Tankların Tarihi Günceli

İSSTH 15

Eylül 07, 2016
Çeviri için F5 Tarikatı Lideri Useless’a, düzenleme için Fullbringer’a teşekkürler.


Bölüm 15: Belirleyici Saldırı 

 Şafak. Plato. Meng Hao’nun seyyar satıcılık yaptığı ayları ve Lu Gong’un baskı uyguladığı günler düşünüldüğünde platoda özellikle sabahları çok az kişi oluyordu. Şuan sadece bağdaş kurup oturan 2-3 kişi vardı.
Meng Hao geldiğinde onlar gözünü açıp iç çektiler ve işlerin ne zaman eskisi gibi olacağını merak ettiler.
Saniyeler sonra şaşkınlıktan ağızları açık kaldı. Meng Hao platoya girmedi ama bunun yerine dışarıda bağdaş kurup oturdu ve gözlerini kapadı. Hareket etmeden orada bekliyordu.
Bu garip manzara onları şaşırtmıştı. Birbirlerine baktılar ardından bir şey hatırlamış gibi gözüktüler ve bunun üzerine böbürlenmeye başladılar.
Zaman geçtikçe daha fazla insan platoya geldi ve hepsi Meng Hao’yu ve onun olağandışı davranışlarını fark ettiler. Bir çok insan neler olduğunu tahmin etmeye başladı. Herkes o kadar merak etmişti ki kimse kavga etmiyordu.
“Kıdemli Erkek Kardeş Lu’nun sözleri işe yaramış olabilir mi? Meng Hao çok korktuğundan ürünlerini satmaya cüret edemiyor mu?”
“Öyle olmalı. Kıdemli Erkek Kardeş Lu düşük seviyelerin bir numaralı öğrencisi eğer o seni döveceğini söylüyorsa dayak yemekten başka şansın yok.”
“Onun kendi postu için bu kadar korkacağını kim düşünebilirdi? Onun tek yapabildiği kendinden zayıflara zorbalık yapmak. Ne kadar kibirli olduğuna bak. Dandik afişini getirmedi diye Kıdemli Erkek Kardeş Lu’nun bir şey yapmayacağını sanıyor.” Birçoğu böyle düşünüyordu. Kimse güçlü biri tarafından soyulduğunda şikayet etmiyordu ama nazik ve zayıf görünümlü biri tarafından soyulduklarında durmadan şikayet ediyorlardı.
(Ç.N: Ezilmeyiz hiç değilse güçlü adam soydu deriz hesabı :D )
Lu Hong uzun süredir iktidarda idi. İlk kirli saldırısını yaptığından bu zamana kadar zorla insanlara bir şeyler satıyordu ve herkes çaresizdi. Ama bundan başka şansları olmadığından dayanıyorlardı. Aslında bir çoğu son zamanlarda onun biraz daha nazik olduğuna inanıyordu.
Meng Hao uzun süredir tarikatta değildi ve ne çok güçlüydü ne de kibirliydi. İşleri oldukça nazikçe yapsa da herkes acımasızca şikayet ediyordu.
Meng Hao tüm bu konuşmaları duyuyordu ama ifadesi her zamanki gibi değişmeden duruyordu. Tabi ki onun orada oturmasının ve içeri girmemesinin nedeni korkması değildi. 4.seviyeye ulaştığı için istese bile düşük seviye halk bölgesine giremiyordu.
Bu konuşmaların ortasında birisi dağın dibinde ortaya çıktı. O yeşil bir elbise giyiyordu, 30’lu yaşlardaydı ve aşırı kibirli görünüyordu. O Lu Hong idi. Elleri arkasında yavaşça yaklaşıyordu.
O yaklaştığında Meng Hao gözlerini açıp ayağa kalktı. Herkes onun ayağa kalkıp ardından depolama çantasını tokatlayarak küçük beyaz bir kılıç çıkardığını gördü. Kılıç aurası soğuk bir basınçla sıkışarak parladı. Meng Hao ilerledi ve kılıç aurası Lu Hong için düz bir yol haline geldi.
Bu olduğunda konuşma sesleri arttı. Herkes Meng Hao korkmadığı için şaşırmıştı… O gerçekten düşük seviyelerin 1 numaralı öğrencisi Lu Hong ile savaşacak mıydı?
“O….O Lu Hong ile savaşmaya gidiyor!”
“Onlar er yada geç savaşacaktı. Meng Hao, Cao Yang’i yaraladı ve Lu Hong da onun işlerini mahvetti. Bu savaş kaçınılmazdı. Ben Meng Hao’nun bu şekilde saldırmaya cesaret edeceğini asla düşünmemiştim. Bence o kendi limitlerini bilmiyor.”
“Kıdemli Erkek Kardeş Lu yıllardır 3.seviyede. Meng Hao kesinlikle kaybedecek.”
Meng Hao, Lu Hong’a doğru yöneldiğinde onun gözleri parladı. Aslında o Meng Hao’yu gördüğünde kafasını kırmayı planlamıştı. Şimdi Meng Hao ilk hamleyi yapınca bu ona çok yardımcı oldu. Homurdandı ve Meng Hao’ya doğru ilerlerken bedeni gök kuşağına dönüşmüş gibi gözüktü. Depolama çantasını tokatladı ve mor renkli bir uçan kılıç çıkardı.
Uçan kılıç ortaya çıktığında beraberinde delici bir uğultu getirdi yaklaşık 30 metre çevreye mor altın bir ışık yaydı.
“Bu Kıdemli Erkek Kardeş Lu’nun Mor Yang Kılıcı.”
“Bu o! Onun yaptığı özel bir hizmet için Tarikat tarafından verildiğini duydum. O mistik olarak keskin!”
2 kişi 1 dağ. Bir dağın eteğinde iki kişi birbirlerine girdi.
Yansıtıcı bir kükreyişin ortasında Lu Hong’un ifadesi değişti ve ağzından kan geldi. Birkaç adım geriye uçtu ve şaşkınlık içinde Meng Hao’ya baktı.
“Ki Yoğunlaştırma da 4.seviye!”
Meng Hao biraz utanmış gözüküyordu. Daha yeni 4.seviyeye girdiğinden tam olarak onu kavrayamamıştı bu yüzden tam gücünü kullanamıyordu.
Onun yaptığı saldırı vahşilik dolu basit bir saldırıydı. Ama kendi uçan kılıcında gözle görünür çatlaklar oluşmuştu. Rakibinin kılıcı mistik bir şekilde keskindi ve kendi kılıcına zarar vermişti.
Her ne kadar Meng Hao’nun çok savaş deneyimi olmasa da dağlarda 6 ay boyunca vahşi hayvanları avladığından reaksiyon hızı gelişmişti. Ayrıca platoda olduğu süre boyunca çok fazla savaş gözlemlemişti. Lu Hong geriye uçtuğunda o ilerledi ve depolama çantasını tokatladı. Çatlak olanın yanına başka bir uçan kılıç geldi ve kılıç auraları birleşerek Lu Hong’a doğru vurdu.
Meng Hao ilerlerken parmaklarını çırptı ve bir alev dili onun etrafında dondu. 3 adım ilerde kolu kalınlığında ve yaklaşık yarım metre uzunluğunda bir Alev Yılanı ortaya çıktı. O havada büküldü ardından bir kükreme yaydı ve Lu Hong’a doğru uçtu.
Şaşırmış gözüken Lu Hong azından kan tükürdü ve endişe ile geri çekildi. Gözleri öfke ile parladı. O birkaç büyülü eşyaya sahip olduğundan ve Meng Hao 4.seviyeye yeni girdiğinden bu savaşın sonucunun belli olmadığını biliyordu. Ama eğer Meng Hao’yu yok ederse bu ona saygınlık kazandıracaktı.
Gözlerinde öldürme arzusu parladı. Parmakları dans etti ve bunun üzerine parlak ışıklar yayan bir su küresi ellerinde ortaya çıktı. Onu fırlattı ve bunun üzerine o patlayarak sayısız su okuna dönüştü ve Alev Yılanına doğru ilerledi.
Parmakları yeniden hareket etti ve Mor Yang Kılıcı Meng Hao’nun 2 kılıcıyla çarpıştı. Demir ezilme sesi gibi bir patlama sesi duyuldu. Meng Hao’nun 2 kılıcı parçalandı bunun üzerine Mor Yang Kılıcı su oklarını takip ederek Alev Yılanına yöneldi.
Yankılanan bir kükreme ile birlikte Alev Yılanı toz bulutunun içinde kayboldu. Buz okları sise dönüştü ve Mor Yang Kılıcı Lu Hong’a geri döndü. Mor altın aura eskisi gibi parlak değildi ve kılıcın üzerinde çatlaklar vardı ama yine de eskisi gibi keskindi.
“Bu şekilde 4.seviyedeyken ve hiç güzel silahın yokken seni öldürmek zor olmayacak. 5.seviye olmadığını göz önüne alırsak kaç kez Alev Yılanı sanatını kullanabileceksin?” Lu Hong kalbinde kılıcı için endişeliydi ama dışarda geniş bir gülümseme gösteriyordu. Geriye tek bir adım bile atmadı.
“Senin kılıcın inanılmaz keskin olabilir ama kaç kez daha kullanabileceğini görelim. Uçan kılıçlardan bahsediyorsak…. bendede biraz var. Ve 5.seviye için konuşursak da Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun bana verdiği şifalı haplar ile birlikte 5.seviyeye geçmem uzun sürmez.” Meng Hao ifadesiz bir şekilde konuştu ama içinde oldukça gergindi. Sonuçta bu onun ilk gerçek savaşıydı. Depolama çantasını tokatladı ve 3 tane daha uçan kılıç çıkartarak onları Lu Hong’a doğru attı.
Lu Hong bir süre endişeli gözüktü ama tereddüt etmedi. Meng Hao’nun 3 uçan kılıcı Mor Yang Kılıcıyla çarpıştı.
Bang bang bang! 3 kılıç paramparça oldu ve Mor Yang Kılıcının aurası azalarak yarıya inerken yüzeyinde daha fazla çatlak oluştu. Lu Hong oldukça endişeli gözüküyordu.
Daha bir şey yapmadan Meng Hao ilgisiz bir şekilde depolama çantasını tokatlayarak 3 tane daha uçan kılıç çıkardı. Kolunu sallayarak başka bir Alev Yılanı oluşturdu. Tüm izleyenler şaşırmıştı.
“Meng Hao….O Kıdemli Erkek Kardeş Lu’yu zor bir duruma soktu. O gerçekten Ki Yoğunlaştırma da 4.seviyede.”
“O tarikata kısa süre önce girdi ve çoktan 4.seviyeye geldi. O kesinlikle 4.seviyede. Bak Kıdemli Erkek Kardeş Lu ile nasıl başa çıkıyor. Ama nasıl bu kadar hızlı gelişebildi? Kıdemli Kız Kardeş Xu ona bu kadar yardım edecek ne verdi? Lanet olsun. Eğer benimde güvenebileceğim biri olsaydı belki bende bu kadar hızlı gelişirdim.” Kalabalığın yüzleri güçlü bir kıskançlık ile doldu.
Lu Hong’un yüzü bir daha değişti. Geri çekilirken dişlerini gıcırdattı. Parmaklarını şaklatarak başka bir su küresi oluşturdu. O rakibinin bu kadar büyülü eşyaya sahip olacağını düşünmüyordu.
Bir patlama sesiyle birlikte Meng Hao’nun 3 uçan kılıcı Alev Yılanıyla beraber parçalandı. Mor Yang Kılıcının aurası karardı. Lu Hong’u en çok şaşırtan şey Meng Hao’nun yeniden ifadesiz bir şekilde 3 kılıç daha çıkarmasıydı. Başka bir patlama ile birlikte 3 kılıç parçalandı ardından Mor Yang Kılıcı hüzünlü bir haykırış attı ve parçalanarak ufalandı.
Lu Hong’un gözleri genişledi. Sendeleyip geri çekilirken ağzından kan tükürdü. Ardından Meng Hao’ya baktı.
Meng Hao ne olursa olsun bir duygu belirtisi göstermiyordu ama içinde oldukça gergindi. Her bir uçan kılıç bir ruh taşına denkti. Elini yine salladı ve başka bir Alev Yılanı ortaya çıktı. O kükredi ve havada bükülerek Lu Hong’a doğru uçtu.
Meng Hao gökkuşağı gibi geri çekilen Lu Hong’a Alev Yılanının eşliğinde atıldı. Başka bir uçan kılıç ortaya çıktı ve bir anda Lu Hong’un bir metre uzağında onun kılıç aurası ölüm ile ışıldadı.
“Bunu yapmama sen beni zorladın.” Lu Hong bağırdı. Saçı dağınıktı ve elbisesi kanıyla lekelenmişti. Gözleri yanıyordu. Tarikata girdiği günden beri bu kadar kötü bir duruma düşmemişti. Bir homurtu ile birlikte elbisesini yırttı ve boynunda asılı olan bir jadeite su kabağını açığa çıkardı. Toplayabileceği tüm ruhsal enerjiyi onun içine döktü.
(Ç.N: Resimden anlamışsınızdır. Jadeite şahane yeşim taşı denilen bir taş. Kendileri dünyanın en değerli 4. değerli taşı olurlar :D 1 karatı 20.000 dolar falan :D )
Jadeite su kabağı parlamaya başladı ve havayı monoton bir ses ile doldurdu. Lu Hong’un önündeki havada boynunda asılı durandan defalarca büyük bir su kabağı görüntüsü ortaya çıktı. O yaklaşık yarım insan büyüklüğündeydi.
Aslında Lu Hong’un gelişim üssü su kabağını tamamen etkinleştirecek kadar güçlü değildi. Titreşen görüntü her an yok olacakmış gibi görünüyordu. O birleşmeyi tamamlamadan Lu Hong yeniden ağız dolusu kan tükürdü ve geriye doğru çekildi. Yüzü ölü gibi soluktu. Ama yine de o hala Meng Hao’ya öldürücü bir öfke ile bakıyordu.
Her ne kadar su kabağı tamamlanmamış olsa da içinde ki basınçlı ruhsal enerji Meng Hao’nun ifadesinin anında değişmesine neden oldu. Ardından hayali su kabağı gök gürültüsü gibi bir kükreme yaydı ve ağzından kalın yeşil bir ışın çıkararak Alev Yılanını vurdu ve Meng Hao’yu çevreledi.
“Bu büyülü eşya bana Kıdemli Erkek Kardeş Wang Tengfei tarafından verildi. O sadece 4.seviyedeyken kullanılabiliyor. Ama sen ölmek istediğin için beni zorlayarak erken kullanmamı sağladın ve ben bunun bedelini ödeyeceğim. Ama sende bu sefer kesinlikle öleceksin.” Lu Hong vahşi bir kahkaha attı ama daha kahkaha ağzından çıkmadan sanki bir yıldırım tarafından vurulmuş gibi sersemledi ve şaşkınlıkla baktı.
Yeşil ışın Meng Hao’ya çarparak onu yaklaşık 10 metre geriye itti. Ancak yeşil ışın Meng Hao’nun bedenini çevreleyen pembe bir kalkan tarafından engellenmişti. Yeşil ışın dağıldığında pembe kalkanda dağıldı. O küçülerek Meng Hao’nun elinde tuttuğu pembe yeşim bir kolyeye dönüştü. Yüzeyinde çatlaklar oluşmuştu.
(Ç.N: Kız Kardeş Xu günü kurtardı :D )
Sırtından soğuk terler damlarken kolyeyi kavradı. Kalbindeki korku geçmiyordu. Eğer Kıdemli Kız Kardeş Xu’nun ona verdiği kolyeyi çıkarmasaydı su kabağının korkunç gücü tarafından yok edilecekti.
“O nasıl bir büyülü eşya?” Meng Hao açıkça ağır yaralanmış Lu Hong’nun boynundaki jadeite su kabağına baktı ve ardından ileri doğru atılarak onu kaptı ve hemen depolama çantasına koydu.
“O bana Kıdemli Erkek Kardeş Wang Tengfei tarafından verildi! Eğer onu çalmaya cüret edersen onun gazabıyla yüzleşirsin!” Lu Hong titremeye başladı. Şaşkınlık ile doluydu ve su kabağının rakibine hiçbir etki yapmayacağını asla hayal etmemişti.
“Tarikatın kuralları eğer bir şey senin elindeyse senin olduğunu belirtiyor.” Meng Hao konuştu. O bir süre tereddüt etti ardından su kabağının çok güçlü olduğuna karar verdi. Onu geri vermedi. Geçmesi zor olan bir düşmanlık oluşmuştu. Kalbindeki nefret ile birlikte soğukça Lu Hong’a baktı.
“Burası halk bölgesi değil.” Lu Hong konuşurken gözlerinde umutsuzluk ve korku vardı. Herkesin duyması için sesini yükselterek konuştu. “Eğer beni öldürürsen bu tarikatın kurallarına aykırı olacak.”
“Ben, Meng Hao Tarikatın kurallarını ihlal etmeyeceğim. Ancak sen dün benim gelişim üssümü sakatlayacağını söyledin. O yüzden ben aynısını sana yapacağım.” Tamamen sakin görünüşüyle Meng Hao sağ elini kaldırdı ve bir uçan kılıçla Lu Hong’un dantianındaki Ki geçişlerini deldi ve gelişim üssünü ezdi. Ardından Lu Hong’un sefil çığlıklarının ortasında orada kalarak tüm platoya korku ve dehşet döktü.
—————ÇEVİRMEN NOTU————–
Bölümler bitiyor bitiyor çok çabuk bitiyor size göre ama bana göre uzun sürüyor :D Bu arada merak eden varsa dünyanın en değerli taşı Pembe Yıldız Elmasdır. Karatı 1.4 milyon dolardır ve resimde gördüğünüz yüzük 83 milyon dolara falan satılmıştı :D fazlasıyla pahalı yani :D
Meng Hao tarikat tarafından ceza alacak mı? Bundan sonra ona ne olacak? Lu Hong’a ne olacak? Su kabağını çaldı diye Wang TengFei bir şey yapacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "İSSTH 15"