Tankların Tarihi Günceli

İSSTH 19

Eylül 08, 2016
Çeviri için Ratel-nim’e, düzenleme için Fullbringer’a teşekkürler.


Bölüm 19: The Wind Stirs Again  (Bölüm adı piçmiş o yüzden çevirmemiş Ratel öyle dedi.)

 Meng Hao gözlerini açtı ve Şişkonun genç bir adamı sürüklediğini gördü. Kısa soluk ve bir deri bir kemikti, tıknaz ve sağlıklı Şişkoyla baya bir kontrast oluşturuyordu.
Meng Hao onu tanıdı. O, o gün Reliance Tarikatı’na getirilen grubun bir üyesiydi ve Wang Youcai ile birlikte başka bir Dağa gönderilmişlerdi.
O zaman, güçlü ve iyi huylu gözüküyordu ama şimdi kasvetli ve yoksul koşullarda yaşamış gibi bir görüntüsü vardı. Ancak, Dış Reliance Tarikatı’nda unutulmaz bazı deneyimler yaşadığı gözlerindeki sertlikten okunabiliyordu.
Dahası, Qi Yoğunlaştırmanın birinci seviyesinde Genel alana gelmeye cesaret etmişti.
“Selamlar, Kıdemli Kardeş Meng.” dedi genç adam, biraz heyecanlı gözüküyordu, Ama sonra bu yok oldu ve son derece saygılı bir edayla ellerini kenetleyip Meng Hao’yu selamladı.
“Tarikata yeni mi girdin?” diye sordu Meng Hao, kendinin ilk günlerdeki görünümünü düşünerek.
“Neredeyse bir ay olacak.”, dedi kafasını eğerek.
“Wang Youcai ne alemde?”
“O öldü…” dedi genç adam, yüzünde boş bir ifade vardı. Bu sözler ağzından çıktıktan sonra, gözlerindeki keder ortaya döküldü.
“Wang Youcai öldü mü?” dedi şişko şok içinde. Meng Hao sessizliğini korudu.
“Hizmetkarlar bölgesinde biz su çekmekle sorumluyduk.” diye açıkladı. “Büyük Kardeş Youcai benim çok genç olduğumu düşündüğü için bana büyük oranda yardım etti. Bir seferinde dağ yolundayken güçlü bir rüzgar bize vurdu ve onu uçurumdan aşağı attı. İki ay onun bedenini aradım, ama sadece birkaç kırık kemik bulabildim… vahşi hayvanlar tarafından yenilmiş olmalı.”
//Sen öyle san :D
Şişkonun yüzünde acı dolu bir bakış belirdi ve Meng Hao iç geçirdi. Dördü aynı zamanda gelmişlerdi ama daha bir yıl geçmeden, aralarından birisi çoktan ölmüştü. Meng Hao kötü hissetti ve daha kötüsü Wang Amca’nın sadece bir oğlu olduğunu hatırladı.
“Küçük Kaplan, bizimle takıl. Meng Hao etrafındayken kimse sana zorbalık yapmayı aklından bile geçiremez.” Şişko genç adamın omuzuna duygusal bir şekilde hafifçe vurdu.
“Hayır, sorun değil, Ben …ben iyiyim.” Genç adam tereddüt ediyormuş gibi görünüyordu ve Meng Hao onun bir şey hakkında düşündüğünü anlayabiliyordu. Sonunda, o elini sıktı ve Şişkonun teklifini reddetti.Onları ellerini kenetleyerek selamladı, sonra platodan uzaklaştı.
“Onun sorunu ne?” diye sordu Şişko, hala şoktaydı.
“Herkesin sırları vardır…” dedi Meng Hao yavaşça. “…Belki de bir talih kuşu kafasına konmuştur ve bu konuda konuşmak istemiyordur. Diğer türlü Qi Yoğunlaştırmanın birinci aşamasında neden buraya gelsin ki?” Meng Hao genç adamın uzaklaşıp gözden kaybolmasını izlerken derin düşüncelere dalmış gibiydi.
“Küçük Kaplanın bazı sırları olsa bile, yine de istersek bunu kendi kendimize bulabiliriz. O bize tepeden bakıyor.” Şişko derin düşüncelere dalmıştı. Açık ve anlaşılabilir bir kişiliği vardı ve entrikalı bir şekilde düşünmüyordu Birisine açık kalplilikle iyi bir şey teklif ettiğinde ve bu şekilde reddedildiğinde, açıkça öfkesi kabarıyordu.
Nanshan kıtasının alçak bölgelerinde kış göz açıp kapayıncaya kadar geçiyordu. Baharın sıcaklığı geri gelmişti ve çiçekler açmıştı. Bir kere daha nisan olmuştu. Meng Hao Reliance Tarikatı’na katıldığından beri tam bir yıl geçmişti.
Şişkonun yardımıyla Düşük-Seviye Ortak Alandan büyük miktarda Ruh Taşı ve daha da çok tıbbi hap ve büyülü eşya kaldırmışlardı. Sık sık şeytani yaratık avlamak amacıyla vahşi dağların içlerine gidiyordu. Hatta siyah dağın yakınlarında bile dolaştı, ama hep eli-boş döndü. Siyah dağ bölgesinden yayılan kükremeler gittikçe daha da yoğunlaşıyordu, bu nedenle Meng Hao girmeye cesaret edemiyordu.
Sade bir tane üçüncü-seviye Şeytan Çekirdeği vardı ve bunu bakır ayna ile pek çok defa kopyalamıştı. Sonunda Gelişim merkezi dördüncü seviyenin ortalarına ulaştı. Ama sonra, ilerleyişi neredeyse durma noktasına geldi. Ne kadar tibbi hap özümserse özümsesin, bunun tek etkisi onun ruhsal enerjisinin bir parça daha saflaşması oluyordu.
Kıstak bir noktaya ulaşmıştı ve beşinci aşamaya ilerleyip çok arzuladığı havada süzülme tekniğine ulaşamıyordu.
Meng Hao’nun yardımıyla, Şişko ikinci seviye Qi Yoğunlaştırmaya ulaşmıştı ve bu onda huşu uyandıran bir duygu bırakmıştı.
O Nisan, beşinci seviye Qi Yoğunlaştırmayı geçmiş tüm Dış Tarikat öğrencileri, Kıdemli Kız Kardeş Xu ve Kıdemi Kardeş Chen tarikattan ayrılmışlardı. Onlar yanlarında iki yada üçer tane yetenekli olma potansiyeli olan gençle geri döndüler, gençler hizmetkar olarak görevlendirileceklerdi.
Senede bir kez. Bu Tarikat kuralıydı. Bu Tarikatın varlığını devam ettirebilmesinin tek yoluydu.
Bahar rüzgarları arazi boyunca eserken, soğuğu da beraberinde götürmüştü. Sıcak geri dönmüştü. Kısa süre sonra sonbahar geldi ve sonra Ekim ayı geldi. Bu süre boyunca Reliance Tarikatı’nda iki önemli olay meydana gelmişti. İlki, Tarikatın Ulu Elderleriyle ilgiliydi. Çoktan Nüve(çekirdek) Formasyonu seviyesine ulaşmış Tarikat lideri dışında, Temel Kurulumu aşamasına ulaşmış iki tane Ulu Elder daha vardı.  Onlardan biri uzun ömrünün sonuna ermişti, 150 yaşı civarındayken meditasyon sırasında vefat etmişti. Meng Hao bunun söylentisini duyduğunda hemen etrafta soruşturup ölenin Ulu Elder Ouyang olmadığını teyit etmişti.
Geliştiriciler Temel Kurulum aşamasına ulaştıklarında, ömürlerini 150 yıla kadar uzatabiliyorlardı. Bu uzun bir zaman gibi görünebilir, ama aslında çok yoğun bir zaman periyodudur. Eğer Geliştirici Nüve Formasyonu aşamasına ulaşamazsa, Qi ve kanları yavaşça kururken oturup meditasyon yaparken buruşmaktan başka çareleri kalmaz.
Ancak, Nüve Formasyonuna ulaştıktan sonra, hayatları iki katına, 300 yıla kadar, uzar.
Ulu Elderin meditasyon sırasında ölmesi yüzünden, Reliance Tarikatı kötü bir pozisyona düşmüştü. Zaten Zhao Ülkesinde zayıf bir durumdalardı ve şimdi daha da büyük bir tehlikeye batmışlardı. Aniden, diğer Tarikatların Geliştiricileri Reliance Tarikatının sınırlarının yakında görünmeye başlamışlardı.
Bir şey arıyor gibi görünüyorlardı, bu nedenle Reliance Tarikatı çevre dağlara koruyucu büyüler yerleştirmişlerdi. Birkaç bin metrenin altındaki her şey onların koruması altındaydı. Mecazi fırtına bulutları ortaya çıkmıştı, karanlık ve kalın, tüm Tarikata baskı yapıyordu.
Dış Tarikattaki çoğu öğrencinin kendi tahminleri vardı. Bazıları diğerlerinden daha bilinçliydi ve küçük ipucuları ve bilgi parçalarını topluyorlardı. Haberler yayıldı ve kısa sürede sonra, Zhao Ülkesindeki Geliştirici dünyasıda coşku içindeydi, çünkü onun 400 yıldır kayıp olduğuna dair bir söylenti yayılmıştı.
Detaylar konusunda Dış Tarikat öğrencilerinin hiçbiri emin değildi.
Bu süre boyunca, Meng Hao’nun Gelişim merkezi dördüncü seviyenin ortasında takılı kalmış vaziyetteydi. Yaptığı biçbir şeyin bir etkisi olmuyordu, ve sonunda o da kıstak bir noktada sıkıştığını kabullendi.
Ölümsüzün Mağarasında bağdaş kurarak oturmuş, kaş çatıyordu. “Kıdemli Kız Kardeş Xu, bana dördüncü seviyeden beşinci seviyeye geçerken bir kıstak nokta olduğunu söylemişti. Ama neden benim kıstak noktam bu kadar erken geldi… Acaba çok fazla Şeytan Çekirdeği özümsediğim için mi böyle oldu?“
“Eğer durum buysa, kıstak noktadan çıkmak için tasarlanmış tıbbi ilaçlara ihtiyacım var. Yada belki yüksek seviye Şeytan Çekirdeklerine.” Ruh Taşlarından baya bir koleksiyonu vardı, fakat, duruma uygun tıbbi ilaçları yoktu. Eğer doğru tıbbi ilaçları olsa beşinci seviye Qi Yoğunlaştırmaya ulaşabileceğinden emindi.
Reliance Tarikatı’ndaki gerginlik elle tutulabilecek seviyedeydi. Çoğu öğrenci hislerini gizlemeye çalışarak huzursuz kalpleriyle ileri geri gidip geliyordu. Meng Hao da gerginliği hissediyordu ve tabii ki kendi kritik meseleleriyle de uğraşıyordu.
Mutlu görünen tek kişi Şişkoydu. Hatta platodaki tezgahlarıyla ilgili Meng Hao’dan daha hevesliydi. Meng Hao gidiyor olmasa bile o gider iş yapmak için kendi afişini asardı.
Üç gün sonra, çanların sesi duyuldu. Hap Dağıtım Günü gelmişti. Meng Hao ve Şişko meydana varmıştı, Meng Hao platformdaki altın cübbeli yaşlı adamın görüntüsünü yakalamıştı, onun arkasında Kıdemli Kız Kardeş Xu ve Kıdemli Kardeş Chen vardı.
Bunu görmek, Meng Hao’nun kalbinin küt küt atmasına ve gözlerindeki ateşin yanmasına neden oldu..
“Geçen bir buçuk yılda Usta Emmi Shanggua sadece üç kere görünmüştü, ve her seferinde de Bireysel Hap Dağıtımıydı. Benim Gelişim merkezim neredeyse bir yıldır dördüncü aşamanın ortasında sıkışıp kalmış durumda. Eğer yüksek seviye bir tıbbi hap varsa…” Dış Tarikatın diğer öğrencileri de benzer fikirlere sahiplerdi ve kısa süre sonra, tartışmalar havada vızıldamaya başladı. Tabii ki, bazı öğrenciler “Lütfen, onu bana verme.” diye düşünüyordu.
Bu özellikle Meng Hao’nun o zamanki hapıyla yaptığı şey yüzündendi, Tarikatta artık Bireysel Hap dağıtımından aldıkları değerli hapları İç Tarikat üyelerine hediye etmek kural haline gelmişti.
“Bu… bu bir Kuru Ruh Hapı!”
“İşte bu! Bir Kuru Ruh Hapı. Geçen seneki dağıtımda bir tane vardı ve şimdi bir tane daha. Senede sadece bir tane. Sadece bu bile ne kadar değerli olduğunu anlatmaya yeter!”
“Eğer onu ele geçirebilirsem, kesinlikle Gelişim Merkezimi kıstak noktadan kurtarabilirim.”
Altın cübbeli yaşlı adam parıldayan mor hapı havaya kaldırdığında hayranlık dolu bir uğultu yükseldi.
Hap ortaya çıktığında, Meng Hao’nun gözleri ışıltılı bir güçle parladı. Dağa önce hiç bir tıbbi hapı bu kadar fazla istememişti. Onun gözünde bu hap sadece bir tıbbi hap değildi, onu Qi Yoğunlaştırmada beşinci aşamaya taşıyacak bir umut ışığıydı.
Bir süredir Tarikat’ın üyesiydi, bu nedenle çeşitli öğrencilere aşina olmuştu. İç Tarikatta Kıdemli Kız Kardeş Xu ve Kıdemli Kardeş Chen vardı, ikisi de Qi Yoğunlaştırmada yedinci seviyedeydiler. Onların yakında bir kıstak noktaya girebileceklerine dair bir dedikodu vardı.
Onların altında altıncı seviye Qi Yoğunlaştırmanın zirvesinde yer alan Wang Tengfei vardı. Onun için, Kuru Ruh Hapının küçük bir kullanım değeri vardı. Onun dışında altıncı seviyede bir kişi daha vardı, iki numaralı öğrenci Han Zong.
Meng Hao onu iki kere görmüştü ve onu çılgınca kibirli birisi olarak fişlemişti, herkesi kendisin dikkatinin altında sayan birisi. Eğer burada olsaydı, Kuru Ruh Hapına dönüp bakmazdı bile, onu sadece koleksiyonundaki başka bir parça olarak değerlendirirdi.
Beşinci seviye Qi Yoğunlaştırmadaki öğrencilerden dış tarikatta 4 tane vardı ve onlar ‘Sanal Lordlar’ olarak değerlendiriliyorlardı. Çoğu zaman ortada gözükmezlerdi, sık sık gözden uzaklarda meditasyon yaparlardı veya vahşi dağlarda eğitim yapmak için gezinirlerdi.
Dördüncü seviyede olan fazla öğrenci yoktu. Meng Hao dahil yedi kişilerdi. Dördüncü seviyenin altındakiler için böcekler kadar çoklar denilebilirdi.
“Çok iyi, herkes sessiz olsun!” Pörsümüş Shangguan Xiu’nun sesi çınladı, her zamanki gibi şaşırtıcı derecede güçlü ve baskılayıcıydı. Ancak, geçen yılla karşılaştırıldığında, Meng Hao o kadar da etkilenmemişti. Aksine gözleri hırsla ışıldıyordu.
“Geçtiğimiz iki yılda, Hap Dağıtımına ben başkanlık ediyorum, ben genellikle yeni bir öğrenciyi seçmeye dikkat ederim. Bunun nedeni yeni öğrenciler almaya devam edebilirsek, Tarikatımızın tekrar gelişebilecek olması.” Gülümsedi ve gözleriyle kalabalığı taradı. Kararını verdiğinde, gözleri Meng Hao’nun yanında durup kılıcıyla dişlerini törpüleyen Şişkonun üstündeydi.Yüzü kayıtsız görünüyordu.
Bir top kadar yuvarlak görünüyordu, ve onun dişlerini törpüleyişini görenler gülseler mi ağlasalar mı karar veremiyorlardı. Shangguan Xiu şaşkınlıkla baktı, sonra güldü.
“Herneyse…” dedi. “…Hapı sana vereceğim.” sağ elini salladı ve Kuru Ruh Hapı Şişkoya doğru giderken mor bir ışık titreşti. Şok olmuş bir bakışla, reflekssel bir hareketle hapı yakaladı, demin ne olduğundan tamamen bihabermiş gibi görünüyordu. Sonra yüz ifadesi değişti ve acıyla havladı. Bedeni titremeye başladı ve yüzündeki kan çekildi. Ağlamak üzere gibi görünüyordu.
“Bu… Ben… lanet, neden ben olmak zorundayım ki?”
//Erdal kardeşimin doğum gününü kutlarım
//Alemleri ben isimlendirdim çünkü bu bölüm bana geldi. Alem sıralaması şöyle;
//Qi Yoğunlaştırma alemi-> Temel Kurulum alemi -> Nüve Formasyonu alemi
//Bugün 2 bölüm gelebilir :D

Yorum Yap "İSSTH 19"