Tankların Tarihi Günceli

MGA 166

Eylül 06, 2016
Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm
 

Çeviren Solgera’ya, Düzenleyen FullBringer’a ve Yayınlıyan Ratel’e Teşekkürler… İyi okumalar…


Mga : 166 – Wu Jiu Kim?

Gong Luyun ablanı mı yendi?
Chu Feng şaşırmıştı. Daha önce Su Rou’nun metotlarını görmüştü, sadece kaynak aleminin 1. seviyesi olsa bile, üst seviye sayılırdı. Sonuçta o neredeyse 1 numaralı öğrenci idi.
Şu an Gong Luyun’da kaynak aleminin 1. seviyesinde idi. Eğer Su Rou’yu yendiyse, basitçe ondan daha güçlü demekti.
Sadece ablamı yenmedi. Elder Ouyang’ı dahi yendi.” Su Mei çokta uzakta olmayan Elder Ouyang’a bir bakış attı.
Elder Ouyang dahi yenildi mi?” Chu Feng’in kaşları daha da çatıldı.
Birçok kişi güçlerini derinden gizlediğinden Elder Ouyang’ın güçlerini bilmiyordu. Yine de Su Mei’den Elder Ouyang’ın uzun süre önce kaynak alemi seviyesine girdiğini öğrenmişti. Şu an o kaynak aleminde yukarı tırmanıyordu. Kısaca 1. seviye kaynak aleminin zirvesindeydi.
Su Rou ve Elder Ouyang’ın arası iyiydi, uzun zaman önce darbelerini değişmişler, ve berabere kalmışlardı.
Eğer Gong Luyun, Su Rou ve Elder Ouyang’ı yendiyse, bu göründüğü kadar basit biri olmadığını gösterirdi.
Chu Feng, henüz çekirdek saha Elderleri gelmediğinden, kaç hemen. Vermillion kuş şehrine git, hiç şüphesiz orada güvende olursun.” Su Mei, Chu Feng’in kulağına bunları söyledi.
Bu senin isteğin mi, yoksa kız kardeşinin mi?” Chu Feng gülümseyerek konuştu.
Bu hem ablamın, hem de benim isteğim. İkimizde başına kötü bir şey gelmemesini umut ediyoruz.” Su Mei yalvaran gözlerle bakıyordu. Chu Feng’in çok inatçı olup, burada kalıp ölmesinden korkuyordu.
Siz iki kız kardeş beni gerçekten önemsiyorsunuz.
Chu Feng güldü, elini uzattı ve kalabalığın içine yürümeden önce Su Mei’nin yumuşak saçlarını okşadı.
Bir anda, Chu Feng’in kalbindeki depresif düşünceler kayboldu, çünkü artık iki kız kardeşin ailesini terk etmediğini biliyordu, sadece zorluklarla karşılaşmışlardı. Sonuçta, tüm bunları onun için yapıyorlardı.
Chu Feng, nereye gidiyorsun?” Bunu görünce, Su Mei Chu Feng’in yanlış yöne gittiğini fark etti.
Wu Jiu aileme bunları yapmışken, onu bırakıp hiçbir şey yapmayacak mıyım?” Chu Feng gülümsedi.
Ne? Delirdin mi sen? Çekirdek sahaya gidip Wu Jiu’ya meydan mı okuyacaksın?” Su Mei Chu Feng’in sözlerinden dolayı ürperdi ama onu geri döndüremezdi. Bir anda, Chu Feng kalabalığın üzerinden atladı ve çılgınlar gibi çekirdek sahaya doğru koşmaya başladı.
Chu Feng kaçmak istiyor, yakalayın onu!
Su Rou, bu çocuğu korumak gibi niyetlerin var. Bugün olanları okul liderine ileteceğim.
Onu görünce, Liu Chengen panikledi. Eğer Chu Feng Azure Ejder okulunda kalırsa, bu iyi olurdu ve onu kaçırmak zorlaşırdı. Yine de, Chu Feng kaçarsa, onu öldürmek istese bile, bu oldukça zor olurdu.
Durumu görünce, Elder Ouyang ve Su Rou sevindi. Adamlarına Chu Feng kaçarken, Liu Chengen’in müritlerini oyalamalarını söylediler.
Yine de, Chu Feng’in gittiği yönü gördüklerinde, sevinçleri kursaklarında kaldı. O nasıl kaçıyordu? Açıkça ölüme gidiyordu.
Bu çocuk. Diğer insanların endişelerini önemsemiyor mu?
Su Rou öfkeden köpürdü ve ayağa kalkıp yere vurdu. Biraz düşündükten sonra, Chu Feng’in peşine düştü. Elder Ouyang da çok düşünmeyip onu izledi. Chu Feng’in ne yapmak istediğini görmek istiyordu.
Chu Feng aşırı hızlıydı, ve bir anda çekirdek sahaya girdi. Durmadı ve plazaya ilerledi.
Plaza daireseldi ve inşası oldukça özeldi. Ortasında büyük bir dövüş sahası vardı. Bu yer kan kırmızıya bulanmıştı ve oldukça göz alıcıydı.
Hatta dövüş sahasının ortasında, büyük kırmızı renkli bir çan vardı. Çanda büyük bir yazı vardı. Şunlar yazıyordu,’Büyük Kinler için Ölüm ve Yaşam sahnesi.
Bir maymun gibi, Chu Feng tırmandı ve çanın önünde durdu. Birkaç defa çaldı ve çan sesi havada yankılandı. Sesler tüm çekirdek sahada yankılandı ve bir anda kalabalığın dikkatini çekti. Çünkü bu çanın yaşam ve ölüm sahnesi için olduğunu biliyorlardı.
Ölüm ve yaşam sahnesi, adından anlaşıldığı gibi, eğer aranızda husumet varsa, yaşam ve ölüme burada karar verilirdi. Azure Ejder okulunun kurallarına göre, eğer iki kişi arasında husumet varsa ve anca canlarıyla çözülebilecekse, o kişiler buraya gelirdi. Yine de, önce yaşam ve ölüm anlaşmasını imzalamaları gerekirdi.
Yaşam ve ölüm sahnesi çanını çalan kişi, açıkça bir yaşam ve ölüm düellosu istiyor demekti. Bu sahne bir çok kişinin görmek istediği bir şeydi. Bir anda, neredeyse tüm çekirdek saha oraya geldi. Pek çok Elder de vardı içlerinde.
Bakın, bu Chu Feng değil mi? O iç sahada katliam yapmamış mıydı? Ne cüretle geliyor buraya?
Bu velet oldukça cesur. İlk olarak sinyor Gong’u kızdırdı. Daha sonra delirmişçesine iç saha öğrencilerini yaraladı. Ve şimdi de yaşam ve ölüm sahnesine gelmiş. Ne yapmaya çalışıyor bu?
Chu Feng’in tanınmamış adı çoktan tüm Azure Ejder okuluna yayılmıştı ve resimleri her yerdeydi. Herkes onun Chu Feng olduğunu anlamıştı ve herkes onun yaptıklarından dolayı şaşkındı. Bir anda hepsinin kalplerinde aynı düşünce belirdi. Bu eleman gerçekten ölecekti.
İnsanlar dağlar ve okyanuslar gibi yaşam ve ölüm sahnesine akın ettiğinde, Chu Feng çanı çalmayı bıraktı. Başını kaldırdı ve kalabalığa doğru bağırdı “Wu Jiu kim? Gel ve geber!!


Yorum Yap "MGA 166"