Tankların Tarihi Günceli

MGA 29

Eylül 04, 2016

Baba ve Oğulun buluşmasi

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Çeviri için Wertyul kontrol/düzenleme için Ahmet_61 arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

Chu ailesinin belli bir konutunda, orta yaşlı bir adam ve genç bir erkek oturuyordu.

Genç erkek beyaz bir elbise giyiyordu. Yakışıklı bir vücudu vardı ve tüm vücudundan yayılan özel bir aurasi vardı.

O kişi, Chu Feng’in abisiydi. Chu Guyu Yeşil Şehrin bir numaralı okulu Lingyun okulunda iç saha öğrencisiydi.

Orta yaşlı adama gelince o, Chu Guyu ve Chu Feng’in babası Chu Yuan’dı.

“kapı gıcırdar” İkisi sohbet ederken kapalı kapı yavaşça açıldı’.

“Kapıya vurmadan girebileceğinizi kim söyledi. Defolun.”

Oğluyla mutlu bir şekilde konuşurken, izin almadan girmeye çalışan biri vardı. Chu Yuan öfkeyle masaya vurarak bağırdı. Fakat kapı tamamen açıldığında ince, zayıf biri içeri girdi ve Chu Yuan’ın öfkesi aniden kayboldu.

“Baba, abi.”   Chu Feng gülümsüyorken kapıyı gıcırtarak salona girdi. Bu ikisi ona en yakın olan insanlardı.

“Kardeşim sen misin?” Chu Feng’i gördükten sonra, Chu Guyu çok mutlu oldu. Birkaç adımla Chu Feng’in önüne geldi ve onu kucakladı. “Kardeşim sonunda geri geldin. Seni çok özledim.”

“Bende seni özledim abi.” Chu Feng de Chu Guyu’yu kuvvetlice kucakladı.

“5 yıldır seni hiç görmedim. Daha uzun boylu ve yakışıklı olmuşsun. Neredeyse seni tanıyamıyordum.” Chu Guyu, Chu Feng’e dikkatlice yaklaştı ve gözleri sevinçle doluydu.

“Ama ben hala senin kadar uzun boylu değilim” Chu Feng gülerken söyledi.

“Sen çok gençsin. Birkaç yıl içinde kesinlikle benden daha uzun olacaksın.” Chu Guyu sevgiyle Chu Feng’in kafasını ovuşturdu.

“Geri geldiğinde neden bana bile selam vermedin?“ Chu Yuan’da yanına yürüdü ve tarif edilemez bir mutluluk yüzünu kapladı. Chu aile üyeleri Chu Feng’i ailelerinin bir parçası olarak görmeseler de, Chu Yuan’ın kalbinde Chu Feng onun oğluydu ve Chu Guyu’dan hiçbir farkı yoktu.

Chu Feng’in mor elbisesini görünce Chu Yuan tekrar sordu. ”İç sahaya mı girdin?”

“Mm.” Chu Feng başıyla onaylarken gülümsedi.

“Güzel. Oğlum Chu Feng’in o kadar kötü olmadığını söylüyordum.” Chu Yuan yüksek sesle güldü ve alışılmadık derece mutluydu.

Üçü 5 yıl içinde birbirini hiç görmemiştiler ve konuşacak çok şeyleri vardı. Neredeyse yarım gün sohbet ettiler ve hatta öğle yemeği yemediler.

“Efendi Chu Yuan, usta sizi ve genç efendi Guyu’yu yanına gitmenizi söyledi.“ Öğleden sonra olduğunda, konutun dışından bir çağrı geldi.

O ses Chu ailesinin olağanüstü vekili şef Zhao‘dan geldi. Chu ailesinin bir parçası olmamasına rağmen pozisyonu çok yüksekti. O anda Chu Feng, kardeşi ve babası konutun dışına yürüdü.

“Neden oraya gitmemiz gerektiğini biliyor musun?” Chu Yuan kibarca sordu.

“Bu aile buluşması hakkında. Chu ailesinin tüm üyeleri oraya gitti.” Beyaz saçı olan şef Zhoa gülümseyerek söyledi.

“Anlıyorum. Guyu, Feng-er gidelim.” Chu Yuan, Chu Guyu ve Chu Feng’e baktı sonra Chu ailesi konferans salonuna yürümek için hazırlandı.

[Er erkek  evlat demektir. İsmin sonuna eklenince kişiyle çok yakın olduğu anlamına da gelmektedir. (sadece feng ile karşılaştırlınca feng-er daha iyi) ]

“Efendi Chu Yuan, usta sadece siz ve genç efendi Guyu’nun gitmesini söyledi.” Tam onlar hareket ederken, Zhoa tarafından durduruldular.

“Bu da ne demek?” Bunu duyunca Chu Guyu çok sinirlendi.

“İçini çeker…  Şef Zhao oldukça sakindi ve derken belli belirsiz gülümsedi. ”Bu ustanın anlatmak istediğiydi. Ben sadece sözleri söylüyorum.”

O anda sadece Chu Guyu’nun yüzü değil Chu Yuan’ın yüzü de çirkinleşti.  Onlar bir aile toplantısı olduğunu söylediler, fakat Chu Feng’i çağırmadılar. Anlamı çok açıktı.

“Baba, abi siz çabucak gidin. Dedemi mutsuz etmeyin.” Tam o anda, Chu Feng gülümserken konuştu. Gülümsemesi çok sakindi ve duygularında küçük bir etkilenme bile yoktu. Çok uzun yıllar Chu ailesinde kaldıktan sonra zaten böyle şeyleri kullanmasını biliyordu.

Ve Chu Feng’i böyle görmek, Chu yuanın kalbine bıçak saplanıyormuş gibi hissettirdi. Nitelikli bir baba olmadığını hissetti ve Chu Feng’in omzunu sıvazlarken dedi. “Sonraki aile toplantısının seni de kapsayacağına sana garanti veriyorum.” Bunu dedikten sonra, Chu Yuan Chu Guyu ile konferans salonuna doğru gitti.

“Ruh Alemi 9.Seviyesi.” Chu Feng çok memnun oldu. Az önce Chu Yuan’ın vücuduna bir iplik aura koydu ve hissettiği Ruh Alemi 9.Seviyesiydi.

Chu Feng bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Tüm Chu ailesinde, eski nesil hariç Ruh Alemi 9.Seviyesine ulaşan kimse yoktu. Yani, Chu Yuan aday olarak büyük bir avantajı vardı.

Ruh Alemi 9.Seviyesi. Sadece bir adımla, Kaynak(Origin) Alemi 1.Seviyesine girebilirdi.

Kaynak aleminde, artık ruhsal enerjiyi kullanmazsın. Kaynak gücünü kullanırsın.

O ruhsal enerjiyi geçen bir güçtü. Bir alem ruhsal alemi tamamen geçebilirdi. Chu ailesinin şu anki başı, Chu Yuanba Kaynak Alemi 1.Seviyesinde olan tek kişiydi.

Chu Yuan bu yaşta Ruh Alemi 9.Seviyesine ulaşmayı başarmıştı. Kaynak seviyesi arasındaki fark iz diz kadardı. Chu Feng bu yüzden çok mutluydu ve onun için çok heyecanlıydı.

“Efendi Chu Yuan bir şeyler oldu.”

Tam o anda yaşlı bir ses yankılandı ve büyük biri panik dolu yüzle koştu.

“Zhang amca ne oldu?” Chu Feng bu kişiyi tanıdı. Chu ailesinin hizmetçilerinden biriydi.

“Sen… sen genç efendi Chu Feng misin?” Chu Feng’e bakınca, Zhang farklı bir yüzünü ortaya çıkardı.

Chu Feng Chu ailesini terk ettiğinde, 10 yaşında sadece bir çocuktu. 5 yılda büyük bir değişiklik vardı. Fakat Zhang hala belli belirsiz Chu Feng’i tanıdı.

“Benim.” Chu feng gülümsedi ve başıyla onayladı.

“Genç efendi Chu Feng. Dağın arkasındaki madende vahşi yaratıklar ortaya çıktı.” Zhang panik içinde dedi.

“Vahşi yaratıklar mı?” Chu Feng’in kalbi sıkıştı ve düşünmeden dağın arkasına uçma hızıyla koştu.

Dağın arksındaki mücevher madeni Chu ailesinin çok önemli bir kaynağıydı. Ancak mücevher madenindeki madenciler genellikle sıradan vatandaşlardı. Biraz dövüş sanatları bilen insanlar olsa bile onların gücü çok düşüktü.

Vahşi yaratıklar. Chu Feng onları daha önce de görmüştü. En zayıfı birinci seviyede olsa bile, bu madenciler onlarla başa çıkamazlardı. Madenciler vahşi yaratıklarla karşılaştıklarında ne olacağını düşünmek bile istemedi.

Chu Feng hemen terk ettikten sonra, Zhang’ın yüz komplosu gerçekleştiği için yüzü güldü.

“Zhang amca yardımın için teşekkürler.” Chu Feng ayrıldıktan kısa bir süre sonra, Chu Xhun, Zhang’ın yanına yürüdü ve ona birkaç gümüş verdi.

“Hehe. Sadece yapmam gerekeni yapıyorum.” Zhang gümüşleri aldı ve söyledi. “ Genç efendi Chu Xhun. Vahşi yaratıklar daima dağın derinliklerindedir. Onları madenlere yakınlaştırmayı nasıl başardıniz?”

“Bu bir sır.”

“Genç efendi Chu Xhun, bu gerçekten iyi bir yöntem. Bu vahşi yaratıklar çok ve çok fazlaydı, onlar geldikçe daha korkutucu gözüküyorlardı. Bence biz de oraya hızlıca gitmeliyiz.” Madenin yakınındaki vahşi yaratıkları düşündükçe Zhang’ın tüyleri diken gibi oldu.

“Korkacak ne var? En güçlüleri 3. seviyeyi geçemez ve Chu Feng 5 yıldır Yeşil Ejder okulunda eğitim gördü. Birkaç vahşi yaratıkla başa çıkamıyorsa ölmüş olsa daha iyi.

Chu Xhun sinsice homurdandı. Bütün bunları yapmasının sebebi Chu Feng’e biraz acı çektirmekti. Nasıl gidip onu kurtarabilirdi ki?

“Fakat genç efendi Chu Xhun, Chu Feng’e gerçekten bir şey olursa ve efendi Chu Yuan araştırırsa,- o zaman korkarım ki sonu iyi olmayacak.” Zhang hala biraz endişeliydi.

“Peki. Gidip bir göz atacağız.” Biraz düşündükten sonra, Chu Xhun, Zhang’ın yanlış olmadığını hissetti. Chu Feng ölürse o zaman ölürdü. Fakat Chu Yuan, Chu Feng’in ölümünün onunla ilişkili olduğunu öğrendiğinde, bu iyi olmazdı.

Chu Xhun ve Zhang dağın arkasına girdiklerinde ve hatta madenlere gelmeden önce, Chu Feng’in büyük bir madenci grubu tarafından etrafının kuşatıldığını gördüler ve ikisine doğru yürüyorlardi. Hatta madenciler bazı büyük yaratıkları taşıyorlardı. Daha yakından bakınca, onlar vahşi yaratıklardı.

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Yorum Yap "MGA 29"