Tankların Tarihi Günceli

MGA 19

Eylül 03, 2016

Bana Adalet Derler…..


Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Çeviri için Wertyul, düzenleme/kontrol için Ahmet_61 arkadaşımıza teşekkürler. Size de keyifli okumalar…….

“Hemen kaybol! Ve ben de senin yaşamana izin vereyim!”

Bu kişi, Chu Gao ve diğerlerine soğuk ve parıltılı demir kılıcı işaret ederken, sesinde öldürme niyeti ortaya çıkmıştı.

Ölüm tehditleri, Chu ailesi ve diğerleri etkiledi ve bazıları geri gitmeye bile başladı.

Chu Xue, onların ustası olmasına rağmen hatta Chu ailesine karşı minnetleri dağ kadardı ki, ama seçimleri hayatlarına bağlı olduğunda, seçimleri çok basitti.

“Hepiniz…” Hizmetçilerinin onu terk etme düşüncelerini görünce, Chu Xue’nin kalbinde, tarifsiz bir acı oluştu. Onlar, onun küçüklüğünden beri yanında kalan ve tüm emirlerini takip eden insanlardı.

Onları azarlamak istedi, ama çaresizdi çünkü bunu zaten yaptığını biliyordu.

Yeşil Ejder Okulunda, o hiçbir etkiye, hiçbir güce sahip değildi ve o hala ölmek istemediğinden, bu insanları gücendiremezdi. İlişkilerini bozsa bile ancak tahammül edebilirdi.

“vooşş.”

Fakat Chu Xue umutsuz düşerken, ormandan canavar gibi bir gölge fırladı ve Chu Xue’nin önüne indi.

“bang, bang, bang,”

İndikten sonra, bu kişi ışık hızıyla saldırdı. Sayısız avuç görüntüsü onlara öldürme niyeti getirdi ve bu görüntüler, Kılıç Birliğinden üç kişiye karşı uçtu.

Böyle ani bir değişiklik görünce, bu üç Kılıç Birliği üyesini şaşırdı. Ayak uçlarıyla yere vurdular ve aniden geri zıpladılar.

Gözleri odaklanırken, bu üç kişi, onlara sürpriz atak yapan kişinin genç bir adam olduğunu keşfettiler.

Fakat en çok şaşıran kişi Chu Xue idi. En güvendiği kişilerin onu terk etme düşünceleri varken, kendi güvenliğini hiç düşünmeden, önünde duruyor olacağını hiç düşünmezdi.

“Kimsin sen? Benim iyi fırsatımı bozmaya cesaret mi ediyorsun?” Yüzü kabarcıklarla dolu olan Kılıç Birliği üyesi öfkeyle bağırırken Chu Feng’i işaret etti.

“Benim ismimi öğrenmeye nitelikli değilsin, ama beni adalet diye çağırabilirsin.” Yavaşça gülümsedi.

“Adalet mi?” Kabarcıklı erkek, elindeki demir kılıçla hareket etti ve sayısız rüzgar kılıcı Chu Feng’e uçtu.

Bunu görünce Chu Feng, Chu Xue’yi avuçlarından biriyle itti ve ılık bir baskı, Chu Xue’yi yolun dışına itti.

Bundan sonra, hızlıca saldırıyı engelledi ve saldırı engelledikten sonra, erkeğe doğru koştu ve bir İllüzyon Eliyle saldırdı.

“Velet, sen ölümü arıyorsun.”

Chu Feng’in kontratak yapmaya cüret ettiğini bile görünce, diğer Kılıç Birliği üyeleri arkalarındaki demir kılıçları çektiler ve garip kılıç teknikleriyle, kılıçlarını Chu Feng’e sapladılar.

“voşşşş voşşşş.”

Chu Feng saldırıyı sadece engellemekle kalmadı saldırı sitilini de değiştirdi ve tam üç İllüzyon Elini aynı anda 3 demir kılıçla çarpıştırdı.

“gılang, gılang, gılang.”

Üç ağır ses yankılandı, dört kişi biraz geri adım attı. Fakat Chu Feng’in avuçlarından hissizleşme duygusu geldi. Chu Feng de kaşlarını çattı ve bakışları daha da ağırlaştı.

Chu Feng üçünün Ruh Aleminde 5.Seviye olduklarını biliyordu ve onlar tüm güçlerini bile kullanmamıştılar.

Üç Kılıç Birliği üyesi de kaşlarını çattı. Onlar da çoktan Chu Feng’in, Ruh Aleminde 4.Seviye olduğunu anlamıştılar.

Fakat 4.Seviye küçük bir çocuk üç kişiye geri vurmayı başarıyorsa, bu, küçük çocuğun gücünü hafife almamaları gerektiği anlamına geliyordu.

“Çocuk, biz tamamen yabancıyız. Bilmediğin insanlar için, bizim Kılıç Birliğimizi gücendirmene gerek yok.”

“Doğru. Oldukça yeteneğinin olduğunu görüyorum. Biraz anlaşılır olduğun sürece, Kılıç Birliğine katılman için seni tanıştırabiliriz. Senin geleceğinin parlak olacağına garanti veriyorum.” Chu Feng’in dikkatini çekmenin düşündükleri kadar kolay olmadığını görünce, üçü Chu Feng’i bağlamak istedi.

Bu sözleri dinleyince, Chu Feng hiçbir tepki vermedi, fakat Chu Xue anında daha da gerginleşti.

O ve Chu Feng’in derin bir geçmişi vardı ve Chu Feng’in ona yardım etmek için herhangi bir sebebi yoktu. Şimdi Kılıç Birliği bu koşulları açtığında, Chu Feng’in onu bir tarafa koyacağını ve terk edeceği için gerçekten endişelendi.

Fakat o, Chu Feng’in sebeplerin ötesinde onu koruyacağı biliyordu. Tek umudu, Chu Feng idi.

“Kılıç Birliği mı? En iyi birlik diye çağrılmaktan daha iyi olduğunu anlıyorum. Sizin gibi insanlar beni bağlamak mı istiyor?”  Chu Feng, ağzındaki tükürükleri korkusuzca fırlattı.

“Bizi buna zorluyorsun.” Teşebbüslerinin başarısızlığa uğradığı görünce ve buna ek olarak aşağılandıklarında, üçü öfkelendi ve demir kılıçları tutarken, Chu Feng’e saldırıya geçtiler.

Üç kişinin bu kez, tüm güçlerini kullandıkları belliydi. Kılıç henüz gelmeden, rüzgar geldi. Chu Feng bile gözlerini kıstı ve ciddi davranmak zorunda kaldı.

“Neye bakıyorsun? Ayrılmak istemiyor musun? Benim kötü imha gücümden etkilenme.”

Chu Feng, ilk Chu Xue ve diğerlerine bağırdı. Ancak o zaman vücudu hareket etti ve kollarının dalgalarıyla, biçimsiz ve sayısız avuç havayı doldurdu ve 3 kişiye saldırdı.

“Bu İllüzyon Eli, dikkatli ol.”

Onlardan biri Chu Feng’in dövüş sanatını yeteneğini tanıdı ve aynı zamanda şaşırdı, kılıç stili bu yüzden değişti.

Soğuk bir parıltı dışarı çıktı ve 3 kişi aynı anda, aynı tekniği gösterdi ve Chu Feng’i çevrelediler.

“Chu Feng….”

Chu Feng’in üç tane 5.seviye uzmanla dövüştüğünü görünce, Chu Xue’nin duyguları çok karışıktı. Bunun ne demek olduğunu biliyordu. Chu Feng, onun için kendini feda ettiğini ve bu fedakarlığın hayatına mal olabileceği anlamına geliyordu.

“Hala gitmedin mi?” Chu Xue tereddüt ederken, Chu Feng tekrar bağırdı.

“Hanımefendi, hadi gidelim.” Aynı zamanda, Chu ailesi insanları da geldi ve Chu Xue’yi ormanın içine sürüklediler.

“Bırakın beni.” Chu Xue bu insanları uzağa fırlattı ve derin anlamlarla Chu Feng’e baktı.

Chu Feng’in kılıçların görüntüleriyle çevrelendiğini görünce, mücadelede en iyisini yapıyorken, Chu Xue dişini sıktı.

“Gidin.” Chu Feng bir kez daha bağırdı.

O anda, Chu Xue’nin zayıf vücudu çaresizce titredi ve iki gözünden yaşlar düştü. “Teşekkür ederim.” Dedikten sonra ormana geri gitti.

“Velet, sen benim iyi fırsatıma karışırsın, ha. Bugün seni sakat bırakacağım.”

Şişman etin, ağızlarının önünden kaçtığını gördüklerinde üçü öfkeyle yandı. Kılıçlarını vücudun kritik noktasına hedefliyorlardı ve Chu Feng’i öldürmek istiyorlardı.

“O zaman, bu sizin gücünüze bağlı olacak.”

Chu Feng’in yüzü kendini tuttuğunu göstermesine rağmen o da baskıyı hissetti. Ondan bir seviye üstün üç kişiye karşı, gerçekten zorlanıyordu.

Ve bu üç kişi olağanüstü insan olmamalarına rağmen sadece ellerindeki kılıçlarla güçlü değil, ellerindeki keskin silahları kullanmalarından dolayı, çok iyiydiler. Güçlerini birleştirmelerine ek olarak, Chu Feng’in onlara karşı oldukça zorluğu vardı.

En önemli şeyse, Chu Feng’in Üçlü Yıldırım Tekniğini açığa çıkarmak istememesiydi. Yani Chu Feng artık bu üçüyle etrafta daha fazla uğraşmak istemediğine karar verdi.

“voşşş, voşşş, voşşşş.”

Bu noktayı düşününce, Chu Feng sahte bir hareket yaptı, daha sonra havaya sıçradı ve üç kişilik daireden bir yıldırım fırladı.



“Sizi üç çöp, beni yakalamayı deneyin.” Atladıktan sonra, Chu Feng onlarla alay etti ve gülümsedi, daha sonra bir maymun gibi ormana sıçradı.

“Kaçmak mı istiyorsun? Takip edin.”

Chu Feng’in kaçtığını gördüklerinde, üç kişi onun gitmesine nasıl izin verebilirdi? Onla hızlıca, sıkıca onu kovaladılar.

Ama onlar hala Chu Feng’i hafife alıyorlardı. Ruhsal enerjilerini maksimum da kullanmalarına rağmen ve her türlü dövüş becerilerini yapsalar da onların Chu Feng’i yakalamalarına imkan yoktu. Aralarında her zaman bir mesafe vardı.

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Yorum Yap "MGA 19"