Tankların Tarihi Günceli

MGA 160

Eylül 04, 2016

HEr Şey İçİn RaTel KuN…

HEr Şey İçİn RaTel KuN…

MGA : 160 – Sonu Zaten Belirli Olan Savaşın Sonu

Mor-renkli gaz yavaşça dağılırdı ve içinden Chu Feng yürüyerek çıktı.
Tam o ada, gözünden altın-renkli bir ışık çıktmıştı. Onun bedenini saran ve koruyan insan-şekilli bir katman vardı ve aurasındaki kudret eskisine göre kat kat fazlaydı. Mor-renkli gaz ona karşı kullanışsızdı.
Bu özel aura… Senin de mi Kutsal Bedenin var?” Chu Feng’i böyle görünce gözleri şokla kaplanmıştı ve bunun inanılmaz olduğunu hissediyordu.
İlginç. Bu çok ilginç. Dışarı çıkarken iki Kutsal Bedenli insanla karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Bu sefer hayal kırıklığına uğramayacağım gibi.
Dövüşün. Hızla dövüşün. Hanginizin benim gücümü almaya layık olduğunuzu görelim.” Mor-giysili kızın şaşkınlığıyla Beyaz Kaplanın delice mutluluğu bir kontrast oluşturuyordu.
Küçük kız, bu kadar ateşli olduğundan dolayı beni kendimi tutmadığım için beni suçlayamazsın.” Chu Feng tekrar Yüz Dönüşümün Yayını kullandı ve bu sefer onun gücü gçen sefere oranla çok farklıydı.
Altın-renkli okun çevresini şimşeklerden oluşan bir tabaka sarmıştı. Taşıdığı kuvvet son seferkinden birkaç kat daha fazlaydı.
*swish*
Chu Feng bir ok sıktı. Siyah bir çizgi havayı delip geçti ve demirden yapılmış bir duvara benzeyen mor-renkli gaz bulutu şimdi bir tofu’yu andırıyordu. Uğuldayan bir sesle önüne geleni delerel ilerledi ve durdurulamaz bir kuvvet barındıran altın-renkli ok mor-giysili kızın önüne kadar gelmişti.
Hmph.
Ancak, Chu Feng’in beklemediği şey mor-giysili kızın onun attığı oku ne atlatmaya ne de engellemeye çalışmasıydı. Onun bembeyaz elleri bir şimşek gibi hareket etti ve altın-renkli oku eliyle yakaladı.
Bundan sonra onu hafifçe sıktı ve bir ‘puff’la altın-renkli orkun etrafındaki şimşeklerle beraber yok oldu.. Tek bir hasar izi görmek imkansızdı.
Güzel metot, Ama senin bununla ne yapabileceğini görmeyi çok isterim.
Chu Feng ileri doğru bir adım attı ve yayını çekerken vahşi bir bakış attı. Altın-renkli oklar hala eskisi kadar güçlüydü, ama bu sefer bir değil birden fazlaydı. Kıza doğru uçarken onlar cidden ‘gökyüzünü kaplayıp güneşi kapatacak kadar’ çoktu ve sıktı
Bunun cidden kayda değer birşey olduğunu düşünsemde sonuçta sen gücünü sadece bir seviye arttırabildin. En güçlü tekniğin bile kabaca 5. sevi bir savaş yeteneği
Kızın ağzı yavaşça alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı. Bundan sonra mor-renkli gözleri aralıksız bir şekilde parıldadı. Şekilfiz bir aura vücudundan taşarak tüm mezarı kapladı.
Aura belirdikten sonra Chu Feng büyük bir basınç hissetti. Bu baskı artmaya devam ediyord ve Chu Feng’in elindeki yay bile ağırlaşmıştı ve eski keskin gücünü kaybetmişti.
Bu güç çok şiddetli. Ne tür bir teknik kullanıyor böyle?” Chu Feng’in nutku tutulmuştu. Bu şaşırtıcı gücün karşısında onun altın-renkli okları havada asılı kalmıştı. Onlar güçle bağlanmıştı ve onları kendi başına kontrol edemiyordu.
Ama bu son değildi. Korkunç aura dalga dalga birbirini süpürdü, kızın etrafında aşama aşama büyük mor-renkli bir çan belirdi.
Hayır büyük bir çan değildi. Net olmak gerekirse, bu küçük bir çandı. Mor-renkli bir çan. Her tarafında özel semboller vardı hayattaymışçasına sürekli değişiyordu. Sadece çok büyük durduğundan kızı koruyan büyük bir çan gibi gözüküyordu.
*ding*
Aniden, mor-renkli çan hafifçe hareket etti ve çaın sesi çınladı. Anında tüm seslerin yerine geçti ve herşey sustu. Duyulabilen tek şey mor-renkli çandan yayılan özel sesti.
Çan çınladığı sırada, havada donmuş altın-renkli okların hepsi paramparça oldu. Chu Feng bile bu şiddetli gücü hissetmişti. Her yönden gelip bedenini delen ve onun dantianına baskı uygulayan tipte bir basınçtı.
Lanet olsun. Bu güç çok kuvvetli.” Chu dişlerini gıcırdattı, bu basıncı dışarda tutabilmek için Kaynak enerjisini tüm vücudunda çeviriyordu. Şiddetli gücü tutmayı başarsa da, o anda alında büyük ter damlacıkları birikmişti.ve daha önce gösterdiği sakinliğe sahip değildi.
Bu kız Kutsal Bedeninin güçlerini kullanabiliyor! Bu onun eşsiz gücü. Bu ona cennetler tarafından bahşedilmiş olan güç. O şimdiden Kutsal Bedeninin özel yeteneğini kullanabilmeye başlamış..“ O anda Eggy de sakin kalamıyordu. Ses tonu panikle doluydu.
Haha! İlginç. Bu çok ilginç. Bu yaşında bedeninin gizli güçlerini kavradın demek. Sadece böylesi bir yetenek benim mirasımı taşımaya yeterlidir.” Beyaz Kaplan daha da heycanlanmıştı.
Ne, sadece bu kadarcık gücün mü var? Gerçekten bir Kutsal Bedene mi sahipsin? Yoksa Kutsal Bedeni taklit eden özel metotlar mı kullanıyorsun?” Kız ileri doğru bir adım attı. Onu saran mor-renkli çan bir çınlama yaydı.
O çan her çaldığında, Chu Feng şiddetli bir gücün saldırısını hissediyordu. Tüm gücünü ona karşı savunma yapmak için kullanıyordu, aksi taktirde bu güç tarafından öldürülebilirdi.
Kutsal bir Bedeni taklit etmek huh?” Kızın söylediklerini duyunca Beyaz Kaplan da tereddüte düşmüştü. Chu Feng’in altın-renkli şimşeği çok özel olsa da Kutsal Bedenlerin sahip olduğu özel yetenekllerden biri olmak zorunda da değildi.
O anda, Chu Feng’in seviyesi 2. Kaynak Aleminde olmasına rağmen kızınki 1. Kaynak Alemindeydi. Bu yüzden Chu Feng 5. seviye savaş yetenekleri kullanırken, kız onu baskılamak içim tamamen kendi gücüne bel bağlıyordu.
Bu Kutsal Bedeni olanların sahip olduğu güçtü. Kendi güçleriyle, kendi nesillerindeki güçlü insanları kolayca bastırıyorlardı. Cennetler tarafından bahşedilmiş güçle ve eşsiz bir bedenle bir yerlere derebeyi olarak isimlendirilebilecek kadar büyük bir karakter olmak onların alın yazısıydı.
*ding*
Çan tekrar ve tekrar çaldı ve kız yaklaştı ve daha da yaklaştı. Vücudunu istila eden bu garip güçle savaşmak için Kaynak gücü kullansa da git gide direnci kırılıyordu. Eğer onun üstünde bir saldırı daha kullansa süpesiz yenilecekti.
Lanet olsun. Bu Kutsal Şimşek. Dantianımda oturup durma. Dışarı çık. Bana gücünden ödünç ver!” Chu Feng kalbinde bağırdı çünkü yenilmek istemiyordu. Yenilemezdi. Gizli Yeteneği kaybedemezdi ve burda ölemezdi.
Ancak ne kadar bağırırsa bağırsın, bedenindeki Kutsal Şimşek sözlerini duymuyormuşcasına hiç tepki vermedi.
Chu Feng bu durumda inanılmaz derecede çaresizdi. Bu onun bu kadar çaresiz kaldığı ilk seferdi, ve onu bu duruma sokan kız ondan bile daha küçüktü.
Bu kıza karşı ayakta durabilmesinin tek nedeni Eggy’nin gücünden ödünç almasıydı. Eğer kendi seviyesine güvenseydi şu ana kadar kız tarafından öldürülmüş olurdu.
Bu onun hala dünyada yenilmez olmadığını anladığı ilk seferdi. Kendi jenerasyonunda bile ondan daha yetenekli kişiler vardı. Hatta ondan daha güçlüleri vardı ve böylelerinin birinin önünde o kadar güçsüzdü ki tek bir vuruşta işi biterdi.
Sen sadece kağıttan bir kaplansın. Kutsal Bedene sahip olmamandan bahsetmiyorum bile, eğer varsa bile onu kullanma yeteneğin çok zayıf. Benim önümde çaresizsin.
Kız küçümseyerek gülmeyi sürdürüyordu ve onun otoriter ses tonu açıkça ortaya çıkmıştı. Aşırı küstahtı ama bunu yapmaya hakkı da vardı.
O anda, havada halkalar çizmekte olan Beyaz Kaplan’ın ağzının kenarı tatminkâr bir gülümsemeyle kıvrıldı. Hala sessizce olanları izlese de eski heyecanını kaybetmişti çünkü savaşın sonucu çoktan belirlenmişti.
//Ahan da siktiler ibneyi. İçimizin yağları eridi di mi? Oyşşşşşş….



Yorum Yap "MGA 160"