Tankların Tarihi Günceli

MGA 228

Eylül 23, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

MGA 228
Çeviren : Belli değil : Düzenleyen Dunklesplatz
Yayıncı: Calosa


Mga 228: Dugu Aoyun
Yüz dirsek vadisi büyülü bir araziydi. Dağlar, vadiler, dereler, düzlükler, olması gereken her şey olması gereken yerdeydi.
Bu güzel manzara kutsal topraklardan gelmiş gibiydi. Bu bölgeye basitçe ayrık dünya denilebilirdi. Burada ruhani ilaçlar, köken ilaçları, bilge ilaçları, yabani canavarlar, azılı yaratıklar ve korkunç yaratıklar vardı.
Bu bölgenin kralı, besin zincirinin en tepesinde yer alanlar korkunç yaratıklardı. Bu bölgeyi onlar yönetiyordu ve hatta onların bile eğitime güçlenmeye ihtiyaçları vardı. Bu yüzden onlar da ayrıca köken ilaçları ve bilge ilaçlarına ihtiyaç duyuyorlardı.
Bir diğer söyleyiş ile kendilerini geliştirmek için kendilerine daha iyi etki etmesi için sahip olmaları gereken köken ilaçları ve bilge ilaçlarını hemen avlamak yerine onları özel yerlere gitmelerine zorlayarak onları kilit altına alıp büyümelerini bekliyorlardı.
Ancak, her yıl, insanların topraklarına izinsiz bir şekilde girdikleri bir zaman periyodu vardı. İnsanların bu izinsiz girişi her şeyi yerle bir ediyordu. Onlar kuralları çiğniyorlardı bu yüzden korkunç yaratıklar için insanlar izinsiz girenlerdi ve onlar bu diyarın koruyucularıydılar.
Tam o anda,  yüz dirsek vadisinin kesin bir konumunda aynı bunun gibi bir kale vardı. Bilge ilaçları kaleyi dolduruyordu ve dışarıdakiler de kaleden dolup taşan güçlü bilge enerjisini ve ilaçların güzel kokusunu alabiliyorlardı. Bu hataya yer bırakmaksızın hazinelerle dolu bir yerdi.
Ancak, hazineler o kadar da kolay alınabilecek değildi, çünkü birkaç yüz korkunç yaratık dışarıda toplanmışlardı. Her bir tanesi bilge alemindeydi ve seviyeleri de epey yüksekti. Burada kimisi 1. Seviye bilge aleminden 6. Seviye bilge alemine kadar çeşit çeşit yaratık vardı.
Hatta bir tane insan şeklinde üç metre boyunda 7. Seviye bilge aleminden bir korkunç yaratık bile vardı. Vücudundaki kaslar onu çepeçevre saran zırh gibiydi. Elinde ucu keskin bir çekiç tutuyordu ve şu anda insan kafatasından yapılmış bir tahtta oturmuş esniyordu.
Bu korkunç yaratığın etrafında hala canavar şekillerinde oldukça mutlu korkunç yaratıklar vardı ve insanları tekrar tekrar yendikleri için kutlama yapıyorlardı.
‘’Kahretsin. Hemen şuan gidip bu bir gurup canavarı katletmek istiyorum.’’
‘’Bekle. Büyük kardeş Dugu ve büyük kardeş Fenghao hızlıca gelecekler. Onlar geldikten sonra, bu korkunç yaratıkları ölmeleri gerektiği gibi tek seferde yok ederiz. Büyük ve küçük kardeşlerimizin öçlerini alacağız.’’
Kaleden birkaç bin metre ötede, bereketli ormanda, birkaç yüz öğrenci toplanmıştı. Öğrencilerden çoğu Lingyun okulundandı, ama ayrıca başka okullardan da öğrenciler hepsi beraber kaleye son bir saldırı için hazırlanıyorlardı.
‘’Bak, büyük kardeş Fenghao geldi.’’ Aniden, bir grup insan göründü. Onlar Lingyun okulunun öğrencileriydiler ve onlara öncülük eden de beyaz yüzlü gururlu bir adamdı.
Bu adam göründükten sonra, aniden büyük bir kargaşa çıktı. Lingyun okulunun öğrencilerinden bahsetmek bir yana diğer okulların öğrencileri bile gözlerini adamdan alamıyorlardı. Kimi  bayan öğrenciler hayranlıktan bayılacakmış gibi duruyorlardı.
Fenghao denen adam, Lingyun okulunun en başarılı ikinci öğrencisiydi. Her ne kadar sadece ikinci olsa da, yeteneği ve seviyesi diğer okulların öğrencilerine göre kıyaslanamaz derecede ilerdeydi. O 6. Seviye bilge aleminde uzman birisiydi ve denilebilirdi ki, ‘Azure şehrinde genç neslin en iyilerindendi’.
‘’Genç bayan,  merak ediyorum da sizlerle birleşebilir miyiz bu korkunç yaratıkları yenmek için.’’
O anda, Chu Feng ve soluk benizli adam çoktan oraya varmışlardı. Ancak, korkunç yaratıklarla savaşmak için bir guruba katılmak o kadar da basit değildi.
Açıkçası, şuanda Chu Feng ve soluk benizli adamın güçleri Ling Yun okulunun bayan öğrencisi tarafından değerlendiriliyordu. Kaledeki bilge ilaçlarını onlarla paylaşmak için yeterliler mi diye bakınıyordu.
Ama Fenghao ortaya çıktıktan sonra bu tamamen gereksizdi, Lingyun okulundan bayan öğrencinin bakışları Fenghao’nun olduğu yere kaymıştı ve Chu Feng ile soluk benizli adama olan ilgisini tamamen yitirdi.
Ancak, bayan öğrenciyi suçlamamak gerek, çünkü Fenghao’nun kız gibi yüzü ile kıyaslayınca soluk benizli adam epey bir çirkindi. Hiçbir kadın ona bakmayı istemezdi.
‘’Bakın şuranın üzerine bakın, büyük kardeş Dugu geldi.’’
‘’Dugu Aoyun? Lingyun okulunun en iyi öğrencisi Dugu Aoyun?’’
Tam o anda, bir başka öğrenci şaşkınlıkla haykırdı, ve Dugu Aoyun sözleri herkesin gözlerini Fenghao’nun olduğu yerden Dugu Aoyun’un olduğu yere kilitlendi.
O tarafta, başka bir öğrenci gurubu göründü. Ve bu gurubun güç seviyesi Fenghao’nun gurubundan çok daha yüksekti.
Özellikle başlarındaki adam,  iki keskin kılıcı anımsatan sık kaşları ve bıçak gibi bir yüzü vardı. Bu adam diğerlerine kıyasla çok daha yakışıklı ve savaşçı görünümlüydü. Fenghao’nun kız gibi yüzüyle karşılaştırınca bu adam tam bir karizmaydı.
O Lingyun okulunun bir numarası, Dugu Aoyun’du. Ve 8. Seviye bilge alemindeydi. Sadece Lingyun okulunun bir numarası değil aynı zamanda bütün Azure ilinin genç nesli içinde en iyisiydi de.
Dugu Aoyun’nu yakından takip eden genç kardeşi, Dugu Xiangyu’ydu.  Dugu Xiangyu’nun gücü de azımsanacak cinsten değildi 5. Seviye bilge alemindeydi. Epey yakışıklı bir görünümü vardı, ancak kardeşi yakınlarındayken haliyle kendisi sönük kalıyordu.
‘’Waa, Lingyun okulumuzun en iyi öğrencisi çok yakışıklı, gerçek bir adam!’’
Az önce Fenghao’yu görüp hayranlıktan bayılmak üzere olan Lingyun okulu bayan öğrencisi şimdi Dugu Aoyun’dan başkasını görmüyordu.
‘’Oi, hanımefendi korkunç yaratıklarla savaşmak için size katılmak istiyorum. Bak bize bir, katılabilir miyiz?’’ o sırada, soluk benizli adam düşüncesiz bir şekilde kızın omuzlarını sıvazladı.
Soluk benizli adam kızı rahatsız edince, damarına basılan kız öfke ve lanetle dolarak ‘’Shoo! Geçemediniz, geçemediniz ayrılın hemen!’’ diye patladı.
‘’Küçük kardeş, sorun nedir?’’ kızın çığlığı normal olarak diğer Lingyun okulu öğrencilerinin dikkatini çekti ve bir anda sinirli büyük bir öğrenci gurubu sinirli bakışlarla Chu Feng ve soluk benizli adamın etrafını sardı.
‘’Ben…biz…’’ olanlarla karşılaşınca, soluk benizli adam dehşete kapılmıştı. Konuşamıyordu bile çünkü olayı nasıl açıklayacağını bile bilmiyordu.
‘’Onlar korkunç yaratıklarla savaşmak için bize katılmak istiyordu, ama güçleri çok az olduğundan onlardan ayrılmalarını istedim. Ancak durduk yere dırdır edip başımın etini yemeye başladılar.’’ Bayan öğrenci karşısındakilere bu şekilde yakındı.
(DN: Gıcık karı görürsün ilerde anyayı konyayı   )

‘’Ne? Böyle bir şey mi oldu?’’ Bu sözleri işittikten sonra, ortama hakim olan Lingyun okulu öğrencileri, öfkeden deliye dönüp Chu Feng ve soluk benizli adamı  bakışlarıyla yemeye başladılar.
‘’Her neyse, şu anda korkunç yaratıklarla savaşmak çok daha önemli. Hadi gidelim.’’ Bir öğrenci bu tavsiyeyle geldi.
‘’Hmmph, siz ikiniz epey şanslısınız. Shoo!’’ bunu görünce, Lingyun okulu öğrencileri onları arkada bırakıp uzaklaşmaya başladılar.
Böyle bir durumla karşı karşıya kalınca, Chu Feng iki yumruğunu da sıkıca sıktı ve kalbi öfke ateşleri içinde yanıyordu. Ama bunların hepsine dayandı çünkü iki keskin gözün onu izlediğini hissetmişti ve bu gözlere sahip kişi epey güçlüydü.
Bu yüzden Chu Feng ve soluk benizli adam, kalabalık tarafından aşağılandıktan sonra kasvetli bir şekilde oradan ayrıldılar.
‘’Kardeşim, neye bakıyorsun öyle?’’ Dugu Xiangyu meraklı bir şekilde sordu.
‘’Hiçbir şeye.’’ Dugu Aoyun sinsice güldü ve Chu Fenge doğru tekrar baktı.

Edit

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "MGA 228"