Tankların Tarihi Günceli

MGA 293

Eylül 25, 2016
Martial God Asura 293 - Azure İli Şokta

"Bu, İmparator’un Gökyüzü Tekniği! Gökyüzü İmparator Bilgesi gerçekten de güçlü bir teknik oluşturmuş." Düz zemindeymiş gibi havada yürüyen Chu Feng’e bakarken, Qi Fengyang hayranlıkla başını salladı.

Havada yürümek mi? Gök aleminde olmayan birisinin bunu yapmasının imkanı yoktu. Ama Gökyüzü İmparator Bilgesi, bilge alemindeki gücüyle böyle bir teknik oluşturmuştu. Gerçekten mucize gibi bir şeydi.

"Büyük ağabey, Dugo Aoyun benim okul başkanımın kollarını koparttı. Bu gerçekten iğrenç bir şeydi ve ben de onu öldürdüm" Chu Feng endişeli bir şekilde söyledi.

"Lanet Olsun! Evlat, sen bu sözleri söylerken utanmıyor musun ?" Qi Fengyang dudaklarını kıvırdı ve şiddetle Chu Feng’e baktı. Bu kelimeleri konuşmaktan utanıyordu.

Qi Fengyang’a bakarken, Chu Feng gerçekten biraz utandı ve kafasını kaşımaya başladı.

Qi Fengyang gerçekten biraz tedirgindi çünkü Chu Feng’in öldürme şeklini görmüştü. Normal bir öldürme tarzı değildi. Bir şeytanınkine benziyordu.

"Senin için endişeleniyorum ve ne demek istediğini anlıyorum. Yan Yangtian, gök aleminde bir uzman ve savaş gücü göklere kadar çıkabilir. Bir anormallik olsa bile gök aleminde olmayan birisinin, gök alemindeki birisi karşısında zayıf bir karınca olduğunu söylemek yanlış olmaz."

"Gerçekten bu alemle ilgili sözlerin önce efsaneden ibaret olduğunu düşünüyordum lakin bu aleme adım attıktan sonra anladım." Qi Fengyang iç çekti ve daha sonra devam etti konuşmaya.

"Sen, Yan Yangtian’ı tanımıyorsun . O, son derece iddialı birisidir. O, gök alemine girdikten sona özellikle onun cesareti gökyüzü kaplayabilecek kadar arttı. O hiçbir şeyden korkmaz."

"Onun Lingyun Okulu’nu Azure İli içerisindeki hiçbir okulun geçmesine izin vermez."

"Ancak, Azure Ejderha Okulu’nun gücü büyük ölçüde yükseldi. Savaş gücünü de gösterdin zaten. Dugo Aoyun’u öldürdün ama öldürmeseydin bile Yan Yangtian, sizi rahat bırakmazdı hatta başka insanların sizi desteklemelerine bile engel olurdu."

" Dugo Aoyun’u öldürdüğün için, Yan Yangtian ne yapıp edip seni öldürür. Onun favori öğrencisiydi sonuçta." Qi Fengyang açıkladı.

"Abi, tamamen haklısın." Chu Feng kafasını salladı, Qi Fengyang, gerçekten çok mantıklı konuşuyordu.

"Ama merak etme. Şu an, ben de gök alemindeyim. Buna ek olarak, arkamda Qilin Prens Konağı var ve Qilin Prens Konağı’nın arkasında da Jiang Hanedanı var. Yani ne olursa olsun ben senin büyük abin olarak, Yan Yangtian’ın sana bir şey yapmasına izin vermem ve böyle olduğu sürece o saldırmaya cesaret edemez." Qi Fengyang göğsünü kabartarak söyledi.

"Abi, senin arkanda da bir uhrevi uzman var değil mi?" Chu Feng güldü ve sordu.(DN:otherworldly diyodu.Dünyadan elini eteğini çekmiş,kendi dünyasında yaşayan gibi bir anlamı var ama uhreviyi uygun buldum)

"Sen neyden bahsediyorsun?" Qi Fengyangın aklı karışmıştı, kimden bahsettiğini anlamamıştı.

"Mavi pelerinli world spiritist! Hundred Bends vadisinde inzivada olan!" Chu Feng yanıt verdi.

"Ah!" Bu sözleri duyduktan sonra, Qi Fengyang aniden anladı ve bundan sonra konuşmaya başladı; "Doğru, o gerçekten çok güçlü bir uzman. Ama o inzivada değil. O Azure İli’ndeki her şeyi bilir."

"O, bir kişiyi aramak için Azure Eyaleti’ni gözlemliyor. Bunun için Hundred Bends vadisinde kalıyor."

"O kim? Kimi arıyor?"Chu Feng meraklı bir şekilde sordu.

"Haha, gerçekten olağanüstü bir insan. Ama sana söyleyemem. Bu bir sır, sen olsan bile söyleyemem."

Chu Feng'in tekrar konuşmasına izin vermeden Qi Fengyang konuştu;" O kişiyi bulursa Azure ili’nin bir umudu var demektir."

Chu Feng, Qi Fengyang’ın sözlerini anlamadı ama mavi pelerinli world spiritistin basit biri olmadığını anlıyordu. Aradığı kişi de basit olamazdı.

Chu Feng, mavi pelerinli world spiritistin kim olduğunu çok merak etsede Qi Fengyang’ın konuşmaya isteksiz olduğunu görünce ayrıca basit biri olmadığını anlayınca, artık sormadı.

Li Zhangqing, Chu Feng’e ve Qi Fengyang’a borçlanmıştı. Çünkü son birkaç gündür köyü terk etmediler ve baştan sonra Li Zhangqing’in durumunu gözlemlediler. Daha sonra Li Zhangqing uyanınca ve kolunda sorun olmadıgını görünce yolculuğa yeniden hazırlandılar.

Bir kaç gün sonra, Chu Feng’in, Yüz Okul Buluşması’nda Fenghao’nun kollarını kesmesinin, Dugo Aoyun’u köfte gibi ezmesinin ve Lingyun Okulu’nda bir kargaşa yaratmasının haberleri tüm Azure Eyaleti’ne yayıldı.

Haberlerden sonra bu kez alt sıralardaki öğrenciler, çekirdek öğrenciler, yüksek rütbeli elderler ve okul başkanları da dahil hiç kimsenin Chu Feng’in gücünden şüphesi kalmadı.

Azure Eyaleti’nde bir dahi ortaya çıktı. Bir canavar ortaya çıktı. Korkunç bir iblis ortaya çıktı. Herkes bunları tartışıyordu.

Chu Feng, kaynak gelişimi alanında yetenekli bir dahiydi. Chu Feng, savaş gücü açısından göklere karşı duran bir canavardı. Chu Feng, yöntemleri yüzünden bir şeytandı.

"Chu Feng " İsmi insanlar tarafından putlaştırılmıştı ve bu isimden korkuyorlardı. Birçok kişi Chu Feng’i görmek isiyordu. Oysa ondan çok korkuyorlardı. Eğer yanlış bir hareket yaparlarsa,dikkatsiz bir söz söylerlerse o iblis onları öldürmekle kalmaz ailelerini bile yokederdi.

Kısaca Chu Feng’i gücünü tanımışlar ve onu şeytanlaştırmışlardı. Ne olursa olsun halka göre, Chu Feng, Azure İli’nin bir numaralı dahisiydi.

Ancak, diğer insanlara göre, Vermillion Kuş Şehri insanları başka bir haber duymuştu.

"Chu Feng, Bay Gri Pelerin! Bay Gri Pelerin, Chu Feng! Bu, gerçekten büyük bir haber."

Vermillion Kuş Şehri ana salonunda, Su Hen heyecanla ileri geri yürüyordu. Bay Gri Pelerin, onu, kızlarının kendinden başka biriyle evlenmesine izin vermemesi için uyarmıştı.Bu sebeple Su Hen, mutluluktan uçuyordu.

Başlangçta Su Hen sinirliydi. Chu Feng’i, Qi Fengyang destekliyordu, onun kızlarına karşı duyguları vardı ve o bir dahiydi. Kızlarının, Chu Feng ile evlenmelerini istiyordu. Ancak kalpsiz Bay Gri Pelerin onu tehdit etmişti ve onun korkmasına neden olmuştu.

Ama şimdi ikisi çok büyük olasılıkla aynı kişiydi. Yani öfkeye gerek yoktu ve yerini tamamen mutluluk aldı.

"Baba, bu haber henüz teyit edilmedi. Chu Feng, Bay Gri Pelerin olsa bile neden bu kadar mutlusun?" Su Mei güzel gözlerini kırpıştırdı ve kafası karışmış bir halde babasına baktı.

"Babam hasta, onu görmezden gel." Su Rou, Su Mei'nin kulağını çekti ve kulağına eğilerek gizli olarak konuşmaya başladı.

"Haha, Küçük Mei,Küçük Rou, ben sizden uzun zamandır bir şeyler gizliyordum. Anlatmanın zamanı geldi sanırım."

"Bay Gri Pelerin, Shangguan ailesini imha ettikten sonra bana bir mektup bıraktı. O mektupta iki kız kardeşle evlenmek istediğini söylüyordu." Su Hen, Su Rou ve Su Mei’ye doğru yürüyüp ellerini omuzlarına koydu ve okşadı, yüzü heyecanla doluydu.

"Ne? Bay Gri Pelerin bizimle evlenmek mi istiyor?" Bu sözleri duyduktan sonra, Su Mei’nin tatlı yüzü anında büyük ölçüde değişti ve gözleri korkuyla doldu. Shangguan ailesinin varisiyle evlenmeye zorlandığı zamankine göre daha fazla korkmuştu.

Ona göre Bay Gri Pelerin yaşlı bir adamdı ve acımasız birisiydi. Shangguan ailesinden birkaç kat daha korkutucuydu. Böyle bir karakter onunla evlenmek istiyorsa gerçekten ne yapacağını bilmiyordu.

"Haha, Küçük Mei, korkmana gerek yok. Bay Gri Pelerin’in kimliği ortaya çıktı zaten, o kişi Chu Feng."

"Görünürde Bay Gri Pelerin sizinle evlenmek istiyor ama gerçekte o Chu Feng." Su Hen gülümseyerek söyledi.

"Baba, saçma sapan konuşma. Bu haber doğrulanmadı ve Chu Feng şahsen Bay Gri Pelerin olduğunu söylemedi." Su Rou öfkeyle bağırdı ve Su Hen’in kolunu ittirip söyledi.


"Çok uzun zamandır kalbimde bir baba olarak yerin yok çünkü bize, kızların olarak muamele etmedin.Biz, iki kardeşi ailen için feda ettin." Konuştuktan sonra Su Rou öfkeyle salonun açık kapsını itti ve dışarı çıktı.

Yorum Yap "MGA 293"