Otto Von Bismark Günceli

MGA 239

Eylül 23, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

MGA 239 Heryere Kan Sıçradı

Çevirmen Ryhe
Düzenleyici Dunklesplatz
Yayıncı Calosa

Chu Feng’in kana susamışlığı soğuk hava kadar kemik deliciydi ve birinin ruhunu alıp götürebilirdi. O olay yerinde olan herkes, dışarıdakiler dahil kalplerine kadar donakalmıştı. Korkudan titrediler ve geri çekildiler. Bu kana susamışlığın karşısında bazılarının ayakları bile çözüldü ve yere çöktüler.

“Neler oluyor? Bu aura, korkunç…”

“Bu çocuk bir insan mı?”

Bu sözleri söylerken insanlar titredi ve sözler oradaki herkes tarafından tekrarlandı. Bu öldürme isteği karşısında dehşete düştüler. Gerçekten korkuyorlardı. Korku onların kalbinden geliyordu.

“Bunda korkacak ne var ki? O sadece ikinci sınıf bir okuldan çöp. Bizden herhangi biri onu parmağıyla dokunup öldürebilir.” O anda keçi sakallı adam kızgınca kükredi.Onun sözleriyle arkasındaki köpek bacakları oldukça özgüven kazandı çünkü Chu Feng’in kana susamışlığı karşısında titremişlerdi.

Bunun bir baskı olmadığını biliyorlardı, o yüzden Chu Fengin yetişimini belirleyemiyorlardı. Ancak Chu Feng’in yetişiminin çok da yüksek olmayacağını hissetmişlerdi. En azından, köken alemine girmemiş olmalıydı.

Bu yüzden grup kalplerindeki korkuyu azalttı. Sadece geri çekilmeyi bırakmadılar, Chu Fenge doğru kötü niyetleriyle yürümeye başladılar. Onları huzursuz eden Chu Fengi mahvetmek istediler.

“Kardeşim, kaçabileceğini biliyorum. Kaç! Beni bırak ve kaç! Sen yaşadığın sürece Chu ailesinin bir umudu olacak. Burada ölemezsin!” Bunu görünce Chu Guyu vücudundaki acıya katlandı ve Chu Fenge bağırdı.

Yarım senedir kendisine kötü davrananlara katlanmasının sebebi küçük kardeşi, Chu Fenge bir şey olmasını istememesiydi. Ancak şu anda, Chu Feng kendisi gelmişti. Bu yüzden çok panikledi çünkü kendisini küçük düşürebilirlerdi, yetişimini yok etebilirlerdi ama onun küçük kardeşi Chu Fenge bir şey olmasını kabul edemezdi.

“Kaç mı? Onun artık böyle bir şansı yok!” Ama o anda keçi sakallı adam hızlıca saldırdı. Köken gücüyle oluşmuş güçlü bir yumruk Chu Fenge doğru gidiyordu.
Bu yumruk geldiğinde Chu Guyu’nun bütün umutları küle döndü. Küçük kardeşinin kesin öleceğini hissetti. Chu ailesinin tamamen yok olduğunu hissetti. Ancak bir saniye sonra çok şaşırmıştı.

Chu Feng yavaşça elini kaldırdı, ve net bir patlama sesiyle, keçi sakallı adamın yumruğunu elinde tutuyordu. Hemen ardından yumruğu tamamen ezilip, parçalara döndü. Ardından, Chu Feng kolunu salladı ve bir yırtılma sesiyle, keçi sakallı adamın kolunun tamamı kopmuştu.
“Ahh~~~~~~~~” kan ve et püskürdü ve her yere uçtu. Bu kanlı sahnesinde herkes korktu ve dehşete düştü, ancak en çok korkan kişi keçi sakallı adamdı. Eşsiz bir acı içindeydi. Sefil ağlayışı, kurtlara, hayaletlere ve kesilen bir domuza benziyordu.

“Sen… sen… sen…”

O anda herkesin yüz ifadesi değişmişti ve hayrete düştüler. Keçi sakallı adam çok güçlü olmamasına rağmen, köken alemindeydi. İkinci sınıf bir öğrenci tarafından  kolu nasıl kolayca koparılabilirdi ki?

Hemen ardından Chu Feng’in yöntemlerini gördüler. Bu Chu Feng’in gücü değildi. Onun işkence yöntemleri keçi sakallı adamınkini tamamı ile aşmıştı. Gerçek acımasızlığın ne olduğunu gördüler.

Chu Feng keçi sakallı adamın yere düşürdüğü hançeri aldı ve vücudundan azar azar et kesmeye başladı. Ürkütücü kemikleri gözükse bile durmadı anca bütün vücudundaki etlerin hepsini kestikten sonra durmuştu.

O anda tavernada yürek burkan sefil çığlıklar yükseliyordu. Chu Feng’in yöntemleri karşısında keçi sakallı adam acı içerisinde feryat ediyordu. Bu dehşet vericiydi. En korkunç yöntem insanları öldürmek değildi, onlar hala ayıkken acıyı hissettirmekti. Herkesin gözü önünde, Chu Feng bunu yapıyordu.

Keçi sakallı adama baktıklarında, vücudunun her yerinden kanlar akıyordu ve neredeyse kafası hariç her yeri kemikleri gözükene kadar kesilmişti. Lingyun Okulu öğrencilerinin suratı yemyeşil olmuştu çünkü önlerinde gerçek şeytanın kim olduğunu görmüşlerdi.

“Ah~~~~~”

Bazı kişiler buna katlanamayıp kaçmaya çalıştı, ama tavernadan kaçışları mümkün değildi. Daha doğrusu tavernanın girişine doğru yaklaşan kişiler anında kan havuzuna dönüyordu ve girişin her yeri kan olmuştu. O anda, tavernanın girişinde kan nehirleri akıyordu.

“Ef…Ef… Efendim…”
“Lüt… Lüt… Lütfen bizi bağışlayın. Biz mecburduk! Lütfen bizim hayatımızı bağışlayın!”

O anda, gitmeye cüret edemeyip hala tavernada olan kişiler geri çekildiler. Hepsi dizlerinin üstüne çöktü ve neredeyse bayılacaklardı. Ancak, Chu Feng onlara dikkat etmedi ve keçi sakallı adama işkence etmeye devam etti.

Bu sırada, Chu Guyu, kardeşi böyle korkutucu şeyler yapmadan önce kıyaslanamaz bir korku içindeydi, ve öğrenciler kardeşinin önünde diz çöküp durmadan yalvarmadan önce ona zorbalık yapıyorlardı. Chu Guyu’nun yüzü şaşkınlık doluydu.
Çünkü daha önce kardeşinin niye hiç geri çekilme niyeti olmadığını anlamıştı. Çünkü kardeşi zaten gelişmişti. Artık bu köken alemindeki kişileri rahatça öldürebilirdi ve abisini koruyabilecek kadar güçlüydü.

O anda Chu Guyu’nun yüzü gözyaşıyla doldu.Acısı yüzünden ağlamıyordu ya da dertleri yüzünden de ağlamıyordu. O duygusal olduğu için ağlıyordu. Chu ailesi için sonunda bir umut doğmuştu. Her zaman bekledikleri umut.

“Kardeşim, bu kadar yeter. Bırak gitsinler.”

Aniden, Chu Guyu konuştu. Kardeşinin böyle güçlü bir düşmanı böyle bir duruma getirebileceğini gördüğünde, öfkesi kayboldu ve kalbindeki hemen soldu.
Yumuşak kalpliydi ve keçi sakallı adamı böyle acı çekerken görmeye dayanamadı. Kendisini bu derece yaralamış olsa bile, kardeşinin yaptıklarının onu yeteri kadar cezalandırdığını hissetti.

“Kardeşim.” Chu Guyu’nun seslendiğini duyunca, Chu Feng’in kan kırmızısı gözleri parıldadı. Öfkeyle dolu olan kendisi sonunda kendine geldi.

Chu Feng abisinin hala yaralı olduğunu ve acıya katlandığını görünce, keçi sakallı adamla daha fazla uğraşmadı. Hemen abisinin yanına gitti, tedavi için bir hap aldı ve Chu Guyu’ya verdi.

“Teş… Teşekkürler kardeş Guyu. Teşekkürler kardeş Guyu.”
Bunu görünce yerde diz çöken insanlar çok mutlu oldu. Chu Guyu’nun önünde eğildiler daha sonra sendeleyerek tavernadan çıktılar.

Bir anlığına tavernayı bir katliam arenasına benzettiler ve neredeyse korkudan ölüyorlardı. Bu yüzden dışarı çıktıklarında, insanların dünyasına geri döndüklerini düşündüler. Ne kadar da kutsal bir duyguydu bu. Ne kadar barışçıl.

bang bang bang bang bang
//Şair burada alayına teQ atmayı işlemiş arkadaşlar 

Ancak, onlar katliamdan kaçtığını düşünürken, Chu Feng’in bir düşüncesiyle ardı ardına kan rengi bir havai fişek gibi patladılar ve ölüp kan gölüne dönüştüler.



Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "MGA 239"