Tankların Tarihi Günceli

İSSTH 8

Eylül 04, 2016
Çeviri için F5 Tarikatı Lideri Useless’a, düzenleme için Fullbringer’a teşekkürler.


Bölüm 8: Zhao Wugang 

“Sadece 1 ay daha ama bu ay boyunca gelişim üssümü bir adım daha ilerletmek için savaşmalıyım.” Aynayı depolama çantasına koydu. Bu aynanın özelliklerini kimsenin bilmesine izin vermemesi gerektiğini biliyordu. Eğer biri öğrenirse onu elinde tutmak zor olacaktı ve elinde tutmaya çalışırken kesinlikle hayatını kaybedecekti.
Kendine baktı ve pislik içinde olduğunu gördü. Heyecanından neredeyse şuan ki pasaklı durumunu unutuyordu. Ama şuan biraz sakinleşmişti. Ölümsüz Barınağından çıkarak yakınlardaki akarsuya gitti, kir ve pisliklerini yıkadı.
Geri döndüğünde gökyüzü aydınlanıyordu. Ki Yoğunlaştırma Kılavuzunu aldı ve çalışmaya başladı.
“Birisi Ki Yoğunlaştırma da 2.seviyeye ulaştığında Ölümsüz Yetenekleri kullanabilir. 5.seviyeye ulaştığında uçmaya benzeyen bir Ölümsüz Yeteneği olan Rüzgar Yürüyüş Tekniğini kullanabilir.” Meng Hao gözünü kapattı ve Rüzgar Yürüyüş Tekniğiyle ilgili kapsamlı bir beklenti hissetti.
O anda aniden Ölümsüz Barınağının içindeki sıcaklığın hızlıca arttığını hissetti. Ardından sağ elinde ateş dilleri ortaya çıktı. Hala bir ölümlüymüş gibi düşündü ve bunu görmek zihninin ve kalbinin aşırı heyecanlanmasına neden oldu ve alevleri söndürdü.
Meng Hao hemen kendini sakinleştirdi ve gelişim üssünü döndürdü. Ne yazık ki öğle olduğunda düzinelerce defa denemesine rağmen birkaç kıvılcımdan başka bir şey üretemedi ve bundan dolayı bedenindeki ruhsal enerji dağıldı.
(Ç.N: Çocuk yoruldu ne yapsın :( ayna güçlü ama başrol güçsüz :D )
“Bu Alev Yılanı Tekniğini kullanmak zor.” Meng Hao kaşlarını çattı. Ama onun inatçı bir kişiliği vardı ve kolayca cesareti kırılmıyordu bu yüzden de yeniden denemeden önce bir süre nefes egzersizi yaptı.
Gece düştü ve daha sonra şafak söktü. Meng Hao 2 gündür tamamen yorulana kadar tekrar ve tekrar yeniden deniyor ve her seferinde başarısız oluyordu. Ne zaman ruhsal enerjisi dağılsa nefes egzersizi yapıyordu. Gözlerindeki azim gittikçe daha güçleniyordu.
“Bu Alev Yılanı Sanatını kullanamayacağıma inanmıyorum.” Meng Hao dişlerini gıcırdattı ve depolama çantasına avucuyla tokat attı. Birkaç saniye sonra Şeytani Çekirdek ortaya çıktı.
Eğer bunu tüketir ve aynanın gerçekten başka bir fantastik özelliği varsa Ruh Taşı bulduğunda kopya yapmak için kaynak eksikliği çekeceğini biliyordu.
“Mm böyle detaylar hakkında endişelenmeme gerek yok en kötü başka bir şeytani canavar bulmak için dağlara giderim.” Bir süre tereddüt etti. Ardından Şeytani Çekirdeği ağzına atıp yuttu ve gözlerini kapatıp nefes egzersizlerine başladı. Ruhsal enerji vücudunda patlayıp bedeninin her köşesine döküldü.
Zaman geçti ve çok geçmeden öğlen oldu. Meng Hao gözlerini açtı ve onlar parlıyordu. Gelişim üssü hala 2.seviyedeydi ama kesinlikle daha güçlüydü.
“Sanırım 3 yada 5 tane daha bu işlemi yaparsam 3.seviye olurum.” Biraz hayal kırıklığına uğramış hissediyordu. Çünkü gelişim üssü ne kadar yüksekse gelişiminin o kadar zor olacağını fark etmişti. Ama bakır aynayı düşündüğünde kalbi beklentiyle doldu. Sağ elini havaya kaldırdı ve yumruk yaptı.
Yumruğunu kaldırdığında alevler ortaya çıktı ve sağ kolunun üzerinde katılaşarak kasıp kavurucu bir ısı yayan bir parmak uzunluğunda ki küçük bir alev yılanı oluşturdu. Meng Hao bedenindeki ruhsal enerjinin anında %30 düştüğünü hissetti.
(Ç.N: parmak kadar %30 götürüyorsa bizim başrol ya çok beceriksiz yada bu yılan 2.seviyelere göre değil :D )
Yüzü biraz solmuştu ama gözlerinde anlayış parladı ve gülümsedi. Hemen Ölümsüz Barınağından dışarı fırladı ve sağ elini salladı. Ateş yılanı uçtu ve yakınlardaki bir ağaca çarptı.
Bir patlama sesi çıktı ve ağacı bir anda alevler sardı. Dakikalar içinde ağaç küle dönmüştü.
“Bunu Şişko’nun önünde yapacak şans bulmalıyım. O beni o zaman kesinlikle övecek.” Oldukça kahramanca hissederken gülümsedi.
(Ç.N: Şişko ben ateş yakıyorum. En mükemmel benim :D parmak kadar alev yılanı yaparım ağaç yakarım :D )
Yarım ay geçmişti ve bu sırada Meng Hao dağlarda şeytani canavarlar aradı ve Alev Yılanı Tekniğine çalıştı. Dünyevi çalışmalarından daha sıkı çalışıyordu ve çok geçmeden bunda becerikli hale gelmişti. Artık kullandığı ruhsal enerjiyi azaltmayı başarmıştı. Ama hala onu oluşturabilmek için yaklaşık 10 nefes zamanı kadar zaman ve hatırı sayılır bir miktar çaba harcaması gerekiyordu.
Ayrıca Dış Tarikata giderek aynayı birkaç öğrenci üzerinde denemişti. Ama herhangi bir tepki olmamıştı. Birkaç denemeden sonra bu aynanın sadece aşırı kürklü hayvanların üzerinde çalıştığı sonucuna vardı. Biraz üzücü olsa da ayna yine de istediğinden daha güçlüydü.
Ne yazık ki geçen yarım aylık sürede hiç şeytani yaratıkla karşılaşmamıştı ve gelişim üssü çoğunlukla durgundu. Neyse ki ne zaman Alev Yılanı Tekniği çalışsa dinlenme döneminde gelişim üssü biraz büyüyordu. Ancak o böyle bir egzersizi vahşi dağlarda yapmaya cesaret edemedi ve sadece Ölümsüz Barınağında yaptı.
“Hap dağıtım gününe 10 gün daha var. Dağlarda daha derinlere gideceğim.” Kararını vermişti ve sabah erkenden yola koyularak hızlıca dağın derinliklerine yöneldi.
Gün boyunca dinlenmedi ve geçe olduğunda kaç tane dağ sırası geçtiğini unutmuştu. Sonunda siyah bir dağın eteğinde ayı şeklinde bir şeytani canavarla karşılaştı.
Savaş sırasında Alev Yılanını tekniği ve güçlü bakır aynayı kullandı. 5 patlamanın ardından sefil bir çığlık duyuldu ve bunun üzerine yaratık kan havuzunun içinde öldü.
Onun çekirdeğini aldı ve tam siyah dağda derinlere ilerlemek için hazırlanırken birden bedenindeki tüm kıllar diken diken oldu. Biraz uzağında kafaları fil kafası bedenleri kaplan bedeni olan 5 tane şeytani canavar ortaya çıkmıştı ve ona soğuk gözlerle bakıyorlardı.
Aynayla bir şeytani canavarın kolayca üstesinden geliyordu ama 5 tanesi çok zor olacaktı. Aynayı sağ elinde sıkıca tutarak yavaşça geri çekildi.
Aniden siyah dağı kapsayan ağaçlardan muazzam bir kükreme geldi ve havayı kaynatan bir patlama gibi oluncaya kadar ses şiddetle büyüdü. Meng Hao’nun ifadesi değişti ve hiç yavaşlama niyeti olmadan elinden geldiğince hızlı bir şekilde koşarak kaçtı.
Neyse ki beş şeytani canavar onun peşine düşmedi ve çok geçmeden dağların içinde kayboldular.
“Bu haykırış sesi Shangguan Amca seslendiğindekine benziyordu. Görünüşe göre siyah dağda daha büyük şeytani canavarlarda dahil bir çok şeytani canavar var.” Yol boyunca hızlanırken siyah dağa baktı ve ne kadar tehlikeli bir yer olduğuna daha fazla ikna oldu.
10 gün hızlıca geçti. Meng Hao siyah dağı sınır belirleyerek dağlara girmeye cesaret etti ama başka bir şeytani canavarla karşılaşmadı. Depolama çantasındaki Ayı Şeytani Çekirdeği gittikçe daha değerli görünüyordu bu yüzden onu yemedi.
Hap dağıtım günü gelmişti ve çan sesleri havayı dolduruyordu. Meng Hao Ölümsüz Barınağından çıktı ve Dış Tarikata girdi. Geçen ay yola koyulduğunda Ki Yoğunlaştırma da 1. seviyedeydi ama şuan 2. seviye olmuştu. Her ne kadar 3.seviye olmasına daha biraz mesafe olsa da aynanın etkileri hayal ettiği gibi olursa gelecekteki gelişiminin şaşırtıcı derecede hızlı olacağını tahmin ediyordu.
Meng Hao Hap Dağıtım Meydanına girdiğinde bir çok öğrenci ona baktı belli ki onu tanımışlardı.
Geçen ayki eylemleri Dış Tarikatta büyük bir şaşkınlığa neden olmuştu. Her ne kadar gelişim düzeyi düşük olsa da ve bir ay geçmiş olsa da bu mesele oldukça tartışılmıştı.
Bu sefer başkanlık eden Shangguan Xiu değildi onun yerine başka bir orta yaşlı adamdı. Geçen seferki gibi Ruh Gelişim Hapı ve yarım Ruh Taşı dağıtıldı ama bu sefer özel ruh hapı yoktu.
Meng Hao hapı ve ruh taşını depolama çantasına koyduktan ve sütunlar karardıktan sonra mümkün olduğunca hızlı bir şekilde tereddüt etmeden oradan ayrıldı. Ayrıldığında gözleriyle meydanı süpürdü ve oldukça geliştiricinin öğrencilerin ruh taşlarını ve haplarını almak için onların önünü kestiklerini gördü.
Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun desteği hala oldukça etkili gözüküyordu. O ayrılırken aldığı tek şey birkaç soğuk bakış olmuştu. Kimse ondan bir şey almaya çalışmamıştı.
Derin bir rahatlama nefesi aldı. Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun isminin uzun süre boyunca onu koruyacağının çok iyi farkındaydı. Bu ay sıkıntı çıkmamıştı ama birkaç ay içinde kesinlikle birisi ona karşı hamle yapacaktı.
“Bakır ayna çalıştığı sürece birkaç ay içinde…..kim kimden alacak göreceğiz!” Gözleri parıldarken başını indirdi ve daha hızlı bir şekilde yürüdü.
Aynayı denemek için istekliyken Dış Tarikattan çıktı ve elinden geldiğince hızlı bir şekilde Ölümsüz Barınağına doğru yürüdü. Barınağa yaklaşmışken aniden durdu ve göz bebekleri daraldı. Ormanın içinden birisi çıkmıştı.
Yeşil bir elbise giyiyordu ve 24-25 yaşlarındaydı. Sert yüzünde kibirli bir görünüm vardı ve soğuk bir şekilde Meng Hao’ya bakıyordu. Gelişim üssü sıradan bir insan gibi değildi. 3.seviyedeydi ve Meng Hao’nun yolunu engelleyerek orada duruyordu.
(Ç.N: Erken gelen düşman mı göreceğiz? )
“Selamlar Büyük Erkek Kardeş Zhao.” Meng Hao’nun ifadesi değişirken birkaç adım geri çekildi. Sol elini arkasına taşıdı ve havada hareket ettirmeye başladı. Bu kişiyi daha önce görmüştü. Dış Tarikatta hemen hemen herkes Büyük Erkek Kardeş Zhao Wugang’i tanıyordu. O acımasız ve zalim biriydi ayıca çok sayıda düşük seviyeli öğrenci onun ellerinde ölmüştü. O 3.seviyeden yüksek öğrencilere kendini sevdirmeyi çalışan ama 1. ve 2. seviye öğrencilere üstünlük taslayan biriydi.
“Yani beni duydun.” Zhao Wugang soğukça konuştu. “Daha fazla tanışmaya ihtiyacım yok. Ruh Taşını ve Ruh Geliştirme Hapını teslim et.” Diğerleri Meng Hao’ya karışmaya cüret edemiyordu ama Zhao Wugang Dış Tarikata yıllar önce girmişti ve her şeyin nasıl çalıştığını biliyordu. Kıdemli Kız Kardeş Xu genellikle kendini inzivaya çekiyor ve kendinden düşük insanların yaşamlarını görmezden geliyordu. (Seviye olarak)
“Büyük Erkek Kardeş Zhao bir istisna yapamaz mısın?” Meng Hao konuşurken birkaç adım daha geri gitti. “Ben….ben sadece basit bir bilginim. Ruh Taşı ve Ruh Geliştirme Hapını daha yeni aldım onlarla biraz zaman geçirmem için izin veremez misin?” Karşısındaki kişinin gelişim seviyesi ondan tam 1 seviye yüksekti ve ayrıca daha önce biriyle hiç savaşmamıştı. Yüzü korkudan gittikçe daha çok solmuştu.
“Sen kendine bilgin mi diyorsun?” Dudak büktü ve yüksek sesle güldü. “Yoksa sen buraya gelmeden önce bir bilgin miydin? Gel gel bu Büyük Erkek Kardeşine bir şiir oku. Belki keyfimi yerine getirirsin bende seni dövüp bacaklarını kırmam.”
“Erkek Kardeş Zhao…” Meng Hao son derece gergin ve aynı zamanda oldukça kızgındı. Ama dayanmaktan ve mantıklı konuşmaktan başka şansı yoktu. “Bilgeler derki eğer….”
“Kapa çeneni! Ben sadece Ruh Taşını ve Ruh Geliştirme Hapını almayacağım ayrıca Ölümsüz Barınağını da alacağım. Bundan sonra dış dünyada aynı tarikata giden yoldaş öğrenciler olacağız ama barınağın içinde sen benim hizmetçim olacaksın. Eğer bir kelime daha edersen sana ‘Ölmek yaşamaktan daha iyidir.’ İfadesinin ne anlama geldiğini anlamanda yardım ederim.” Tehlikeli bir şekilde bakarken Meng Hao’ya doğru yürümeye başladı.
(Ç.N: Seni tanımak güzeldi Meng Hao :S )
O 3.seviyedeydi ve 4. seviyeye geçmek için oldukça fazla ruhsal enerjiye ihtiyacı vardı. Bunun için Meng Hao’nun Ölümsüz Barınağını istiyordu. Ancak Kıdemli Kız Kardeş Xu’dan hala korkuyordu bu yüzdende Meng Hao’yu hizmetçisi yapma fikrini bulmuştu. Biraz zaman geçtikten sonra Kıdemli Kız Kardeş Xu onu kesinlikle unutacaktı ve o zaman onu öldürecekti yada onu öldürmezdi ve sakat bırakarak kendisinin ne kadar zarif olduğunu göstermek için onu şiir okumaya zorlardı.
“Bu Ölümsüz Barınağı Kıdemli Kız Kardeş Xu’ya ait. Nasıl onun yerine hareket edebilirim. Kıdemli Erkek Kardeş Zhao lütfen işleri benim için zorlaştırmayın.” Arkasında ruhsal enerji iplikleri sağ elinde toplanmıştı. Zhao Wugang’a denk olmadığını biliyordu ama Ölümsüz Barınağı çok önemliydi ve Ruh Taşı daha çok önemliydi. Onları teslim etmesinin yolu yoktu. Bu nedenle kalbi belirsizlik ve kızgınlık ile dolarken Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun ismini kullanmıştı.
“Ben sana yüz veriyorum ama sen görmezden geliyorsun.” Zhao Wugang küçümseyici bir şekilde konuştu. “Sen sadece bela arıyorsun. Sana kesinlikle ölmek yaşamaktan iyidir sözünü anlatacağım.” Sabırsız bir yüzle Meng Hao’ya doğru koştu. Uzanmış elleri pençeler gibi bükülmüştü. Meng Hao korkudan cin çarpmışa dönmüştü. Zhao Wugang kendinden zayıfların yüzündeki bu ifadeleri seviyordu.
O Meng Hao’nun önünde titreyerek altına işeyeceğini hayal ediyordu. Tam Meng Hao’ya ulaşmadan önce kendiyle aşırı gurur duyduğu sırada Meng Hao’nun dehşete düşmüş ifadesi tamamen kayboldu ve yerini hoşgörüsüzlük aldı. Arkasındaki sağ elini fırlattı ve parmak uzunluğunda ki Alev Yılanı Zhao Wugang’a doğru vurdu.
Meng Hao’nun kalbi öfkeli bir şekilde küt küt atıyordu. Alev Yılanı sanatının rakibini öldürecek kadar güçlü olmadığını biliyordu ama yine de onu yavaşlatacağını umuyordu. Tüm her şeyini ona vermek ve hizmetçi olmak söyle dursun yakalanmaya bile dayanamazdı. Eğer yapabilirse bir anda ormana kaçacaktı.
“Alev Yılanı sanatı!” Zhao Wugang’in ifadesi değişti ve geri çekildi. Depolama çantasını tokatladı ve küçük beyaz bir kılıç belirdi. Onu alev yılanına doğru attı.
Patlama sesiyle birlikte Alev Yılanı yok oldu. Beyaz kılıç bükülmüştü bu yüzden onu tekmeleyerek ormanın kenarına attı. Meng Hao’nun ormana kaçışını izlerken Zhao Wugang oldukça utanmış bir şekilde geriye hareket etmeye devam etti. Öfkeli ve şaşkındı.
“Çok hızlı bir şekilde 2.seviye Ki yoğunlaştırmaya ulaşmış.” Zhao Wugang öfkeli bir şekilde konuştu. “Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun Ölümsüz Barınağı gerçekten oldukça etkili. Görünüşe göre onu öldürmem gerek.” Onun peşinden koştu.
Biraz takipten sonra Meng Hao’nun dağın bu taraflarını kendisinden daha çok bildiğini fark etti. Ayrıca o çok hızlı bir şekilde kaçmıştı. Zhao Wugang onu yakalamakta problem yaşıyordu.
“Seni küçük piç!” Zhao Wugang uğursuz bir ses tonuyla bağırdı. “Bu dağlarda buradan sonra kimse yok. Ölmek mi istiyorsun? Seni bitireceğim.” Meng Hao’nun ne kadar hızlı kaçtığını göz önüne alarak daha güçlü tekniklerinden birini kullanmanın zamanının geldiğine karar verdi. Kükredi ve bedeni genişleyerek kılları kalınlaştı ve altın renkli oldular. Hatta kıllarından bazıları kıyafetlerinden dışarı çıkmıştı. Sanki şeytani canavar gibi birşeye dönüşmüş gibi görünüyordu.
(Ç.N: Şeytani canavar mı dedin? :D ayna ayna söyle bana dönüşüm yapan insanlarda işliyor musun :D )
Bu onun tarikata girmeden önce aldığı teknik olan Yarı-Şeytan yeteneğiydi.
Bu Ki Yoğunlaştırma da 2.seviyeden sonra öğrenilen bir teknikti ama şeytani dönüşüm çok açık değildi. Beden büyüyüp güçleniyor ayrıca daha korkutucu oluyordu. BU yetenek onun düşük düzey öğrenciler arasında akıp yıkmasını sağlıyordu. Her ne kadar sınırlı bir süre boyunca kullanabilse de oldukça etkiliydi. Bu onun öldürücü kozuydu.
Sadece gelişim üssü 3. seviyede değildi ayrıca yeteneği de tamamen gelişmişti. Kalın ve altın renkli kürkü hoş bir sürpriz olmuştu. Şeytani canavara dönüşerek rakibini kolayca şaşırtıyordu. Güvenle kaplanmış gibi kalın ve altın kürkü güçlü ve otoriter gibi parlıyordu. Yüzünde bile kürk vardı. İnsan şeklindeki bir şeytani canavar gibiydi.
“Sen benim Yarı-Şeytan yeteneğim tarafından öldürülecek ilk kişi olacaksın! Ne kadar adil ve dürüstçe!”
———–ÇEVİRMEN NOTU—————-
AYNA AYNA SÖYLE BANA SENDEN GÜÇLÜ BİR AYNA VAR MI BU DÜNYA DA :D
Ayna dönüşüm geçirmiş insanlarda ie yarıyor mu? Yaramıyorsa Meng Hao nasıl kurtulacak? Kurtulamayacaksa ne olacak? Savaşı kim kazanacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "İSSTH 8"