gerçekten zor bir durumdaydı. Bunun nedenini anlamasa da, yine de bunun için mücadele etmek istedi çünkü şu anda gizemli uzman, Qi Fengyang’ı kurtarabilmek için tek umuduydu.

Ancak bazı hesaplamalar sonucunda, Chu Feng oradan ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılmadan önce, başarısız olduğunu kabul etmeye isteksiz olduğundan girişe bir mektup bıraktı. Mektupta, Qi Fengyang’ın hayatını kurtarmaya gitmesi için uzmana yalvarıyordu.

Sonuçta, Chu Feng hiçbir sonuç alamadı ve yolculuğu boşa gitmiş oldu. Bu, hayal kırıklığına, çaresizliğe neden olurken, Chu Feng tereddüt etmeden Qilin Prens Konağı’na doğru yol aldı. Yeminli ağabeyi Qi Fengyang’ı kurtaracağına dair ant içti.

Zaman geçti, ve göz açıp kapayıncaya kadar, Qi Fengyang’ın idam günü geldi. Qilin Prens Konağı’nın dışındaki alanda infaz edilecekti. Şehrin büyük karakterleri, güçleri, okulları her yönden gelip burada toplandı.

Azure Eyaleti’nin büyük başlarından ve tanıdık yüzlerinden hemen hemen herkes geldi. Azure Eyaleti’nin şok edercesine büyük karakteri Qi Fengyang’ın infaz anın kaçırmak istemediler.

Engin idam alanının dışında, insanlar dağlar ve denizler oluşturdu. Qi Fengyang, özel zincirlerle bağlanmıştı ve ağzı sıkıca mühürlenmişti. Bedeninde yaralar vardı, aurası çok zayıftı ve üstünü üstlük 14 metre uzunluğundaki idam alanında yatıyordu. Bedeninin üstünde büyük ve keskin bir giyotin vardı. Qi Fengyang, giyotinle iki parçaya bölünecekti.

ÇN: Alın da biraz kültürlenin:) https://tr.wikipedia.org/wiki/Giyotin

“Ahh, böyle iyi birisinin böyle ölmesi çok üzücü.”

“Evet! Başka bir gök alemi uzmanının Azure Eyaleti’nde görünmesi çok zordu ama şimdi böyle bir şekilde ölecek.”

“Burada acımana değer bir şey yok. İşlediği suçlardan kaçamaz. Konak efendisini öldürmekte başarılı olsaydı daha kötü olmaz mıydı? Qi Fengyang, ne kadar güçlü olursa olsun, konak efendisinden daha güçlü olamadı, değil mi?”

O anda, bazı insanlar Qi Fengyang için acıma hissetti, bazıları da hak ettiğini düşündü. Ama herkes idam alanına doğru aceleyle bakarken, Chu Feng, Qilin Prens Konağı’nın iç kısmına sinsice sızdı.

Qilin Prens Konağı Lordu, Lin klanındandı. İsmi Lin Moli’ydi ve büyük olasılıkla bu özel sebeple, Qi Fengyang’ın gök alemine girmesine tahammül edemedi çünkü bu konak efendisi pozisyonunu tehdit ediyordu.

Ama Chu Feng, bunun önemli kısmı değildi. Önemli olan kısım, Lin Moli’nin bir oğlu vardı. Tek oğluydu ve üzerine titrerdi.

Ama maalesef, oğlu çöptü. Dövüş geliştirme yetenekleri çok korkunçtu, yine de kadın bağımlısıydı. Qilin Prens Konağı’nın genç jenerasyonunun içinde değersiz bir varlıktı.

“Bebeğim, çok güzelsin. Şimdiye kadar gördüğüm en güzel kadınsın. İtaatkar olan, çılgınca hareket etmez. Seni karım olarak alacağım ve sana zenginlik ve para vereceğim. Sana sonsuz kaynaklar vermek, dövüş geliştirme uzmanı olmana izin verir.”

“Hayır! Lordum, lütfen gitmeme izin verin. Lütfen gitmeme izin verin. Zenginlik ve para istemiyorum, sonsuz kaynaklar istemiyorum, dövüş geliştirme uzmanı olmak istemiyorum. Sadece eve gitmek istiyorum.”

Lüks bir sarayın içinde, büyük bir yatağın üstünde, genç ve güzel bir kadın vardı. Hıçkırarak titriyorken yatağın köşesine kıvrılmıştı.

Yatağın diğer tarafında, yarı giyinik ve kaplan gibi gözlerle kadına bakan şişman biri vardı. Kurdun koyuna baktığı gibi bakıyordu. Avına bakarken, şehvet düşkünlüğünden ağzı sulanıyordu. Bu herif, Lin Moli’nin oğlu Lin Chong’du.

“Kevaşe! Yüz vermeyip, yüz istemiyor musun? İtaat etmezsen tüm aileni öldürüp, seni askeri kampa atıp Qilin Prens Konağı’mın korumalarının ölünceye kadar sana döne döne binmelerine izin vereceğime inanmıyor musun?” Kibar bir yolun işe yaramadığını görünce, Lin Chong’un yüzü değişti ve zor yoldan ilerledi.

“Hayır! Aileme zarar verme!” Lin Chong’un böyle konuştuğunu görünce, kadın zemine diz çöktü ve yalvarmaya başladı.

“Hmph. İtaat et ve hareket etme. İş birliği yapmalısın. En sevmediğim kadın iş birliğine yanaşmayandır. Benimle geçinemeyen tüm kadınları evcil hayvanlarıma yediririm.”

Lin Chong konuşurken, odanın köşesini işaret etti. Orada, uğursuz görünümü ve kızıl gözleriyle bir azman canavar vardı. Azman canavar, bir şey yiyordu. Daha yakından bakınca, insan olduğu görünüyordu.

Lin Chong gerçeği söyledi. Onunla iş birliğine yanaşmayan tüm kadınları azman canavara yediriyordu. Ancak, onunla iş birliği yapan kadınları da azman canavara yedirdiğini söylemedi.

“Seni dinleyeceğim, her şeyi dinleyeceğim.” Genç kadın korktu. Hıçkırarak boyun eğdi ve kıyafetlerini çıkarmaya başlayarak, Lin Chong’un eylemlerine uymaya hazırlandı.

“Waa!”

Lin Chong, önündeki güzellikten zevk almaya hazırlanırken, beslediği azman canavar aniden sefil bir çığlık attı.

Bakmak için başını çevirdiğinde, Lin Chong yüzünü büyük ölçüde değiştirmeden edemedi çünkü beslediği evcil hayvanı şimdi parçalanmış bir et yığını haline gelmişti. Parçalanmış et yığınının yanında kötü gülümsemeli bir adam ayakta duruyordu.

“Bu ne küstahlık! Sen kimsin? Evcil hayvanıma zarar vermeye nasıl cesaret edersin?” Lin Chong öfkelendi. Ayağa kalktı ve birisine seslenmeye hazırlandı.

*whoosh* Ama o zaman, Chu Feng, bir hayalet gibi Lin Chong’un önünde belirdi. Lin Chong’un ağzını kapatmak için elini kullandı, şiddetle yatağa bastırdı ve garipçe gülümseyerek söyledi: “Shh, Sessiz ol. Sana daha heyecanlı bir oyun vereceğim.”


Yorum Yap "MGA 310"