Tankların Tarihi Günceli

MGA 258

Eylül 24, 2016
Çeviren : Calosa
Düzenleyici : Bebebiskuvisi


Martial God Asura 258 - Kendini Hadım Et!

Şu anda Lin Ran'ın etrafında siyah gazlar vardı. Onun güçlü aurasıyla beraber kana susamışlığı gökyüzüne kadar yükselmişti. Kana susamışlığı ve aurasını tek bir kelimeyle ifade edilebilirdi. Soğuk.

Lin Ran gerçekten çok korkunçtu ve bu yüzden herkes korkuyordu. 8. seviye bilge alemindeki gri pelerinli world spiritistlerin yirmisi birden teknikleriyle saldırmalarına rağmen hiçbir şey yapamamıştı. Herkes onun gök alemine girip girmediğini merak ediyordu.

Buna ek olarak, bastırılmış on binlerce kişilik Qilin Ordusu kurtarılmıştı. Onlar arenaya girmişti ve bu yüzden herkes öleceğinden emin olmuştu.

"Lin Ran, Gong Luyun’u öldüren kişi bendim. Bana karşı bir kinin varsa, sadece beni hedef al!!"

Chu Feng’in etrafındaki insanlar ona korkak bir şekilde bakarken, Chu Feng, terredütsüz mücadele sahnesine atladı ve Lin Ran’a doğru yürüdü.

"Chu Feng... he he..!"

Sahneye bakan herkes şok oldu. Lin Ran'ın öfkesi gerçekten Chu Feng’e karşıydı. O anda kalabalığın hayatta kalması için, Chu Feng kendi hayatını ortaya koyuyordu. Herkesin kalbi şaşkınlık ile sarılmıştı.

Bu dünyadaki  insanların çoğu bencildi ve özverili olmaya istekli olan kişi sayısı çok azdı. Hatta özverili kişiler bile yabancılar için kendi hayatını riske atmazdı. Ama Chu Feng gibi genç bir adam kendini feda etmişti. Kalplerinde, korku dışında, şükran duyguları vardı.

"Merak etme. Bana gelmeseydin bile, ben uzaktan senin hayatını alırdım ama senin derini yüzeceğim!."

"Askerler ve Qilin Prens Konağı generalleri, benim emirlerimi dinleyin! Bugün, Azure Ejderha Okulu’ndaki herkesin ölmesini istiyorum! Benim Prens Konağı insanları dışında herkesi, merhamet etmeden öldürün!!"

Ancak, Lin Ran'ın seyircileri affetme gibi bir planı yoktu, öldürme niyetiyle doluydu şu an. Konuştuktan sonra, hemen arkasındaki binlerce kişilik Qilin Ordusu heryere yayıldı ve gözle görülebilecek bir ilerleme yaptı.

"Ah~~~~ Koşun!!"

Anında, panikleşmiş çığlıklar arena koltuklarını doldurdu ve herkes kaçmak için elinden geleni yapmaya başladı. Ancak, arenaya sadece bir giriş vardı ve oda Qilin Ordusu tarafından mühürlenmişti. Onlar bir kavanoza kapatılan bir kaplumbaga gibiydi. Kaçacak yolları yoktu.


"Öldük! Hepimiz öldük! Başlangıçta o dövüşü izlemek iyi bir gösteriydi, ama biz Lin Ran’ın nefretini çekeceğimizi hiç düşünmemiştik. " (ÇN : Geber! Orospu Çocuğu! Önce Chu Feng ile dalga geç, sonra böyle bir hale düş anasını siktigim.)

Panikleyen insanlara kıyasla, düşünceli insanlar daha çok korkmuştu. Umutları on bin parçaya dönüşmüş gibiydi ve onlar durumu analiz ettikten sonra tek bir sonuca vardılar. Kesinlikle ölecektiler.

Şu anda, Chu Feng ona bağıran insanları umursamadan koşuyordu. O, ilk önce world spiritist üyelerinin olduğu kalabalığa baktı sonra Zhuge Liuyun ve Li Zhangqing’e baktı. Seyirci koltuklarına baktığında  iki tanıdık güzel gördü ve kalbi şiddetle çarpmaya başladı.

Gördüğü kişiler iki genç kadındı. Onlar, Su Rou ve Su Mei kardeşlerdi. O iki kız, Vermillion Kuş Şehri’ndeki insanlar tarafından korunuyor olmasına rağmen, Chu Feng, onların Qilin Ordusu’nun karşısında hiçbir şansları olmadığını biliyordu.

Aile imhasından sonra, ailesini kaybetme acısını hisseden Chu Feng, gizli olarak yemin etmişti, ona yakın birisinin zarar görmesine izin vermeyecekti ve onları korumak için kendini feda edecekti.

Aniden ellerinden birini kaldırdı ve elinde altın renkli bir hançer belirdi. Lin Ran’a doğru koşarken, yüksek sesle bağırdı.

"Lin Ran, bunu yapman için kesinlikle hiçbir sebep yok. Bana karşı öfken varsa ben kendi üzerime çekeceğim hepsini. Bana nasıl eziyet etmek istiyorsun söyle! Sen söylediğin sürece ben her şeyi yapacağım!"
(DN: Elinde hançerle koşarken dediğine bak.)

Chu Feng konuştuktan sonra, Lin Ran bile kaşlarını tutamadı ve şaşırdı. Sıkıca Chu Feng’e baktı. Bir süre sonra, anormal, soğuk ve korkunç bir  gülümseme ağzıının kösesinde gözüktü. Elini kaldırdı ve dedi ki, "Herkes, dursun!"

Konuştuktan sonra, seyirci koltuğuna ilerleyen Qilin Ordusu hızla durdu. Onlar masum insanları öldürmedi ve Lin Ran’ın emirlerini beklemeye başladılar.

"Chu Feng, oldukça cesursun ama sana ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum." Lin Ran gözlerini kısarak ürkütücü bir şekilde Chu Feng’e baktı.

"Sen söylediğin sürece, ben yapacağım!" Chu Feng, altın renkli hançeri kavradı ve yüzünde korkuya dair bir iz yoktu.

"Güzel!Çok güzel!İsteğim çok basit! Samimiyetini ispatlamak için, ilk olarak kendini hadım et!" Lin Ran bağırdı .

"Chu Feng, sen salak mısın? Onun yasak ilaç kullanması, bizim kazanma şansımızın olmadığı anlamına gelmez. Bana vücudunu ver ben hemen halledeyim. Onu yenemesek bile güvenli bir kaçış için yardımcı olabilirim. Şu anda vazgeçmeye gerek yok!." O anda Chu Feng'in vücudunun içinde olan Eggy, Chu Feng'i azarladı.

"Chu Feng, yapmamalısın! Kendine bir şey yapma! Bu  eski tilki Lin Ran, işkenceyle bile, gitmene izin vermez!"

Seyirci koltuklarındaki Su Rou ve Su Mei aynı anda bağırdı ama onlar bağırdığı an  etrafındaki insanlar onların ağızlarını kapattı Su Han, Lin Ran'ın öfkesini istemiyordu.

"Chu Feng, aptalca bir şey yapma! Hala büyük bir geleceğin var!" Li Zhangqing bağırdı.

"Chu Feng, ne yaptığını sanıyorsun sen? Çabuk! Hemen kaç! Bu, senin ustanın emridir! Ustanın sözlerini bile mi dinlemiyorsun?" Zhuge Liuyun öfkeyle azarladı.

"Lin Ran, bugün Chu Feng’e bir şey olursa, benim World Spiritist Lonca’m senin Qilin Prensin Konağı’nı dümdüz edecek." World Spiritist Loncası’ndan gelen yaşlılar bağırdı.

"Beni korkuttuğunu mu sanıyorsun?. Ben, Lin Ran'ın korkudan titreyeceğini mi sanıyorsun? World Spiritist Loncası gerçekten güçlü ama sadece kendi alanlarında bir güç. Jiang Hanedanı’ndan güçlü olabilirler mi? Jiang Hanedanı, benim Qilin Prens Konağı’mı desteklemektedir. Benim Qilin Prensi Konağı’ma dokunmaya cesaret edebilir misiniz?"

Bununla birlikte Lin Ran sinir krizi geçirmeye yakın oldu. O, World Spiritist Loncası’ndakilerden korkmuyordu. Su Rou ve Su Mei’yi işaret ederek konuşmaya başladı.

"Chu Feng, kendini hadım et, yoksa ben bu iki kızı sıraya dizerim ve Qilin Ordusu’nda kaç tane erkek varsa onların hepsinin tatmasına izin veririm.Hemde teker teker."

"Sen.." Chu Feng öfkeyle dişlerini gıcırdattı. Mevcut koşullar altında dahi, Lin Ran’ın, böyle korkunç olduğunu düşünmemişti. Lin Ran, Chu Feng'in öyle korktuğunu görünce aralarındaki ilişkinin sıradan olmadığını anladı.

Ancak, bu koşullar altında, Chu Feng’in başka seçeneği yoktu. O  elindeki hançeri yavaş yavaş kaldırdı ve kendini hadım etmeye hazırlandı.

(D.N.: Böyle öfkeden kafayı yemiş manyakları istanbul türkçesi ile konuşturuyorum ama benden önceki 249 bölümü ve mevcut çevirileri göz önüne alıyorum.Bende memnun değilim, bu salaklar, birbirleriyle saçma sapan konuşurken beyefendi gibi cümle kurmalarından.)


Yorum Yap "MGA 258"