Otto Von Bismark Günceli

MGA 261

Eylül 24, 2016
Martial God Asura 261 - Gizemli Yolcu

Chu Feng bir süre tereddüt etti sonra yüzü tebessüm dolu olan Qi Fengyang’a baktı  ve gülerek,  Qi Fengyang’a şöyle dedi: “Kardeşim!”

“Ah, evet!” Chu Feng’in cevabını duyduktan sonra Qi Fengyang’ın gülümsemesi daha göz kamaştırıcı oldu. Başını kaldırdı, etrafına baktı sonra yüksek sesle dedi ki;   
“Herkes beni dinlesin! Bugünden itibaren, Chu Feng benim kardeşim. Bundan sonra Chu Feng'e zorbalık edenler, ben, Qi Fengyang’a zorbalık etmiş olacak. Ben, Qi Fengyang, hala nefes aldığım sürece, onları kesinlikle affetmeyeceğim.”

“Ayrıca, Azure Ejderja Okulu zaten birinci sınıf bir okul olmaya hak kazandı. Başka bir nedene gerek yok, kardeşimin orada olması zaten yeterli. Ayrıca, Okul Başkanı Li'nin yetişimi birinci sınıf bir okul için zaten yeterli.”

“Bu nedenle, Okul Başkanı Li, ben, Qi Fengyang, soruyorum. İkinci sınıf bir okuldan birinci sınıf bir okula yükselme şansını neden kullanmayasınız?” Qi Fengyang gülümsedi ve Li Zhangqing’a söyledi.

“Her şey sizin tarafınızdan düzenlenebilir Lord Qi .” Li Zhangqing,  Qi Fengyang’ın isteklerine karşı koymak için cesaret edemedi. Aslında Azure Ejderha Okulu’nun,  birinci sınıf bir okul olmasını kendisi de istiyordu. Qilin Prens Konağı’nın iki numaralı büyük gücü tarafından desteklenme şansı varken, bu şansı kaçıramazdı.

“Haha! Güzel! Bugün, bu şey ayarlanır. Küçük kardeşimin içinde olduğu okulun yükselmesi adına, benim Qilin Prens Konağım da katkı sağlayacaktır. İki gün sonra burada Azure Ejderha Okulu’nun yükselmesi için bir toplantı yapılacak!”

“Buraya gelen herkes misafirimiz, bu yüzden gitmenize gerek yok. Neden iki gün fazladan kalıp sizde toplantıya katılmıyorsunuz?”

Qi Fengyang son derece mutluydu ve arenadaki insanlarda çok heyecanlıydı. Qi Fengyang’ın düzenlediği okul toplantısına katılmak oldukça onur verici bir şeydi.

Ayrıca, mevcut Azure Ejderha Okulu’yla ilişki kurmak için sebepleri vardı. Okul başkanı Li veya Chu Feng’in potansiyeli olmasa bile sadece Qi Fengyang’ın onları desteklemesi bile diğer okulların onlarla ilişki kurması için yeterliydi.

Ancak  bazıları oldukça mutsuzdu ve bunlardan biri oğlunu kaybetmenin acısına katlanan Gong Tianping idi. Oğlu öldürülmesine rağmen intikamını almak için hiçbir yolu yoktu. Bu, aşırı depresif olmasına neden oldu. Bu yüzden Azure Ejderha Okulu’nun toplantısı için beklememişti. Siyah Kaplumbağa Şehri’nden insanları topladı ve mutsuz bir şekilde ayrıldı.
Yanında getirdiği birinci sınıf okulların elderleri ve başkanları ise gitmediler. Qi Fengyang’ın kudretli adının önünde, Gong Tianping’i bıraktılar ve Azure Ejderha Okulu’na sadık kalmayı tercih ettiler. Azure Ejderha Okulu’yla dost olmaya karar verdiler.
Bu durum Gong Tianping’i daha da hüzünlü yaptı. Kendi oğlunu kaybetmenin acısını çekerken, dostları onu bıraktı ve düşmanıyla dost olmayı seçtiler. Bu gerçekten ateşe kömür eklemek gibiydi ve intikam günü artık çok daha uzaktı.

Ama en hüzünlü insanlar Qilin Prens Konağı’ndan Lin klanıydı. Qi Fengyang komutası altında, insanların büyük güç olarak bildiği büyük karakterler, Azure Ejderha Okulu’nun verdiği ziyafet için çalışıyordu.

Mekanı boşalttılar, masa ve sandalyeleri düzenlediler,yerleri süpürdüler, eşya ve erzakları hazırladılar... Her şey onların sorumluluğundaydı. Kendilerini kötü hissetselerde, ağızlarını bile açmaya cesaret edemediler çünkü Qi Fengyang’dan gerçekten korkuyorlardı.

İnsanlar böyle bir durumla karşılaştığında, önce çoğu kişi, Qilin Prens Konağı’ndan insanların onlar için çay tazelemesine alışamadı. Bu onları oldukça korkuttu ve onların bunun için intikam istemesinden çok korkuyorlardı, ama gittikçe alışmışlardı.

Çünkü Qi Fengyang bir cümle söylemişti. Eğer bu sahnedekilere bir şey olursa, Lin klanından olup olmadığına bakmaksızın  bunun acısını Lin klanından çıkartacaktı. Bu yüzden Lin klanı planlar yapmaya cüret edemezdi.

Ancak Qi Fengyang nerede durması gerektiğini bilmeyen bir insan değildi. Lin klanının çoğu burada çalışmak için kalsa da, yirmi yüksek yetişimli Lin klan üyesinin gitmesine izin vermişti.
Bunun sebebi ağır yaralı olan Lin Ran’ın, Qilin Prens Konağı’na geri dönmesine yardım etmeleri içindi. Qi Fengyang, Lin Ran’a karşı kırgın olsa bile, o hala Lin klanındandı. Ders verilebilir, ama can geri alınamaz.

"öhö öhö öhö..."

Qilin Prens Konağı’na geri dönüşte, yirmi uzman altın atlar sürüyordu ve aceleyle lüks bir vagona eskortluk yapıyorlardı. Vagondan kalp ve akciğer yırtarcasına öksürük sesleri ve durmaksızın acınası inleme sesleri geliyordu.

"Bu Qi Fengyang, Lord Lin Ran’ı böyle döverek çok ileri gitti. Prens Konağı’na döndükten sonra bunu konak lorduna bildirmeliyiz ve Qi Fengyang’ı cezelandırmasını istemeliyiz." Genç bir koruma mağrur bir şekilde söyledi.

"Sen ne biliyorsun ki? Şef bile Qi Fengyang’a bir şey yapamaz. konak lordunun seni dinleyeceğini gerçekten düşünüyor musun? Onun hiçbir şey bilmediğini mi düşünüyorsun? Prens Konağı için kimin daha önemli olduğunu biliyor musun? Qi Fengyang mı, yoksa Lord Lin Ran mı?"

"Ayrıca, Lord Lin Ran’ın yaraları, Qi Fengyang yüzünden olmadı.  Bu yaralar kullandığı yasak ilacın geri tepkilerinin sonucu." Orta yaşlı korumalardan biri hatırlattı.

"Bu yasak ilaç mı? Bu tarz bir geri tepki gerçekten çok acılı ve ben Lord Lin Ran’ın böyle işkence çekmesini görmeye dayanamıyorum." Genç korumanın suratını endişe ve isteksizlik doldurdu.

"Önümüzde biri var!!"

O anda, önlerdeki korumalardan biri yüksek sesle bağırdı. Hemen ardından Qilin Prens Konağı’nın yirmi koruması alarm durumuna geçti.

Gerçekten önlerinde biri belirdi. Yolun ortasında konik şapkalı biri oturuyordu. Kim olduğu belli olmuyordu, ama gidiş yolunu engellemişti.

"Biz Qilin Prens Konağı’ndan Lin klanı üyeleriyiz! Önümüzdeki kişi, çabuk çekil!" Korumalardan biri kükredi.

Ancak yolun ortasındaki kişi oturmaya devam etti. Sanki hiçbir şey duymamış gibi hareket etmiyordu.

"Oi! Seninle konuşuyorum! Beni duymuyor musun?" Adamın hiçbir tepki vermediğini görünce koruma tekrardan kükredi, ama bu kişi yine onları takmadı.

"Kahretsin, gerçekten ölümünü arıyorsun." Bunu görünce zaten çok sinirli olan adam zıpladı ve oturan adama doğru gitmeye başladı.

O anda diğer korumaların yüzlerinde bir gülümseme belirdi, çünkü o korumanın ne yapmayı planladığını anlamışlardı. Eğer gerçekten öldürmek isteseydi, hemen saldırısını yapardı ve havadan bir darbe yollardı. Bu onu parçalara ayırmaya yeterdi bu yüzden üzerine yürümeye gerek yoktu.

Bu adamın üzerine yürümesinin sebebi o adama işkence yapmak istemesiydi. Aynı zamanda hepsi çok sinirliydi, bu yüzden yol üstündeki adamın işkencesini görmek istediler.

"Sen, ayağa kalk!" Adamın üzerine yürüyen adam adamın giysilerini tutmak için ellerini uzattı.

*whoosh*

Ancak,yolun ortasında oturan adam eline doğru soğuk bir bakış attı. Kan püskürdü, adamın uzattığı el çoktan kesilmişti. Ardından bir soğuk bakış daha belirdi ve korumanın kafası havaya uçtu, sonra adam tekrar yere oturdu.

Yorum Yap "MGA 261"