Otto Von Bismark Günceli

MGA 234

Eylül 23, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

MGA 234
Çeviren : Ryhe
Düzenleyen : Dunklesplatz
Yayıncı : Calosa

Gizlenmiş Uzman
Yüz Dirsek Vadisi yeryüzünden gökyüzüne kadar korkunç bir formasyondu. Yüz Dirsek Vadisi kapsamındaki her yerde insanları ezen görünmez bir baskı vardı.
Bu korkutucu baskı Chu Feng tarafından bile dizginlenemiyordu ama böyle bir yerde kalan biri vardı.
“Hey!Kimse var mı? Bana yardım edebilir misin?”
Şu an Chu Feng yaşamla ölüm arasındaki çizgideydi ama bu tapınağının sahibinin bu baskıyı çözecek bir yönteminin olduğunu biliyordu. Bu insan büyük ihtimalle mavi cübbeli world spiristti(dünya ruhcusu). Onun ruh formasyonu yöntemleri Chu Feng ile karşılaştırılamazdı bile.
Dumandan burada gerçekten biri olduğu söylenebilirdi ve bu insan garip baskıdan etkilenmiyordu yoksa nasıl burada yemek pişirebilirdi ki?
Bu yüzden Chu Feng tüm hızıyla tapınağın salonuna doğru gitti. Bu sırada Chu Feng bu tapınağın ustasının tehlikeli olup olmamasını umursamıyordu, eğer usta yardım ederse yaşama şansı olduğunu biliyordu, etmezse şüphesiz ölecekti.
whoosh
Chu Feng tapınağa giderken biri tapınağın içinden atladı ve dağın zirvesinde durdu.
O yüzü kırışıklarla dolu, saçları beyaz bir yaşlı adamdı. Ancak gözleri canlı ve parlaktı. En önemli şeyde bu yaşlı adam altın renkli cübbe giyiyordu. Cübbenin göğüs kısmında Qilin işareti bile vardı. O Qilin Prens Konağından biriydi.
Yaşlı adam Chu Fengin havada yürüyebildiğini görünce, kaşlarını çattı ve yüzünde biraz şaşkınlık vardı. Bir süre sonra sakinleşti ve kayıtsızca sordu, “Kimsin sen?”
“Kıdemlim, ben Azure Ejder Okulundan bir öğrenciyim ve Kahramanlık Avı katılmak için geldim.”
“Ancak, Yüz Dirsek Vadisinden zamanında çıkamadım ve baskı altında kalmaya başladım. Şimdi, nefes bile alamıyorum bu yüzden umuyorum hayatımı kurtarırsınız.” Chu Feng hemen konuya girdi çünkü gerçekten gereksiz kelimeler harcayacak zamanı yoktu.
“Üzgünüm. Ben karar veremem çünkü buranın ustası ben değilim. Buna ne dersin? Biraz bekle ben gidip sorayım. Sana yardım edip etmeyeceğim şansına bağlı.” Yaşlı adam bu sözleri söyledi, Chu Fengi değerlendirdikten sonra tapınağa geri döndü.
Bu sırada, tapınağın salonunda, sobanın karşısında oturan canlı yüzlü ve kumaştan yapılmış bir kıyafet giyen bir yaşlı adam vardı. Soylu ruhlarla çorba pişirirken bir melodi mırıldanıyordu ve bacak bacak üstüne atmıştı. Diğer yaşlı adamın döndüğünü gördüğünde kumaş giysili yaşlı adam merakla sordu,“Fengyang, kim benim bölgeme izinsiz girdi?”
“Birinci seviye Bilge aleminden bir çocuk.” Beyaz saçlı yaşlı adam söyledi.
“Birinci seviye Bilge aleminde bir çocuk mu? Fengyang, bu nasıl bir şaka? Açıkça, bu kişi havada yürüyerek geldi. Nasıl bilge aleminin birinci seviyesi olabilir? O Cennet aleminde olmalı.” Kumaş giysili yaşlı adam şüpheyle dudaklarını büktü.
“Bana gitmemi söylediğini biliyorsun ve sonuçta bana inanmıyorsun. Sen Mavi cübbeli World Spiristsin, bu kişiyi kontrol etsen göremez misin?” Beyaz saçlı adam çaresizce kumaş giysili yaşlı adama baktı.
Bu sırada kumaş giysili yaşlı adam gözlerini çoktan kapamıştı, ve gözlerini tekrar açtığında bakışlarında biraz şaşkınlık ortaya çıktı ve söyledi, “Etkileyici. Sadece birinci seviye bilge aleminde ve havada yürüme tekniğini çoktan kavramış. Görünüşe göre özel bir dövüş becerisini geliştirmiş ve pek yaşlı değil. Fengyang, sanırım Azure Eyaletinin genç nesli fena değil huh.”
“Ama maalesef formasyonun baskısını dizginleyemiyor. Korkarım ki hayatta kalması zor olacak.”Kumaş giysili yaşlı adam kafasını salladı ve melodi mırıldanıp sobada yemek pişirmeye devam etti.
“Kardeş Hengyuan, Azure Eyaletinde pek havada yürümeni sağlayacak dövüş becerisi yok. Bu kişi Muhteşem Gökyüzü Tekniğini miras almış olmalı. Muhteşem Gökyüzü Tekniğinin eşsiz becerisini görmek çok zor, havada yürümek yüzyıllardır kayıp ve tekrardan ortaya çıktı.”
“Kardeş Hengyuan bana yüz verip onun hayatını kurtarır mı merak ediyorum?” Beyaz saçlı yaşlı adam yalvardı.
“Kardeş Fengyang, Havada yürüme becerisi Dokuz Eyalette zor bulunan bir hazine, ancak ben bu konuda ne yapabilirim?”
“Ben burada gizlice yaşıyorum çünkü kimsenin beni rahatsız etmesini istemiyorum. Burayı keşfettiği için bu sırrı tutması ileride zor olacaktır ve açığa vuracaktır. Formasyon basıncından ölmese bile ben onu buradan canlı göndermem.” Kumaş giysili yaşlı adam solukça gülümsedi.
“Kardeş Hengyuan, gerçekten hayatını kurtarmayacak mısınız?” Beyaz saçlı yaşlı adam hafifçe kaşlarını çattı.
“Görünüşe göre beni yeteri kadar anlamamışsın.” Kumaş giysili yaşlı adam gülümsedi ve hareket etmedi.
whoosh
Bu sırada beyaz saçlı yaşlı adam daha fazla bir şey söylemedi ve tekrardan tapınaktan çıkıp dağın zirvesinde durdu.
Havada duran Chu Fenge bakarken suratı bembeyazdı ve her an aşağı düşebilirdi. Sertçe kaşlarını çattı.
Ama sonra dişlerini gıcırdattı ve cübbesinden kristale benzeyen bir rozet çıkardı ve Chu Fenge atıp söyledi, “Yakala.”
bang
Bu sırada Chu Feng çok mutlu oldu çünkü sonunda kurtulmuştu. Önce gözlerini kapatıp biraz derin nefes aldı. İlk kez nefes almanın muhteşem bir şey olduğunu hissetti.
“Teşekkürler kıd… Kıdemlim, Sorun nedir?”
Chu Feng teşekkür etmek istemişti ama beyaz saçlı adamın suratında biraz şaşkınlık vardı ve suratı soluk beyaza dönüp biraz çirkin olmuştu. Chu Fengin biraz önceki haline benziyordu.
“Sadece bir tane rozetim var. Onu sana verdikten sonra formasyon baskısına bende katlanmak zorundayım.” Beyaz saçlı adam sakince gülümsedi ve söyledi.
“Ne?Bu…” Bu sözleri duyduktan sonra Chu Feng çok şaşırmıştı. İlk gördüğü yaşlı adamın asla başkasının hayatı için kendini feda edeceğini düşünmezdi.
Bu Chu Fengi zor bir duruma soktu. Buranın efendisinin onu kurtarmak istemediğini ve beyaz saçlı adamın bu kararı kendi verdiğini görebiliyordu. Kendi koruma rozetini Chu Fenge vermişti ve kendisine hançeri batırmıştı.
Chu Feng yaşamak istemesine rağmen, yeni tanıştığı yaşlı bir adamın onu kurtarmak için ölmesine izin veremezdi.
“Chu Feng, çabuk bu rozetteki formasyonu hatırla. Sen hatırladığın sürece, sana buna benzer bir rozet yapman için yardım edebilirim. O zaman doğal olarak bu formasyon baskısını yenebilirsin.” O anda Eggy’nin zarif sesi Chu Feng’in beyninde çınladı.
Chu Feng hemen ne yapacağını anladı. Tereddütsüz bir şekilde hızlıca ruh gücünü rozete yoğunlaştırdı ve oradaki formasyonlara çalıştı.
Bir süre sonra Chu Feng kafasını kaldırdı ve beyaz saçlı adamın yüzünün daha da çirkinleştiğini gördü. Bu yüzden söyledi, “Kıdemlim, Ben Chu Feng. Sizin muhteşem adınız nedir?Gelecekte kesinlikle bu hayat kurtaran iyiliğinizi ödeyeceğim.”
“Ho. . Küçük dostum, adın Chu Feng mi? Oldukça güzel bir isim.” Qi Fengyang kendini gülümsemeye zorladı, ama nefessiz kaldığının acısını gizleyemiyordu.
“Büyük iyiliklere sözlerle teşekkür edilmez. Gelecekte bu iyiliğinizi eylemlerle geri ödeyeceğim. Kıdemlim, Umarım bir daha karşılaşırız.” Chu Feng bu sözleri söyledikten sonra rozeti Qi Fengyanga geri fırlattı.
“Chu Feng, sen…” Qi Fengyang rozeti yakaladığı sırada, Chu Fengin çoktan dönüp gittiğini gördü. O anda onun peşinden gitmek istedi ama havada yürüyemeyenlerin yapmayacağı gibi oda yapmadı.
“Bu çocuk oldukça cesur. Ama bu güzel. Eğer koruma rozetini sana geri vermeseydi. Benim ondan geri almam gerekecekti. Benim onu öldürmemdense onun ilk adımı atması her zaman daha iyidir.”
O anda soluk bir kahkaha çınladı. Hiçbir ses çıkarmadan kumaş giysili yaşlı adam Qi Fengyang yanında belirdi. Ancak o dağın zirvesinde durmuyordu, o havada duruyordu.



Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "MGA 234"