Dünyanın Oluşumu Günceli

MGA 229

Eylül 23, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

Home / MGA 229
MGA 229
Çeviren : Belli değil : Düzenleyen : Dunklesplatz Yayıncı Calosa

MGA – 229 – Her Şeyi Yağmala

Dugu Aoyun’un ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra o öğrencileri düzenledi ve Korkunç Yaratıkların kalesine saldırmaya başladılar.

Bu sefer Korkunç Yaratıkların açıkça baskıyı hissetmeden önce oldukça canlıydı.Onlar Dugu Aoyun liderliğinde ki insan ordusuyla yüzleşince mutlak üstünlüklerini kaybetmiştiler.

Hatta büyük bir çekiç tutan Korkunç Yaratık komutanı Dugu Aoyun tarafından bası altına alınmıştı. Korkunç Yaratıkların fiziksel vücutları doğal avantajlara sahipti ve savaş gücü bakımından genellikle aynı alemde bulundukları insanlardan daha güçlülerdi buna rağmen Duyu Aoyun gibi zirvede ki dahiler ile karşılaştıkları zaman onların avantajları çoktan kayboldu.Saf yetenek yönünde avantaj insanların tarafındaydı.

Yarı insan haline dönen Korkunç Yaratık komutanı sıkıca kaşlarını çattı ve durmaksızın kükredi.Durmaksızın Lingyun Okulunun bir numaralı öğrencisi Dugu Aoyun tarafından zorlandı ve bir kralın çok değerli ihtişamını tamamen kaybetti.

Soluk benizli erkek büyük bir ağacın üstüne oturmuş duman yükselip duran Kaleye doğru bakıyordu ve “Ahh, kahretsin. Bu lanet kadın…” diye mırıldandı.

“Kardeş Asura eğer Kaleye girebilirsen senin gücün ile kesinlikle payını almış olacaksın.” İçini çekdikden sonra yanına baktı ama oranın tamamen boş olduğunu ve Chu Feng’in gittiğini fark etti.

“Kardeş Asura, kardeş Asura?” Bu soluk benizli erkeği panikletti. Açıkçası bu kişi sadece gelişigüzel kaybolmuştu. Soluk benizli adam paniklediği gibi Chu Feng’in izleri için etrafına bakmaya başladı.

Ancak ne olursa olsun Chu Feng’in havaya yükseleceğini hiç düşünemezdi.Chu Feng İmparator uçuş tekniği ile yukarıdan aşağı baktı ve Kaleyi gözlemledi. Kalenin etrafında ki savunma çok iyi olsa da tamamen kapalı değildi çünkü ilaçların daha iyi büyümesi için güneş ışığında düzenli olarak yıkanmalılardı.

Büyük savaştan yükselen dumanı kullanarak Chu Feng’ kendini gizleyebildiği gibi alçaldı. Savaş alanına bir karışıklık olduğu gibi kendini Kalenin içine attı ve oradaki tüm bilge ilaçları yakalamak istedi.

“Wow! Bu sefer çok fazla kazanacağım.” Kaleye girdikten sonra Chu Feng’in kalbi heyecandan dışarı çıkacaktı.

Sık otların içinde titreşen yoğun ışıklar vardı. Düşük kalite bilge ilacı, orta kalite bilge ilacı, yüksek kalite bilge ilacı. Toplamda bir kaç bin tane vardı. Hatta orada yüz tane civarında paha biçilemez yüksek kalite bilge ilacı vardı.

Bu miktar çok şok ediciydi.Korkunç Yaratık’ların dışarıda bu yeri ölümüne korumaları şaşırtıcı değil. Bu gerçekten bir defineydi. Bu birikim yıların sonucu olmalı.

*ji ji ji*

Chu Feng oraya adım attığı anda birkaç bin bilge ilaç aniden değişti. Çiçekler ve çimlerin içindeki küçük otlar korkutucu canavarlara dönüştüler. Açık ağızlarıyla dişlerini gösterdiler ve uzun pençeleri ile Chu Feng’e saldırmaya başladılar.

“Heh, benim güzel bilge ilaçlarım. Hepiniz gerçekten bana sarılmak istiyorsunuz!”

Chu Feng güldü ve elini uzatıp yakaladı.Bilge gücü büyük bir avuç içine dönüştü ve ezdi geçti. Yer bile bir kere sallandı ve bu bir kaç bilge ilacını ölümüne bastırdı.

Chu Feng kolunu salladı ve bilge gücü önünü temizledi. Bununla onlarca bilge ilaç Chu Feng tarafından ölümüne ezildi ve tekrardan ruhsal doğallığı olmayan sevimli küçük otlara geri döndüler.

Ama onları bu kadar çok tahrip etse bile Chu Feng hala çok yavaş olduğunu hissediyordu.Bundan dolayı o sadece Ruh Formasyonunu içinde otların bulunduğu alanı çevrelemek için kullandı sonra Ruh Formasyonunu daralttı ve canlı olanları ezdi. Sadece onlar gerçek hallerine döndükleri zaman Ruh Formasyonunu daraltmayı durdurabilirdi.

*ji ji ji~~~*

Chu Feng gücü ile ezdiği gibi kızgın değerli bilge ilaçlar her yere kaçmaya ve güçlüce Kalenin duvarlarına vurmaya başladılar. Bu oldukça eğlenceliydi çünkü bilge ilaçlar yardım istiyorlardı.

Ancak, dışarıda çoktan bir karmaşa vardı bundan dolayı herhangi biri Kalenin içinde ne olup bittiğini nasıl anlayabilirdi? Böylece bilge ilaçlar çaresiz kaldı. Onlar sadece Chu Feng’in onları ezmesini ve onun tarafından azar azar öldürülmeyi düşünebilirlerdi. En sonunda ruhsal doğallığı olmayan bilge ilaçlara dönüştüler ve hepsi Chu Feng tarafından toplandı.

“Haha, ferahlatıcı. Bu gerçekten ferahlatıcı!”

Chu Feng delice gülerken köşede saklanan yüz kadar bilge ilaca doğru yürüdü. Bilge ilaçlar genelde korkmuş koyunlar gibi olduklarında görünümleri anormal şekilde berbat oluyordu ve titriyorlardı. Bakışları titreşti ve açıkça derin bir korku hissettiler.

*boom*

Aniden bir patlama sesi yankılandı. Kaya parçaları havayı doldurdu ve kale birisi tarafından açıldı.

“Lanet.” Chu Feng aniden kafasını çevirdi ve bir grup insanın içeri hücum ettiğini gördü. Bunlar Lingyun okulundan öğrencilerdi ve liderleri de Lingyun okulunun iki numarası 6. seviye Kaynak aleminde olan güçlü Fenghoa’ydu.
“Sen de kimsin?”
Fenghao bu mekana tamamen mutlu bir kalple zorla girerken, gömülü hazinenin tamamen boş olduğunu keşfetmişti. Etraftaki insanları ve korkudan titreyen Kaynak ilaçları gördükten sonra, yüzündeki ifade büyük ölçüde değişti.
Fenghao hemen tepki gösterdi ve o içerde ne olduğunu biliyordu. O lanet insan içeri ilk girmişti ve devasa hazine yığınındaki her şeyi talan etmişlerdi!
“Hmph.” Chu Feng, Fenghao ile ilgilenmiyordu. Sadece kolunu savurdu ve bir Ruh formasyonu yoğunlaştırdı. Köşede kalmış son birkaç kaynak ilacını da almak istiyordu.
“Sen ölümüne susamışsın!!”
Chu Feng’in durmaması ve hatta yağmaya devam etmesini görmek, Fenghao’yu sinirlendirmişti.  Sıçradı ve Chu Feng’in önüne indi, sonra Chu Feng’in sırtına bir yumruk savurdu.
O yumruk küçük Bir şey değildi. Kaynak gücü kullanmasa da o yumruk 6. seviye savaş sanatını içeriyordu. Gücü inanılmaz derecede korkutucuydu ve Fenghao bu yumruğu ancak kazanmayı garantilemek için yada direk öldürmek istediğinde kullanıyordu, ve şimdi de Chu Feng’i öldürmek istiyordu.
Aynı anda, Fenghao’nun arkasındaki kalabalık da hücum etti. Her bir kişi inanılmaz güçlü savaş sanatı kullanıyordu ve kendilerini sakınmıyorlardı.
“Shoo!” Bunun gibi kritik zamanlarda Chu Feng kendini sınırlamazdı. Parmaklarını onlara doğru savurdu ve beş beyaz-renkli gaz patlayarak fışkırdı.
*roar*

Kızgın bir kükreme gökyüzünü ve yeryüzünü salladı. Kim dışarı çıktıktan sonra Beyaz Kaplan’ı geride tutabilirdi ki?

Beyaz Kaplan Kesiş Tekniğinin önünde, fenghao’nun yüzü bile büyük oranda değişmişti. Aslında kaçmak istiyordu, ama bu şansı kaybetmişti. Beyaz Kaplan’ın yoğunlaşmış devasa pençesi şimdiden büyük bir patlama ile yere inmişti. Tam olarak aynı anda, bir öğrenci bile hayatta kalmayı başaramadı.

*boom*

Pençe yere vardığı anda, aniden devasa bir boşluk belirdi. Toz dağıldıktan sonra Fenghao dışındaki herkesin birer kan havuzu haline geldiği göründü. Hatta Fenghao yarı-sakatlanmış durumdaydı.

En önemlisi ise beyaz renkli gaz onun ciğerlerine sızmıştı ve ağır hasar vermişti. O anda tüm vücudu kanla kaplanmıştı. Aurası inanılmaz zayıftı ve can çekişiyordu.

*whoosh*

Feng Hao ve diğerlerini tek vuruşta malup ettikten sonra, Chu Feng kolunu tekrar savurdu. Çoktan bağlanmış olan Kaynak ilaçları geri çağrıldı ve Cosmos Kesesinin içine doldular. Ayağa kalktı ve bu kadar büyük bir şans yakaladıktan sonra geldiği yere dönmek için hazırlandı.

*boom*

Ama o anda, inanılmaz bir basınç gökten indi ve Chu Feng’in yolunu kapattı. Bakmak için kafasını kaldırdı ve Chu Feng bile yüz ifadesinin büyük ölçüde değişmesine mani olamadı. Devasa bir el gökyüzünden geliyordu ve devasa gücüyle ona doğru çarptı.

//Panpalar ben ratel son sayfayı ben çevirdim mga çevirmeni olmadığım için terimlerde hatam olabilir lütfen maruz görün.

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "MGA 229"