Dünyanın Oluşumu Günceli

MGA 161

Eylül 06, 2016
Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Çeviri İçin Ratel’kun’a, Düzenleme için Ratel-dono’ya TY diyoruz…

MGA :  161 – Asura


Chu Feng bastırılmıştı. Mor-elbiseli kız tarafından tamamen ve adamakıllı bastırılmıştı. Bu çok acı olsa da elinden hiçbir şey gelmiyordu.
Chu Feng, bana bedenini ver de şu küstah kızı alt edelim.” Ama tam o anda, Eggy’nin sesi tekrar yankılandı Ses tonu bir tür kararlılıkla doluydu.
Ne?” Chu Feng tepki bile veremeden önce, Ruh dünyasında inanılmaz kuvvetli bir güç hissetti. Bu onun fakındalığına saldırıyordu ve bedeninin kontrolünü ele geçirmeye çalışıyordu.
Bu güç aşırı decede şiddetliydi. Korkunç bile denebilirdi. Bir uçurumun diplerinden geliyormuşçasına buz gibi soğuk bir hissiyat veriyordu. Ancak Chu Feng paniklemedi çünkü bu gücün içinde tanıdık bir aura seziyordu. Bu Eggy’ydi.
Bu kadar uzun süre beraber olduktan sonra. Chu Feng Eggy’ye tamamen güveniyordu. Biraz farklı ve garip olsa da o Chu Feng’i asla incitmezdi. Bu nedenle Chu Feng farkındalığına olan saldırıya karşı direnmedi ve bedeninin kontrolünü Eggy’ye verdi.
*hmm*
O anda, Chu Feng sadece o zamana kadar asla hissetmediği kadar kuvvetli bir gücün bedenini sardiğını hissetti. Siyah-renkli gaz Chu Feng’in bedeninden yayılıyordu ve onun etrafında kaynıyordu.
Bir an içinde, siyah-renkli gaz tüm mezarı kapladı. Zemin ruhsal enerjiyle şiddetle sarsılmaya başladı. Havada gizlenen tüm Köken gücü ve Kaynak gücü korkuyormuşcasına feryat etti..
Siyah-renkli gaz havayı kapayarak güneşi örttü. Siyah bulutlar nasıl bu kadar baskı hissiyatı verebiliyordu ki? Uzun süredir mühürlenmiş bir kötü bir şeytan zincirlerini kırmış gibiydi. Ait olmadıkları bir yere gelmişler gibiydi. Böyle bir his dünyada var olmamalıydı.
Bu o kişinin gücü mü? Neden eskisine göre bu kadar keskin bir fark var?
Mor-giysili kızın gözleri titriyordu ve korkmuş gözüküyordu. Chu Feng’in aurasının doğasının değiştiğini farketmişti. Eğer Chu Feng’in gözleri eskiden ışıl ışıl parlıyorduysa, şu anda közlerini karanlık bürümüştü. En önemlisi ise Chu Feng’in vücudu siyah-renkli gazla patladığında, kızın aurası tamamen baskılanmıştı.
“Neden bu çocuğun bedeninde böylesi karanlık bir enerji var?” O anda, Beyaz Kaplanın yüz ifadesi bile büyük ölçüde değişmişti. Chu Feng’e olan bakışlarında artık tek bir küçümseme emaresi bile olmasına cürret edemezdi.
“Sadece Kutsal Bedene sahip olarak yenilmez olabileceğini mi düşünüyorsun? Bugün sana senin dünyandan olmayan bir gücü deneyim etmene izin vereceğim. Bu gün sana Asura’nın ne olduğunu bilmene izin vereceğim.”
Şu anki Chu Feng çoktan Eggy tarafından kontrol ediliyordu, yani konuşan Chu Feng değildi Eggy’ydi. Ancak mor-elbiseli kız ve Beyaz Kaplan bunu bilmiyorlardı. Sonuçta beden Eggy tarafında ödünç alınmış olsa da ses hala Chu Feng’inkiydi.
“Asura? Daha önce bunu hiç duymamıştım. Ben sadece Kutsal Bedenlerin bu topraktaki en güçlü tür vücutlar olduğunu biliyorum. Kutsal Bedenler yenilmez olmalı.”
Mor-elbiseli kız açıkça bunu kabul etmeyi arzulamıyordu. Hatta Eggy’nin sözlerine kızmıştı. Onu saran mor-renkli çan güçlü çınlamalar yaymaya devam ediyordu. Çınlama dalgaları birbirini takip ederek Chu Feng’e doğru hücum etti. Öncekilerden birkaç kat daha güçlüydü ve bu onun ne kadar sinirli olduğunu gösteriyordu.
Diğer yandan, Eggy sanki onun nerde durduğuyla yada ne yapıyor umursamıyormuşçasına olduğu yerde dikiliyordu. Siyah-renkli gaz vücudunun etrafında kıvrılmıştı ve hiçbir şey onu delemezdi. Hatta garip ama güçlü çan bile engellenmişti ve Chu Feng’şn tek bir saç teline zarar vermenin bir yolu yokmuş gibi duruyordu.
“Hmph.” Aniden, Eggy soğukça homurdandı ve kafasının üstündeki siyah-renkli gaz titreşmeye başladı. Bundan sonra sayısız siyah-renkli keskin pençe yukarıdan aşağıya yağmaya başladı.
Bu doğru. Onlar el değil pençeydi çünkü eller yeterince keskin ve korkutucu değildi. Bir bakışta bile insanın kanını donduracak kadar korkunçlardı. El olsalar bile bir insanın eli olamazlardı bunlar ancak bir şeytanın elleri olabilirdi.
Bu keskin siyah-renkli pençelerin arkasında uzun kollar vardı. Onlar cennetlerden inmişlerdi ve başka bir dünyadan gelmiş sayısız şeytanlarmış gibi korkunç keskin pençelerle mor-giysili kıza doğru pençeliyorlardı.
Sahte güç gösterisi. Beni korkutabileceğini mi sanıyorsun?
Yukardan bikaç darbe savrulduktan sonra mor-giysili kızın gözleri ışıldadı. Ne zaman bir pençe savrulsa da bunlar ancak havayı yarıyordu. Ne zaman bir pençe savrulsa dünya biraz daha titriyordu. Bu artık basit bir 5. seviye savaş yeteneği değildi, 6. seviyeye çıkıştı. (Kız atlatıyor burada)
Seviye 6 savaş yeteneği mi? Bu kız 6. seviye bir savaş yeteneği kullanıyor ve bunu bu boyutlarda uygulayabiliyor!
Chu Feng oldukça şaşırmıştı ve vücudu Eggy’nin kontrolünde de olsa olanları kendi yönetiyormuş gibi görebiliyordu. Mor-giysili kızın ortaya koyduğu gizemli ve zalim gücü hissedebiliyordu.
Bu kesinlikle onun Yüz Dönüşümün Yayını aşıyordu ve hiç kuşkusuzbir 6. seviye savaş yeteneğiydi. En önemli şey kız tarafından 6. seviye bir dövüş tekniğini mükemmel bir biçimde kullanılması ve onun dövüş sanatlarının manasını tam anlamıyla anlamasıydı.
O anda Chu Feng mor-giysili kızın gücünün derince farkına vardı. O bu kıza cidden bir rakip olamazdı. Onun gücüyle kızın gücü arasındaki fark kesinlikle yeryüzü ve gükyüzü kadar farklıydı. Kesinlikle aynı seviyede değillerdi
Ancak mor-giysili kızın savaş yeteneği ne kadar güçlü olursa olsun, siyah-renkli keskin pençeleri yollarından alı koyabliecek hiçbirşey yoktu. Pençeler bu dünyadan değil gibiydi. Hiçbirşey onları kıramazdı, ama onlar herşeyi kırabilirdi.
*boom*
Tam o anda bir siyah renkli pençe mor-giysili kızın olduğu yere düştü. Anında molozlar her yöne saçıldı ve derin bir avuç içi belirdi. Mor-giysili kızın bunu atlatması olanaksızdı ve o da zemine yapışmaya zorlanmıştı.
*boom boom boom boom boom*
Daha sonra, daha da fazla siyah-renkli pençe aşağı indi ve onlar durmadan mor-giysili kızın vücuduna inmeye devam ettiler.
O anda, geniş mezar sanki her an çökebilecekmiş gibi sarsıldı. Zemindeki oluşum sembolleri bile ışıksız ve soluk hale geliyorlardı. Derin bir çukur sürekli yayılıyordu ve Eggy’nin gücü tarafından oyulmaya devam ediyordu.
Yeter! Dur!” Tam o anda, Beyaz Kaplan aniden ve patlayıcı bir sesle bağırdı. Önündeki sahne çoktan kontrolden çıktığından bağırmaktan başka bir çıkar yol görememişti. Eğer bu devam etseydi, mezar tamamen yok olablirdi ve İmparatorun Mezarının girişindeki baskılanmış oluşum da yok olurdu.
O konuştuktan sonra Eggy durdu. Kafasının etrafındaki kara dumanlar dağılmaya başladı ve Chu Feng’in etrafındaki siyah-renkli gaz da kayboluyordu. Chu Feng kendi bedeninin kontrolünü tekrar kazandı.
Eggy’nin gücü onu terkedince Chu Feng’in aurası 2. Kaynak Aleminden 1. Kaynak Alemine geriledi. Etraftaki sahneyi incelediği zaman mezarın öncesine göre tamamen farklı olduğunu farkedince şok oldu.
Tüm ince detaylar yok olmuştu ve ayakta kalan tek şey devasa formasyon şablonuydu. Ancak formasyonun ışığı eskisi kadar parlak değildi.
“Öhö öhö öhö…” Derin çukurdan şiddetli öksürük sesleri geldi ve mor-elbiseli kız yavaşça dışarı tırmandı. Mor-renkli çan hala onu sarmaya devam ediyordu ama eskisinden çok daha sönüktü.
Ayrıca onun ağzının kenarından açık-kırmızı kan sızıyordu. Açıkçası o oldukça ağır yaralanmıştı. O mor-renkli çanın koruması olmasaydı şimdiye çoktan Eggy’nin ellerinde bir et lapasına dönüşmüş olurdu.
//Beyler sadece 20 saat içinde 5  bölüm çevirip sitenin rekorunu kırdım beni övün pls. Bölümler yetişmeyecekti ama ORkun_SaMa bize yardım etti

Yorum Yap "MGA 161"