Tankların Tarihi Günceli

MGA 216

Eylül 22, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

 MGA 216
Çeviren : koyamburamburam – Düzenleyen:dunklesplatz – Yayıncı: Useless

MGA – 216 – Katliamın Arenası
“Ne kadar uyudum?”
“İki gün.”
“Chu Yue ve diğerleri nasıl?”
“Kendi güvenlikleri için korumalar ile Azure Ejder okuluna geri gönderiliyorlar. Ailende gömüldü.”
“Şimdi benden çok nefret ediyor olmalılar. Eğer ben yaptıklarımın sonuçlarını düşünseydim benim yüzümden ölmeyebilirlerdi.”
“Daha fazla kendini suçlama çünkü bunun hiçbir faydası yok. Bu seni suçlu yapmaz. Sadece böyle alçakça saldıranlar suçlanabilir.”
“Seni öldüremediklerinden dolayı aileni öldürdüler. Bu bir komplo. Onlar kasten kendini sorumlu tutmanı ve suçluluk hissetmeni istiyorlar. Onlar tarafından tuzağa düşürülme ve komploları tarafından yok olma.” Su Rou sıkıca Chu Feng’i yakaladı ve onun kalbindeki düğümü açamayabileceği için son derece korkuyordu.
“Endişelenme. Ben zayıf değilim. Şimdi, sadece bunu kimin yaptığını bilmek istiyorum.” Chu Feng’in gözlerinde kemik delici soğukluk ortaya çıktı.
“Aslında bu katliamdan kurtulan var. Şehir lordu ölmedi. Özel teknikler ile ölü numarası yaptı ve kurtuldu. Ayrıca bu şehri katleden insanları gördü.” Su Rou yavaşça söyledi.
“Kim? Kimdi o?” Chu Feng biraz heyecanlandı.
“Şimdilik bu kadar heyecanlanma ve küçük Mei’yi uyandırma. Dışarı gel öyle söyleyeceğim.” Su Rou endişeli şekilde hala Chu Feng’in göğsünde yatıp uyuyan tatlı Su Mei’ye baktı ve çadırdan dışarı çıktı.
Böylece Chu Feng dikkatlice Su Mei’yi yatağa taşıdı ve battaniye ile sardıktan sonra çadırdan dışarı çıktı.
Chu Fen sormak için konuşmadan önce bu kez Su Rou öne geçti ve konuştu, “Five Tiger köyü. Müstahkem bir dağ köyü ve beş lideri var. Onların hepsi Bilge âleminde uzman.”
(ÇN: Öne geçti derken ilk o konuştu)
(ÇN: Müstahkem- Belirtilmiş, tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmış)
“Bu dağ köyü bir haydut yuvası. Hepsi bundan büyük miktarda ödül kazanmak için açığa çıkarılamayacak şeyler yapıyorlar.”
“Five Tiger köyü kendi başına merkez. Özel bir yerde, Vermilion Bird şehri ile Black Tortoise Şehrinin sınırında. Bu yüzden babam hiç onların icabına bakmadı. Hepsinden sonra onların gücü zayıf değil. Eğer onları yok etme ihtiyacı duysa bu basit olmazdı ve eğer onları iyice dağıtamasa o bile eleştirilebilirdi.”
“Ancak bu sefer babam Five Tiger köyünü yok etmek için kararlı. Çoktan Vermilion Bird şehrinden orduyu topladı ve şuanda Five Tiger köyüne doğru gidiyor.”
“Five Tiger köyünün nerede olduğunu biliyor musun?” Chu Feng sordu.
(ÇN: Yukarda kaba olarak bahsetmişti)
“Mm.” Su Rou kafasını salladı.
“Beni oraya götür!”
Konuştuktan sonra Chu Feng küçük beyazı çağırdı. İkisi de beyaz başlı kartala bindi ve olabilecek en son hız ile Five Tiger köyüne doğru uçtular.
(ÇN: Su Mei yine geride kaldı yazık değil mi kiza)
(DN: Kendileri savaşıyo kız yatıyo olm en doğrusunu yapıyo valla :D)
Five Tiger köyü bir haydut yuvası. Oradaki insanlar gaspçı, yağmacı ve yapmadıkları hiçbir kötülük yok. O dağ köyündeki insanlar birbirlerini kardeş olarak çağırırlardı.
Beş kaplan liderleri vardı. Orada fazla değil sadece bine yakın insan vardı. En güçlüleri Bilge âleminde en zayıfları Köken âlemindeydi. Onların kuvvetleri oldukça güçlüydü ve küçümsenmelerine olanak yoktu.
(ÇN: Kaplan denmesine bakmayın hepsi insan yani 5 tane liderleri var)
(DN: Yazar -dı eki kullanarak arkadaşların başına neler geliyor bir ip ucu vermiş :D)
Bir kaç gün önce Five Tiger köyü büyük bir iş aldı ve şuanda işi başardıkları için kutlama yapıyorlardı. Bazıları içer ve yerken diğerleri kadınları soyup taciz ediyordu. Ne kadar sefil ve acı içinde bağırsalar da fark etmezdi, bir kişi bile acımazdı. Ölümüne taciz edilseler bile kimse acıma hissetmezdi.
Çünkü bu insanlar bir piç grubu. Onların hepsi bir çeşit kalpsiz ve içlerinde azıcık bile insanlık yok.
Aniden beyaz başlı kartal gökyüzünden aşağı indi ve yüksek sesli kahkahaların sessizleşmesine neden oldu. Beyaz başlı kartal ile gelen iki kişi herkesin bakışlarını çekti. Özellikle beyaz elbise giyinmiş kadını gördükleri zaman hayvanlar grubunun bile ağzı sulanmaya başladı.
Onlar etrafta sayısız kadınla oynaştılar ama hiç böyle güzel bir kadın görmemiştiler. Baktıkları gibi duramadılar. Onların hayvan içgüdüleri uyandı. Gözleri büyümeyenlerin bazıları bile istekliydi ve onlar atılıp beyaz giysili güzelliğin uzun eteğini çıkarmak istiyorlardı.
“Merak ediyorum ikiniz ne için buraya geldiniz?” Aniden net ve yüksek ses çınladı ve beş figür kalabalığın içinden çıktı.
Her biri uzun ve büyüktü. Vücutlarında ejderler ve anka kuşları çiziliydi. Kulaklarında ve burunlarında gümüş halkalar sallanıyordu ve yanlarında vücutlarının yarısı bile kapalı olmayan çekici kadınlar vardı. Onlar beş kaplanın çıplak kaslarını elliyor, ilgileniyor ve basit şeyler yapıyorlardı. Diğerlerinin bakışlarını bile umursamıyorlardı ve çılgınca hareket ediyorlardı.
Bu beş kişi ortaya çıktığı zaman diğer herkes sakinleşti çünkü bu insanlar Five Tiger köyünün liderleri, beş kaplandı.
“Golden-Purple şehrindeki olaya kim izin verdi?” Gözlerindeki soğuk kötü bakış her yeri vurdu ve Chu Feng kana susamışlığını en iyi şekilde kontrol etmeye çalışıyordu.
“Öldürün onları!” Chu Feng’in kelimelerini duyduktan sonra beş kaplanın lideri bazı şeylerin yanlış olduğunu biliyordu. Hiçbir kelimeyi israf etmedi ve direk olarak Chu Feng ve Su Rou’yu öldürmelerini emretti.
(ÇN:anlaşılan bu 5 liderinde bir asıl lideri var)
“Haa!”
Beş kaplanın lideri konuştuğu anda Chu Feng çoktan saldırmaya başlamıştı. Elini kaldırdı ve avuç içini kullandı. Anında birkaç insan parçalara ayrıldı ve kandan havuza dönüştükleri gibi arkalarındaki insanları da kana boyadılar.
Hemen ardından Chu Feng tekrar avuç içini kullandı ve bir kaç insan daha onun tarafından sefilce öldürüldükleri gibi kan havuzuna dönüştüler.
Aynı zamanda Su Rou’da saldırdı. Benzer şekilde onun saldırıları da anormal derecede şiddetliydi ve her saldırısı kan çekiyordu. Her saldırdığında bir kaç insan merhametsizce ölebiliyordu.
“Kahretsin bu ikisi bilge âlemindeler!” İşlerin iyi gitmediği görünce beş lider kenarda durup karışmamaya katlanamadılar ve Chu Feg ile Su Rou’ya saldırmaya başladılar.
Beşinin gelişimi Bilge âleminin 1.seviyesindeydi ve onlar şiddetli dövüş yeteneklerinde iyilerdi. Ancak Eggy’nin gücünü almış Chu Feng’in önünde basitçe çöp parçası gibiydiler.
Chu Feng dövüş yeteneklerini bile kullanmadı. Sıradan yumruklar ile onun şiddetli gücü taştı ve bu oldukça acımasızcaydı. Onların kombine saldırılarını çözmek kolaydı ve aynı zamanda beşi de geri uçtu.
“Ahh!”
Yerin üstüne çarptıkları zaman vücutlarındaki  tüm kemikler kırıldı ve  sayısız kemik ezildi. İç organlarının yarısı hasar görmüştü. Hepsi kan kusuyorlardı ve ağırca yaralanmıştılar, daha fazla ayağa kalkacak güçleri yoktu.
“Çabuk, Çabuk koş!”
Onlar kendi beş liderlerinin birisi tarafından tek yumrukla yenildiğini görünce Five Tiger köyünün üyeleri çok fazla korktuklarından önceki güven dolu ruhlar uzağa uçtu. Onlar nasıl Chu Feng ve Su Rou’ya saldırmaya devam edebilirlerdi? Geri döndüler ve dağ köyünden kaçtılar.
“Bugün hepiniz öleceksiniz.”
Ancak Chu Feng elini sallaması ile büyük bir Ruh Formasyonu gökyüzünden indi ve dağ köyünün tamamını sardı. Ruh Formasyonuna nasıl saldırılarsa saldırsınlar fark etmedi, azıcık bile hareket edemediler.
Chu Feng dağ köyüne girdiğinde bu Ruh Formasyonunu hazırlamıştı. Bu çok güçlü bir Ruh Formasyonuydu ve amacı kaçanları önlemekti çünkü bugün Chu Feng kesinlikle yaşayan tek bir kişi bile bırakmadan ayrılmıyordu.
O andan itibaren Ruh Formasyonu ile kaplanmış köy katliamın arenası(Arena of Carnage) gibi oldu. İnsanlar normalde hiçbir şey yapmadı ama şeytan birbiri ardına düştü ve her birinin ölümü bir öncekinden daha perişandı.
Kan nehir olmaya yaklaştığında ve cesetler dağın içine yığıldığı zaman Five Tiger katliamından sonra sadece beş kişi kalmıştı. Bu insanlar Five Tiger köyünün liderleriydi.
“Tekrar soracağım. Bunu yapmak için kim sizi yönlendirdi?” Chu Feng yerde yatan ölümüne beyaz yüzleri donuk bakışları ile süzdü.
“Neden bahsediyorsun? Biz anlamadık bile.” Onlardan biri safça inledi.
“Anlamadın? Kesin, anlamadın.” Chu Feng elini uzattı ve başının üstüne bastırdı. Bunun sonrasında, elinde dönen yıldırım adamı başından vücuduna doğru deldi.
“Ahh~~~~~~” Aynı anda bu kişi acı içinde bağırdı.

Yorum Yap "MGA 216"