Tankların Tarihi Günceli

İSSTH 6

Eylül 04, 2016
Çeviri için F5 Tarikatı Lideri Useless’a, düzenleme için Fullbringer’a teşekkürler.


Bölüm 6: Bakır Aynanın Sevindirmesi 

 Kıdemli Kız Kardeş Xu, Reliance Tapınağında oldukça iyi tanınıyordu. Aslında herkesin onu tanıdığı söylenebilirdi. Sonuçta şuan itibari ile İç Tarikatın sadece 2 öğrencisi vardı.
Kıdemli Kız Kardeş Xu dışındaki tek öğrenci Shangguan Xiu’nun yanında duran erkekti.
Kıdemli Kız Kardeş Xu ona Ölümsüz Barınağını ödünç verdiğinde bu herkeste korku uyandıran bir etkiye sebep olmuş ve Meng Hao’nun Ruh Taşı ve Ruh Yoğunlaştırma Hapı ile oradan ayrılmasına izin vermişti. O giderken herkes onu izliyordu.
O biraz uzaklaştığında sırtı terden ıslanmıştı ve arkasındaki bakışları görünmez bıçaklar gibi hissediyordu. O hızlıca uzaklaşırken onlar da yavaşça dağıldı.
3 tütsü çubuğunun yanacağı zamanda Meng Hao durmadan yürüdü. Dış Tarikatta ki evine gitmedi ama bunun yerine Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun ona verdiği beyaz yeşimi izleyerek Güney Dağlarına yöneldi. Dağların eteğinde Ölümsüz Barınağı bulunuyordu.
Barınağın dışında 2 tane büyük taş levha dağın yüzünün yanına kadar yükseliyordu. Her şey yeşil dallar ve sarmaşıklarla kaplıydı ve burası Meng Hao’nun önceki 2 konutundan çok farklı bir şekilde tamamen sıra dışı görünüyordu.
(Ç.N: Saçma geliyor diye barınak yaptım normalde mağara yazıyordu. Ama ne mağara ne barınak gibi bu :D çünkü biz ölümlüler için değil. Ölümsüz olsanız neye benzediğini hemen anlardınız :D )
Etraf huzurlu ve yemyeşildi. Çok uzakta olmayan bir dağ membası (Dn:Kelime anlamı bir şeyin çıkış noktası.Burada kaynak suyu anlamında kullanılmış.) akıyor ve rüzgar sıcak havayı alıp götürerek yerine temiz ve taze hava getiriyordu.
Meng Hao Ölümsüz Barınağının önünde dururken son derece memnun bir şekilde bakıyordu. Şuan bu barınağın diğer barınaklardan çok daha değerli odluğunu açıkça anlıyordu. Kıdemli Kız Kardeş Xu bunu ona ödünç verdiğinde diğerlerinin çok kıskanç ve imrenmiş bir şekilde ona bakmalarına şaşmamalıydı.
“Burası ölümsüzler için bir yer.” Meng Hao konuştu. Sağ elini salladı ve beyaz yeşim barınağın taş kapısına doğru uçtu. Yüzeye vurdu ve kapı yavaşça açılırken bir uğultu sesi havayı kapladı.
Ölümsüz barınağı çok büyük değildi ve sadece iki odası vardı. Biri gelişmek ve pratik yapmak içindi. Diğeri de taş bir kapıyla sımsıkı kapatılmıştı. Meng Hao içeri girdi ve arkasındaki yeşil taş kapı yavaşça kapandı. Tamamen kapandıktan sonra beyaz yeşim uçtu ve Meng Hao’nun eline indi. Bununla birlikte sarp taş tavandan yumuşak bir parlaklık sızmaya başladı.
Etrafa daha çok göz gezdirdikçe daha çok memnun oluyordu. En sonunda taş kapıya baktı ve beyaz yeşimi onun üzerine yerleştirdi. Ardından kapı yavaşça açıldı. O anda içeri kalın bir ruhsal enerji kokusu geldi. Meng Hao taş kapıdan içeri baktığında gözleri şaşkınlık ile genişledi.
“Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun Ölümsüz Barınağı…..bu çok değerli bir hediye.” Soğukkanlılığını geri kazanması biraz zamanını almıştı. Boş boş taş odaya bakıyordu. Havaya kıvrılmış çok renkli ve parıldayan saf ruhsal enerji dışarı doğru çağlayarak akıyordu. Taş odada bu enerji kim bilir ne kadar zaman birikmişti. Kapı açılır açılmaz tatlı bir aroma yayılmış ve burnuna ve ağzına dökülmüştü. Sadece koklamak bile insanı enerji ile dolduruyordu.
“Yani bu Ruh Kaynağı.”(Geçen bölüm gördüğünüz memba gibi akan bir şey.) Meng Hao mırıldandı. O bunu daha önce hiç görmemişti ama bunun hakkında Ki Yoğunlaştırma Kitapçığında bir şeyler okumuştu. Dünyada içinde su olmayan kaynaklar vardı. Su yerine ruhsal enerji ile akıyordu. Onlardan çok fazla yoktu ve çoğu geliştiriciler (Gelişim yapan insanlar.) tarafından işgal edilmişti. Ne kadar değerli oldukları akan ruhsal enerjiye göre hesaplanıyordu.
Bu Ruh Kaynağı nispeten küçüktü. Tüm ruhsal enerji dışarı aktığında çevredeki ruhsal enerji dışarıdan biraz daha kalındı. Ki Yoğunlaştırma da 3. seviyenin üstündekiler için bu çok yararlı olmayacaktı. Sonuçta o seviyeden sonra gerekli ruhsal enerji miktarı çok fazlaydı. Bu sadece kısmen yararlı bir şeydi.
Buna rağmen bu Meng Hao için kıyaslanamayacak şekilde değerliydi, hatta Kuru Ruh Hapından daha değerliydi. O bunu keşfettiğinde neredeyse sevinçten çılgına dönecekti.
Düşünmeye zaman harcamadan bağdaş kurarak oturup gözlerini kapadı ve nefes egzersizlerine başladı. Birkaç saat sonra birikmiş ruhsal enerjinin çoğu gitmişti. Meng Hao gözlerini açtı ve parlak bir şekilde parladı.
“Burada birkaç saat meditasyon yapmak dışarda bir ay çalışmaya bedel. Bu kaynak enerjisi birikmesinin oluşması uzun zaman almış ve muhtemelen bir daha böyle olmayacak. Böyle olsa bile burada çalışarak dış dünyada elde edemeyeceğim bir gelişme hızına sahip olacağım.” İç çekti. Etrafa baktığında duvarların anlayamadığı garip işaretler ile kaplı olduğunu fark etti.
“Ruh Kaynağı bu işaretler nedeniyle bu kadar kaynak enerjisi biriktirmiş. Kıdemli Kız Kardeş Xu daha sonra tek seferde kullanmak için bunu oluştururken bu yöntemi kullanmış olmalı.” Meng Hao bir an düşündü ve aklına parlak bir fikir geldi. Ardından oturdu ve nefes alma egzersizi yapmaya başladı.
Gece hızlı geçmiş ve ertesi gün güneş doğmuştu. Meng Hao gözlerini açtı. Odada ki ruhsal enerji çok inceydi ama Ruh Kaynağı hala oradaydı. Biraz zaman geçtikten sonra şüphesiz ki ruhsal enerji yeniden oluşacaktı.
Meng Hao gelişme seviyesine bir göz attı. Görünüşe göre 2 ay değerinde bir gelişme kaydetmişti.
“Böyle birkaç kez daha pratik yaparsam 1. seviyeyi geçerek 2.seviyeye girebilirim!” Derin bir nefes alırken heyecanlandı. O Ki Yoğunlaştırma da 2.seviyeye geçmeyi çok istiyordu çünkü sadece 2.seviyeye geçerse Ki Yoğunlaştırma Kılavuzunda ki ilk Ölümsüz Becerisini kullanabilirdi.
Meng Hao ölümsüz becerilerini düşünürken odadan çıktı ve kapıyı sanki bir mücevher yada hazineymiş gibi kapattı. O Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun yöntemini kullanmaya karar verdi. Ruhsal Kaynağın yanında nöbet tutamazdı. O sadece biraz zaman geçmesini bekleyecekti ardından ruhsal enerjiyi toplamak için gelecekti.
Ölümsüz Barınağında otururken Meng Hao karnını ovuşturdu. Son günleri düşünürken sıskan karnına baktı ve son zamanlarda hiç vahşi hayvan yemediği fark etti. Hatta yabani meyve bile yememişti.
Dış Tarikat öğrencisi olduktan sonra kendi kendine hizmetçi olduğu zamanki kadar yemediğini düşündü. Yeterince Ruh Taşına sahip olduğun sürece onları Tarikatın Hap Geliştirme Atölyesine götürerek Açlık Hapı yada İştah Kontrol Hapı ile değiştirebilirdin. Söylenenlere göre o haplardan bir tanesi 1 günlüğüne açlığı önlüyordu. Onlar olmadan insanlar yiyecek bulmak hakkında endişelenirken zaman harcayacaklardı.
Biraz düşündükten sonra Meng Hao dışarı çıkmaya karar verdi. Taze rüzgar onu geçerek etrafındaki ormandan ona doğru esiyordu. Yürürken sanki bu adeti olmuş gibi depolama çantasından bakır aynayı çıkardı.
Artık Hazine Köşkünde ki adamın onu kandırdığına iyice ikna olmuştu. Bu ayna ile ilgili olağan dışı hiçbir şey yoktu. Onu yarım aydan daha uzun süre inceledikten sonra en ufak bir tuhaflık bile bulamamıştı.
“Ne yazık ki sadece yarım Ruh Taşım var. Bunu değiştirmek için bahse girerim rüşvet vermem gerekecek.” Sağ elini çantaya soktu ve biraz karamsar bir şekilde Ruh Taşını çıkardı.
Kafasını kaldırdığında ormanın içinde bir şeyin bir an için göründüğünü fark etti. Çok hızlı hareket etmiyordu. Meng Hao’nun gözleri parladı. Son aylardaki vahşi tavuk avlama deneyimleri sayesinde onun tam olarak bir vahşi tavuk olduğuna emindi.
Ruh Taşı ve bakır aynayı depolama çantasına tıkmayı bile düşünmeden onları cebine koydu ve ileri doğru sıçradı. Meng Hao bedeninde ruhsal enerji ortaya çıktığından beri daha çevik olduğunu fark etti. Hala biraz zayıf olmasına rağmen patlayıcı bir güçle ileri doğru atıldı.
Özellikle Ki Yoğunlaştırma da 1.seviye olduktan sonra bunun gibi bir sıçramayla çok hızlı bir şekilde ilerliyordu. 10 nefes zamanında paniğe kapılmış vahşi tavuğu kapmayı başardı. Onu hareket edemesin diye 2 kanadından yakaladı.
“Merak ediyorumda son günlerde Şişko neler yapıyor.” Tavuğu havaya kaldırırken şişman genci düşündü. Belki de onu bulmaya gidip bunu onla paylaşabilirdi. Tam döndüğünde aniden cebinde bir şeyin giderek sıcaklaştığını fark etti.
Birkaç saniye önce elinde daha önce sessizce duran tavuk çılgınca mücadele etmeye ve sefilce ‘viyak viyak’ sesleri çıkarmaya başladı. Etrafında Meng Hao’nun neredeyse artık onu tutmayı başaramayacağı kadar bir enerji etrafında dolanıyordu.
Vahşi tavuk daha şiddetli bir şekilde mücadele etmeye başladı ve viyaklamaları benzersiz bir şekilde tizdi. Ardından kıçından bir patlama sesi gelerek patladı ve kan her yöne dağıldı.
(Ç.N: Kıç patlatan olay :D bu novel nasıl garip bir noveldir böyle :D )
Her şey çok hızlı bir şekilde olmuştu. Meng Hao ağzı açık bir şekilde orada duruyordu. Bu dağa geldiğinden beri bir çok vahşi tavuk yakalamıştı ama ilk defa böyle bir şey görüyordu. Şaşkınlık içinde tavuğa ve patlamış olan kıçına baktı. Daha sonra etrafına baktı. Her şey hala hareketsiz ve sessizdi. Bir gölge bile oynamıyordu.
“Demin ne oldu?” Meng Hao ürperdi. Vahşi tavuğun ölümü oldukça acınasıydı. Kesinlikle kıçı patladığı için çok fazla acı çekmiş olmalıydı.
Meng Hao derin bir nefes alarak hissettiği endişeyi bastırdı. Vahşi tavuğun ölüşü çok garip ve korkunç olmuştu. Sırtından soğuk bir rüzgar geliyormuş gibi hissetti.
“Bir şeyler doğru değil.” Meng Hao konuştu. Ölü tavuğu bir kenara attı ve Ruh Taşıyla Bakır Aynayı çıkardı. Bu garip olay olmadan hemen önce cebinde bir şeyin ısındığını hatırladı.
“Ruh Taşı olabi…..” Gözleri bakır aynaya yöneldi. Birden kalbi hızlanmaya ve gözleri parlamaya başladı.
“Sakın bana bunun….” Aynayı tutan eli titremeye başladı. Şişman genç ile birlikte bir şeyler yemek için vakti yoktu. Aynayı tutarken gidebileceği en hızlı şekilde ormana başka bir vahşi hayvan bulmaya girdi. Bu vahşi tavuğu öldüren şeyin gerçekten bu ayna olup olmadığını öğrenmesi gerekiyordu.
Vahşi bir geyik önüne çıkana kadar biraz koştu. Aptal gibi ona bakarak öylece duruyordu. Meng Hao hemen aynayı ona doğrulttu.
Geyiğin ifadesi anında değişti. Anlatılması çok zor yürek parçalayıcı haykırışlar atarken kaçmak için zıpladı. Bu sesi duyan herkes ne kadar acı çektiğini hayal edebilirdi. Meng Hao hayvanın böğrünü havaya zıplarken açıkça görebiliyordu. Daha yere inemeden kıçı patladı ve bedeni titredi.
(Ç.N: Kıç patlatan ayna. Bakkalınızdan istemeyi unutmayın :D )
Ölü geyiğe ve ardından bakır aynaya baktıktan sonra Meng Hao’nun yüzünde eşi benzeri görülmemiş bir heyecan göründü.
“Ne hazine be! Gerçek bir hazine!!!!”
“Bu çok garip. Vahşi hayvanların kıçını patlatan bir hazine.” Her ne kadar tam olarak anlamasa da yine de çok heyecanlanmıştı. Bu hazinenin neden bunu yaptığı hakkında gidip daha fazla üzerinde deneme yapma isteği oluşmuştu.
———————-ÇEVİRMEN NOTU———————-
Bu ayna çok efsane ya :D görüp görebileceğiniz en mükemmel ayna diyebilirim :D
Ayna sadece kıç mı patlatıyor? Eğer sadece kıç patlatıyor ise bu yazar sapık mı? Meng Hao ilerde dünyanın en çok hayvan kıçı patlatan kişisi mi olacak? Tüm hayvanların kıçlarını patlatabiliyor mu? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…

Yorum Yap "İSSTH 6"