Kilimanjaro Günceli

İSSTH 29

Eylül 09, 2016
Çeviri için F5 Tarikatı Lideri Useless’a, düzenlemeyi bıraktığı için Fullbringer’a teşekkürler (!).


Bölüm 29: İç Tarikat Eğitimi 

 Yin Tianlong’un yüzü önündeki yeşim slip’in üzerindeki “8” rakamını gördüğünde düştü. Elleri belindeyken Rüzgar Yürüme Tekniğini kullanarak platforma çıktı.
Ayakları aşağı dokunduğu an Wang Tengfei sağ ayağını kaldırdı ve anında tüm platform yüksek sesli bir uğultuyla birlikte titremeye başladı ve sanki bir her köşeden bir tür patlama basıncı yaklaşıyordu. Wang Tengfei hareket etmedi ama büyük görünmez bir güç Yin Tianlong’a doğru atıldı.
Yin Tianlong bunu gördüğünde yüzü değişti. Wang Tengfei hareket bile etmedi ama yine de Yin Tianlong’un üzerindeki büyük bir baskı onun ruhsal enerjisini hareket ettirmesini zor bir hale getiriyordu.
“Yenilgimi kabul ediyorum…” Yin Tianlong hiç tereddüt etmeden hemen konuştu. Görünüşe göre o bu kararı hakkında herhangi bir yorum duymak istemiyordu.  Ellerini birleştirerek derinden selam verdikten sonra platformdan aşağı atladı ve alandan ayrıldı.
Ulu Büyük Ouyang ifadesiz kaldı. Yavaşça yeniden konuştu. “Wang Tengfei kazandı. İkinci maç yedi ve iki numara arasında.”
Onun ağzından bu sözler çıkar çıkmaz Şişko kendi yeşim slip’inde yazan “2” rakamına baktı ve titremeye başladı. Aynı anda yaralı bir yüze sahip Ki Yoğunlaştırma da Beşinci seviye de olan bir uygulayıcı soğukça ona baktı ve ardından platforma çıktı.
“Sadece git ve ardından yenilgini kabul et.” Meng Hao onu ileri iterken alçak sesle konuştu. “Şişko’nun top gibi bedeni platformun üstüne uçtu.
O yere iner inmez hemen konuştu. “Yenilgimi kabul ediyorum…” O uzun bir şekilde konuşmadan hemen yenilgisini kabul etse de yaralı yüzlü uygulayıcının gözleri öldürme niyeti ile alevlendi. Şişko konuşmasını daha bitirmeden o elini kaldırmıştı. Uçan bir kılıç inanılmaz bir hızla Şişko’ya doğru atılmıştı. Şişko “ediyorum” dediğinde çoktan boğazının iki metre uzağına kadar gelmişti.
O anda ne olup bittiği açıktı ve artık çok geçti. Meng Hao’nun yüzü değişti ve ayağa kalktı. O anda Ulu Büyük Ouyang parmaklarıyla bir nesne fırlattı. Uçan kılıç Şişko’nun boğazına girmeden önce bir çınlama sesi duyuldu ve kılıç uzağa uçtu. Şişko’nun boynunda sadece küçük bir sıyrık vardı.
Şişko soluk yüzüyle geriye bir adım attı. Ardından aşağı zıpladı ve bacakları korkudan kauçuk gibi olmuşken Meng Hao’nun yanına geldi. O daha önce ölüme bu kadar yakınlaştığı bir şey deneyimlememişti.
Meng Hao, Şişko’nun boynundaki kan hattına baktı ve gözlerinde öldürücü bir bakış ortaya çıktı. Rakibinin saldırısı son derece acımasızcaydı ve açıkça öldürmek içindi. Meng Hao onun rakibi olsaydı sorun değildi ama Şişko’nun gelişim üssü çok düşüktü. Ona bu şekilde saldırmak çok ileri gitmek demekti.
Meng Hao çevresine bakarken uzakta oturan ve acımasız yüzü öldürme arzusu ile dolu olan Shangguan Xiu’yu gördü. Meng Hao’nun kalbinde öfke alevleri patladı. O daha önce Usta Amca Shangguan’ı kışkırtacak bir şey yapmamıştı yine de o ölümcül bir güçle saldıran taraf olmuştu.
Reliance Tarikatındaki tüm yılları boyunca Meng Hao öldürme arzusunu asla ortaya çıkarmamıştı. Ama şu anda gözleri açıkça öldürme niyeti ile parlıyordu.
Demin olan şey çevredeki geliştiricilerin bile söyleyebileceği kadar şüpheliydi. Onlar teker teker Meng Hao’ya baktılar ve bir tartışma patlak verdi.
“Diğer maç üç ve altı numaralar arasında.” Ulu Büyük Ouyang kaşlarını çatarak konuştu.
Han Zong elindeki üç numaralı yeşil slip ile birlikte ayağa kalktı. O, Meng Hao’nun önünden geçerken fısıldadı. “Sen Usta Amca Shangguan’ı kışkırttın. Bugün tek ölecek olan sen olmayacaksın. Arkadaşın da ölecek.” Tarikatın içinde bir Ulu Büyüğün dışında en güçlü ve nüfuz sahibi kişinin Shangguan Xiu olduğu söylenebilirdi.
Reliance Tarikatının düşüşü nedeniyle onların sayısı azdı. Tarikatın kurallarındaki kaos ve Dış Tarikat öğrencilerinin arasındaki karşılıklı katliam nedeniyle Reliance Tarikatının devrinin sonu gelmişti ve artık tarikat eskisi gibi değildi.
Daha az tıbbi hap vardı yani adil bir şekilde dağıtabilirlerdi…Çok sayıda Ruh Yoğunlaştırma Hapı yoktu bu yüzden de doğal olarak bu haplar onları kullanmak isteyen öğrencilerin arasında ölümcül bir mücadelenin oluşmasına neden olmuştu.
Yani, bırakında kaos olsun. Her koyun kendi bacağından asılır. Ki Yoğunlaştırmanın birinci seviyesinde birisi ya da beşinci seviyesinde birisi fark etmeksizin bırakın kaos ve ölüm hükmetsin. Burada adalet yoktur. Ölüm ve yaşam kader tarafından belirlenmiştir. Gelişme pratiği için öğüt ya da talimat veren yoktu. Sadece Ki Yoğunlaştırma Kılavuzu vardı. Bir ejderha ya da bir solucan olman fark etmeksizin sadece şansına güvenebilirdin. Eğer başarılı olursan yaşarsın. Eğer başarısız olursan ölürsün. Sağlam olursan hayatta kalırsın. Zayıf olursan kalamazsın.
Kim en sonuna kadar yolundakileri öldürebilirse o İç Tarikat öğrencisi olurdu. Ardından Reliance Tarikatının gerçek bir üyesi ve Büyük Ouyang’ın gerçek öğrencisi olurdu.
Geçmişte Tarikat Lideri He Luohua, Tarikatı daha güçlü yapmaya odaklanmıştı. Ama gerçekliğin ağırlığının altında tamamen kendini tüketmişti ve uzun süre önce gizli bir yerde inzivaya çekilmişti. Ulu Büyük Ouyang’ın yumuşak karakteri vardı ve o ömrünün sonlarındaydı. Bu nedenle onun Tarikat için harcayacak çok fazla enerjisi yoktu.
İç Tarikat öğrencileri arasında Kıdemli Kız Kardeş Xu genellikle inzivaya çekilip meditasyon yapıyordu. Onun soğuk kişiliğiyle birlikte Tarikat meselelerine çok fazla ilgi göstermiyordu. Kıdemli Kardeş Chen önceliğini Dao üzerine vermişti ve Tarikat meselelerine katılmıyordu. Hal böyleyken geriye sadece Shangguan Xiu kalıyordu.
Onun Gelişim üssü Ki Yoğunlaştırma da dokuzuncu seviyedeydi ve doksan yaşının üzerindeydi. O tarikata iyi bir şekilde hizmet etmişti ve haliyle Tarikat öğrencileri için Usta Amca haline gelmişti. Ama Tarikat düşüşteydi. Başka bir tarikat olsaydı onun hala Ki Yoğunlaştırma aşamasında olduğu düşünüldüğünde asla Usta Amca olarak çağırılmazdı.
Meng Hao, Han Zong’un platforma çıkışını izledi. Onun rakibi Zhou Kai idi ve bunun bir ölüm kalım dövüşü olmayacağı gözüküyordu. Zhou Kai hemen yenilgisini kabul etti ve maç bitti.
İlk turdaki son maç geldi. Meng Hao ayağa kalktı ve platformun üstüne uçtu. Rakibi Ki Yoğunlaştırma da beşinci seviyede olan uzun ve güçlü bir adamdı. O ölüm yayılıyordu ve görünüşünden bir çok kanlı savaş deneyimlediği anlaşılıyordu.
O, Meng Hao’ya baktı ve homurdandıktan sonra doğruca ona doğru koşup bedenini genişletti. Elini kaldırdı ve anında parlak bir savaş baltası ortaya çıktı. Bu açıkça sıradan bir eşya değildi.
Meng Hao’nun yüzü kararırken depolama çantasını tokatladı. Hızlı bir şekilde bir uçan kılıç ortaya çıktı ve ileri doğru fırladı. Ama büyük adamdan iki metre kadar uzaktayken yumuşak bir kalkan ortaya çıktı ve uçan kılıcı engelledi.
“Bugün öleceksin!” Büyük adam iğrenç bir sırıtmayla birlikte konuştu. Bu eğitime gelmeden önce Shangguan Xiu ona büyülü bir eşya vermişti. Meng Hao’nun gelişim üssü kendisininkinden yüksek olsa da o hiç endişelenmiyordu.
“Patla” Meng Hao soğukkanlılıkla konuştu ve yüz hatları aynıydı. Uçan kılıç bir patlama sesi ile birlikte patladı ve büyük adamı geriye doğru uçurdu. Önündeki kalkan oynadı ve onun yaralanmasını önledi.
Gülerek yeniden taarruza geçti. Ama Meng Hao daha hızlıydı. Hızlıca ilerledi ve depolama çantasını tokatladı. İki uçan kılıç ortaya çıkıp ileri fırladı ve ardından patladı. Patlama basıncı yayıldı ve kalkan büküldü. Büyük adamın yüzü değişti ve daha tepki veremeden dört tane daha uçan kılıç ileri doğru atıldı. Büyük bir patlama sesi yankılandı ve kalkan parçalandı. Bir uçan kılıç doğrudan büyük adamın göğsüne saplandı. O sefil bir çığlık attı ve bir ağız dolusu kan tükürdü.
Bedeni yere düşmeden önce Meng Hao başka bir uçan kılıç daha fırlattı ve bu uçan kılıç parlayarak adamın boğazına saplandı. O seğirerek yerdeki kan havuzuna düştü ve öldü.
Meng Hao, Tarikata girdiğinden beri çok fazla insan öldürmemişti. Ama bu sefer karşısındaki kişiyi kötücül bir acımasızlık ile katletmişti. O platformdan aşağı süzülürken Han Zong’a soğuk şekilde baktı.
“Ölecek olan diğer kişi sensin.” Konuştuktan sonra bağdaş kurup oturdu ve gözerini kapadı.
Han Zong’un gözbebekleri daraldı ve öldürme niyeti kuvvetlendi.
Çevredeki Uygulayıcılar bu sahneyi izledikten sonra kendilerine gelirlerken bir tartışma uğultusu yükseldi. Onlar demin izledikleri sahnedeki kanlılık tarafından sarsılmışlardı.
“Meng Hao kazandı. İkinci turun ilk maçı Wang Tengfei ve Xu Ge arasında olacak.” Ulu Büyük Ouyang’ın sesi sakindi ve havadaki kan arzusunu hiç farketmemiş gibiydi.
Xu Ge biraz önce Şişko’yu öldürmeye çalışan Geliştiriciydi. Onun ayağı platformun üzerine değer değmez yenilgisini kabul etti. Wang Tengfei’ye saygılı bir selam verdikten sonra dönüp en kısa sürede alandan ayrıldı.
O noktada herkes Han Zong ile Ki Yoğunlaştırma da beşinci seviye olan dört geliştiricinin amaçlarının terfi edilmek değil Meng Hao’yu öldürmek olduğunu görebiliyordu.
“İkinci maç Meng Hao ve Han Zong arasında.” Ulu Büyük Ouyang dikkatle Meng Hao’ya baktı ve o konuşmayı bitirir bitirmez etrafı sessizlik kapladı. Herkes Meng Hao ve Han Zong’a bakıyordu.
Meng Hao her zamanki gibi bir ifade ile platforma çıktı. Han Zong da neredeyse aynı zamanda geldi. Herhangi bir tanışma faslı gereksizdi. İkisi de aynı anda saldırdı.
Üç uçan kılıç ortaya çıkıp Meng Hao’nun etrafında dönerken kulakları sağır edebilecek sesler yankılandı. Bir kalkan ortaya çıkıp Han Zong’un etrafında döndü ve Han Zong’un önünde beş renkli, parlayan bir flama ortaya çıktı. O anında Meng Hao’ya doğru süpürüldü.
Meng Hao bir şey söylemedi.  Beş renkli flama yaklaşırken geri çekilmedi. Sol elini kaldırdı ve anında on beş metre uzunluğunda bir Alev Yılanı ortaya çıktı. O kükredi ve ileri doğru uçtu. Alev Yılanı sadece bir yılan gibi gözükmüyordu o daha çok bir piton gibiydi. O uçarken etrafına kavurucu bir sıcak yayıldı.
Aynı anda Meng Hao’nun sağ eli depolama çantasını tokatladı ve altı uçan kılıç ortaya çıkıp ileri doğru atıldı.
Han Zong soğukça güldü ve gözleri öldürme niyeti ile parladı. İleri bir adım attı ardından sol eli ile yeri tokatladı. Kalktığında derin bir gümbürtü duyulabiliyordu ve tüm platform sallanmaya başlanmıştı. Önünde aniden yaklaşık üç metre uzunluğunda bir Taş Golem ortaya çıktı. Bir kükreme ile birlikte Taş Golem inanılmaz bir hızla ileri doğru taarruz etti. O Alev Yılanına çarptığında büyük bir patlama tüm platformda gürledi.
Kükremenin ortasında beş renkli beş renkli flama  Meng Hao’nun yaklaşan uçan kılıçlarına doğru fırladı. Han Zong’un gözleri parlak bir şekilde ışıldadı.
“Beş Parlaklık Sanatı!”
Bu sözler Han Zong’un ağzından çıkar çıkmaz beş renkli flama aniden sallandı ve her yöne doğru parlak bir şekilde parlamaya başladı. İçinden iki renkli bir sis akışı çıktı ve tiz çığlıklarla Meng Hao’ya doğru ilerleyen iki Ruhsal yaratığa dönüştü. İki Ruhsal yaratıktan ikincisi sadece kısmen görünürdü. Bunun nedeni açıkça Han Zong’un Gelişim üssü düşük olduğundan bu sanatın gücünü sınırlı bir şekilde kullanabilmesiydi.
İki renkli Sis Ruhları ortaya çıktığında çevredeki Uygulayıcılar şaşkınlıkla bağırdılar.
“Bu Usta Amca Shangguan’ın tamamlanmış Beş Parlaklık Sanatı! Temellerini oluşturamamış Tarikat üyeleri için bunun en güçlü sanatlardan birisi olduğunu söylüyorlar. Kardeş Han Zong renklerden sadece ikisini çağırabiliyor!”
“Yani Han Zong bu sanatı kullanabiliyor! Evet, mutlaka bu flama yüzünden olmalı. O, Usta Amca Shangguan tarafında verilen bir büyülü eşya olabilir mi?”
Tiz ve kulak delici çığlıklar yayan iki renkli Sis Ruhları Meng Hao’ya doğru karşı konuşamaz bir güçle fırladı. Altı uçan kılıç onlara dokunduğu anda kılıçlar parçalandı.
————–ÇEVİRMEN NOTU————-
Benim saatime göre bunu yayınladığımda 23:59 du yani sözümü tutmuş ve pazartesi bu bölümü atmış oluyorum :D Bu arada Dao yol demek. Bunların çalıştığı inandıkları farklı şeylerin her birine yol dio bu taoistler :D
Meng Hao kazanabilecek mi? Diğer bölüm ne olacak? Meng Hao ile Şişko neler yapacak? WangTengfei bu maçın ardından neler yapacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin..

Yorum Yap "İSSTH 29"