Otto Von Bismark Günceli

MGA 263

Eylül 24, 2016
MGA 263 - Alınmış İntikam

Azure Ejderha Okulu’nun yükselme toplantısı tam olarak planlanmıştı. Çeşitli yerlerdeki güçlü insanlar dışında,  yakındaki çoğu güç, haberleri duydu ve kutlamaya geldi.

Ancak kutlamaya giden insanlar, altın zırh giymiş Qilin Prens Konağı insanları tarafından karşılanınca, oldukça korktular.

Qilin Prens Konağı’nın, Chu Feng’i rahatsız ettikleri için, Qi Fengyang tarafından bu tarz değişik işlere zorlanması insanları daha da şaşırttı.

Chu Feng, Qi Fengyang ile kardeş olmuştu. Bu haber hızlıca yayıldı ve çoğu kişi buna inanamadı. Buna ek olarak Chu Feng 7. seviye köken alemindeyken, 4. seviye bilge alemindeki Gong Luyun’u yenmişti. İnsanlar, Chu Feng’in oldukça gizemli ve inanılmaz
olduğunu hissetti.

Bu yüzden daha fazla kişi, Chu Feng’i ve onun ihtişamını  görmek istedi. Ama bu boşunaydı. Chu Feng, okul toplantısının en önemli gününde bile kendini göstermedi. Kimse nereye gittiğini bilmiyordu  ama yetişimini geliştirmek için tenhaya çekildiğini duymuşlardı.

Gong Tianping ve diğer Siyah Kaplumbağa Şehri’nden kişiler, Siyah Kaplumbağa Şehri’ne geri döndüler (Black Tortoise City). Hala oğlunun acısını çeken Gong Tianping, kendini bir yere kapadı, kimseyi görmek istemiyordu. Ancak Qilin Prens Konağı’ndan devasa bir ordu kendisini görmeye gelince, onları karşılamak için dışarı çıkmaktan başka seçeneği kalmadı.

"Ne? Lord Lin Ran hala Prens Konağı’na geri dönmedi mi? Bu doğru değil... Uzaklığa bakarsak çoktan gelmiş olması gerekiyordu." Misafir salonunda, Gong Tianping, Qilin Prens Konağı’ndan birkaç yaşlı adama bakıyordu ve yüzü endişeliydi.

"Evet, biz de bu yüzden endişelendik. Belki yolda kaza olmuştur. Diğer Lin klanı üyeleri Azure Ejderha Okulu’nda, Qi Fengyang’ın baskısı altında.  Bu yüzden durumu anlayamıyoruz. Biraz daha bilgi edinebilmek için sana geldik.”

Yaşlı adamların güçleri zayıf değildi ve hepsi de Bilge aleminin 7. seviyesindeydi. Ancak hepsinin de aurası Gong Tianping’ten daha güçlüydü. Onlar Lin klanının belkemiğiydi.

"Lordlarım o gün, Qi Fengyang, Lin Ran’ı oldukça ağır bir şekilde yaraladı.Qi Fengyang ile Chu Feng arasında özel bir ilişki var. Qi Fengyang, Lord Lin Ran’ın ayrılmasına bilerek izin verip, ardından tekrar gizlice hapsetmiş olabilir mi?" Gong Tianping tahmin etti.

"Olamaz. Qi Fengyang,  çılgınca şeyler yapabiliyor olsa da, oldukça açık bir şekilde yapıyor.  Prens Konağı’na son derece sadık ve Lin klanıyla araları kötü olsa bile, Qilin Prens Konağı’ndan insanları öldürmez. Bu mevzunun, Qi Fengyang ile alakalı olduğunu sanmıyorum." Yaşlı adamlar başını salladı.

"İzin verin, izin verin!!"

"Leydim bekleyin! Leydim! Leydim!!"

Ancak o sırada dışarıda yaygara duyuldu. Ardından kapalı kapılar biri tarafından tekmelenerek açıldı. İçeri korumalarla birlikte soluk beyaz suratlı ve yüzü gözyaşlarıyla dolu bir kadın girdi.

"Burada ne yapıyorsun? Misafirlerim olduğunu bilmiyor musun? Çabuk çık git buradan!!" Kadını gördükten sonra Gong Tianping kalkarak kızgın bir şekilde bağırdı. Bu kadın, Gong Tianping’in karısından başkası değildi  ve Gong Luyun’un da annesiydi.

Normal durumlarda, Gong Tianping bağırdıktan sonra, çok korkar ve daha fazla konuşmaya cüret edemezdi ama bugün tamamen başka biri gibiydi. Sadece ayrılmamakla kalmadı, birde titreyen elleriyle Gong Tianping’i işaret etti ve dişlerini sıkarak söyledi.

"Gong Tianping! Çok kalpsiz bir insansın! Luyun ikimizin oğlu olmasa bile, böyle acımasız bir şekilde öldürmene gerek yoktu! Nihayetinde yirmi yıl boyunca sana baba dedi ve kalbinde sen gerçekten onun babasıydın!!"

" Ve Lord Lin Ran’ı. Luyun’un, öz babasıysa ne olmuş? Luyun, aramızdaki gizli işler sebebiyle doğmadı! Ben, seni tanımadan önce de onunla tanışıyordum!"

"Ama... Ama sen onu öldürdün ve delicesine işkence edip sefil bir duruma getirdin! Sen insan mısın? Yoksa şeytan mı?!"Kısıık sesle konuştuktan sonra gözyaşları yağmur gibi süzüldü. Titreyen vücudu daha da fazla titremeye başladı.

"Sen... Sen neler saçmalıyorsun?!" Şu an, kadının sözleriyle Gong Tianping’in kafası karışmıştı. Ayağa kalktı ve güçlü bir şekilde kadına tokat attı, kadın onlarca metre ileri uçtu.

"Vur bana! Öldürene kadar vur! Luyun, ölü olduğu sürece ben de yaşamak istemiyorum. Ama ölmeden önce senin gibi çılgın bir şeytanı da adalete götüreceğim."

"Lordlarım, Lord Lin Ran, bu delirmiş Gong Tİanping tarafından öldürüldü. Cesedi şu anda Gong Tianping’in odasında." Kadın şikayetlerini yaşlı adamlara söyledi ve ayağa kalkıp tökezleyerek yürümeye başladı.

Yaşlı adamlar birbirlerine gergince  baktılar sonra da hızlıca kadını takip ettiler.

"Lordlarım onun tutarsız saçmalıklarını dinlemeyin. Oğlum öldüğü için aklını kaybetti, o yüzden böyle delice şeyler söylüyor. Normalde böyle değildir." Gong Tianping hızlıca
açıklamaya çalıştı, ama yaşlı adamlar onu takmadı.

Kadının rehberliğinde Gong Tianping’in odasına geldiler. Kapıyı açtıktan sonra kadın dışındaki herkes hayrete düşmüştü.Odanın içinde çıplak bir beden asılıydı. Bu beden tam değildi. Bacakları,  kolları ve "üçüncü bacağı" bile yoktu. Ancak, suratı hala yerindeydi ve bu kişi Qilin Prens Konağı’ndan Lin Randı.
 Lin Ran’ın gözleri çıkarılmış, dili kesilmişti ve boynunda bir tabela asılıydı.Bu tabelada zina yazıyordu.

"Gong Tianping, bak! Ne yaptığına bak! Luyun, ben ve Lord Lin Ran’ın oğlu olsa bile, ona böyle işkence etmen gerekmezdi! Gerçekten çok kalpsizsin!!" Lin Ran’ın zavallı halini görünce kadın tekrar ağladı.

"Gökler! Bu... Bu..." Gong Tianping,  önündeki sahne ile tamamiyle aptala dönmüş bir şekilde yere çöktü.

"Gong Tianping! Benim Qiling Prens Konağım senin aileni geliştirdi halde sen kişisel sebeplerden dolayı Lord Lin Ran’a böyle şeyler yapmaya cüret mi ediyorsun?!" Yaşlı adamlardan biri, Gong Tianping’i işaret ederek yüksek sesle azarladı.

"Gong ailesini indirin! Bu piçlerin hepsini öldürün! Tek bir tavuk veya köpek bile bırakmayın!!" Yaşlı adamlardan biri dışarı çıktı ve dışarıda kamp kuran Qilin ordusuna bağırdı.

Üçüncü yaşlı adamsa diğerlerinden açıktı. Direk Gong Tianping’e saldırdı ve avcunu Gong Tianping’in kafasına doğru indirdi. Suratındaki yedi delikten de kan geldikten sonra bağırdı;
"Eğer senin cesedini sekiz parçaya ayırmazsam, kalbimdeki öfke dinmez ve cennette Lord Lin Ran’ın suratına bile bakamam!"

Ne olduğunu öğrendikten sonra dışarıda kamp kuran Qilin ordusunun öfkesi göklere yükseldi. Acımasızca Gong ailesini katletmeye başladılar çünkü bunu yapmadan kalplerindeki öfke ateşini söndüremezlerdi.

Lin Ran’ın ölümü yüzünden, Gong ailesi korkunç bir duruma düştü. Anında acınası çığlıklar her yerde yankılanmaya başladı ve azar azar katledildiler. Azure Eyaleti’nden siliniyorlardı.
Gong ailesi katledilirken, Siyah Kaplumbağa Şehri’nin zirvelerinden birinde, genç bir adam
duruyordu, bu adam Chu Feng idi.

Gong ailesinin katledilmesine bakarken, Chu Feng’in suratında ufak bir acıma işareti bile yoktu. Gökyüzüne doğru baktı ve kederle söyledi, "Baba, sizi incitenler kendilerine uygun cezayı aldı. Huzur içinde yatabilirsiniz."


Yorum Yap "MGA 263"