Tankların Tarihi Günceli

MGA 195

Eylül 21, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

 

Çeviri için Solgera, Düzenleme, Kontrol, Edit için GhostDreamer’a Teşekkürler.Keyifli Okumalar…

 

Mga : 195 – Garip Silahlanma

 *Kükreme*  

Aynı anda, Chu Feng parmağını uzattı. Bunu takiben, tarifsiz güçlü bir aura Chu Feng’in parmağından çıktı.
O an, sanki dünyanın en vahşi canavarı en güçlü saldırısını yapıyormuşçasına bir ses çıktı. Bu aura havayı yardı.  Ardından bunu kara renkli bir çizgi izledi.
“Boşa çaba.” Jie Bufan soğuk demirden kılıcı salladı ve kendine gelen aurayı kesti. Aşırı sert kılıcı ile Chu Feng’in saldırısını bloklamak istiyordu.
*clang*  Yine de, aura ile soğuk demirden kılıç çarpıştığında, her yere kulak tırmalayan kıvılcımlar yayıldı. Jie Bufanın kırılamaz sert kılıcı iki parçaya bölündü.
Korkutucu aura soğuk demirden kılıcı parçaladı, durmadı ve şiddetle Jie Bufanın koruyucu ruh formasyonuna çarptı.
*bang*  Büyük bir patlama vuku buldu ve Jie Bufan şiddetle Asura hayalet kulesinin duvarına çarptı. Güçlü saldırı tüm dördüncü katı salladı. Dışarıdakiler bile Asura hayalet kulesinin titrediğini görebiliyordu.
“Lord Elderler!” O an, kim olursa olsun, bakışlarını altı büyük eldere çevirdi
Öyle bir sarsıntı daha önce olmamıştı, ama herkes bilinçaltında kulede bir şeyler olduğunu biliyordu. Hemen kuledeki dahilerini geri çağırmalı ve içeri girip durumu incelemeleri gerekliydi. Şu anda, yalnızca altı elderin emirlerini bekliyorlardı.
Elbette, alt tabakadakiler bile bir şeylerin yanlış olduğunu sezmişti, yani nasıl büyük elderler böyle bir şeyi sezemezdi?
Yine de, dördüncü kattaki mavi ışıklara bakınca, iki kişinin savaştığını ve birinin seyrettiğini söyleyebilirlerdi. Bu sarsıntı büyük ihtimalle bu ikisinin savaşı nedeniyle oluşmuştu. Yine de, nasıl bir saldırı Asura hayalet kulesini sallayabilirdi?
Bir süre düşündükten sonra, iki tarafın Lord elderleri birbirine baktı ama içeri birini gönderme emri vermediler. Ellerini sağlayıp kalabalığı sakinleştirdiler.
Aynı anda, Asura hayalet kulesinin dördüncü katında, Gu Bo hala ayaktaydı ve donakalmıştı. Yüzünde merakla kulenin kenarındaki Jie Bufan’a bakıyordu ve olanlar karşısında şoka uğramıştı.
O an, jie bufanın koruyucu ruh formasyonu sağlamdı ve kan kırmızı renkteydi. Buhar dalgaları çıkıyordu ve bazı semboller belirmişti. Biz zırha benziyordu, ve bu bir ruh formasyon zırhıydı.
Yine de, ruh formasyonu ve gizemli silah Chu Feng’in beyaz kaplan katletme tekniğini bloklasa bile, o an, jie bufan hiçte iyi sayılmazdı.
Yüzü kireç beyazıydı ve aurası zayıflamıştı. Ağzının kenarlarından yavaşça kan geliyordu ve yüzü korku içindeydi. Chu Fenge bakarak şöyle dedi,
”Kimsin sen?”

“Ben senin sınavını sona erdirecek kişiyim.” Chu Feng hafifçe gülümsedi ve yavaşça Jie Bufan’a yürüdü.
Beyaz kaplan katletme tekniği Jie Bufan’ın gizemli silahını yok edemese bile, Chu Feng saldırmaya devam ederse onu yaralayabilirdi, yani onun canını alabilirdi.
“Ne planlıyorsun? Bana bir şey yaparsan, Jie klanım seni affetmez. Abim seni affetmez.”
Jie Bufan korkmuştu. Önündeki genç  adam gerçekten çok korkutucuydu. Daha önce hiç görmediği yöntemler sergilemişti. Özellikle o son saldırı. Klanının en değerli hazinesi, gizemli silah, dikenlerin zırhı bile onu koruyamamıştı.
Vücudundan gelen acı böyle bir saldırıyı daha kaldıramayacağını söylüyordu. Dikenlerin zırhının onu koruyamamasından ve öleceğinden korkuyordu.
“Sana bir şey yapmasam bile, klanın gitmeme izin verecek mi?” Chu Feng ilerlemeye devam etti.
“Chu Feng bro, bağışla onu.” Aynı anda, Gu Bo konuştu.Gözlerindeki ifadeden, gizlice daha fazla saldırmamasını söylüyordu.
Doğal olarak, Chu Feng onu anladı ve saldırmaya devam etmedi. Sadece Jie Bufan’a işaret ederek şöyle dedi, ”Dördüncü katta kal. Eğer beşinci kata gelirsen, oradan bir daha aşağı inemezsin.”
Konuştuktan sonra, Chu Feng beşinci kata gitti. Gu bo da onu izlediJie Bufan ise gitmedi. Chu Feng’in vahşiliğini gördükten sonra, Chu Feng’in çılgının teki olduğunu biliyordu. Asura hayalet kulesinin içinde, o deliye karşı dikkatli olmalıydı.
Chu Feng’in ruh gücü aşırı güçlüydü ve vücudu çok özeldi. Ruh baskısını hissetse bile, ondan etkilenmiyor ve normalce yürümeye devam ediyordu.
Gu bo için, bu kişi kesinlikle sıradan değildi.
Beşinci kata doğru pek çok koridoru geçseler de, pek çok ufak engel vardı. Dördüncü kata çıkışta olanlardan daha zorlardı. Yine de Gu Bo ve Chu Feng onları kolayca aşıyordu.
“Chu Feng bro, az önce hangi yöntemi kullandın? Açıkça gizemli silahı orijinal şekline dönmeye zorladı.” Gu Bo merakla sordu. Chu Feng’in az önce sergilediği şeyi unutamazdı. Basitçe durdurulamaz bir yok etme yöntemiydi.
“Bende bilmiyorum ve rastgele öğrendim.” Chu Feng hafifçe gülümsedi. Ona karşı iyi izlenimleri olsa da, ona çokta aşina değildi, yani doğal olarak beyaz kaplan katletme tekniğinden bahsetmedi.
“Doğru. Jie Bufanın vücudunda bir gizemli silah var dedin. Ne oluyor bu şeyler?” Chu Feng sordu.
Chu Feng bro, gizemli silahların ne olduğunu bilmiyor musun?” Chu Feng’in sorusunu duyduktan sonra, Gu Bo şaşırmıştı.
Chu Feng gülümseyerek kafasını salladı çünkü gerçekten gizemli silahların ne olduğunu bilmiyordu. Yine de, Gu Bo nun tepkisine bakarak, çok etkileyici şeyler olduklarını söyleyebilirdi.
“Gizemli silahlar aşırı derecede değerli hazinelerdir ve dünyanın en pahalı nesneleri olarak adlandırılabilir çünkü aşırı güçlü formasyonlar içerirler ve aşırı büyük güç sergilerler.”
“Bu tür bir güç dövüş yetenekleri ile kıyaslanamaz. Eğer Kaynak aleminin zirvesinden biri gizemli silahın gücünü kullanırsa, cennet alemi uzmanların bile bundan kaçınması gerekir.” diye açıkladı Gu Bo.

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "MGA 195"